Astroloji'nin Bilimsel Analizi

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Günümüzde Astroloji'nin "bilimsel" bir araştırma dalı olduğuna inanların sayısı oldukça fazladır. Öyle ki birçok şeyden şüphe edenler bile Astroloji'yi incelediklerinde geçerli bir şey olabileceğini düşünebilmektedirler. Bazı kişiler de inanmasa bile fala bakmak ya da burç yorumlarını okumak kendileri için bir hobi olabilir, fakat bazı insanlar da iş hayatlarından başka insanlarla yaşayacakları ilişkiye kadar birçok şeyi Astroloji'ye bağlı olarak değerlendirebilmektedirler. Hatta ilişkiler arası yaşanan kavgaların sebebini burçların uyumsuzluğuna bağlayabilen kişiler de olabiliyor. Bu yazımızda paylaştığımız bilgilerin çoğunu şuradaki kapsamlı yazıdan çevirdik ve araya kendi cümlelerimizi de ekleyerek bakabileceğiniz ek kaynaklar sunduk. Hem Astroloji'yi bilimsel olarak değerlendiren kişiler için hem de Astronomik bilgilere güvenerek astrolojiyi saçmalık olarak tanımlayan kişiler için de her türlü bu yazının faydalı olmasını dileriz. Yazımızda Astrolojiye yönelttiğimiz eleştiriler bazıları için biraz sert görünebilir, bununla beraber konunun bilimsel yönüne değindiğimiz kısımlar bazılarınızın aklını karıştırabilir, bu sebeple dikkatli bir şekilde okumanızı tavsiye ederiz.

Gerçek şeyi gösterebilmiş iken —yani astronomiyi— kim astrolojiye geri dönüş yapmak ister ki...? (Richard Dawkins)

Ne yazık ki, bay Dawkins, bunlardan haberdar olan kişileri kastediyordunuz. Astroloji açık bir şekilde feng shui gibi dünyada uygulanan ve inanılan en yaygın sözdebilim türlerinden biridir. Anketlerde en çok oyu aldığı için de, burada astrolojinin temelinde bilimsellik olduğu konusundaki iddiaları ele alıp öyle bir şeyin olup olmadığına bakalım.

Astroloji'ye Giriş

Astroloji'nin Tanımı

Oxford Sözlüğüne göre astroloji: "Göksel cisimlerin hareketi ile göreceli pozisyonları ve bunların insan hayatı üzerindeki varsayılan etkilerin incelemesidir"

Türk Dil Kurumu'na göre astroloji: "Yıldız falcılığı"

"Astroloji" kelimesi ise "Astrologia" kelimesinden türemiştir ve anlamı da "Yıldızların Hesabı"dır.

Babil Astrolojisi

Günümüzde bize tanıdık gelen 12 burç (horoscope) M.Ö. 2'inci milenyumda Babil'de ortaya çıkmıştır. Hava durumu, doğal afetler, insanların yaşamı gibi bütün fenomenlerin göklerden etkilendiği inancıyla başlamıştır. O zamanlarda 5 gezegenin varlığı biliniyordu ve tanrıları bunlarla ilişkilendiriliyordu: Jüpiter ve Marduk, Venüs ve İştar, Satürn ve Ninurta (Ninib), Merkür ve Nabo, Mars ve Nergal. güneş-tanrısı Şamaş ve ay-tanrısı Sin hareketleriyle maddesel dünyayı etkiliyorlardı. Babil astrolojisi onların hareketlerini tahmin etmeye çalışmaktaydı ve bu şekilde de maddesel olan her şeyin kaderi de öğrenilmekteydi. 12 tane ev oluşturuldu ve bunlar da günümüzde 12 burcun temelini oluşturmaktadır: (1) Hayat, (2) Fakirlik/Zenginlik, (3) Kardeşler, (4) Ebeveynler, (5) Çocuklar, (6) Hastalık/Sağlık, (7) Karı/Koca, (8) Ölüm, (9) Din, (10) Şerefler, (11) Dostluk, (12) Düşmanlık 

Helenistik Astrolojisi

Helenistik astroloji M.Ö. 1.yüzyılda Akdeniz bölgesinde ortaya çıktı. Her şey Büyük İskender'in fethetmesiyle başladı, böylece Babil astrolojisi ve Mısır Dekanik astrolojisi birleşerek ilk horoskopik astrolojisi oluşturuldu. "Yükselen"i ilk kullanan astroloji türüdür ve bunlardan türeyen 12 göksel evi de içermektedir. Doğum haritasına (Natal chart) odaklanıldı ve birisi doğduğunda göklerin pozisyonları hesaplandı. Batı astrolojisi buradan türemiştir.

Batı Astrolojisi

Batı astrolojisi Helenistik astrolojisinin bir uzantısıdır ve zodyak –yani Güneş, Ay ve gezegenlerin gökyüzünde üzerinden hareket ettikleri takımyıldızların kemeri– üzerine kuruludur. Günümüzde en çok uygulanan astroloji türü budur ve günlük/haftalık gazete köşelerini doldurmaktadır. Zodyak'ın kendisi Kuzey yarım-küre İlkbahar Gündönümündeki "Koç"un (Aries) pozisyonundan başlar ki bu her sene 21 Mart tarihinde görülmektedir. Doğrusu bu böyle olmalıydı ama 5000 sene öncesinden gelmesiyle toplamda 1 ay kadar bir süre kayma yaşandı, bu yüzden artık buna güvenilemez. Yazının devamında bu konuya tekrar döneceğiz.

Kaynak: sormerod (Deviantart)

12 Ev: Koç (Aries), Boğa (Taurus), İkizler (Gemini), Yengeç (Cancer), Aslan (Leo), Başak (Virgo), Terazi (Libra), Akrep (Scorpio), Yay (Sagittarius), Oğlak (Capricorn), Kova (Aquarius), Balık (Pisces).

 

 

Tarihleri de bu şekildedir:

  • Koç Burcu (Aries)---------------21 Mart - 20 Nisan
  • Boğa Burcu (Taurus)-----------21 Nisan - 21 Mayıs
  • İkizler Burcu (Gemini)----------22 Mayıs - 21 Haziran
  • Yengeç Burcu (Cancer)--------22 Haziran - 22 Temmuz
  • Aslan Burcu (Leo)--------------23 Temmuz - 23 Ağustos
  • Başak Burcu (Virgo)-----------24 Ağustos - 22 Eylül
  • Terazi Burcu (Libra)-----------23 Eylül - 23 Ekim
  • Akrep Burcu (Scorpion)-------24 Ekim - 22 Kasım
  • Yay Burcu (Sagittarius)--------23 Kasım - 21 Aralık
  • Oğlak Burcu (Capricorn)------22 Aralık - 20 Ocak
  • Kova Burcu (Aquarius)--------21 Ocak - 18 Şubat
  • Balık Burcu (Pisces)-----------19 Şubat - 20 Mart

Çin Astrolojisi

Çin astroloji diğer türlerden farklıdır çünkü modern takvim yerine Çin takvimine bağlıdır. 60 senelik bir döngüye sahiptir ve ilk kısmı Yin ile Yang formlarında Beş Elementten (sırasıyla Tahta, Ateş, Toprak, Metal ve Su) oluşur. Ardından 12 zodyak hayvan işareti (生肖 shēng xiào) ya da Dünyevi Dallar bulunur, bunlar da sırasıyla: Fare, Öküz, Kaplan, Tavşan, Ejderha, Yılan, At, Koyun (Koç ya da Keçi), Maymun, Horoz, Köpek ve Domuz. Genellikle feng shui ve Çin'e ait diğer batıl inançlarıyla birlikte kullanılır.

12 Çin Zodyakı. Ortasında "Dao" sembolü bulunmaktadır.

 

Neden Astroloji'ye Karşı Eleştirisel Davranıyoruz?

Eğer insanlar astrolojiyi modası geçmiş bir batıl inanç ve antik bir kültür olarak görseydi o zaman dünya daha iyi bir yer olabilirdi. Neden böyle düşünüyoruz? İşte bazı sebepler:

(1) Odağı Bilim'in Dışına Çekmek

Bir kitap evine gittiğinizde bilim köşesinde bulunan kitapların on katı kadar kitabın astroloji / zodyak / feng shui gibi konuları ele aldığını görmeniz gayet normaldir. Peki neden? Cevap sanılandan da basittir. Astroloji ve benzer batıl inançları merak edenlerin sayısı bilim-severlerden daha fazla olduğu için bu konudaki piyasa daha büyüktür. Ve sadece bununla da kalmıyor, sosyal ağlarda bilim eğitimine oranla kaç tane astroloji bilgi yarışmaların olduğunu da görürseniz şaşırabilirsiniz. Hatta geleceğimizin liderleri olan gençlere yönelik sorular yöneltip kaçının bilimsel metot ve eleştirisel düşünce yerine astrologlara güvendiklerini sorguladığınızda sonuçlar olumlu çıkmayabilir. Peki bütün bunların anlamı nedir? Bilim ve teknolojinin gelişimi yerine, astroloji insanları bilimin gerçek güzelliğinden uzaklaştırabilmekte ve kanıtlanmamış hayallere inanmalarını sağlayabilmektedir. Bir düşünün, bilime ilgi duyanların sayısındaki azlık bilim ve teknoloji ile ilgili alanlara daha az sayıda başvurunun yapılacağı anlamına gelmektedir ve bu şekilde bilim ve teknolojinin gelişimi yavaşlayabilmektedir. Batıl inançlar olmadan belki de çoktan galaksimizi daha yakından keşfediyor olurduk.

(2) Sahtekarlıklar

Oxford Sözlüğüne göre sahtekarlığın tanımı şöyledir: "Maddi veya kişisel çıkarlar için haksız ya da suç içerikli bir şekilde kandırma yöntemini kullanmak"

Astrologların yaptıkları okumalarla geleceğinizi tahmin ederek sizin için güzel bir aşk hayatın olacağını ve daha iyi bir gelirinizin olacağını söylemeleri yaygın görülen bir şeydir. Sonuçlar her zaman aynıdır: Ya tahminler kullanışlı olamayacak kadar anlamsız ya da şanstan daha tutarlı değildirler. Yine de reklamlarda da görülmediği gibi ihtiyaçlarını karşılamayacağı halde insanlar kandırılarak böyle şeyler için paralarını verebilmektedir. Bu açıkçası sahtekarlıktan başka bir şey değildir, bunu yapan astrolog bütün bunların bilincinde olsa da olmasa da.

(3) Batıl İnancın Zararları

Otizm korkusundan dolayı İngiltere ve Güney Afrika gibi ülkelerde çocuklarına aşı yaptırmayan ebeveynler yüzünden neler olduğuna bir bakın. Kızamık yayıldı ve yüzlerce ölüme sebep oldu. Buna benzer batıl inançlardan dolayı zararlar görülebilmektedir ve buna astroloji de dahildir. İnsanlar yaşamları için yıldız işaretlerini bir rehber olarak kullanmaları üretkenliklerini düşürebilir çünkü temelsiz tahminlerden dolayı endişe duyabilirler. Bu tarz şeyler sadece bireysel açıdan değil ama toplumun kendisini de etkileyebilmektedir.

Kuvvetlerin Üzerimizdeki Etkisi

Güneş ve Ay ile beraber gezegenlerin de yaşamlarımızı ve kişiliklerimizi etkileyebilmeleri için bize ulaşabilen güçlü bir kuvvetin olması gerekmektedir. Ay'ımızın yarısı kadar büyük olan ve 7,228,829,857 kilometre uzaklıkta olan Plüton'ün bile üzerimizde bir etkiye sahip olduğunu iddia etmek olağanüstü bir iddiadır, bu yüzden bahsedilen şeyin oldukça kuvvetli olması gerekmektedir. Böyle bir iddiayı destekleyecek kanıtlar var mıdır diye bakalım.

Fiziğin 4 Temel Kuvveti Sorumlu Olabilir Mi?

Temel kuvvetler (ya da temel etkileşimler) parçacıkların birbiriyle nasıl etkileşim halinde olduklarını anlatır. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda bu etkileşimlerin sayısı 4 temel kuvvete indirgenmektedir: Yeğin Nükleer Kuvvet, Zayıf Nükleer Kuvvet, Kütle Çekim Kuvveti ve Elektromanyetizma.

(1) Yeğin Nükleer Kuvvet

Yeğin Nükleer Kuvveti adından da anlaşılacağı gibi 4 kuvvetin arasında en kuvvetli olanıdır. Elektromanyetizma'dan 100 kat, Zayıf Çekirdek Kuvvetinden 105 kat ve Kütle Çekim Kuvvetinden de 1039 kat daha kuvvetlidir.

(1a) Yeğin Kuvvet: Yeğin etkileşimden dolayı Kuarklar ve Gluonlar birbirine bağlıdır. İlginç bir şekilde mesafe arttıkça kuvvetin kendisi azalmamaktadır. Bunun yerine bir limite ulaştığında (aşağı yukarı bir hadron'un boyutu kadar) kuvvet 100,000 Newton'da sabit kalmaktadır. Kuarklar belirli bir mesafeye kadar çekilince, boşluktan yeni bir kuark/anti-kuark yaratacak enerjiye sahip olmada elverişlidir. Bu yüzden kuarklar sadece hadronlar halinde bir arada bulunur ve hiçbir bağımsız kuark gözlemlenmemiştir. Bu "Renk Hapsi" (color confinement) olarak bilinir, fakat bu bizim bildiğimiz anlamda gördüğümüz renkler değildir, yeğin etkileşimdeki kuarkların ve gluonların bir özelliğidir.

(1b) Arta Kalan Yeğin Kuvvet: Arta kalan yeğin kuvvet adından da anlaşılacağı gibi yeğin etkileşiminden arta kalandır. Bu kuvvet atomik çekirdeğin içerisinde hadronlar arasında görülür. Hadronlar mezonları (bunlarda bir kuark ile bir anti-kuark bulunur, tıpkı pions ve kaons gibi) ve baryonları (bunlar 3 kuarktan oluşur, tıpkı proton ve nötronlar gibi) içerir. Mezonlar atomik çekirdek içerisinde nükleonlar arasında iletilir ve birbirine bağlarlar (böylece aynı elektrostatik yüke sahip protonların birbirlerini itmesini önler). Yeğin etkileşimlerin aksine, arta kalan yeğin kuvvet mesafe arttıkça kendisi azalmaktadır ve 10-15 metre ötesinde varlığı görülmemektedir.

(1c) Peki Neden Bu Kuvvet Sorumlu Olamaz? Yeğin kuvvetin yaşantımızı etkilemediği ortadadır, çünkü sadece kuarklar ile gluonlar arasında görülmektedir, yani hayal edilemeyecek kadar küçük boyutlarda etkilidir. Bununla beraber belirli bir mesafeden sonra kuark/anti-kuark çiftleri yaratılır ve bu da kuarklar arasındaki mesafenin maksimum bir sınırı olduğunu gösterir. Bu arta kalan yeğin kuvvet için de geçerlidir çünkü maksimum etki mesafesi 10-15 metre kadardır. Bu sebeple böyle bir kuvvetin gezegenler arası etkili olduğunu söylemek fazlasıyla abartılı olurdu.


(2) Zayıf Nükleer Kuvvet

Zayıf etkileşim W ile Z bozonların (ara vektör bozonları) değişimiyle ortaya çıkar. Adına "zayıf" denir çünkü elektromanyetizma'dan 10-11 kat ve yeğin kuvvetten de 10-13 kat daha zayıftır. Daha çok beta bozunmasına yol açmasıyla bilinmektedir.

(2a) Zayıf Kuvvetin Benzersizliği: Zayıf etkileşim solak leptonları, kuarkları ve nötrinoları etkilemektedir (nötrinoları etkileyen bir diğer kuvvet kütle çekim kuvvetidir, ancak etkisi önemsizdir).

(2b) Tat Değiştirici: Zayıf kuvvet tat değiştiren tek kuvvet olarak bilinmektedir, yalnız bu tat bildiğimiz anlamda tat değildir. Bahsettiğimiz tat parçacık fiziğinde temel parçacıkların kuantum sayısı anlamına gelmektedir. Beta bozunmasını örnek alalım. Bir nötron'un (1 yukarı kuark ve 2 aşağı kuark) bir protona (2 yukarı kuark ve 1 aşağı kuark) dönüşmesi için aşağı-kuarklardan bir tanesi yukarı-kuark'a dönüşmesi gerekir. Bir W-negativ bozon yaymasıyla bu elektron(e-) ile anti-nötrino(νe)'ya parçalanır.

 

 

(2c) Simetri İhlali: Doğa kanunlarının ayna yansımasında da aynı kalacağı düşünülüyordu. Bir ayna ile gözlemlenen bir deneye ait sonuçların deney aygıtının bir ayna-yansımasının kopyasıyla aynı olması bekleniyordu. Buna "Parite Korunumu Yasası" (Law of Parity Conservation) denmektedir. Yine de 1950'lerin ortalarında Chen Ning Yang ve Tsung-Dao Lee zayıf kuvvetinin bu yasayı ihlal edebileceğini önerdi. Chien Shiung Wu ve ortakları 1957'de parite'yi büyük oranda ihlal ettiğini keşfetti ve böylece Yang ile Lee 1957 senesinde Fizik dalında Nobel Ödülüne sahip oldular. CP simetrisi bir parçacığın kendisine karşılık gelen anti-parçacıkla yer değiştirdiğinde (C simetri, yani yük birleşme simetrisi) ve sol ile sağ yer değiştirdiğinde (P simetri, yani parite simetrisi) fizik yasalarının aynı olacağını açıklar. Yine de zayıf kuvvetin CP simetrisini ihlal edebileceği görüldü, böylece bu evrende de asimetri yaratmaktadır. Bu evrende neden sadece maddenin olduğunu gösteren muhtemel bir açıklamadır, çünkü böyle bir ihlal olmasaydı o zaman madde ile anti-madde birbirini yok ederdi.

 

 

(2d) Peki Neden Bu Kuvvet Sorumlu Olamaz? W ve Z bozonların kütleleri 90 GeV/c2 (bu atom-altı ölçeğindedir) ortalama ömürleri 3x10-25 saniye kadardır. Işık hızında yol alsa bile zayıf kuvvetin etkisi 10-18 metreyle sınırlıdır ki bu da atomik çekirdeğinden 1000 kat daha küçüktür. Bu arta kalan yeğin kuvvetten 1000 kat daha küçük olduğu anlamına gelir, bu sebeple bunun astrolojik iddiaları desteklemesi beklenemez.

 

(3) Kütle Çekim Kuvveti

Kütle çekim kuvveti birçoğumuza tanıdık gelen bir kuvvettir, bazılarımız da bu kuvveti Newton'un kafasına düşen elma hikayesinden tanımıştır, ancak bu hikaye doğru değildir. 4 temel etkileşimin arasında en zayıf kuvvet kütle çekim kuvveti olduğu halde sonsuz bir menzile sahiptir ve mesafeyle çok yavaş bir şekilde bozunuma uğrar, bu sebeple "astrolojik kuvvet" için en ideal kuvvet adayı sayılabilir. Kütle çekimin nasıl çalıştığını en iyi Genel Görelilik kuramı göstermektedir ve bilim camiası tarafından da kütle çekim için en iyi model olduğu kabul edilmektedir. 1907 ile 1915 seneleri arasında Albert Einstein'ın bu kuramı geliştirmesiyle, tahminler konusunda teorinin kendisi oldukça başarılıdır fakat mükemmel değildir. Yine de teoriyi destekleyen onca kanıtı da görmezden gelmememiz gerekir.

Genel Görelilik açısından kütle çekim kuvveti uzay-zamanın kütle tarafından bükülmesiyle görülür ve serbest-düşen objeler de bükülen uzay-zamanda düz çizgiler üzerinde hareket etmektedir. Bu düz çizgilere "Jeodezikler" denilmektedir. Bir objeye kuvvet uygulandığında uzay-zamanda jeodezikten sapacağını belirtir. Dünya'daki her şey kütle çekim kuvveti üzerine kuvvet uyguladığından jeodezik'i takip etmemektedir.

Kütle Çekimi gezegenleri Güneş'in yörüngesinde tutar. Eğimli çizgiler uzay-zamanın bükülmesini göstermektedir. Görsel tam ölçekli değildir.


(3a) Peki Neden Bu Kuvvet Sorumlu Olamaz? Kütle çekimi sınırsızca uzandığı halde etkisi yine de hızlı bir şekilde azalmaktadır, öyle ki gezegenlerin Dünya üzerinde uyguladıkları kuvvet hiçe yakındır. Kütle çekimi oldukça büyük olan Jüpiter gibi bir gezegen bile Dünya'nın yörüngesini etkileyememektedir. Böylece Güneş Sisteminde bizleri doğrudan etkileyen sadece iki gökcismi bulunmaktadır. Güneş bizi yörüngede tutmaktadır, Ay da gezegenimizde gel-gitlere sebep olmaktadır. Hatta Güneş Sistemindeki bütün gezegenlerin (Plüton'u da dahil edelim) Dünya üzerinde uyguladıkları kütle çekim kuvvetini hesaplarsak, hepsini topladığımızda Ay'ın üzerimizde uyguladığı kütle çekiminin %2'sinden az olmaktadır. Bu yüzden kütle çekim kuvveti de astroloji için en ideal kuvvet adayı olduğu halde iddiaları desteklemek açısından geçersizdir.


(4) Elektromanyetizma

Elektromanyetizma yüklü parçacıkları etkileyen bir kuvvettir ve birçok kişi tarafından yanlış anlaşılmaktadır. Bu kuvvet bedeninizdeki atomları bir arada tutar, elektronların atomik çekirdeğin yörüngesinde kalmasını sağlar, mıknatısların itmesini ve çekmesini sağlar vs.

 

(4a) Peki Neden Bu Kuvvet Sorumlu Olamaz? Astroloji gezegenleri, Ay'ı ve Güneş'i içermektedir. Ancak Ay'ı bir kenara koyarsak, Dünya üzerindeki fark edilebilir tek etki Güneş'ten kaynaklanmaktadır. Merkür, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Dünya manyetosfere sahiptir, diğer gezegenlerin manyetik alanları çok zayıftır. Jüpiter'in manyetosferi Dünya'dakinden 14 kat daha büyük olsa bile, Güneş'in yönünde sadece 7 milyon kilometre boyunca uzanmaktadır, bu sebeple Dünya'nın üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Görüldüğü üzere diğer kuvvetler gibi bu kuvvet de astrolojik iddiaları destekleyemez.


(5) Peki Keşfedilmemiş Beşinci Bir Kuvvet Olabilir Mi?

Sıkı bir astroloji savunucusu şöyle diyebilir: "Ne olmuş yani? Bütün bunların arkasında henüz keşfedilmemiş bir kuvvet olabilir." Tabi böyle bir şeyi söylendiğinde bu kişinin bunu kanıtlaması gerekir, bizim böyle bir iddiayı çürütmemize gerek yoktur çünkü kanıtlama sorumluluğu iddia sahibine aittir. Fiziğin 4 temel kuvveti mesafeyle hızlı bir şekilde bozunmaktadır bu sebeple gezegenler-arası etkileri çok küçüktür, bu yüzden beşinci kuvvetin mesafeyle bozunmayacak kadar kuvvetli olması gereklidir. Galaksimizde 1011 tane yıldız bulunduğu halde bu kadar etkili bir şey görülememiştir. Astrolojiye göre Güneş'in ve Plüton'un eşit etkilere sahip olduğu da söylendiğine göre büyüklük bu durumda önemsizdir. Durum böyle ise o zaman Güneş'in yörüngesinde bulunan asteroiti de hesaba katmamız gerekirdi. Kuiper Kemeri'nde 70,000 tane objenin bulunduğunu söyleyebiliriz. 


Astroloji'nin Cevaplaması Gereken Sorular

Bilimsel teorilerin önemli bir özelliği bilim camiası tarafından dürüstçe incelenebilmeleri ve anekdotlar yerine ampirik kanıtlar tarafından desteklenebilmeleridir. Astroloji binlerce senedir var olan bir şeydir ancak cevap veremediği büyük sorunları da vardır. Bunlara tek tek bakalım:

(1) Eksen Devinimi (Axial Precession): Devinim hareketi dönen bir objeye dönme momentinin eklenmesiyle dönme eksenin yönünü değiştirmesiyle görülür, çünkü dönme momentinin açısal hızı dönen objenin asıl açısal hızını arttırır, bu da dönme eksenin yön değiştirmesine sebep olur. Bu etki Dünya'da da görülmektedir ve "Ekinoks Devinimi" olarak bilinir. Elips üzerinde ekinoksların batı yönündeki yavaş hareketidir ve yaratılan dönme momenti tarafından kaynaklanmaktadır, bu da ekvatordan elipse doğru olan çıkıntı üzerinde Güneş'in ve Ay'ın kütle çekim kuvvetinden kaynaklanmaktadır. Tam bir 360 derecelik dönüş 25,800 yıl sürmektedir. Peki bütün bunlar astroloji için ne anlama gelmektedir? 25,800 yılı 360'a bölersek sonuç 72 çıkar. Başka bir deyişle, dönme aksın 1 derece kayması 72 sene sürmektedir. M.Ö. 2000 civarında Babillilerden beri astrolojinin kendisi güncelleştirilmediği için ekinokslar yaklaşık olarak 56 derece (4032/72=56) kaymıştır! Kısacası sizin burcunuz "Oğlak" ise, bu hesaba göre aslen bir "Akrep/Yay" burcu oluyorsunuz.

Ekinoksların devinimi

 

(2) Neden Doğum (Natal) Astrolojisi Döllenme Anından İtibaren Geçerli Olmuyor? Natal astroloji bireyin doğduğu zaman, tarih ve yerine göre o kişinin yaşamı üzerinde odaklanır. Bu oldukça problemli bir şeydir. Neden illa doğduğu anla ilgilenmek gerekiyor? Kadının rahminde bebeği dış dünyanın etkilerinden koruyan özel bir tabaka mı var? Bugüne dek böyle bir şey keşfedilmedi.

(3) Astroloji Tahmin Edildiği Gibi İşe Yaramıyor: Astrolojinin şanstan daha iyi olmadığını gösteren araştırmalar var. Örneğin "Oğlak" burcunu ele alalım ve bu burca sahip ünlü kişilere bir bakalım: Elvis Presley (Müzisyen), Rod Stewart (Solist), Mao Tse Tung (Politik lider), Joseph Stalin (Diktatör), Johannes Kepler (Astronom), Richard Nixon (ABD Başkanı), Joan d'Arc (Aziz), Al Capone (Gangster), Muhammed Ali (Boksör). Herhangi bir yerden Oğlak burcundan olan kişilerin ne tür özelliklere sahip olduğunu araştırabilirsiniz, ama gördüğünüz gibi saydığımız bu kişilerin hepsi farklı kişiliklere sahiptir; bazıları milyonları etkileyen şarkılar çalmıştır, bazıları da milyonların ölümüne sebep olmuştur. Durum böyle iken aynı burca sahip oldukları halde burç tanımlamaların tutarsız olduğu gayet açıktır.

Bütün Bunlardan Çıkarılan Sonuç

Astroloji'yi savunan bir kimse yazımızı okuduğunda elbette bahsettiğimiz sorunlara ve sorduğumuz sorulara yönelik cevaplar verebilecektir. Fakat Bilim'in bir diğer güzel yanı farklı bilim insanlarının birbirinden bağımsız olarak aynı sonuçları elde edebilmesidir. Astrologlar ise kapsamlı kitaplar yayınlasalar bile birbiriyle çelişen ve yoruma açık şeyler yazabilmektedirler. Bazen de benzer olan şeyler de sayabilirler çünkü tarihin kendini tekrar ettiğini belirtirler, mesela belirli aylarda en çok kavgaların yaşandığını geçmiş dönemlerdeki olaylara kıyaslayarak söyleyebilirler. Kendilerine yönelik eleştiriler yapıldığında ise bilim insanlarının yeterince açık fikirli olmamakla suçlayabilir ve adeta Galileo savunmasında bulunabilirler, fakat Galileo fikirlerini kanıtlara dayandırmayan bir kitle tarafından eleştirilmişti, astrologlar ise bilgilerini kanıtlara dayandıran astronomlar tarafından eleştirilmektedir. 

Astroloji ile uğraşan bazı kişilerin araştırmacı olduğu da görülebilir (kendilerine de Astrolog demektedirler ancak Ufologlar gibi bunlar üniversiteden eğitim alınarak hak edilen unvanlar değildir). Fakat geçmişleri incelendiğinde astronomi üzerine eğitim almadıkları görülebilmektedir. Astrologların değişik iddialarda bulunmaları bir Reiki'cinin ameliyathaneye girip kalp transplantı sırasında yaşanılan bir komplikasyonu "Kalp çakrasında enerji blokajı var" olarak yorumlamasından farksızdır. Bir de unutmamak gerekir ki Batı Astrolojisi M.S. 2.yüzyılda yaşamış olan Yunan matematikçi ve astronom Claudius Ptolemy'nin "Tetrabiblos" adlı eserinden de kaynaklanmaktadır. Bu zamanlarda 7 tane gezegenin (Güneş, Ay, Mars, Merkür, Jüpiter, Venüs, Satürn) var olduğuna inanılıyordu ve günümüzde "Ptolemaic Sistemi" olarak bildiğimiz "Dünya-Merkeziyetçi" (Jeosantrizm olarak da bilinir) görüşü hakimdi, yani bu görüşe göre Dünya evrenin merkezinde yer alıyordu. Güneş'in ve Ay'ın bile gezegen sayıldığı ve Uranüs (Sir William Herschel tarafından 1781'de keşfedildi), Neptün (John Couch Adams tarafından 1846'da keşfedildi) ve Plüton (Clyde Tombaugh tarafından 1930'da keşfedildi) gibi gezegenlerin varlığı bilinmiyordu, ki Plüton artık bir cüce-gezegen olarak tanımlanmaktadır. Gezegen tanımları asıl Kopernik'in zamanında daha iyi anlaşılmıştı ve 17.yüzyıldan sonra da astrolojinin bilimsel olmadığı anlaşılmaya başlanmıştı, fakat günümüzde bu kadar sayıda insanın inanmaya devam etmesi hem nüfusun artışına hem de herkesin astronomi konusunda yeterli bilgilere sahip olmamasından kaynaklanmaktadır. Bu inanışta "Forer (Barnum) Etkisi" de oldukça etkilidir, çünkü genel topluma hitap eden şeyler kişisel de algılanabilmektedir, bu da günlük burç yorumlarını okuyanların "Evet aynen beni tarif ediyor" demesine yol açabilmektedir. "Aklın Düşmanları" (Enemies of Reason) programını sunan Richard Dawkins'in bu konudaki videosunu da şuradan izleyebilirsiniz.

Bazı astrologlar Forer Etkisinden haberdar, günlük burç yorumlarını da doğru bulmayıp 7 milyar insanın 12 kategoriye sığamayacağının de farkındalar, fakat atom-altı parçacıklarından bahsedebildiğimiz bu çağda astrolojinin astrologlar arasında bile farklılıklar göstermesi ve deneylerde başarısız çıkması sadece şüphe etmemizi değil ama aynı zamanda artık bunun doğru olmadığını düşünmemize sebep veriyor. 

"Astrolojiye inanmıyorum. Benim burcum Yay ve bizler şüpheci kimseleriz." (Arthur C. Clarke)

Güneş Sistemimizde bir gezegen birden yok olsaydı bu milyonlarca kişinin kişiliksiz kalacağı anlamına mı geliyor? İkizler neden farklı kişiliklere sahip? Neden gezegenler ve yıldızlar haricinde kara-delikler, nebulalar ve asteroitler de hesaba katılmıyor? Onlarca soru sorulabilir, hatta astrologlar bunlara Kuantum Mekaniğine ve Sicim Kuramına değinerek de cevaplar vermeye çalışabilir, fakat işin bilimsel tarafından bakılınca, yaşantınızı belirleyen yıldızlar değil, sizsiniz. Elbette var olan her şeyin birbiriyle etkileşim halinde olması ve adeta mekanik bir biçimde işlemesi göksel objelerin dünyevi etkilere de sahip olduğu fikri ilk görünüşte mantıklı görünebilir, ancak gözlemler bunu göstermemektedir.

"Yıldızlara iki şekilde bakılabilir: Ya oldukları şekilde, ya da olmalarını dilediğimiz şekilde." (Carl E. Sagan)

Düzenleyen: Zafer Emecan (Kozmik Anafor)

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. War For Science "Debunking Astrology" Makaleleri
  2. Türk Dil Kurumu "Astroloji" Kelime Anlamı
  3. Astrology And Science Sitesi
  4. Yalansavar "Astrolojiye İnanmak İçin '10 Yanılgı'" Makalesi
  5. Açık Bilim "Astrologların Bilimle İmtihanı" Makalesi
  6. Açık Bilim "Herkes İçin Astronomi: Gökyüzünde Ne Görüyoruz?" Makalesi
  7. Bilim Ve Gelecek "Astroloji" Makalesi
  8. The Skeptic's Dictionary "Astrology" Makalesi
  9. Bad Astronomy "Astrology" Makalesi
  10. Bad Astronomy "Harmonic Con(game)vergence" Makalesi
  11. Skeptoid "All About Astrology" Makalesi
  12. Skeptico "What Do You Mean 'Test' Astrology?" Makalesi
  13. Skeptico "Astrology Still Fails" Makalesi
  14. Wikipedia "Tetrabiblos" Makalesi
  15. Wikipedia "Astrology" Makalesi
  16. Wikipedia "Astrology And Science" Makalesi
  17. Wikipedia "Timeline Of Discovery Of Solar System Planets And Their Moons" Makalesi
  18. University Of California "Astrology: Is It Scientific?" Makalesi
  19. JREF "Skeptic History: Astronomy vs Astrology" Makalesi
  20. CSICOP "More Like Religion Than Science" Makalesi
  21. RationalWiki "Astrology" Makalesi
  22. University Of Northern Iowa "Uranus, Neptune And Pluto" Makalesi
  23. Shawn Carlson "A Double-Blind Test Of Astrology" Makalesi
  24. Paul R. Thagard "Why Astrology Is A Psuedoscience" Makalesi
  25. Vladimir Surdin "Why Is Astrology A Psuedoscience?" Makalesi (Çeviri: Gary Goldberg)
  26. John H. McGrew & Richard M. McFall "A Scientific Inquiry Into The Validity Of Astrology" Makalesi
  27. Australian Skeptics "Astrology" Makalesi
  28. Relatively Interesting "Astrology And Horoscopes Debunked" Makalesi

Kaynaklar ve İleri Okuma:

Kuşların Evrimi Üzerinden Geçiş Fosillerini Anlamak...

David Attenborough

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim