Bilim İnsanları, Tutucuların Neden ''Tutucu'' Olduğunu Anlamaya Başladı...

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

10 yıl önce liberaller ile tutucular (konservatifler) arasındaki psikolojik farklardan söz etmek bir tabuydu. Şu anda ise bahsetmemek mümkün değil. Behavioral and Brain Sciences (Davranış ve Beyin Bilimleri) dergisinin Eylül 2014 sayısını alıp okumadıysanız, hata etmişsiniz demektir. Eğer ki politikayla ilgileniyorsanız, dergi içerisinde sıradışı bir manşet göreceksiniz.

Behavioral and Brain Sciences dergisi eşsiz bir pratik uygulamaktadır: "Açık Meslektaş Yorumu" denen bir sistem. Büyük öneme sahip bir makale yayımlandığında, çok sayıda bilim insanı bunun üzerine yorum yapar ve orijinal yazar da bu eleştirilerin her birine yanıt verir. Bu yaklaşımın birçok faydası var. Bir tanesi de, bilim insanlarının tartışmalı veya provokatif bilimsel fikirlere nasıl yaklaştığını görmemizi sağlaması. Derginin Eylül 2014 sayısında bu süreç şu sonucu beraberinde getirdi:

"Çok sayıda siyaset bilimci ve politika psikoloğu şu anda liberaller ve tutucuların devlet politikaları konusunda ortak bir karara varamayışının kişilik, psikoloji ve hatta fizyoloji ile genetik gibi özellikler bakımından farklı yapıda olmaları olduğunu konusunda hemfikirler."

Bu büyük bir olaydır. Politikayla ilgili bildiğimiz her şeye meydan okumaktadır. İnançlarımızı sadece yetişme biçimimizden, arkadaşlarımızdan ve ailemizden, şahsi ekonomik ilgilerimizden aldığımıza yönelik fikri alt üst etmektedir. Ayrıca şunu da göstermektedir: politika bizi gerçekten de değiştirmektedir!

Bu bulgu Nebraska Üniversitesi'nden John Hibbling ve arkadaşları tarafından yayımlandı. İddiaları, politik tutucuların "olumsuzluk önyargısı" olduğu yönündeydi. Yani tutucular, psikolojik olarak, çevrelerinde bulunan olumsuz (tehdit edici, iğrenç) uyaranlara odaklanmaya daha yatkın olduklarını iddia ettiler. Bu süreç içerisinde Hibbing ve arkadaşları çok sayıda delilden faydalandı. Bunlar arasında politik partizanlara gösterdikleri farklı görüntülere verilen tepkileri göz takip sistemiyle kaydetmek suretiyle yaptıkları kendi deneylerinin sonuçları da vardı. Ne buldular? Tutucular tehditkar ve tiksinç uyarılara (örneğin bir insan suratına yaklaşan büyük bir örümcek fotoğrafına, kanlı bir surat görüp şaşkınlık içerisinde kalmış bir insan fotoğrafına, sineklerin üşüştüğü açık bir yaraya) çok daha hızlı bir şekilde tepki veriyorlar.

Bir diğer deyişle tutucu ideolojisi ve bu ideolojinin özellikle güçlü ordu, sert polis, göçmenliğe karşıtlık, silahlara özgürlük gibi gündem maddeleri, kendilerinde bulunan tehdit-temelli biyoloji ile tam bir uyum içerisindedir. Araştırmacılar bir adım öteye giderek bunun evrimsel bir zorunluluk olduğunu da ileri sürüyorlar. Şöyle yazıyorlar:

"Bir olasılık, Pleistosen dönemde (2.5 milyon ila 12.000 yıl öncesi arasında) bu tür bir davranışın, sizi ölmekten alıkoymak bakımından çok faydalı oluşudur."

Hibbing ve arkadaşları bu son makalelerinde çok şaşırtıcı iddialarda bulunuyorlar; ancak asıl ilginç olan şey, bundan sonra olanlardır. 26 farklı akademisyen ve bilim insanı makaleye yönelik eleştirilerini açık açık ilan etme ve tepkilerini gösterme imkanı buldular. Hibbing ve arkadaşlarının tartışmaya verdikleri son cevapta da belirttikleri gibi, bunlardan 22-23 tanesi makalede ileri sürülen "tutucu önyargısı" fikrini ve araştırmanın yöntemini onaylamaktadır. Bu kişiler sadece onayladıklarını belirtmekle kalmamışlardır, aynı zamanda makaleden yola çıkarak devam niteliğindeki araştırmaların nasıl yapılabileceği ile ilgili tavsiye ve önerilerini aktarmışlardır. Eleştiri yönelten araştırmacılardan sadece 3 tanesi araştırma sonucunu tamamen reddetmektedir.

Eğer düşünecek olursanız, bu oldukça sıradışıdır. Sonuçta, yorum yapanlardan bir tanesi New York Üniversitesi sosyal psikologu John Jost'tur. O ve arkadaşları 2003 yılında ideolojiler hakkında var olan psikolojik araştırmaları sentezleyen bir makale yayımladıklarında, bol miktarda politik öfkeyi de üzerlerine çekmişlerdi. O araştırmalarında tutucuların "emin olmaya muhtaç olan" ve "belirsizliğe toleransı bulunmayan" kişiler olduğunu ileri sürmüşlerdi. Şu anda, aradan 10 sene geçtikten sonra Dr. Jost, Hibbing ve arkadaşlarının makalesine şu yorumu yapıyor:

"Şu anda Dünya'nın dört bir yanındaki laboratuvarlarda, birçok farklı metodolojik teknik kullanılarak, solcuların ve sağcıların bilişsel ve motivasyonel stillerinin birbirinden oldukça farklı olduğu kaçınılmaz sonucuna varan çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Bu araştırma da, düzen, yapı, kapalılık, eminlik, tutarlılık, basitlik, tanınırlık gibi konularda abartılı epistemik endişelerle birlikte tehlike, tehdide hassaslık ve ölüm endişesi (anksiyetesi) gibi varoluşsal endişeler ile tutuculuğun pozitif ilişki içerisinde olduğunu, diğer araştırmalarla uyumlu bir şekilde doğrulamaktadır."

2003 yılında Jost ve ekibi bunları söyledikleri için tutuculardan bol miktarda nefret postaları ve ABD Cumhuriyetçileri tarafından araştırma fonlarının kesileceğine yönelik tehditler almışlardı. Ancak bugün, öyle veya böyle zafere ulaştıkları görülmektedir. Yeni bir araştırma sahası açmayı başardılar. 

Tüm bunlar söylenmişken, ideoloji bilimiyle ilgili daha araştırılacak çok fazla şey olduğunu da belirtmekte fayda var. Hibbing makalesine yorum yapan bilim insanlarının çoğu önemli olan ancak paradigma değiştirici olamayacak olan noktalar üzerinde duruyorlar. Örneğin tutucuların nasıl daha yüksek olumsuzluk önyargısı olabileceği ve buna karşılık neden nevrotik kişilikleri olmadığı gibi... Aslında araştırma, liberallerin daha nevrotik davranışlar sergileyebileceğini ileri sürmektedir. Gerçekten de, tutucularda genel olarak mutluluk ve hayattan tatmin olma oranları liberallere göre daha yüksektir. Ancak Hibbing ve arkadaşları burada bir çelişki görmüyorlar. Tam tersine, Virginia Üniversitesi'nden Matt Motyl ve Güney Kaliforniya Üniversitesi'nden Ravi Iyer'dan alıntı yaparak şunu söylüyorlar:

"Tutucuların yaptığı gibi, çevrede var olan olumsuz özelliklerin başarıyla takibi ve kontrol altında tutulması, tam da kolaylıkla yapılabilecek bir iş olabilir. Başarıya ulaşmak çok daha kolaylıkla tatmin edici olabilir ve yaşamdan tat almayı sağlayabilir. Liberallerin yaptığı gibi sürekli yeni deneyimler peşinde koşmaya kıyasla, tutucuların davranışları sonucu daha fazla tatmin olmaları normaldir."

Araştırmayla ilgili tüm soru işaretleri elbette önemlidir. Çünkü hala politikada ve medyada, güçlü deliller sunarak karşımızdakinin fikirlerini değiştirebileceğimiz varsayımıyla hareket etmekteyiz. Ancak eğer ki politik rakiplerimiz basit bir şekilde, dünyayı farklı algılıyorlarsa, fikirlerini değiştirebileceğimiz düşüncesi çatlaklar verecektir. Bu yeni bilgiler silsilesinden, politika içerisinde daha doğru davranma yöntemlerini keşfetmemiz mümkün olabilir. Böylece bilim sayesinde daha az çıkmazla ve sorunla karşılaşabiliriz.

 

Görsel: ABD'deki liberallerin sembolü eşek, tutucuların sembolü fildir. Tutucular tarafından yapılan bu görselde, liberallerin daha düşük zekaya sahip olduğu ima edilmektedir.


Yazan: Chris Mooney

Kaynak: Bu yazı Mother Jones sitesinden çevrilmiştir.

Hayvanların Zekasını Neden Hafife Almamalıyız?

Dinozorlar Kuşlara Evrimleşirken Düzenli Olarak Küçüldüler!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim