Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Bedevi Ümranı, Şehir Ümranı ve Çürüme: Toplumsal Evrime, İbn-i Haldun Gözüyle Bakış...

Bedevi Ümranı, Şehir Ümranı ve Çürüme: Toplumsal Evrime, İbn-i Haldun Gözüyle Bakış...
İbn-i Haldun: Evrim Kuramı'nın temellerini atan Orta Çağ İslâm bilim insanları
Bilim ve Ütopya
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Toplumlar tıpkı bir meyve gibidir. Doğal şartlar sonucunda gelişirler ve sonunda çürürler. Fakat bu süreç nasıl vuku bulur, basamakları nelerdir? İbn-i Haldun bize günümüz ve geleceğimizi anlamamız için değerli bilgiler aktarmaktadır.

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Evrimsel süreç dünyanın bir gerçeğidir. Darwin, her ne kadar evrim teorisini, canlılığın bugüne nasıl geldiğini açıklamak için geliştirmiş olsa da bu teorinin belli başlı savları, insanlığın teknolojik gelişimi ya da bireysel yolculuğumuz gibi çok çeşitli alanlarda kullanılabilir. Bu alanlardan birisi de toplumsal gelişimdir.

İnsanlar, aynı aslanlar gibi akrabası oldukları memeliler ve-veya diğer birçok başka canlı türü gibi, belli bir birliktelik yani bir arada yaşama pratiği ile var olabilmektedirler. Evrimsel süreç de bu bir arada var olan insan dahilinde anlamlıdır. Zira insanlar, doğal seçilim mekanizması içinde ayakta kalmak amacıyla, avlanmak zorundadırlar ve bu işi en uygun şartlarda gerçekleştirmek mecburiyetindedirler. Lakin ilk insanlar bu noktada bir handikap yaşamışlardır. Bu handikap avlarını yalnız yakalayamamaları ve belki de daha önemlisi elde ettikleri besinleri yalnız koruyamamalarından ileri gelmektedir. İlaveten insan biyolojisinin gereği, insanlar yalnız başlarına üreyemezler. Hayatta kalmak ve üremek güdüleri de insanları bir arada olmaya itmektedir. Nitekim bir arada olmanın ve buna uygun hareket etmenin evrimsel süreçte artı değer kattığını öne süren çalışmalar da vardır.

Öyleyse insanın sosyal yapılar oluşturması, doğal mekanizmalar açısından gereklidir. Bu gereklilik dahilinde insanların kurduğu sosyal yapılar da doğal bir sürecin içerisinde değerlendirilmelidir. Hatta Platon ya da Farabi gibi düşünürler toplum ve bu minvalde devletleri, canlı bir yapı olarak ele almaktadır. Bu perspektiften de devletler ve onların içinde yaşayan insanlar da doğal bilimlerin özelde de evrim teorisinin bakış açısı ile incelenebilir varlıklar olmaktadır.

Bu bağlamda da bu çalışmanın amacı; toplumsal olaylara insanbiçimci bakarak yaklaşan İbn-i Haldun perspektifinden devletlerin oluşumunu incelemek ve bu çaba dahilinde de insanlığın sosyal gelişimine evrimsel gözle bakmaktır.

Tunus'taki İbn-i Haldun heykeli
Tunus'taki İbn-i Haldun heykeli
Vikipedi

İbn-i Haldun’a Göre Toplum

İbn-i Haldun’a göre toplumlar belli bir coğrafi zorlama ve iç dinamiklerinin coğrafyayla etkileşime girmesi sebebiyle bazı aşamalardan geçerler. Bu aşamalar, bir meyvenin aşamalarına benzer. Buna göre, toplum öncelikle bedevi ümranı denilen bir haldedir. Bu halden zamanla çıkar ve şehir ümranı olur. Bu süreçte her iki toplum biçiminde bazı alt aşamalar yaşanır. Nihayetinde şehir ümranı belli bir aşamada tıpkı bir canlı varlık gibi en olgun ve mükemmel haline ulaşır. O dönemde şehir ümranı olan halk, müreffeh, ince sanatlardan anlayan, keyifli bir toplumsal düzen içine girmiş olur. Sonrasında ise çürüme başlar. Toplum içinden çürüdükçe yeni bir toplum gelip onları oturdukları güzel coğrafyadan dışarı atar. Artık yeni bir sürece yeni bir toplum girmiştir.

Yukarıda kısaca açıklanan süreç, belli bir deterministik düzenin sonucudur. Bu süreçten hiçbir toplum kaçamaz. Coğrafya belki de bu açıdan kaderdir. Zira, sert coğrafyalarda toplum daha diridir ama fakirdir. Sonrasında onlar daha iyi olanaklar için göç ederler ve daha bereketli coğrafyalara varırlar. Onlar o noktada karşılarındaki rakiplerine göre daha disiplinlidirler ve onlarla savaşıp kazanırlar. Bu süreç, belli bazı açılardan evrim mekanizması ile benzerlikler gösterir. Zira zorlu koşullar, hayvanları da evrime zorlar ve geliştirir.

Dothrakiler, Game Of Thrones dizisinde bedevi ümranının en alt basamağına benzerler. Dizide içlerinden bazıları zenginlik için ana yurtlarını tek etmeye karar vermişlerdir.
Dothrakiler, Game Of Thrones dizisinde bedevi ümranının en alt basamağına benzerler. Dizide içlerinden bazıları zenginlik için ana yurtlarını tek etmeye karar vermişlerdir.
Post Magazine

Bedevi Ümranı

İbn-i Haldun’un teorisi daha derinlemesine incelendiğinde, toplumun yaşadığı evrimsel süreç daha iyi anlaşılacaktır. Buna göre ilk olarak, toplum bedevi ümranının en alt basamağındadır. Bu dönemde toplum, sıcak çöl ya da buna benzer aşırı kurak bozkır ikliminde yaşar. Bu dönemin insanı oradan oraya göç eder ve otlaklara bağlı bir hayat sürer. Ana geçim kaynağı hayvancılıktır. Göçebe hayvancılığı ve buna bağlı bir toplumsal yapılanma mevcuttur. Bu dönemin insanı, doğa karşısında tabiri caiz ise acizdir. İbn-i Haldun’a göre bu dönem insanı üretken değildir. Zira topraktan kendi kendine çıkan otlar ile hayvanlarını besleyen ve yine o hayvanların kendi kendilerine büyümesine dayanan bir ekonomi mevcuttur. Uzmanlaşma yok denecek kadar azdır. Bu düzeyin tek artısı, insanlar arasında mevcut olan asabiyet adı ile kavramlaştırılan birlik duygusunun, bir nevi kolektivitenin yüksek düzeyde gelişmiş olmasıdır.

Asabiyeti yüksek olan bu ümrandan bazıları ise iklimin zorlaması ile bir noktada daha ılıman iklimlere göç edecek, yeni bir düzeye, gelişmiş bedevi ümranı haline ulaşacakları serüvenlerine başlayacaklardır. Bu dönemde ümran, halen daha bedevi ümranı olarak adlandırılır. Lakin artık yavaş yavaş yerleşik hayata da geçmeye başlayacaktır. Örneğin Osmanlı Devlet’i kurulurken, Söğüt ile Domaniç arasında böyle bir yaşam sürmektedir. Bu düzeyde tarımsal üretim başlar ve esnaf kolları oluşur. Ticaret önemli hale gelir, ekonomik aktivite çeşitlenir. Yönetim sistemi de bundan nasibini alır, derinleşeceği uzun bir yolculuğa başlar. Fakat bu noktada, yönetim gibi hizmetlerin güçlenmesi, okuru şaşırtmamalıdır.

Esasında bedevi ümranının bu fazı, tarımsal üretimin daha önemli olduğu, halen daha doğaya bir açıdan muhtaç olan bir ekonomi içerisinde var olmaktadır. Ticaret ve esnaflık, yani sınai üretim her ne kadar gelişmeye başlasa da henüz emekleme aşamasındadır. Daha da önemlisi bu dönemde, söz konusu toplumun karşısında İbn-i Haldun’un mülk devlet dediği yapılar vardır. Bunlar, gelişmeye bağlayan, ılıman coğrafyaya yeni gelmiş olan bedevi ümranı ile aynı coğrafyayı paylaşmaktadır. Bu mülk devletler şehirli ümrandır. Örneğin Osmanlı Devleti kurulurken gelişmiş bedevi ümranı, Bizans ise şehirli ümrandır.

Game Of Thrones'da en güneyde yer alan Drone ülkesi, şehir ümranına benzetilebilir. Özellikle hükümdar, savaşmak istemez ve çevresince tasfiye edilir ve bu bağlamda bencil görüşler egemendir. Aşırı zevk yaygındır.
Game Of Thrones'da en güneyde yer alan Drone ülkesi, şehir ümranına benzetilebilir. Özellikle hükümdar, savaşmak istemez ve çevresince tasfiye edilir ve bu bağlamda bencil görüşler egemendir. Aşırı zevk yaygındır.
Fandom

Şehir Ümranı ve Çürüme

Şehirli ümranda ekonominin ağırlığı doğaya bağlı üretim değildir. Bu durum bedevi ümranın zıttıdır. Ticaret, sarraflar aracılığıyla finansal hizmetler, ilaveten ulema ve katipler zümresi ile yönetim hizmetleri gibi işler, şehirli ümran için ana gelir getirici faaliyetlerdir. Bu iş kollarının yanına lüks emtia üretimi de dahil olur ve ekonomik aktivite derinleşmiş hale gelir. İlaveten stratejik mamullerin (demir, güherçile, şap gibi maddeler) üretim ve kontrolü ile yapı tamamlanır. Görüldüğü gibi bu düzeydeki toplumun ekonomisi, tarımsal üretime bağlı değildir ve ana yapı bugün beyaz yaka olarak adlandırabileceğimiz işlere benzemektedir.

Fakat bu şehirli ümran zamanla hantallaşacaktır. Zira doğa ile mücadelede değildir. Yüksek refah onları rahatlığa erdirir ve çalışmayı unutan bireylerin sayısı artar. Haliyle hazıra dağ dayanmaz, akabinde fakirleşme başlar. Yükselen işsizlik, yüksek harcama ve borçlanma döngüsü, toplum içinde huzursuzlukları arttırır. Zira her ne kadar ekonomi, yönetim ve sınai üretim hizmetleri ile güçlü bir yapıda olsa da sonuç olarak en temel ihtiyaç, yani gıda açısından doğaya bağlı tarımsal üretim yine de önemlidir. Şehirli ümran bu üretime, tüm ekonomik derinliğine rağmen muhtaçtır. Fakat bu üretimi elde etmek için rekabet etmesi gereken yeni bir oyuncu vardır. Gelişmiş bedevi ümranın ortama gelişi, şehirli ümran için işsizlik artışı, huzursuzluk gibi sorunları başlatan en önemli etkenlerdendir.

Evrimin Çarkları Dönüyor

Gelişmiş, çöllerden ya da bozkırdan çıkarak ikinci fazına geçmiş bedevi ümranı, doğa ile mücadele ederek güçlü bir asabiyet duygusu geliştirmiştir. Ayrıca doğa ile savaşırken tarımsal üretimi gerçekleştirerek para da kazanmaktadır. Bu ümran, evrimsel süreçte çevresindeki mevcut hâkimler ile av yarışına girmek zorunda kalan doğal ortamın yeni üyesi gibidir. Ya gelişecektir ya yok olacaktır. Zira şehirli ümran bölgeyi iyi bilmektedir ve tüm üretim kanalları en son onlara çıkmaktadır. Bu karşılaşmada şehirli ümran, her ne kadar hantal ve tembel de olsa, son kertede yüksek avantaja sahiptir. Ortamı bilmek, avlanmada avantaj sağlamaktadır. Ancak bedevi ümran, daha disiplinli ve yüksek asabiyete sahip olarak öne geçebilecektir. Bu durumda bedevi ümran, savaşçı olmalı, hızlı davranmalı ve asabiyeti yani dayanışması tam olmalıdır.

Bu karşılama bir yana, esasında bedevi ümran alanın asıl hâkimi ile yani şehirli ümran ile karşılaşmasında sadece kendisi ilerlediği için değil, hâkimin de meziyetleri gerilediği için avantajlı olacaktır. Şehirli ümran bazı açılardan körelecektir. Bu durum bir bakıma bizim bazı organlarımızın körelmesi gibidir.

Nitekim bir noktada, şehirli ümran bahsedildiği üzere sıkıntıya düşecektir. Zira atak ve kolektif bilinci yüksek bedevi karşısında tembel kalacaktır. Mevcut avları ele geçirme sayısı doğa ile savaşma güdüsü köreldiği için de ayrıca düşecektir. Buna koşut refahı da azalacaktır. Bu aşamada, şehirliler arasında sıkıntılar da artarak devam edecektir. Zira, İbn-i Haldun’a göre şehirli ümran, asabiyet açısından zayıftır, bir arada var olma pratikleri eksiktir. Aşırı benmerkezcidir ve bu benmerkezcilik de günümüz bireyciliği ile değil, bencilliği ile tanımlanabilecek bir tutumdur. Unutulmaması gereken, asabiyetin de şehirliler arasında körelmiş bir nitelik olduğudur. Zira zamanında bu insanların asabiyeti gelişmiş ama sonra gerilemiştir.

İbn-i Haldun'a göre şehir ümranı bedevi ümranı ile karşılaştığında kaybedecektir. Bunun sebebi, evrim teorisi bağlamında bir terminoloji kullanmak gerekirse; artık ortama yeni bir avcı gelmiştir. Bu yeni avcı ortama daha uygundur ve seçilim baskısı oluşacaktır. Körelmiş yeteneklerinin de eksikliğinde eski hakim kaybedecek ve doğal seleksiyon oluşacaktır.
İbn-i Haldun'a göre şehir ümranı bedevi ümranı ile karşılaştığında kaybedecektir. Bunun sebebi, evrim teorisi bağlamında bir terminoloji kullanmak gerekirse; artık ortama yeni bir avcı gelmiştir. Bu yeni avcı ortama daha uygundur ve seçilim baskısı oluşacaktır. Körelmiş yeteneklerinin de eksikliğinde eski hakim kaybedecek ve doğal seleksiyon oluşacaktır.
Wikiwand

Körelme sonucunda bencil bireylerin sayısının fazla olduğu şehirli ümran ile kolektif anlayışın önemli olduğu bedevi ümranın karşılaşmasının sonucu ise İbn-i Haldun’a göre bellidir; şehirli ümran mücadeleyi kaybedecektir. Ya da evrim teorisi bağlamında bir terminoloji kullanmak gerekirse; artık ortama yeni bir avcı gelmiştir. Bu yeni avcı ortama daha uygundur ve seçilim baskısı oluşacaktır. Körelmiş yeteneklerinin de eksikliğinde eski hâkim kaybedecek ve doğal seleksiyon oluşacaktır.

Mücadele sonucunda artık ortamda yeni bir ümran vardır. Yeni şehirli ümran, kendisi hantallaşana kadar ortamın en yırtıcı ve kesin hâkimi olacak olan avcı olacaktır. Besin piramitinin en tepesindedir. Bu son durum ise bir döngünün sonucudur. Bu açıdan geleceği de bellidir. Yeni şehirli ümran, gün gelecek yetenekleri şehrin verdiği rahatlıkla körelecektir. İnsanlar iş yapmayı unutacaktır. Bu sefer, bu tarz iş yapmayı bilmeyenlerin artışı, yeni bir avcı ortama geldiği anda büyük sıkıntıların kaynağı olacaktır.

Geçmiş Tamam! Peki, Bu Teori ile Geleceği Yorumlamak Mümkün müdür?

Bu açıklamalar tarihsel oluşumların birçoğu için esasında bize kıymetli ipuçları vermekte, ilaveten doğa bilimleri ile sosyal bilimlerin iç içe geçtiği kuramları da ortaya sermektedir. Fakat tüm bu değeri bir yana, bu döngünün ne kadar gerçekçi olduğu da günümüz okuru tarafından sorgulanacaktır. Zira görüldüğü üzere, günümüzde ekonomik ve sosyal yapı bu şablona uymamaktadır. Nihayetinde İbn-i Haldun’un teorisi, sanayi devri öncesindeki bir dünyanın üretim yapısına göre dizayn edilmiştir. Öyleyse döngü neden ve nasıl kırılmıştır? Bir noktada üretim kalıpları nasıl aşılmıştır? Nihayetinde bir gün bir şehirli ümran yok olmak yerine nasıl yeni bir çağa adım atabilmiş, döngüyü kırmış, çürümemiş ve sanayi çağını oluşturabilmiştir?

Bu soruların yanıtı da doğa ile insan arasındaki mücadelede bulunmaktadır. Nitekim ümran bilimine göre ümranlar arası geçiş, esasında doğa ile insan arasındaki ilişkilerde gizlidir. Lakin günümüzde bu ilişki çok farklı bir hal almıştır. İnsan doğa karşısında birçok açıdan modern öncesi döneme göre farklı bir konumdadır. O halde, ortaya şöyle bir sav bırakılabilir hale gelmektedir. İnsan, diğer hayvanlar gibi doğa ile mücadele eden bir varlıktır. En büyük farklılaşmalarını da doğa ile mücadelesinde edindiği tecrübeler ile yaşamaktadır. Ümran bilimi ise aslında bunu doğrulamaktadır. Zira, insan hep doğa ile mücadele ederek ilerler, böylelikle yeni aşamalara geçer. Karşısındakilerden daha iyi olarak doğa ile mücadelesinde ilerlemeye devam eder.

Sanayi çağının oluşumu, bu bağlamda ümran döngüsünün kırılmasıysa farklı bir evrimsel süreç ile toplumsal gelişimin kesişmesi sonucunda oluşmuştur. Bu farklı evrimsel süreç teknolojik evrimdir. İnsanlık, bu çalışmanın konusu olmayan farklı mekanizmalar dahilinde teknolojik bir evrim de yaşamaktadır. Lakin ortak nokta, teknolojik evrim ile toplumsal evrimin, temelde doğa ile mücadeleyle ilgili olduğudur. Sonuçta insanlık teknolojinin yardımıyla üretim yapısını değiştirmiş, bir gün bir şekilde yeni bir üretim yapısına geçmiştir.

Muhakkak ki İbn-i Haldun doğa ile aramızdaki ilişkinin bugüne varacağını bilememiştir. Lakin, bunun için o suçlanamaz. Nitekim bundan bin yıl sonrasında bizler ne olacağız, evrim devam edecek mi? Bunu da tam isabetli tahmin etmek pek kolay olmasa gerektir. Fakat ümran biliminin bize öğrettiği ana konu, esasında ana döngünün doğa ile mücadele bağlamında belirlendiğidir. Günümüz COVID-19 pandemisinde de bu yaşanmakta değil midir? İnsanlar yine doğa ile bir mücadelede, yani bir doğal fenomenle, bu sefer bir virüsle karşılaşmaları sonucunda toplumsal açıdan bir dönüşüm yaşamakta değiller midir?

Ümran biliminin öğretti ise şudur; bu mücadele de sonuçta teknolojinin, yani bir aşı ya da gelişkin nitelikli ilaçların yardımı ile kazanılacaktır. Eğer bu olmazsa toplum bu doğal güç karşısında yeni bir döngüye girecektir. Eğer bir kazanan varsa o doğadır. İnsanın elindeki tek koz ise ancak aklını kullanarak geliştirebildiği bilimsel ve buna bağlı teknolojik ilerlemedir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 6
  • Muhteşem! 4
  • Bilim Budur! 2
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Umut Verici! 1
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • A. Arslan. (2019). İbn-I Haldun. ISBN: 6053990871. Yayınevi: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. doi: 10..
  • İbn-i Haldun. (2018). Mukaddime. ISBN: 9789759956981. Yayınevi: Dergah. doi: 10..
  • D. Acemoğlu, et al. (2020). Ulusların Düşüşü. ISBN: 6050918120. Yayınevi: Doğan Kitap. doi: 10..
Sıkça Sorulan Sorular

Toplumsal gelişimi İbn - i Haldun'a göre, evrim yasası dahilinde anlaşılabilir. Nitekim ünlü düşünürün görüşüne göre, evren ve bu minvalde doğa deterministik bir düzende işler. Toplum ise bu düzende bir gelişim ve yok oluş süreci yaşar.

İbn - i Haldun'a göre toplum bedevi ve şehirli ümran olarak ikiye ayrılabilir. Bu iki ümran ise evrimsel bir süreç içinde, bedeviden şehirliye doğru bir gelişim sergiler.

Osmanlı Devleti kuruluşunda gelişmiş bir bedevi ümranı olarak adlandırılabilir. Sonrasında, her ne kadar tam manası ile İbn - i Haldun o günleri görmemiş olsa da şehirli bir ümran haline gelmiştir. Koçi Bey risalesinde, İbn - i Haldun'u anmadan bu teoriye benzer bir kuramla Osmanlı'ya yaklaşmaktadır.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 13/08/2020 17:21:35 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8943

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Agora
Instagram
Kromozom
Nörobiyoloji
Wuhan
Hayvanlar Alemi
Yağ
Skeptisizm
Robot
Etoloji
Metabolizma
Türleşme
Obstetrik
Balıklar
Lhc (Büyük Hadron Çarpıştırıcısı)
Vaka
Şempanze
Viral Enfeksiyon
Su
Sars Virüsü
Göğüs Hastalığı
Aşı
Doğa Gözlemleri
Normal Doğum
Etimoloji
Ölüm
Adaptasyon
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Eğitim, bir ulusun en ucuza mal edebileceği savunma sistemidir.”
Edmund Burke
Geri Bildirim Gönder