Bu Reklamı Kapat
Bu Reklamı Kapat

Bilgi Manyaklığı: Modern Dünya, Beyniniz İçin Neden Kötü?

Bilgi Manyaklığı: Modern Dünya, Beyniniz İçin Neden Kötü?
14 dakika
4,297

E-posta, kısa mesaj, Facebook ve Twitter çağında, hepimizin tek seferde birkaç şeyi yapması gerekiyor. Fakat bu sürekli yüzleştiğimiz çoklu görevler yüzünden tehlike çanları çalıyor. İşte bu noktada sinirbilimci Daniel J. Levitin, teknolojiye olan bağımlılığımızın bizi nasıl daha az verimli kıldığını açıklıyor.

Beyinlerimiz daha önce hiç olmadığı kadar meşgul. Gerçeklerin, sahte gerçeklerin, saçma sapan şeylerin ve dedikoduların saldırısı altındayız ve hepsi de dışarıdan bakıldığında bilgi olarak karşımızda duruyor. Neyi bilmemiz gerektiğini ve neyi görmezden gelebileceğimizi anlamaya çalışmak zahmetli iş. Bu esnada, hepimiz eskiye göre daha fazla şey yapıyoruz.

Bu Reklamı Kapat

Otuz yıl önce seyahat acenteleri hava yolu ve tren biletlerimizi bizim için ayırtırdı, dükkanlardaki satış görevlileri aradığımızı bulmamızda bize yardım ederdi ve uzman kâtipler veya sekreterler, işi başından aşkın kişilere müşterileriyle haberleşmelerinde yardımcı olurlardı. Şimdi bu şeylerin çoğunu kendimiz yapıyoruz. 10 farklı insanın mesleğini yaparken yine de hayatımıza, çocuklarımıza, anne-babamıza, arkadaşlarımıza, iş yaşamımıza, hobilerimize ve en sevdiğimiz TV programlarına ayak uydurmaya çalışıyoruz.

Akıllı telefonlarımız; sözlük, hesap makinesi, internet tarayıcısı, e posta, Atari, randevu takvimi, ses kaydedici, müzik aleti, akort cihazı, hava durumu, GPS, mesajcı, Twitter, Facebook güncelleyici ve el feneri gibi ögeler içeren İsviçre çakısı gibi aletlere dönüştü. Bunlar, 30 yıl önceki IBM şirketinin genel merkezindeki en gelişmiş bilgisayardan daha güçlüler ve daha fazla şey yapıyorlar. Bunları sürekli olarak kullanıyoruz da. Bu durum, yapacağımız her şeyi dinlenme vaktimizin her anına sıkıştırma manyaklığının bir parçası ve 21. yüzyıla özgü. Sokakta yürürken mesaj yazıyoruz, sırada beklerken e-postalardan geri kalmıyoruz, arkadaşlarımızla öğle yemeği yerken masa altından diğer arkadaşlarımızın ne yaptığını görmek için telefonumuza bir göz atıyoruz. Evimizin konforlu ortamında, mutfak tezgâhında, telefonlarımız vasıtasıyla şehir arıcılığı hakkında müthiş bilgilendirici podcastı dinlerken aynı zamanda alışveriş listemizi hazırlıyoruz.

Bu Reklamı Kapat

Bunlar küçük şeyler gibi görünüyorlar fakat büyük etkilere sahipler. Bir seferde birkaç iş yapıyor olduğumuzu düşünsek de çoklu görev güçlü ve şeytani bir yanılsamadır. MIT'te sinirbilimci ve bölünmüş dikkat üzerinde dünya çapındaki uzmanlardan biri olan Earl Miller, beyinlerimizin aynı anda birden çok işi yapmaya uygun şekilde oluşmadığını söylüyor:

İnsanlar çoklu görev yaptıklarını düşündüklerinde, aslında tam olarak bir görevden diğerine çok hızlı bir şekilde geçiş yapıyorlar. Ve bunu yaptıkları her sefer, zihnimize yüklenen bir maliyet oluyor.

O halde gerçekte biz, uzman bir hokkabaz gibi havada birkaç topu tutmuyoruz, daha çok amatör bir tabak döndürücü gibiyiz; bir işten diğerine deli gibi atlıyoruz, aciliyet gerektirmeyen bir şeyi görmezden geliyoruz fakat aynı zamanda o şeyin her an başımıza iş açacağından endişe duyuyoruz. Birçok şeyi hallettiğimizi düşünsek bile, gelin görün ki, çoklu görev bizi daha az becerikli yapıyor.

Çoklu görevin 'savaş veya kaç' hormonu olan adrenalinin yanı sıra stres hormonu olan kortizolun da üretimini artırdığı saptandı. Bunlar beynimizi aşırı şekilde uyarıp zihinsel bulanıklığa veya düşünsel karışıklığa neden olabilir. Çoklu görev bir dopamin bağımlılık döngüsü oluşturur, dikkati verememenin ve sürekli dış uyarıcı aramanın karşılığında beyni etkin şekilde ödüllendirir. Üstelik prefrontal korteks işleri daha da kötü hale getirir çünkü prefrontal korteksin yeniliğe olan bir eğilimi vardır, yani yeni bir şeye hemen dikkat kesilebiliriz. Bu sebeptendir ki bebeklerin, yavru köpeklerin ve kedilerin dikkatini çekmek için hep parlak nesneler kullanırız.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Birbiriyle yarışan işlerin arasında odaklanmaya çalışan bizler için buradaki ironi açıktır: Bir işe odaklanmak için kullandığımız aynı beyin bölgesi, aynı zamanda bir şeylerden de kolaylıkla rahatsız olabilir. Telefona cevap veririz, internette bir şeye bakarız, e-postamızı kontrol ederiz, bir ileti göndeririz ve bunların hepsi beynin yeni bir şey arayan ödül merkezlerini tetikleyerek içsel bir opioid patlamasına yol açar (neden bu kadar iyi hissettirdiğine şaşmamalı!). Bunların hepsi de o işe odaklanmamıza zarar verir. Bu ise beyin için getirisi olmayan bir eğlenme halidir. Sürekli ve üzerine odaklanılmış çabadan ileri gelen büyük ödülleri kazanmak yerine, üzeri şekerle kaplı bin tane küçük görevi tamamlayarak boş ödüller kazanıyoruz.

Eskiden telefon çaldığında ve bizler meşgul olduğumuzda, ya telefona cevap vermezdik ya da telefonu sustururduk. Bütün telefonların sabit olduğu zamanlarda birine her zaman ulaşabilme beklentisi içinde olmazdık. O kişi yürüyüşe çıkmış olabilirdi veya başka bir yerde olabilirdi. Yani, birine ulaşamadıysak (veya ulaşılmayı istemediyse o kişi), bu doğal bir şey olarak düşünülürdü. Şimdi ise tuvaletten daha çok cep telefonuna ihtiyacımız varmış gibi davranıyoruz. Bu durum, karşınızdaki kişi müsait olsun veya olmasın, şayet siz müsaitseniz, birisine ulaşabilmeniz gerektiği beklentisini oluşturuyor. Bu beklenti o kadar yerleşti ki, bir toplantıya katılmış olan kişiler alışkanlık olarak cep telefonlarına cevap verip "Üzgünüm, şimdi konuşamam, bir toplantım var." diyor. Sadece on veya yirmi yıl önce aynı insanlar, bir toplantı sırasında masalarındaki sabit hatlı bir telefon çaldığında cevap vermezdi; o zamanlar ulaşılabilirlik beklentisi çok farklıydı.

Sadece çoklu görev ihtimaline sahip olmak bile başlı başına algı verimi için zararlıdır. Londra'daki Gresham Üniversitesi'nde eski bir misafir profesör olan Glenn Wilson, buna 'bilgi manyaklığı' diyor. Yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, bir iş üzerine yoğunlaşmaya çalışırken gelen kutunuzda okunmamış bir e-posta duruyorsa, bilişsel IQ'nuz 10 puan düşebilir. İnsanlar esrara üretkenlik artışı ve ağrı ile stres azalması dahil pek çok fayda atfetse de,esrarın temel bileşim maddesi olan kanabinolün, beyinde ilişkili olduğu kanabinol alıcılarını etkinleştirerek hafızamız ile birlikte bir seferde birkaç şey üzerine yoğunlaşma yeteneğimize şiddetli bir şekilde darbe vuruyor. Wilson, çoklu görevden kaynaklanan bu bilişsel kayıpların, ot çekmekten kaynaklı idrak kayıplarından bile daha büyük olduğunu gösterdi.

Stanford'da bir sinirbilimci olan Russ Poldrack, aynı anda birden fazla görev yaparken bilgi öğrenmenin, yeni bilginin beynin yanlış bölgesine gitmesine sebep olduğunu buldu. Örneğin öğrenciler aynı anda ders çalışıp TV izlediklerinde, ders çalışmakla elde edilen bilgi, gerçekleri ve fikirleri değil de yeni yöntemleri ve becerileri saklamak için özelleşmiş olan beynin striatum bölgesine gitmektedir. TV dikkati dağıtmazsa, bilgi hipokampüse giderek burada düzenlenip farklı şekillerde sınıflandırılır. Böylelikle, bilginin hatırlanması (bilginin tekrar kazanılması) daha kolay hale gelmektedir. MIT'ten Earl Miller, insanların çoklu görevi pek beceremediklerini, çoklu görevle başa çıkabildiklerini söyledikleri zaman da kendilerini kandırdıklarını ifade ediyor. Öyle görünüyor ki beyin bu kandırma işinde gayet iyi.

Sırada daha önce yazdığımız metabolik zararlar var. Beyinden dikkatini bir işten başkasına yönlendirmesini istemek, prefrontal korteks ve striatumun okside glukoz yakmasına neden oluyor ve bu yakıt, bir göreve odaklanmak için gerekenle aynı. Çoklu görev esnasında yaptığımız hızlı, devamlı türden geçişler beynin doğrudan ve çabucak yakıt yakmasına sebep oluyor. İşte bu sebeple, kısa bir zaman sonra bile, tükenmiş ve kafamız karışmış hissediyoruz. Kelimenin tam anlamıyla beynimizdeki besinleri boşaltıyoruz. Bu da hem algıda hem de fiziksel verimde tavizlere yol açıyor. Tekrarlı görev değişimi anksiyeteye yol açarak beyinde stres hormonu olan kortizol seviyelerini yükseltiyor, bu da saldırgan ve tepkisel davranışa sebep olabiliyor. Buna karşın, tek bir iş üzerinde yoğunlaşmamız ön singulat ve striatum tarafından idare ediliyor ve bu durum, çoklu göreve kıyasla daha az enerji kullandığı için, aslında beynin glukoz ihtiyacını azaltıyor.

Bu Reklamı Kapat

İşin daha da kötüsü, çoklu görevlerin büyük bir kısmı karar vermeyi gerektirmektedir: Bu mesaja cevap vermeli miyim, yoksa görmezden mi gelmeliyim? Buna nasıl cevap vermeliyim? Bu e postaya nasıl dosya eklemeliyim? Şu an üzerinde çalıştığım şeye devam etmeli miyim, yoksa bir mola mı vermeliyim?

Anlaşılan o ki karar verme süreci, aynı zamanda sinirsel kaynaklarınıza da yük oluyor ve küçük kararlar bile büyük kararlar kadar çok enerji tüketebiliyor. İlk kaybettiğimiz şeylerden biri dürtü iradesi. Bir sürü önemsiz karar verdikten sonra hızlıca tükenmişlik durumuna giriyor ve kendimizi önemli bir şey hakkında gerçekten kötü kararlar verirken bulabiliyoruz. Neden bir insan çoklu görev yapmaya çalışarak günlük bilgi işleme miktarına ekleme yapmak ister ki?

Aşırı bilgi yüklenmesini Fortune 500 liderleriyle, önde gelen bilim insanlarıyla, yazarlarla, öğrencilerle ve küçük şirket sahipleriyle tartışırken, e-posta tekrar ve tekrar karşımıza bir sorun olarak çıkıyor. E-postanın varlığıyla ilgili değil, gelen e-postaların bezdirecek kadar çok sayıda olmasına karşı bir itiraz bu. İş arkadaşım sinirbilimci Jeff Mogil'in 10 yaşındaki oğluna, geçimlerini sağlamak için babasının ne iş yaptığı sorulduğunda, "Babam e-postalarını cevaplıyor" diye yanıtlamış. Jeff biraz düşündükten sonra bunun, hayatında olup bitenden çok da uzak olmadığını kabul etti. Hükümette çalışanlar, bilim camiası ve endüstride çalışanlar, aldıkları e-postaların boyutunun bunaltıcı olduğunu, günlerinin büyük bir bölümünü götürdüğünü bildiriyor. E-postalarımıza cevap vermek zorunda hissediyoruz fakat e postaları yanıtlamanın yanında diğer işleri de halletmek imkânsız görünüyor.

E-postadan önce, birine yazmak istediğinizde, biraz çaba göstermeniz gerekirdi. Bir kalem ve kağıt ile veya bir daktilo karşısına otururdunuz ve dikkatlice bir mesaj yazardınız. Daktilo, üzerinde fazla düşünmeden hızlı notlar yazmayı gerektirecek bir araç değildi. Bunun sebebi kısmen daktilonun kullanım ritüelinde kısmen de not yazmak, bir zarf bulup notu içine koymak, zarfın üzerine adresi eklemek, posta pulu yapıştırmak ve mektubu posta kutusuna atmak gibi eylemlerin tuttuğu sürede yatmaktaydı. Çünkü birine bir not veya mektup yazma davranışı, bir yığın adımı içeriyordu ve zamana yayılmıştı, dolayısıyla söyleyecek önemli bir şeyimiz olmadıkça bu zahmete de girmiyorduk. Oysa e-postanın süratli oluşu sebebiyle, kafamızda pat diye beliren herhangi küçük bir şeyi yazma ve gönder düğmesine basma üzerinde çok az durup düşünüyoruz. E-postanın hiçbir maliyetinin olmaması da cabası.

Bu Reklamı Kapat

Elbette bilgisayarınız ve internet bağlantınız için ödediğiniz bir bedel var, fakat daha fazla e-posta göndermek için artan miktarda bir masraf yok. Bunu mektuplar ile kıyaslayın. Her biri zarf ve pul maliyeti gerektiriyordu ve bunlar fazla para tutmasa bile tedariği sınırlıydı. Zarflarınız ya da pullarınız tükendiğinde, satın almak için kırtasiyeye veya postaneye özel bir yolculuk yapmanız gerekirdi, bu yüzden onları boş yere kullanmazdınız. E-posta göndermenin kolay oluşu, görgüde bir değişime, başkalarından talep ettiklerimizde daha az kibarlık gösterme eğiliminde olmaya yol açtı. Çoğu uzman benzer bir hikaye anlatıyor. Birisi şöyle diyor:

Aldığım e-postaların büyük bir bölümü, onları çok az tanıyor olmama rağmen, benden normalde iş veya yakınlık kapsamının dışında düşünülecek bir şey yapmamı isteyen insanlardan geliyor. E-posta, nasıl oluyorsa, telefonla, bizzat veya mektup ile asla istemeyecekleri şeyleri talep etmelerini makbul hale getiriyor.

Ayrıca alıcı tarafta mektup ile e-posta arasında önemli farklar bulunuyor. Önceleri, günde bir kez kapınıza gelen postayı posta kutusundan almak ve gelen postayı düzenlemek için gününüzün bir kısmını ayırmanız gerekirdi. En önemlisi, ulaşması birkaç gün aldığı için, derhal cevap vermeniz gerekmiyordu. Eğer başka bir işle meşgul idiyseniz, siz onunla ilgilenmeye hazır olana kadar posta dışarıdaki kutuda veya masanızda dursa da olurdu. Günümüzde ise durmadan e-posta geliyor. "Bu bağlantıya tıklayıp bebek pandanın videosunu izleyin", "İş arkadaşınızdan gelen bu soruyu cevaplayın", "Bir arkadaşınız ile öğle yemeği için plan yapın" veya "Bu e-postayı gereksizse silin" gibi çoğu e-posta acil eylem gerektiriyor. Bütün bu işler, bize işleri hallediyor olduğumuz hissini veriyor ve bazı durumlarda gerçekten de öyle yapıyoruz. Fakat öncelikli işlerimize e-posta ile sekte vurduğumuzda, feda ettiğimiz şeyler verimlilik ve derin yoğunlaşma oluyor.

Son zamanlara kadar, kullandığımız çoğu farklı iletişim yönteminin her biri alâkası, önemi ve niyeti konusunda uyarı işareti verdi. Eğer sevdiğiniz birisi sizinle bir şiir veya bir şarkı ile iletişim kursaydı, mesajı okumadan önce bile, mesaj içeriğinin doğasına ve duygusal değerine dair bir fikriniz olurdu. Eğer aynı sevilen kişi, bunun yerine, mahkeme memurunun getirdiği bir celp üzerinden iletişim kurduysa, daha belgeyi okumadan farklı bir mesaj olduğunu tahmin ederdiniz. Benzer şekilde, telefon çağrıları, kendine özgü biçimde, telgraflar veya iş mektupları üzerinden yürütülen işlerden daha farklı konularda iş görmek için kullanılırdı. Kullanılan vasıta, mesaja dair bir ipucu taşırdı. Tüm bunlar e-posta ile değişti ve bu, onun gözden kaçmış zararlarından biri. Çünkü e-posta artık her şey için kullanılıyor. Eskiden, tüm geleneksel postalarınızı kabaca kişisel mektuplara ve faturalara karşılık gelen iki kümeye ayırabilirdiniz. Eğer yoğun bir programa sahip bir şirket yöneticisiyseniz, benzer şekilde telefon mesajlarınızı geri aramalar için sınıflandırabilirdiniz. Fakat e-postalar hayattaki tüm mesajlar için kullanılıyor. E-postamızı dürtüsel olarak denetliyoruz çünkü sıradaki mesajın boş ya da eğlenceli bir şey, vadesi geçmiş bir fatura, yapılması öncelikli bir iş, bir soru diğer bir deyişle şimdi veya sonra yapabileceğiniz bir şey, hayat değiştirici bir şey ya da ilgisiz bir şey olup olmadığını bilmiyoruz.

Bu belirsizlik, hızlı algısal sınıflandırma düzeneğimizi altüst ederek strese sebep oluyor ve karar alma miktarında artışa yol açıyor. Her e-posta bir karar gerektiriyor: Buna cevap vereyim mi? Verirsem, şimdi mi yoksa sonra mı vereyim? Bu ne kadar önemli? Eğer cevap vermezsem veya şu anda cevap vermezsem, sosyal, ekonomik ve iş ile ilgili sonuçları ne olur?

Bu Reklamı Kapat

Agora Bilim Pazarı
Dünya Küresi: Siyasi, 20 cm, Işıksız

Yeryüzündeki tüm ülkeleri, sınırlarını, başkentlerini, önemli şehirlerini kısaca siyasi durumlarını gösteren “Işıksız Siyasi Küre”yi hem gerçek bir eğitim materyali hem de şık bir aksesuar olarak kullanabilirsiniz.

  • Harita Türü: Siyasi
  • Çap: 20 santimetre
  • Işık Durumu: Işıksız
Devamını Göster
₺120.00
Dünya Küresi: Siyasi, 20 cm, Işıksız

Şimdi elbette bir iletişim aracı olarak e-postanın modası geçmeye başlıyor. 30 yaşın altındaki çoğu insan e-postayı sadece "yaşlı insanlar" tarafından kullanılan tarihi geçmiş bir iletişim türü olarak düşünüyor. Onun yerine mesajlaşıyorlar ve bazısı hâlâ Facebook'a gönderi ekliyor; 30 yaş üstü insanların e-posta ile yaptığı gibi, mesajlarına ve Facebook gönderilerine belge, fotoğraf, video ve bağlantılar koyuyorlar. 20 yaşın altındaki çoğu insan ise Facebook'u kendilerinden daha yaşlı bir neslin kullandığı bir araç olarak görüyor.

Onlar için mesajlaşmak, iletişimin birinci yöntemi haline gelmiş. Mesajlaşmak, telefon çağrılarıyla elde edemediğiniz gizliliği ve e-posta ile alamadığınız çabukluğu sağlıyor. Alo kriz hatları tehlike altındaki gençlerden mesajlaşma yoluyla çağrı kabul etmeye başladığından beri bunun iki büyük faydası görüldü: Bu hatlarda çalışan kişiler tek seferde birden fazla kişi ile ilgilenebiliyorlar. Ayrıca, görüşmeye ara vermeden, gerekirse, konuşmayı bir uzmana aktarabiliyorlar.

Fakat mesajlaşma, e-posta kullanımının getirdiği sorunlardan çoğuna ve hatta daha fazlasına sahip. Çünkü karakterlerle sınırlı oluşu, anlamlı bir tartışmayı veya ayrıntılı bir şekilde anlatmayı da kısıtlıyor. İşte, mesajlaşmanın getirdiği hızla beraber bağımlılık sorunları da böylelikle artıyor. E-postalar internet üzerinden ulaşırken biraz zaman alır ve onları ayrı bir zamanda açmanızı gerektirir. Diğer taraftan, metin mesajları sihirli bir şekilde telefonunuzun ekranında anında belirir ve sizden acele bir ilgi bekler. Buna, cevaplanmayan bir metnin gönderen kişi üzerinde yaratabileceği küçük düşürücü his ihtimali sebebiyle sizin cevap verme zorunluluğunuzu da ekleyin. İşte size nur topu gibi bir bağımlılık tarifi… Bir metin mesajı geliyor ve beyninizin yenilik merkezlerini uyarıyor. Cevap veriyorsunuz ve bir görevi tamamladığınız için ödüllendirilmiş hissediyorsunuz (Bu görev sizin için 15 saniye önce tamamen bilinmez olsa bile). Bunların her biri, limbik sisteminiz "Daha çok ver! Daha çok ver! Daha yok mu?" diye haykırırken, dopamin salgılanmasına yol açıyor.

Meşhur bir deneyde McGill'deki sinirbilimci meslektaşlarım Peter Milner ve James Olds, farelerin beyinlerine, beynin ödül merkezi olan (nucleus accumbens) ve limbik sistemin ufak bir yapısına küçük bir elektrot yerleştirdiler. Bu yapı dopamin üretimini düzenler ve kumarbazlar bir bahsi kazandığında, uyuşturucu bağımlıları kokain aldığında veya insanlar orgazm olduğunda aktive olur. Olds ve Milner bunu keyif merkezi olarak adlandırdılar. Deneylerinde kullandıkları kafes içerisindeki bir kaldıraç, farelerin doğrudan kendi nucleus accumbenslerine küçük bir elektrik sinyali gönderiyordu. Sizce fareler kaldıracı sevdiler mi? Hem de nasıl! O kadar çok sevdiler ki başka hiçbir şey yapmadılar. Yemek yemeyi ve uyumayı unuttular. Çok sonra acıktıklarında, o küçük krom çubuğa basma şansını bulduklarında, lezzetli yemeği görmezden geldiler; hatta seks fırsatını bile önemsemediler. Fareler açlık ve yorgunluktan ölene kadar kaldıraca tekrar ve tekrar bastılar. Bu size bir şey hatırlatıyor mu? 30 yaşındaki bir adam, Çin'de üç gün aralıksız bilgisayar oyunu oynadıktan sonra ölmüştü. Bir diğer adam Kore'de neredeyse 50 saat kesintisiz bilgisayar oyunu oynadıktan sonra öldü, kalbi durduğunda ancak durabildi.

Bir e-postayı öyle veya böyle gönderdiğimiz her an bir başarma duygusu hissediyoruz ve bu durumda beynimiz bir şeyi başardığımızı söyleyen ödül hormonlarından bir parça alıyor. Bir Twitter bildirimini veya Facebook güncellemesini denetlediğimiz her zaman, yeni bir şeyle karşılaşıyoruz ve sosyal olarak daha çok iletişim sağlamış gibi hissediyoruz (acayip, kişisel olmayan siber bir şekilde) ve yine ödül hormonundan bir parça daha alıyoruz. Fakat unutmayın, bu keyif hissine sebep olan limbik sistemi harekete geçiren, beynin bu sessiz ve yenilik arayan bölümü - prefrontal korteksteki planlayan, zamanlayan, yüksek seviye düşünme merkezleri değil. Şundan emin olun ki e-postayı, Facebook'u ve Twitter'ı kontrol etmek, sinirsel bir bağımlılık oluşturuyor.

Okundu Olarak İşaretle

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Korkutucu! 11
  • Tebrikler! 10
  • Merak Uyandırıcı! 4
  • Bilim Budur! 3
  • Muhteşem! 2
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Güldürdü 1
  • İnanılmaz 1
  • Umut Verici! 1
  • Üzücü! 1
  • Grrr... *@$# 1
  • İğrenç! 1
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Çeviri Kaynağı: The Guardian | Arşiv Bağlantısı
Bu Reklamı Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 07/10/2022 21:54:04 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/5215

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Bu Reklamı Kapat
Size Özel (Beta)
İçerikler
Sosyal
Gönderiler
Kuyruk
Küçük
Mutasyon
Bebek
Karar
Coronavirus
Kelebek
Teyit
Diş Hastalıkları
Ölüm
Makina
Hominid
Manyetik
Genom
Saç
Savaş
Şempanze
Tüy
Patojen
Halk Sağlığı
Beslenme Davranışı
Diş Gelişimi
Editör Seçkisi
Parçacık
Doğa Gözlemleri
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Gönder
Ekle
Soru Sor
Daha Fazla İçerik Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Paylaş
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nda reklamları 2 şekilde kapatabilirsiniz:

  1. Ücretsiz üye girişi yapmak: Sitedeki reklamların %50 kadarını kapatmak için ücretsiz bir Evrim Ağacı üyeliği açmanız ve sitemizi/uygulamamızı kullanmanız yeterli!

  2. Maddi destekçilerimiz arasına katılmak: Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın

Önizleme
Görseli Kaydet
Sıfırla
Vazgeç
Ara
Raporla

Raporlama sisteminin amacı, platformu uygunsuz biçimde kullananların önüne geçmektir. Lütfen bir içeriği, sadece düşük kaliteli olduğunu veya soruya cevap olmadığını düşündüğünüz raporlamayınız; bu raporlar kabul edilmeyecektir. Bunun yerine daha kaliteli cevapları kendiniz girmeye çalışın veya diğer kullanıcıları oylama, teşekkür ve en iyi cevap araçları ile daha kaliteli cevaplara teşvik edin. Kalitesiz bulduğunuz içerikleri eleyebileceğiniz, kalitelileri daha ön plana çıkarabileceğiniz yeni araçlar geliştirmekteyiz.

Soru Sor
Aşağıdaki "Soru" kutusunu sadece soru sormak için kullanınız. Bu kutuya soru formatında olmayan hiçbir cümle girmeyiniz. Sorunuzla ilgili ek bilgiler vermek isterseniz, "Açıklama" kısmına girebilirsiniz. Soru kısmının soru cümlesi haricindeki kullanımları sorunuzun silinmesine ve UP kaybetmenize neden olabilir.
Görsel Ekle
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform, aklınıza takılan soruları sorabilmeniz ve diğerlerinin sorularını yanıtlayabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Gerçekten soru sorun, imâdan ve yüklü sorulardan kaçının.
Sorularınızın amacı nesnel olarak gerçeği öğrenmek veya fikir almak olmalıdır. Şahsi kanaatinizle ilgili mesaj vermek için kullanmayın; yüklü soru sormayın.
2
Bilim kimliğinizi kullanın.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla sorular ve cevaplar, bilimsel perspektifi yansıtmalıdır. Geçerli bilimsel kaynaklarla doğrulanamayan bilgiler veya reklamlar silinebilir.
3
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Sahtebilimi desteklemek yasaktır.
Sahtebilim kategorisi altında konuyla ilgili sorular sorabilirsiniz; ancak bilimsel geçerliliği bulunmayan sahtebilim konularını destekleyen sorular veya cevaplar paylaşmayın.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Soru Ara
Aradığınız soruyu bulamadıysanız buraya tıklayarak sorabilirsiniz.
Alıntı Ekle
Eser Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, fark edildiğinde ufku genişleten tespitler içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Formu olabildiğince eksiksiz doldurun.
Girdiğiniz sözün/alıntının kaynağı ne kadar açıksa o kadar iyi. Açıklama kısmına kitabın sayfa sayısını veya filmin saat/dakika/saniye bilgisini girebilirsiniz.
2
Anonimden kaçının.
Bazı sözler/alıntılar anonim olabilir. Fakat sözün anonimliğini doğrulamaksızın, bilmediğiniz her söze/alıntıya anonim yazmayın. Bu tür girdiler silinebilir.
3
Kaynağı araştırın ve sorgulayın.
Sayısız söz/alıntı, gerçekte o sözü hiçbir zaman söylememiş/yazmamış kişilere, hatalı bir şekilde atfediliyor. Paylaşımınızın site geneline yayılabilmesi için kaliteli kaynaklar kullanın ve kaynaklarınızı sorgulayın.
4
Ofansif ve entelektüel düşünceden uzak sözler yasaktır.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Sözlerinizi tırnak (") içine almayın.
Sistemimiz formatı otomatik olarak ayarlayacaktır.
Gönder
Tavsiye Et
Aşağıdaki kutuya, [ESER ADI] isimli [KİTABI/FİLMİ] neden tavsiye ettiğini girebilirsin. Ne kadar detaylı ve kapsamlı bir analiz yaparsan, bu eseri [OKUMAK/İZLEMEK] isteyenleri o kadar doğru ve fazla bilgilendirmiş olacaksın. Tavsiyenin sadece negatif içerikte olamayacağını, eğer bu sistemi kullanıyorsan tavsiye ettiğin içeriğin pozitif taraflarından bahsetmek zorunda olduğunu lütfen unutma. Yapıcı eleştiri hakkında daha fazla bilgi almak için burayı okuyabilirsin.
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform; okuduğunuz kitaplara, izlediğiniz filmlere/belgesellere veya takip ettiğiniz YouTube kanallarına yönelik tavsiylerinizi ve/veya yapıcı eleştirel fikirlerinizi girebilmeniz içindir. Tavsiye etmek istediğiniz eseri bulamazsanız, buradan yeni bir kayıt oluşturabilirsiniz. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Önceliğimiz pozitif tavsiyelerdir.
Bu platformu, beğenmediğiniz eserleri yermek için değil, beğendiğiniz eserleri başkalarına tanıtmak için kullanmaya öncelik veriniz. Sadece negatif girdileri olduğu tespit edilenler platformdan geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
2
Tavsiyenizin içeriği sadece negatif olamaz.
Tavsiye yazdığınız eserleri olabildiğince objektif bir gözlükle anlatmanız beklenmektedir. Dolayısıyla bir eseri beğenmediyseniz bile, tavsiyenizde eserin pozitif taraflarından da bahsetmeniz gerekmektedir.
3
Negatif eleştiriler yapıcı olmak zorundadır.
Eğer tavsiyenizin ana tonu negatif olacaksa, tüm eleştirileriniz yapıcı nitelikte olmak zorundadır. Yapıcı eleştiri kurallarını buradan öğrenebilirsiniz. Yapıcı bir tarafı olmayan veya tamamen yıkıcı içerikte olan eleştiriler silinebilir ve yazarlar geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
4
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Eser Ara
Aradığınız eseri bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.
Tür Ekle
Üst Takson Seç
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, yaşamış ve yaşayan bütün türleri filogenetik olarak sınıflandırdığımız ve tanıttığımız Yaşam Ağacı projemize, henüz girilmemiş taksonları girebilmeniz için geliştirdiğimiz bir platformdur. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Takson adlarını doğru yazdığınızdan emin olun.
Taksonların sadece ilk harfleri büyük yazılmalıdır. Latince tür adlarında, cins adının ilk harfi büyük, diğer bütün harfler küçük olmalıdır (Örn: Canis lupus domesticus). Türkçe adlarda da sadece ilk harf büyük yazılmalıdır (Örn: Evcil köpek).
2
Taksonlar arası bağlantıları doğru girin.
Girdiğiniz taksonun üst taksonunu girmeniz zorunludur. Eğer üst takson yoksa, mümkün olduğunca öncelikle üst taksonları girmeye çalışın; sonrasında daha alt taksonları girin.
3
Birden fazla kaynaktan kontrol edin.
Mümkün olduğunca ezbere iş yapmayın, girdiğiniz taksonların isimlerinin birden fazla kaynaktan kontrol edin. Alternatif (sinonim) takson adlarını girmeyi unutmayın.
4
Tekrara düşmeyin.
Aynı taksonu birden fazla defa girmediğinizden emin olun. Otomatik tamamlama sistemimiz size bu konuda yardımcı olacaktır.
5
Mümkünse, takson tanıtım yazısı (Taksonomi yazısı) girin.
Bu araç sadece taksonları sisteme girmek için geliştirilmiştir. Dolayısıyla taksonlara ait minimal bilgiye yer vermektedir. Evrim Ağacı olarak amacımız, taksonlara dair detaylı girdilerle bu projeyi zenginleştirmektir. Girdiğiniz türü daha kapsamlı tanıtmak için Taksonomi yazısı girin.
Gönder
Tür Gözlemi Ekle
Tür Seç
Fotoğraf Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, bizzat gözlediğiniz türlerin fotoğraflarını paylaşabilmeniz için geliştirilmiştir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Net ve anlaşılır görseller yükleyin.
Her zaman bir türü kusursuz netlikte fotoğraflamanız mümkün olmayabilir; ancak buraya yüklediğiniz fotoğraflardaki türlerin özellikle de vücut deseni gibi özelliklerinin rahatlıkla ayırt edilecek kadar net olması gerekmektedir.
2
Özgün olun, telif ihlali yapmayın.
Yüklediğiniz fotoğrafların telif hakları size ait olmalıdır. Başkası tarafından çekilen fotoğrafları yükleyemezsiniz. Wikimedia gibi açık kaynak organizasyonlarda yayınlanan telifsiz fotoğrafları yükleyebilirsiniz.
3
Paylaştığınız fotoğrafların telif hakkını isteyemezsiniz.
Yüklediğiniz fotoğraflar tamamen halka açık bir şekilde, sınırsız ve süresiz kullanım izniyle paylaşılacaktır. Bu fotoğraflar nedeniyle Evrim Ağacı’ndan telif veya ödeme talep etmeniz mümkün olmayacaktır. Kendi fotoğraflarınızı başka yerlerde istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.
4
Etik kurallarına uyun.
Yüklediğiniz fotoğrafların uygunsuz olmadığından ve başkalarının haklarını ihlâl etmediğinden emin olun.
5
Takson teşhisini doğru yapın.
Yaptığınız gözlemler, spesifik taksonlarla ilişkilendirilmektedir. Takson teşhisini doğru yapmanız beklenmektedir. Taksonu bilemediğinizde, olabildiğince genel bir taksonla ilişkilendirin; örneğin türü bilmiyorsanız cins ile, cinsi bilmiyorsanız aile ile, aileyi bilmiyorsanız takım ile, vs.
Gönder
Tür Ara
Aradığınız türü bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.