Aşıların Koruyuculuğu: Aşıların Etkisi Ne Kadar Sürer?

Aşıların Ne Süreyle Etkisini Koruduğunu Anlamak, Bu Süreyi Uzatmamızı ve İnsanlığı Korumamızı Sağlayabilir!

Gece Modu

Bu yazı, Science Magazine isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Stanley Plotkin ve eşi de ABD'deki milyonlarca insan gibi, Kuzey Yarımküre'nin grip sezonunun başlangıcında yani geçen yıl Ekim ayı başında influenzaya karşı aşı oldular. Pennsylvania Üniversitesi'nde bir hekim ve emeritus profesörü olan Plotkin, aşının değerini iyi biliyor çünkü kızamıkçık da dahil olmak üzere piyasadaki çeşitli aşılarda emeği olan dünyanın en ünlü aşı uzmanlarından biri. Hatta, standart tıbbi ders kitabı olan Vaccines'in yazarlarından biri.

Ocak ayında yani 3 ay sonra, çift ikinci bir grip aşısını oldular.

Bu, ülkenin aşı kullanımını yönlendiren ABD Bağışıklık Uygulamaları Danışma Komitesi (ACIP) tarafından önerilmeyen sıra dışı bir seçimdi. Ancak grip aşıları tarafından tetiklenen koruyucu bağışıklık tepkilerinin birkaç hafta içinde azaldığına dair artan kanıtlar, Plotkin'i kliniğe dönmeye ikna etti. 86 yaşındaki Plotkin şöyle diyor:

Zaman ve maliyet, benim yaşımdaki biri için influenzaya kıyasla önemsizdir. Grip, burnunu çekmeye benzemez.

Sadece grip değil. Son çalışmalar, kabakulak, boğmaca, meningokoksik hastalıklar ve sarı humma aşılarının da resmi aşılama önerilerinin önerdiğinden daha hızlı bağışıklık kaybettiğini göstermekte. Aşılar onlarca yıldır önemli bir halk sağlığı aracıdır, bu nedenle dayanıklılıklarının iyi anlaşılmaması garip görünebilir. Ancak aşılar onaylanır ve korumanın ne kadar sürdüğü netleşmeden piyasa gelir. Daha sonra koruyuculuğunun azalması fark edilmeyebilir, çünkü geniş kullanımdaki bir aşı koruduğu mikropların bulaşmasını büyük ölçüde ortadan kaldırmış ve saldırı enfeksiyonlarını nadir hale getirmiştir. Virüsler veya bakteriler hâlâ etrafımızda olsa bile, onlara karşı aşılanan insanların bağışıklıkları doğal olarak artar. Aşı bağışıklığının azalması ya hep ya hiç olayı değildir; çığır açan bir enfeksiyon bile genellikle hastalığın çok daha az şiddetli semptomlarına yol açar.

Araştırmacılar, bazı aşıların neden sadece haftalarca koruduğunu, bazılarının ise ömür boyu çalıştığını anlama çalışıyorlar. 1957'de aşıları araştırmaya başlayan Plotkin şunları söylüyor:

Uzun süreli bağışıklığı tetiklemek için kuralların ne olduğunu bilmiyoruz. Yıllardır, gerçekten derin bir immünoloji bilgisi olmadan aşılar yapıyorduk ve sistematik olarak ölçmedik.

Kaliforniya, Palo Alto'daki Stanford Üniversitesi'nde bir immünolog olan Bali Pulendran, aşı dayanıklılığı konusunda aynı rahatsız edici sonuca ulaştı:

Ben, 'İyi anlaşılmadı, iyi anlaşılmadı' demeye devam ediyorum. Bu, aşılardaki en önemli sorunlardan biridir.

Örneğin; difteri ve tetanosa karşı iki temel aşı, yaygın olarak tahmin edilenden daha iyi bir dayanıklılığa sahip gibi görünüyor.

Yine de bazı ipuçları, onlarca yıl boyunca etkili yanıtlar veren ve bağışıklık sistemini harekete geçiren alışılmadık derecede başarılı aşılardan ortaya çıkıyor. Bunlardan biri yaklaşık on yıldan fazla önce çıkış yapan, kansere neden olan ve cinsel yolla bulaşan insan papillomavirüsüne (HPV) karşı yapılan yapılan aşı. Uzun süreli bir koruma mekanizması olduğu ve oldukça dayanıklı olduğu kanıtlandı. Dayanıklılıkla ilgili yeni görüşler, araştırmacıları ACIP ve benzeri gözetim organlarının aşı güçlendirici önerilerini daha yoğun bir şekilde incelemeye yönlendiriyor.

New York'ta kar amacı gütmeyen İnsan Aşıları Projesi'ne başkanlık eden bir immünolog Wayne Koff, aşı dayanıklılığının çok daha fazla ilgiyi hak ettiğini söylüyor:

Bunu anlayabilirsen tüm aşıları daha iyi yapabilirsin.

Doğal Bağışıklığı Taklit Etmek

150 yıldan fazla bir süre önce, İskandinavya ve İzlanda arasındaki kayalık ve volkanik bir takımada üzerinde yapılan doğal bir deney, bir enfeksiyonun yaşam boyu immünolojik hafızayı tetikleyebileceğini kanıtladı. Kızamık, 1781'de Faroe Adaları sakinlerini etkilemişti. Hastalık, bir ziyaretçinin geri getirdiği 65 yıl boyunca, izole ada grubunda tekrar ortaya çıkmadı. Kapsamlı bir çalışma, ilk salgın sırasında hayatta kalan kimsenin tekrar hastalanmadığını buldu. Yaşlanmış bağışıklık sistemleri virüsü hatırladı ve savaştı.

Aşı uzmanları, bağışıklık belleğinin bu muhteşem özelliklerini çoğaltmayı amaçlamaktadır. Bağışıklık sistemlerine gerçek şeyi tanımayı öğretmek ve hızlı bir şekilde güçlü bağışıklık tepkileri oluşturmak için tasarlanmış, hastalığa neden olan virüslerin, bakterilerin veya toksinlerinin zararsız taklitlerini yaratıyorlar. İmmünologlar birçok bulaşıcı hastalık için uzun ömürlü bellek B hücrelerinin bu cevabın anahtarı olduğuna inanıyor. Bilinen düşmanlarla karşı karşıya kaldıklarında, bu hücreler hızlı bir şekilde artar ve istilacılara kilitlenen antikor yığınlarını üreterek enfeksiyonları önler. Aşılar ayrıca antikorlar başarısız olduğunda "katil" T hücrelerini eğiterek enfekte olmuş hücreleri ortadan kaldırabilirler.

Beaverton'daki Oregon Ulusal Primat Araştırma Merkezi'nde aşı çalışmaları konusunda uzmanlaşmış bir immünolog olan Mark Slifka şunları söylüyor:

Aşı yaptığımız birçok durum için antikorlar muhtemelen koruyucu mekanizmalardır fakat zor olanların (tüberküloz, sıtma, HIV gibi) antikorları önemlidir ancak T hücrelerine ihtiyacınız vardır.

Aşı tasarımcıları bu yanıtları tetiklemenin en iyi yolunu tartışıyorlar. Bazı tasarımcılar, canlı ama zayıflamış bir patojenin (veya Truva atı gibi davranan zararsız bir virüse dikilen genlerin) en uzun ömürlü, en güçlü tepkileri indüklediği fikrine sahiptirler. Örenğin; böyle zayıf bir virüs, kızamık aşısının temelidir ve yaşam boyu korur. Fakat Pulendran bu düşünceyi tecrübesizlik olarak görüyor; öldürülen bir patojenin veya genetik olarak tasarlanmış bir varyantının eşit derecede iyi çalışabileceğini iddia ediyor.

Grip için hem öldürülmüş (inaktive edilmiş) hem de canlı virüs aşıları mevcuttur ve ikisi de sağlam koruma sağlamazlar. Grip virüslerinin dolaşımdaki suşlarıyla yakından eşleştiklerinde bile, her iki tip de aşılanmış insanların sadece yaklaşık % 60'ını korur ve bu mütevazı bağışıklık tepkileri hızla azalır.

Araştırmacılar, influenza aşılarının dayanıklılığı üzerine yapılan son 11 çalışmanın 2018 yılında yapılan incelemesinde, aşının etkisinin aşılamadan 90 gün sonra bile ortadan kalkabileceği sonucuna vardılar. Clinical Infectious Diseases'da yayınlanan makale, Amerikalıların % 20'sinin mevsimsel olarak Eylül ayı sonuna kadar grip aşılarını yaptırdığını belirtiyor. Michigan in Ann Arbor Üniversitesi’nde doktora öğrencisi ve bir ilaç dağıtım uzmanı olan çalışma yazarı Kunal Rambhia şöyle diyor:

Aşıdan ne kadar uzaklaşırsanız, grip bulaşma riskiniz o kadar yüksek olur ve bunun büyük sonuçları olur.

Rambhia, ACIP'in her yıl 100 milyondan fazla Amerikalıyı aşılama zorluğu göz önüne alındığında, insanları erken aşı yaptırmaya çağırmak için iyi bir nedeni olduğunu söylüyor:

Elinden gelenin en iyisini yapıyorlar. Aşının grip mevsiminin sonuna doğru daha az etkili olabileceğini kabul ediyorlar.

O ve diğerleri, bir aşının başarısız olsa bile fayda sağlayabileceğini belirtiyor. Grip aşısı alan ancak hastalanan insanlarda hastalık genellikle daha az şiddetlidir. Bu tür bir kısmi koruma, ilk olarak bir asırdan fazla bir süre önce çiçek hastalığı aşısı ile tanındı. Hastalığı sadece birkaç on yıl boyunca tamamen engelleyen ama insanları şiddetli hastalıklardan ve yaşam boyu ölümden güçlü bir şekilde koruyan aşıdır.

Kabakulağın Yeniden Canlanması

1967'de kabakulak aşısı piyasaya çıkmadan önce, ABD'li çocukların % 90'ından fazlası, tükürük bezlerini şişiren, kabarık bir yüze ve ateşe neden olan bu viral hastalıktan muzdaripti. 2000'li yıllarda, yılda sadece birkaç yüz vaka görüldü. Ancak daha sonra 2006'da, kabakulak Orta Batı'daki üniversite kampüslerinde arttı ve yıl sonuna kadar 6500 vaka görüldü. Üniversite çağındaki bu insanların yaklaşık % 85'i önerilen iki doz kabakulak aşısını daha önce almıştı. Aşının yaygın olarak kullanılmasına rağmen, ABD'de üniversite kampüslerinde ve sıkı dini topluluklarda kabakulak salgınları devam ediyor.

Kabakulak olmuş genç bir insan.
Kabakulak olmuş genç bir insan.
BBC

Bazı araştırmacılar, virüsün mutasyonlarının aşı tarafından üretilen bağışıklıktan kaçmasına izin verdiği için aşının başarısız olduğunu düşünüyor. Ancak Berkeley’deki California Üniversitesi’nden epidemiyolog Joseph Lewnard ve Boston'daki Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu’ndan immünolog Yonatan Grad yakın zamanda Avrupa, Asya ve Kanada'da da meydana gelen salgınlara ilişkin verileri analiz ettiler. Geçen yıl Science Translational Medicine'de hastalığın 18 ila 29 yaş arasındaki insanlara orantısız bir şekilde saldırdığını bildirdiler. Lewnard ve Grad'ın bu modeli, aşının kendisinin etkinliğini kaybettiğini ima ediyor çünkü genetik olarak "kaçan" yeni bir kabakulak suşu diğer yaş gruplarına aynı sıklıkta saldırmalıdır. Dünya çapında kabakulak salgınları üzerinde yapılan bir düzine başka çalışmada, başka araştırmacılar da koruma azalması belirtileri buldular.

Lewnard ve Grad'un modellemesine göre; 18 yaş civarında üçüncü bir dozda kabakulak aşısı ve ardından her 10 yılda bir yapılan güçlendirici aşıların salgın olasılığını önemli ölçüde azaltabileceğini göstermekte. Araştırmacılar, 1991'den beri ABD ordusunun tüm birliklerine takviye kabakulak aşısı verildiğini ve birlikler yakın mesafelerde yaşasalar bile tek bir salgın olmadığını belirtiyorlar.

Ağustos 2016'da, Arkansas'ta başlayan bir kabakulak salgınının gösterdiği gibi, bir aşının başarısını ve etkileyen diğer faktörlerin bağışıklığı azaltmasını çözmek kolay değildir. Vakaların yarısından fazlası, % 92'si tamamen aşılanmış olan okul çağındaki çocuklarda görülmüştü. Grad şöyle diyor:

İlk başta verilerin yanlış olması gerektiğini düşündüm çünkü modelimize uymadılar.

Eylül 2017'ye kadar devam eden ve yaklaşık 3000 kişiyi etkileyen salgın, Marshall Adaları'ndan gelen insanlarda yoğunlaştı. The Lancet Infectious Diseases’in Şubat raporuna göre, Arkansas kırsalında aynı kiliselere katılan ve kalabalık evlerde yaşayan geniş bir topluluğa sahipler. Görünen o ki; sıkı sıkıya bağlı bir toplulukta kabakulağa yoğun maruz kalma, aşı korunmasını aşmıştı. Grad’a göre;

Ne kadar çok maruz kalırsanız, enfekte olmanız o kadar olasıdır.

Geçen yıl, ACIP kabakulak aşısının üçüncü dozunu önerdi ancak bu sadece bir salgın nedeniyle bir grubun veya nüfusun artmış risk altında olan kişiler içindi.

Takviye Aşıya Gerek Var mı?

Aşı ile eğitilmiş bağışıklık sistemlerinin güç kaybetmesi, bazı yeni halk sağlığı kararları hakkında endişeleri artırmıştır. 2016 yılında, İsviçre'deki Dünya Sağlık Örgütü (WHO), virüsün zayıflatılmış bir formu olan sarı humma aşısının kullanımına ilişkin yasal olarak bağlayıcı düzenlemeleri değiştirdi; 1940'larda geniş kullanım alanına girmiş ve milyonları hastalık ve ölümden kurtarmıştı. Üç yıl önce, bir uzman komitesi dünya çapında yaklaşık 70 yıl boyunca hastalığa karşı aşılanan 540 milyondan fazla insan arasında sadece 12 sarı humma vakası bulmuştur. Bu yüzden Dünya Sağlık Örgütü, 10 yılda bir yapılan takviye aşılardan, bir kerelik ve ömürlük aşıya geçti.

234,000 defa büyütülmüş sarı humma virüsü.
234,000 defa büyütülmüş sarı humma virüsü.
Wikipedia

Primat laboratuarındaki çalışmaları ile yeni bir sarı humma aşısı yapan Beaverton merkezli bir şirket olan Najít Technologies'in başkanı olan Slifka, bunun bir hata olduğunu söylüyor. Expert Review of Vaccines’in Aralık 2016 sayısında, Najít ve meslektaşı Ian Amanna, uzman komitesine neredeyse mükemmel bir korumaya benzeyen şeyin, aşılanan birçok insanın aslında sarı hummaya asla maruz kalmadığını yansıttığını savunuyor. Yazarlar ayrıca, uzman komite analizinden sonra ortaya çıkan ve 35 yıldır sadece o ülkede aşılanmış kişilerde 459 hastalık vakası bildiren bir Brezilya çalışmasına da işaret ediyorlar. Bu vakaların % 52'sinde kişinin aşılanmasından bu yana 10 yıl veya daha fazla geçmiş. Slifka şöyle açıklıyor:

Sarı humma aşısına bağlı bağışıklık uzun ömürlü ancak insanların sadece % 80'inde.

Antikor verileri bu argümana geri dönüyor. Slifka ve Amanna, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) incelemesindeki dokuz çalışmaya bir işaret ediyor; virüsü "nötralize edebilen" sarı humma antikorlarının kan seviyelerini analiz eden bu çalışmalar bir aşının etkinliğinin anahtarları. Çalışmaların dördü, sarı humma virüsünün dolaştığı bölgelerden insanlarla yapıldı ve bunların % 97.6'sının aşılamadan 10 yıl sonra tespit edilebilir nötrleştirici antikorlara sahip olduğu bulundu. Ancak diğer beş çalışmada, sarı humması çok az olan veya hiç olmayan bölgelerde, aşılananların sadece % 83.7'sinde bu bağışıklık belirtileri vardı. Slifka'ya göre bu bulgu, patojene periyodik olarak maruz kalmadan insanların yavaş yavaş korumayı kaybettiğini göstermekte. Slifka ekliyor:

En az bir takviye aşıya ihtiyacımız var.

Plotkin, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisini tekrar gözden geçirmesi gerektiğini şiddetle kabul ettiğini söylüyor.

Aşıları değerlendiren uzman komitesinden WHO sözcüsü, sarı humma salgını vakalarındaki yeni verileri gözden geçirmeye devam ettiklerini ve tek bir doz alan insanlarda bağışıklık süresini yakından izlendiğini söylüyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün, verilerin uyarısına karşı not aldıklarını söylüyor ve ekliyor:

Sağlanan kanıtlar takviye doz ihtiyacını desteklemiyor.

Karma Karışıklık

Bazı aşıcılar, 1991 yılında boğmaca öksürüğüne neden olan boğmacaya karşı daha güvenli bir aşıya geçişi sorgulamaktalar. On yıllar boyunca, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkeler, hastalığa neden olan bakteri olan, ölü Bordetella pertussis'ten yapılan bir aşı ile büyük başarı elde ettiler. Ancak bu "tüm hücre" aşısı, nadiren ciddi nörolojik hasara yol açtığı iddiasıyla çok tartışılan bir iddia nedeniyle, 40 yıl önce bir aşı karşıtı hareketin merkezi haline geldi. Böylece, boğmaca toksininin inaktive edilmiş bir versiyonunu ve B. pertussis parçalarını içeren hücresel olmayan bir aşı yerini aldı.

Bu aşı, difteri ve tetanoz aşısı ile birlikte yapılıyor. ACIP, bebeklik ve 12 yaş arasında altı dozluk üçlü kombo aşısı için çağrı yapıyor. Daha sonra yetişkinler için her 10 yılda bir tetanoz ve difteri takviyeleri öneriyor. Sıkı aşılama programına rağmen, 2010–11 ve 2014–15 yıllarında, Kaliforniya’da iki büyük salgında yaklaşık 20.000 boğmaca vakası yaşandı.

Aşının koruyuculuğunun azalmasının suçlanıp suçlanmayacağını öğrenmek için, Kuzey Kaliforniya'daki sağlık sistemi Kaiser Permanente, milyonlarca hastanın ayrıntılı tıbbi kayıtlarını ve 2006'dan 2015'e kadar 4000'den fazla çocuğun kaydını inceledi. Ekip, aşı koruyuculuğunun çocukların 4-6 yaşları arasında verilen beşinci hücresel olmayan aşı dozundan sonra yılda % 27 azaldığı sonucuna vardılar. Araştırmacılar Vaccine’in 8 Haziran 2017 sayısında şu sonuca vardılar:

Daha uzun süreli koruma sağlayan aşılar geliştirilinceye kadar boğmaca salgınlarına karşı daha savunmasız olacağız.

Slifka, tüm hücresel aşının hücresel olmayanla değiştirilmesinin gereksiz ve bir hata olduğunu söylüyor. Birçok çocuğun 4 ila 6 yaşaları arasında verilen beşinci dozları ile 11 ila 12 yaşlarında verilen altıncı dozları arasında tehlikeli bir şekilde hassaslık bırakır (B. pertussis, gençlerde ve yetişkinlerde nispeten hafif semptomlara neden olur ancak küçük çocuklarda ölümcül olabilir). Slifka ekliyor:

Hücresel olmayan aşılar %80 ila %90 koruma ile başlar ancak önünüzdeki birkaç yıl içinde çöker.

İronik olarak, üçlü aşının diğer iki bileşeni şaşırtıcı bir güce sahiptir. Slifka'nın çalıştığı primat merkezi, maymunlardan ve insan dışındaki diğer primatlardan insanlara geçen potansiyel enfeksiyonları izlemek için çalışanlarından kan alıyor. Slifka, Amanna ve meslektaşları, 26 yıllık bir sürede toplanan kan örneklerini incelediler ve aşılamadan sonra tetanoz ve difteri bakterilerine karşı antikorların ne kadar çabuk bozulduğunu değerlendirdiler. Geçtiğimiz yıl PLOS Biology'de bildirdikleri gibi, insanların bu iki patojene karşı koruyucu bağışıklığı kaybetmeye başlaması 40 yıldan fazla sürecek. Slifka şöyle diyor:

Daha önce fark ettiğimizden çok daha yüksek bir bağışıklık seviyesine sahibiz.

Slifka, Dünya Sağlık Örgütü’nün çocukluk dozlarını tamamlayan yetişkinler için tetanoz ve difteri takviyelerini önermediğini belirtiyor. Ayrıca, yılda üç kez toplanan ve önerileri düzenli olarak gözden geçiren bir aşı uzmanları grubunun, takviyeleri geri çekme fikrini düşünmeleri gerektiğini söylüyor. Bu takviye aşıların ortadan kaldırılması ile ABD'nin yılda yaklaşık 1 milyar dolar tasarruf edeceğini tahmin ediyor.

Dayanıklılık İpuçları

Üçlü aşının içindeki bir aşının neden çalışmadığı ama diğerlerinin ömür boyu çalıştığı, aşıların nasıl daha dayanıklı hale getirileceğine dair daha geniş bir gizemin altını çiziyor. Ancak ipuçları, HPV'ye karşı alışılmadık bir aşıdan geliyor.

Zayıflatılmış veya inaktive edilmiş bir HPV aşısının yine de kansere neden olabilen viral bileşenler içerebileceğinden endişe duyan araştırmacılar, zararsız bir HPV yüzey proteininin kopyalarını üretmek için genetik olarak başka bir virüs tasarladılar; virüs benzeri bir parçacık (İng. viruslike particle, VLP) olarak kendiliğinden bir araya geliyor. Denemeler, bulaşıcı olmayan VLP ile aşılanan hemen hemen herkesin, yüksek seviyelerde HPV nötralize edici antikorlar geliştirdiğini gösterdi. Bu seviyeler 2 yıl sonra orta derecede azalıyor ancak en az on yıl boyunca sabit kalıyor. Maryland, Bethesda'daki Ulusal Kanser Enstitüsü'nde onkolog olan ve genital kanserlere ve siğillere karşı koruyan aşının gelişmesine öncülük eden John Schiller şöyle diyor:

Aşı çalışmalarını insanlarla yapana kadar, bu kadar tutarlı ve dayanıklı antikor tepkileri alacağımızın farkında değildik.

Virüs benzeri parçacıklar, dayanıklılığın öncelikle bir enfeksiyon oluştuğunda uyanan ve genişleyen bellek B hücrelerine bağlı olduğu yaygın olarak kabul edilen düşünceye meydan okurlar. Schiller, HPV aşısının, yıllarca tutarlı kan nötralize edici antikor seviyelerine yol açtığını belirtiyor.

Schiller ve diğerleri, VLP'lerin, uzun ömürlü plazma hücreleri (long-lived plasma cells, LLPCs) adı verilen farklı bir B hücresi üretimini tetiklediğini iddia ediyorlar; bunlar kemik iliğinde bulunuyor ve sürekli olarak farklı yabancı antijenlere özgü antikorlar üretiyorlar. Schiller şöyle diyor:

Virüs benzeri parçacıklar, LLPC'leri yapmanın en iyi yoludur.

HPV aşısının başarısının ardından, VLP'ler çok yaygın bir aşı stratejisi haline geldi. Çin pazarındaki hepatit E aşısında VLP kullanılıyor ve deneysel grip, norovirüs, chikungunya, ensefalit, sıtma ve dang VLP aşıları geliştiriliyor.

Uzun ömürlü plazma hücreleri (üstte), daha dayanıklı aşıların anahtarı olabilir. Virüs yüzey proteinlerinden yapılan virüs benzeri parçacıklar (altta), kalıcı bir antikor tepkisini tetikleyebilir.
Uzun ömürlü plazma hücreleri (üstte), daha dayanıklı aşıların anahtarı olabilir. Virüs yüzey proteinlerinden yapılan virüs benzeri parçacıklar (altta), kalıcı bir antikor tepkisini tetikleyebilir.
F. EUN-HYUNG LEE/EMORY UNIVERSITY; YORGO MODIS/UNIVERSITY OF CAMBRIDGE

Ancak hiç kimse VLP'lerin LLPC'ler yapması için bağışıklık sisteminini nasıl dürttüğünü tam olarak bilmiyor. Schiller, İsviçre'deki Zürih Üniversitesi'nden Nobel Ödülü sahibi Rolf Zinkernagel'in ve o zaman mezun olmuş olan Martin Bachmann'ın çalışmalarına dikkat çekiyor. 25 yıl önce, virüslerin yüzeylerindeki yoğun, tekrarlayan proteinlerin en güçlü antikor tepkilerini tetiklediğini raporlamışlardı. VLP böyle bir yapıdır. Teorik olarak, viral antijenlerin B hücrelerinin yüzeyindeki birçok reseptöre "çapraz bağlanmasına" izin verir. Bu da, bağışıklık hücrelerinde güçlü, dayanıklı antikorlara yol açan bir dizi sinyal tetikler. Nasıl? Slifka’ya göre bu, milyon dolarlık bir soru!

Böyle bilinmezliklerin onu hayal kırıklığına uğrattığını söylüyor. Ayrıca, salgınlar sırasında aşı buluşlarını araştıran epidemiyologlar ile diğer araştırmacıların bağışıklık koruma mekanizmaları ve dayanıklılıkları hakkında yaptıkları araştırmalar arasında bir kopukluk görüyor ve soruyor:

Bu karışıklığı nasıl çözeriz? Epidemiyologların ve immünologların bulgularını tartışmaları gerekiyor. Her iki taraf da çok şey öğrenebilir.

Kuzey Amerika'da grip mevsimi sona eriyor. CDC, virüsün yaklaşık 40 milyon kişiyi hastaladığını, yarım milyonunu hastaneye yatırdığını ve 50.000 kadar insanı öldürdüğünü tahmin ediyor. Ne Stanley Plotkin ne de eşi hastalanmadı.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 2
  • Tebrikler! 5
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 1
  • Umut Verici! 1
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 09/04/2020 18:29:24 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8393

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Politikacıların ve ekonomistlerin insan doğası ile ilgili varsayımları, insan doğasının bir karikatüründen ibarettir. Onlara gereğinden fazla kandık.”
Frans de Waal
İnsan Zekasının Evrimi: Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?
Geri Bildirim Gönder