Aydan Er (Deneme Yazısı: 'Dilli Kaşar')

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Dilli Kaşar

Curie anne her Pazar uranyum kaynatırdı. Bana göz kırparak, kendi keşfim derdi aile spesiyalimiz için. Gerçekten de hiçbir arkadaşımın evinde uranyum çorbası içmemiştim, oysa ki Nobel amca bize geldiği akşam yemeklerinde öve öve bitiremezdi, annemin eline sağlıktı ve annem hiç kimseyle tarifini paylaşmazdı. Belki başka kadınları riske atmak istemiyordu, o bile bazen kendi tarifini yaparken zorlanıyordu, birkaç kere bizim mutfak havaya uçmuştu ama risk olmadan hayatın tadı tuzu olmaz derdi Curie baba. Uranyum tuzlarını düşündüm nedense ben bu cümlenin ardından, yemeğin tadını tuzunu düşündüm. Sonra öldü Curie baba, içini açıp baktığımızda yaptığı ışımalardan mutlu öldüğü sonucunu çıkarttık. Yemeği çok tuzlu yiyordu dedi annem. Tansiyonu vardı adamcağızın. Ah Pierre vah Pierre…

Hadi çık arkadaşlarına oyna öğlenlerinden birinde, bir elma ağacının altında Darwin’le karikatür dergilerini karıştırırken, gelincik çiçekleriyle bile üçte birimiz aynı dedi bizimki. Dergiden kendi karikatürlerini keserken ekledi,  “Bir de kimse beni anlamıyor diye şikayet ediyor Freud, ben ne yapayım o zaman?”. Ben elma kemiriyordum.  “Takma kafana abi” dedim, “ha maymun olduğunu kabul eden maymunlar olsunlar, ha kabul etmeyen maymunlar, ne fark eder ki? Maymunlar işte…” Bana bıyık altı gülümseyerek yanıt verdi, “Şimdilik sadece benim maymun olduğumu kabul etmişe benziyorlar.” Sakallı kafasına monte edilmiş maymun vücudu karikatürünü sallayarak “Neyse bu da bir şeydir.” dedi.  Bizden birkaç ağaç ilerideki Newton’u işaret ederek “Ne yapıyor bu gerizekalı elindeki kağıtlarla?” diye sordu.  “Yine kıza bir şeyler karalamak için ilhamını arıyordur orada burada.” Diye cevapladım. “Normal şartlarda ilhamın ona gelmesi gerekir, oyunbozanlık yaptığı için başarılı bir şair olamadı adamcağız.” Elimdeki elma bitmişti, koçanını kafasına attım, boş boş etrafına baktı bir süre, bizi göremedi. Sonra “Hasiktir lan!” diyerek kalktı yerinden. “Hah” diye fısıldadım Darwin’e “dövecek sonunda bu manyak bizi.” Ama bize yönelmedi bile, hasiktir lan hasiktir lan diye diye uzaklaştı oradan. “Herkes garip bu günlerde.” Dedi Darwin. “Dua edelim kafasına sadece koçanını attık bütün elmayı atsak ana avrat sövecekti herif.” Durdu durdu, hınzırca gülümseyerek “Neyse” dedi,  “en azından bu günkü delimiz çıplak koşuşturmuyor.” Kahkaha attık birlikte. “Hamamcının ifadesini gördün ama dimi?” diyordu gözlerinin yaşını silerken . “Buldum buldum!” Diye koşuşturarak Arşimet’in taklidini yapmaya başladı(Tabii giyinik bir şekilde) ardından yerinde durdu ciddileşti ve Arşimet’in arkasından bakakalan hamamcıyı taklit etmeye başladı. Yerlerde yuvarlanıyordum, o gün de birlikteydik Darwin’le ve büyük ihtimal bizim ifademiz de hamamcınınkinden farksızdı. 

Sakinleştiğimizde “Abi” dedim, “kaçıyorum ben. Sohbete doyum olmaz, Einstein’a sözüm var. Bu gün dilli kaşarlı ısmarlayacak Taksim’de bana.” “Hayırdır?” deyip sorgulayan bir bakış attı, “aranızdan su sızmıyor bu günlerde, annen fizikçilerle takılmanı daha mı uygun buluyor yoksa?”  “Of dalga geçme,” diyerek suratımı buruşturdum, “geçenlerde deve güreşi yaptık, o Newton’un omuzlarındaydı, ben Orhan Pamuk’un, biz yendik, iddiaya girmiştik dilli kaşarlısına.” Diye geçiştiren bir açıklama yaptım . “Pamuk ve Newton neden gelmiyor o zaman?” diye sordu. “Sana ne ya git börtü böceği incelemeye devam et.” Dedim gülerek. “Beni sorgulama bari.” “Evrimini tamamlamamış kadın, defol!” diye bağırdı. “Elmalarım ve karikatürlerimle yalnız bırak beni.”

Darwin’in yanından ayrılalı on beş dakika olmamıştı ki Einstein mesaj çekti. “Yaptığım bir deney uzadı ve kararlaştırdığımız zaman diliminde Taksim’de değil laboratuvarda olacağım. Başka bir evrende dilli kaşarlı yiyor bile olabiliriz tabii.” Satırlarından çıkarttığım beni ekmiş olduğuydu. “Peki.” Yazıp yolladım sadece. Bu adamlar böyledir (annem babamın cenazesine araştırma defteriyle gelmiş ve tören boyunca işlem yapmıştı) ve aslında mesaj çekmesi bile mucize bu kafayla diye düşünerek yürürken ikinci mesajı geldi. Dil çıkaran bir resmini atmış, altına da dilli kaşar yazmıştı.

İlahi Albert.

Aydan Er (Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü)

 

Yasal Uyarı: Evrim Ağacı, bahsi geçen şahsın ismini ve fotoğrafını kullanma iznine sahiptir. İzinsiz olarak kullanılamaz.

Sigara Sizi Süründürür... Gerçekten!

Yarasa Yiyen Örümcekler

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim