Ayna Nöronlar

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected]gmail.com üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bir parkta yürüdüğünüzü hayal edin, çimlerde top oynayan çocuklar olsun. Çocukların oynadığı o top önünüzde yürümekte olan bir insana geldiğinde, sanki size gelmiş gibi tepki verirsiniz. Veya bir yarışı izlerken, sporcular bitiş çizgisine yaklaştıkça sizin kalbiniz de hızla atmaya başlar. Daha bilindik bir şey ise, karşınızdaki kişi yediği bir şeyden iğrendiğinde, yüzünüz sanki siz iğrenmişsiniz gibi şekil alır, hatta bazılarımızda daha ileri gider ve mideleri bulanır. Karşınızda biri esnediğinde, siz de onunla esnersiniz. Acı çeken bir canlı, kendi türünüzden olmayan bir hayvan bile görseniz, içiniz onunkisi gibi cız eder ve acır. 

2005 yılında Marco Iacoboni ve bir grup bilim insanı, yaptıkları araştırma sonucu yukarıda bahsettiklerimizin sebebinin “ayna nöronlar” olduğunu öne sürdü. Bu ilk araştırmanın ardından yapılan bir dizi araştırma da bunu destekler nitelikte oldu. Biz de bu yazımızda size ayna nöronlardan bahsetmek istedik. 

Ayna nöronlar ilk olarak, 1980'lerden başlayarak 1990'lara kadar bunlar üzerine araştırma yapan Giacomo Rizzolatti ve ekibi tarafından bulundu. Bu nörofizyolojistler, Macaca nemestrina türü 3 tane makağın ventral premotor kortekslerine elektrotlar yerleştirerek makakların el ve vücut hareketlerini bir süre takip ettiler. Deney boyunca, maymunların karşıdaki kişinin hareketlerini taklit etmelerini sağladılar. Bu süre zarfında F5 bölgesindeki bazı nöronların, taklit hareketlere karşılık verdiğini fark ettiler. Bu nöronlara da “ayna nöronlar” dendi. Araştırma yapıldıktan sonra Nature’a gönderilmiş olsa da, insanların ilgisini çekmeyeceği düşünülerek makale kabul edilmedi. Devamındaki araştırmalarda, bu tarz bir ayna sisteminin insan beyninin Broca bölgesinde de olduğu anlaşıldı.  

Macaca nemestrina

Araştırmada da görüldüğü gibi, ayna nöronlar makakların F5 olarak da adlandırılan inferior frontal giruslarında ve ayrıca inferior parietal lobüllerinde bulunur. Makaklarda bu nöronların tam olarak görevi öğrenilememiş olsa da, bilinen tek gerçek yavru makakların dahi insanların hareketlerini taklit edebiliyor olması. Bu nöronların yetişkin maymunlarda bir başka maymunun ne yaptığını anlamaya olanak sağladığı ise üzerinde en fazla durulan tahmin durumunda. 

Ayna nöronlarının keşfedildiği bir diğer hayvan ise bir kuş türü. Bataklık serçesi olarak da isimlendirilen, Melospiza georgiana türü kuşun ses algılama ve şarkı söylemekte çok aktif oldukları biliniyor. Bu tür üzerinde yapılan araştırmalarda, ötme sırasında –özellikle de şarkı söyleme ritüelleri sırasında– beyinlerinin HVC bölgesine gönderilen elektrotların daha aktif olduğu görüldü. Araştırmanın sonunda kuşların ötmesini de sağlayan bu bölgede ayna nöronlarının olduğu sonucuna varıldı.  

Melospiza georgiana

Şimdi asıl işin karmaşıklaştığı hayvan türüne, biz insanlara gelelim. İnsan beyni için konuşacak olursak spesifik bir nöron üzerinde araştırma yapmak çok kolay olmadı, fakat elimizde bizlerde de ayna nöron bulunduğuna dair, direk olmasa da, birçok bulgu var. 

Taklit, insanın sosyal gelişimi, öğrenmesi ve iletişimi için büyük bir role sahiptir ve enstrümantal öğrenme, ilişkisel öğrenme ve birçok duygusal süreç tabanlıdır. Yani taklit, basit bir kas hareketi sürecinden çok daha karmaşık bir süreçtir. Bilim insanları, taklit etme sürecinin başrolünde, bahsettiğimiz üzere makaklarda ve bataklık serçelerinde de bulunan ayna nöronlarının olduğunu düşünüyorlar. İnsanlar üzerinde ayna nöron bulma çalışmalarını başlatan grupların başında, bu nöronların keşfini sağlayan Giacomo Rizzolatti ve ekibi de var. Ekip araştırmalarında, makakların beynindeki F5 bölgesiyle homolog olan insan beyninin broca bölgesini incelediler. Araştırma sonucunda, insanın bir şeyi gözlemlemesi ve uygulaması sürecinde bu bölgenin son derece aktif olduğunu gördüler. Fakat en büyük gelişmenin kayıt edildiği araştırma kuşkusuz 2010 yılında makaleleri yayınlanan Roy Mukamel ve ekibine ait. Bu grup, 21 insan üzerinde yaptıkları deneyde gözlemleme ve uygulama süreci içerisinde bir grup nöronun diğer nöronlara nazaran daha fazla tepki verdiklerini gözlemledi. Bu da, insanlarda da ayna nöronların bulunduğuna dair en önemli kanıtı oluşturmaktadır. Fakat bu ekibin tek eksiği ayna nöronlarının nerede arayacaklarını seçmemeleri oldu. 21 kişinin de medial duvar (içerisinde singulat korteks, SMA ve ön-SMA bulunduruyor) ve medial temporal lobuna (içerisinde amigdala, hipokampüs, parahipokampalgirus ve entorinal korteks bulunduruyor) elektrotlar yerleştirildi ve gözlemlendi. Fakat bu bölgelerin hiç biri daha önce ayna nöronlarla ilişkilendirilmemişti. Bundan dolayı da, artık ayna nöronlarının insan beyninin çok farklı yerlerinde bulunduğunu biliyoruz. 

Ayrıca yapılan başka bir araştırmaya göre insanlardaki ayna nöronlarının ilk 12 aydan sonra gelişiyor ve bu yüzden de bebekler genel olarak 1 yaşından sonra çevrelerine daha tutarlı tepkiler verebiliyor. 

 

Peki, ayna nöronlar başka hangi süreçlerde rol alıyor? 

Ayna nöronlarının evrimsel kökeni üzerine araştırmalar yapmış olan Vilayanur Ramachandran, diğer önemli görevlerinin yanında bu nöronların kendi benliğimizi tanımamıza da yardımcı oluyor ve bu teorisini şu sözlerle açıklıyor: 

“Ben ayna nöronların sadece başkalarının davranışlarını gözleme ve uygulama görevinin olmadığını, erken beyin gelişimi sürecinde de benliğimizi oluşturduğunu iddia ediyorum.” 

Fakat yapılan herhangi bir araştırma olmadığından bu sadece bir iddia olarak kalmıştır.

Ancak bu iddiayı bir miktar da olsa destekleyen bir araştırma Frans de Waal ve ekibinden geldi. Empati kurabilme yeteneği, benliğimizin farkında olmamızla ilişkilendiriliyor. Bu ekip de ayna nöron sistemlerinin empatiyi de içerdiğini öne sürüyorlar. Kanıtları da, bir başka insanın hareketlerini, duygusal durumunu gördüğümüzde beynimizdeki bazı bölgelerin (ön insula, ön singulat korteks, inferior frontal korteks gibi) daha fazla aktivite göstermesi. 

Bir diğer araştırma, yazının başında da bahsettiğimiz ve motor taklit olarak adlandırılan süreçler hakkında. Marco Iacaboni ve ekibi tarafından yapılan deneylerde, bu bilinçsizce yapılan taklitlerin (başta bahsettiğimiz, birisine top geldiğinde, acıyı kendimizde hissetmemiz gibi) ayna nöronlar aracılığıyla gerçekleştiği bulundu. Ayrıca bu deneyde ayna nöronların bazı durumlarda motor nöronlarını da eklediği görüldü. Ek olarak, ayna nöronların aynı zamanda karşıdakinin ne yapmak istediğini ve ne hissettiğini de anlamamıza da yardımcı olduğu sonucunu çıkarabiliriz.  

 

Peki, neden her hareketi taklit etmiyoruz, karşıdakinin her yaşadığını yaşamıyoruz? 

Bu durumu Christian Keysers ve Valeria Gazzola ikilisi, bir diğer insanın yaptığı şeyi gözlemlediğimiz sırada birincil motor korteksin bazen kapalı olmasıyla açıklıyor. Yani, bazen ayna nöronların gönderdiği uyartılar motor nöronlar tarafından eyleme dönüştürülemiyor.   

Başka bir araştırma cinsiyetler arasındaki farklılık üzerine. Yawei Cheng ve ekibinin yaptığı bir dizi araştırmanın sonucunda, dişilerin erkeklere nazaran, ayna nöronlardan gelen uyartılara verdikleri motor tepkilerin daha fazla olduğunu gözlemlediler. Bu da dişilerin neden empati kurmaya erkeklerden daha yatkın olduğunu açıklıyor.   

Ayna nöronlarla bağlantısı bulunduğu düşünülen bir başka durum ise otizmdir. 2008 yılında IIan Dinstain ve ekibi, Iacaboni ve ekibinin ulaştığı sonuçları kullanarak otizm ile ayna nöronlar arasında ilişki kurdular. Kanıtları ise şöyle; ayna nöronlar ile motor nöronlar arasında sıkı bir bağ var. Karşıdakini anlamak için ve taklit etmek için birlikte çalışıyorlar. Fakat bu bağ, otizmli çocuklarda çok az. Yani, otizmli hastalarda ayna nöronlar sağlıklı bir insana nazaran çok daha az çalışıyor. Böyle olunca da motor nöronlarla olan ilişkileri de kısıtlı oluyor. 

Cecilia Heyes’in “Ayna Nöronlar Nerden Geldi?” isimli makalesinde de açıkladığı gibi, bu nöronların doğal seçilim tarafından desteklendiği düşünülüyor. Çünkü bu nöronlar hem öğrenmemize yardımcı olmaktadır, hem de konuşularak bilginin aktarılamadığı zamanlarda, bilginin bir nesilden diğerine aktarılmasında işimizi kolaylaştırmıştır. Ve çabuk öğrenen ve uygulayan maymunlar, nesillerini devam ettirme konusunda diğerlerine nazaran önde olmuşlardır.   

 

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Science - 1
  2. Science - 2
  3. Science - 3
  4. PLOS One
  5. PLOS Biology
  6. Current Biology - 1
  7. Current Biology - 2
  8. Current Biology - 3
  9. Scientific American
  10. University College London
  11. The Guardian
  12. APA - 1
  13. APA - 2
  14. Science and Reason
  15. Edge

MIT, Cips Paketini Kullanarak Ses Geçirmez Camın Arkasından Bile İçeriyi Dinlemenin Yolunu Keşfetti!

Danimarkalı Ekip Tek Bir Fiber Optik Kablodan Veri İletim Hızı Rekorunu Kırdı – Saniyede 43 Terabit!

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim