Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Tüm Reklamları Kapat

Aristoteles'in Epistemolojisi ve Ontolojisi: Bilginin Doğası Nedir?

Aristoteles'in Epistemolojisi ve Ontolojisi: Bilginin Doğası Nedir? Dipnots
9 dakika
19,279
Tüm Reklamları Kapat

Platon'un öğrencisi olup onun Akademia'sında yetişmiş olan, daha sonra kendi okulu Lykeion'u kuran Aristoteles, felsefe tarihi açısından önemli filozoflardandır ve felsefede önemli sayılan birçok alanın kurucusudur. Koyduğu evren tasarımı ve fiziği -Ptolemaios'un düzenlemeleriyle- yüzyıllar boyunca hüküm sürmüştür. Kendisi aynı zamanda Büyük İskender'e de hocalık yapmıştır. Bu yazıda, Aristoteles'in ontolojisi ve epistemolojisi ele alınacaktır.

1. Aristoteles Ontolojisi

İlk olarak belirtmek gerekir ki Aristoteles, varlığı değil, var olanı soruşturmaktadır.[5]Aristoteles’e göre ilk olarak var olan, en genel anlamda, ilineksel (İng: "accidental") ve asıl anlamda var olan olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Asıl anlamda var olanlar da kendi içinde duyusal ve düşünsel olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Duyusal olanlar, madde içermektedir; aynı zamanda kendi içinde “devinen, oluş ve bozuluşa tâbi olanlar” ve “devinen, oluş ve bozuluşa tâbi olmayanlar” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Düşünsel olanlar da kendi içinde “düşüncenin ürünü olanlar” ve “soyutlama yoluyla edinilenler” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Düşünsel olanlar, sadece düşünce tarafından kavranabilmektedir.

Tüm Reklamları Kapat

1.1. İlineksel Anlamda Varlık

Bir şeyin tanımında zorunlu olarak bulunmayan, yani özü gereği, o şeye ait olmayan şeyler, o şey bakımından ilinek olarak adlandırılmaktadır.[5] Örneğin, “Başarılı insan gitaristtir.” denildiğinde, gitarist olma ilinekseldir; yani gitarist olmak, başarılı insanın özü gereği onda olan bir şey değildir, daha sonradan ona yüklenmiştir. İlinek, varlığın özünde bulunmamaktadır ve herhangi bir bulunma zorunluluğu da yoktur; mimar olanın müzisyen olması, beyaz olanın aynı zamanda hekim olması, ilineksel anlamda var olanlara örnektir.[5] Aristoteles, ilineksel anlamda varlığın, ilk felsefenin konusu olmadığını söyleyerek onu bir kenara bırakmış ve asıl anlamda varlığı konu edinmiştir.

1.2. Asıl Anlamda Varlık

Asıl anlamda var olanlar, duyularla algılanabilen tek tek var olanlardır; bunlara örnek olarak tek tek insanlar, tek tek hayvanlar, tek tek bitkiler vb. verilebilir. Ayrıca fiziksel evren, yani Güneş, Ay ve yıldızlar gibi göksel cisimler de duyularla algılanabilen varlıklar kategorisinde değerlendirilmektedir.[5]Aristoteles, bu tek tek şeylere, “ousia(töz)” adını vermektedir. Bu kısımda, ousia kavramının açıklanması gerekir.

Aristoteles açısından, bir şeyin varlığa gelmesi için dört nedene ihtiyaç vardır. İlki, maddi nedendir; ikincisi formel neden, üçüncüsü hareket ettirici neden ve sonuncusu ereksel nedendir. Buna örnek olarak vazonun yapılışı verilebilir. Öncelikle madde gereklidir, vazo camdan yapılmaktadır, yani cam maddi nedendir; ikinci olarak maddenin bir forma(eidos) sahip olması gerekmektedir ki bu da formel nedendir; üçüncü olarak vazonun bir yapıcısı olmalıdır; son olarak da vazonun bir yapılış amacı, bir ereği olmalıdır. Varlıklar, bu dört neden sonucunda ortaya çıkmaktadır ama asıl olarak varlığı ortaya çıkaran “ousia”dır.

Ousianın Aristoteles felsefesinde, birbiriyle bağlantılı iki anlamı vardır: İlk olarak ousia asıl var olandır, ikinci olarak ousia bir şeyi o şey yapan şeydir.[5] Aristoteles ousia'yı, birinci dereceden ve ikinci dereceden ousia olmak üzere ikiye ayırmaktadır. Asıl var olanlar, birinci dereceden ousialardır; bunlara yüklenen şeyler ise ikinci dereceden ousialardır.[2] Örneğin, “Sokrates insandır.” tümcesinde, Sokrates asıl var olan olarak birinci dereceden ousiadır; Sokrates'e yüklenen insan olma durumu ise ikinci dereceden ousiadır. Aynı şekilde, “Bu kalem kırmızıdır.” tümcesinde, kalem birinci dereceden ousiayken kendisine yüklenen kırmızı olma durumu ikinci dereceden ousiadır. Hem tanım, hem bilgi, hem de zaman bakımından ilk olan ousiadır.

Tüm Reklamları Kapat

Daha önce söylediğimiz gibi, duyusal olanların hepsi birer ousiadır ama bunlar da oluş ve bozuluşa tabi olanlar ve olmayanlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Oluş ve bozuluşa tâbi olan duyusal ousialar, “hyle(madde)” ve “eidos(form)”un birleşiminden oluşmaktadır.[5] Bu kısımda, var olma tarzlarının da ele alınması daha uygun görünmektedir. Aristoteles’e göre, “olanak halinde var olanlar(dynamei)”, “amacını kendinde taşıyarak var olanlar(entelekheia)" ve “ etkinlik halinde var olanlar” olmak üzere üç tür var olma tarzı vardır.[6] Örneğin bir ev söz konusu olduğunda, evin, tuğlalar, taşlar ve tahtalardan oluştuğunu söylemek onun bileşenlerini söylemektir; bu durumda söz konusu olan olanak halinde evdir, bu sayılanların hepsi ev olma olanağını taşıyan maddedir ancak ev için barınak gibi bir tanım yaptığımızda ise artık ev amacını kendinde taşıyarak var olan haline gelmektedir.[5] Maddenin olanağının gerçekleşmesi, yani örnekteki maddelerden ev yapılması ise, etkinlik halinde var olmadır. Oluş ve bozuluşa tâbi olan varlıkların en belirgin özellikleri maddi olmaları, devinebilmeleri ve kendi başına var olabilmeleridir.[5]

Oluş ve bozuluşa tâbi olmayan duyusal ousialar, hem maddeleri hem de devinimleri yoluyla, diğer duyusal olanlardan ayrılmaktadır. Ay-üstü alem olarak adlandırılan, gök cisimlerinin bulunduğu bu bölümde oluş ve bozuluş olmamakla birlikte, sadece dairesel devinim vardır. Bu ousialardan bir tanesi olan Güneş, Ay-altı alemdeki oluş ve bozuluşun nedeni olmakla birlikte, kendisi oluş ve bozuluşa tâbi değildir.[5]

Asıl var olanların ikinci kısmına bakıldığında, bunu da kendi içinde düşüncenin ürünü olanlar ve soyutlama yoluyla edinilenler olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür.[5] Bu varlıklar, duyusal değildir; bu sebepten ötürü, maddi de değildir; maddi olmadıkları için devinime maruz kalmamaktadırlar, bu sebepten ötürü oluş ve bozuluşa da uğramazlar.

2. Aristoteles’in Epistemolojisi

Aristoteles’e göre teorik, pratik ve poetik olmak üzere üç tür bilgi vardır. İlk olarak teorik bilgiye bakıldığında Aristoteles, bu grup içerisinde başlıca üç bilim kabul etmektedir: matematik, fizik ve metafizik(proto-philosophia, ilk felsefe).[1] Matematik, soyut ve tözsel olmayanı incelemektedir; fizik ise somut ve tözsel olanı ele almaktadır; metafizik ise her ikisinin de konusunu incelemeye tabi tutmaktadır. Bu bilimler arasında Aristoteles, en değerli olarak metafiziği görmekte, en alta da matematiği yerleştirmektedir.[1] Aristoteles, gerçek bilimsel bilginin, ilk ilkelerden gelen kesin mantıksal kanıtlamalar içermesi gerektiğini ileri sürmektedir.[4]

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

2.1. Teorik Bilimler

Teorik bilimlerin temel özelliği, ne pratik ne de poetik olmasıdır; yani ne eylemle ilgili, ne de üretmeyle ilgilidir; amaç yararlı veya güzel şeyler üretmek değil, sırf bilmenin kendisidir.[5] Teorik bilimlerin nesneleri, asıl anlamda var olanlardır. İlk olarak fiziğe bakıldığında devinen, maddesel olan, bu sebepten ötürü de oluş ve bozuluşa tâbi olan, aynı zamanda ousia olan şeyleri kendine nesne edindiğini söylemek mümkündür. Fizik, ousiayı araştırmaktadır ama onu, madde ve formla ilişkisinde araştırır.[5] Doğa bilimcinin görevi, hem oluş ve bozuluşu açıklamak, hem de bu alanda değişmeden kalan şeyi ortaya koymaktır; aynı zamanda bu, Sokrates öncesi filozoflardaki “Değişen şeyin bilgisi olmaz.” tezinin çürütülüşüdür. Aristoteles, aslında bu tezi kabul etmektedir fakat tek tek şeylerin bilgisi olmaksızın, bilginin mümkün olmadığını söylemiştir.[5]

İkinci olarak matematiğe baktığımızda, nesnesi, duyusal olmayan, yani madde içermeyen, devinmeyen şeylerdir.[5] Aristoteles'e göre matematiğin nesneleri gerçektir; sorun olan şey, ne tür bir varlığa sahip olduklarıdır.

Son olarak metafiziğe, yani ilk felsefeye bakıldığında, onun nesnesi “ousia”dır, yani asıl anlamda var olandır.[5] Metafizik, ayrım yapmaksızın var olanın bütününe bakmaktadır ve öncelikle var olmanın ne demek olduğunu, nelerin asıl anlamda var olduklarını, asıl anlamda var olmanın ne demek olduğunu, kaç türlü var olan olduğunu ve bunların ne tarzda var olduklarını, asıl anlamda var olanların ilke ve nedenlerini araştırır.[5]

Teorik bilimlerde, aynı zamanda “bilimsel, sezgisel ve felsefi bilgi” olmak üzere üç tür bilgi karşımıza çıkmaktadır. Bilimsel bilgi, fizik ve matematik gibi teorik alanlarda ulaşılan bilgi türüdür.[5] Bu ikisinin bilimsel bilgi olarak görülmesinin sebebi, zorunlu olanla ilgilenmesi ve tanıtlamalı bilgi olmasıdır. Sezgisel bilgiye baktığımızda, o en yüksek varlık türlerine ilişkin bilgidir; her bilimin dayandığı aksiyomları, ilk ilkeleri ortaya koyan bilgi türüdür.[5] Daha açık bir şekilde ifade edecek olursak, her bilimin temelinde, önceden kabul edilmiş ilk ilkeler, aksiyomlar bulunmaktadır; bu aksiyomlara ise sezgi yoluyla ulaşılabilmektedir, bu da sezgisel bilgidir.

Felsefi bilgi ise bütün bilim ve bilgi türleriyle ilişkili olmakla birlikte, onların üstünde yer alan bir bilgi türüdür. Onu üstün kılan şey ise nesne alanıdır, daha önce belirttiğimiz gibi felsefenin nesne alanı asıl var olanlar ve ilk ilkelerdir.[5]

2.2. Pratik Bilimler

Aristoteles, günümüzde beşeri bilimler olarak adlandırılan etik, ekonomi ve politika gibi insansal yapıp etmeleri, insan eylemlerini ve bunlardan türeyen insansal ilişkileri nesne edinen disiplinleri pratik bilimler başlığı altında toplamaktadır.[5] Pratik bilimler, eyleme dönük bilimlerdir; yani eyleyenin isteği sonucunda olan bilimlerdir (Bir sonraki yazıda bu alan geniş olarak "Aristoteles Etiği" başlığı altında ele alınacağı için, burada kısa geçilecektir).

Tüm Reklamları Kapat

2.3. Poetik Bilimler

Poetik bilimler, meydana getirmenin, üretmenin bilimidir.[5] Bu alanda bizi bilgiye ulaştıran şey, “sanat(tekhne)”tır, sanatın işi ne teorik ne de pratiktir; onun işi yalnızca üretmektir. Aristoteles açısından, resim müzik gibi dalların sanat sayılmasının yanında, gemicilik, tıp gibi alanlar da sanat sayılmaktadır. Aristoteles için, pratik ve poetik her türlü bilginin bir ön-koşulu vardır; bu ön-koşul ise “emperia(deneyim)”dir. Deneyim, aynı duruma ilişkin birden fazla anının birikmesiyle oluşmaktadır.[5]

Bu kısımda mantığın oynadığı role bakıldığında, mantığın bu sınıflardan hiçbirine üye olmadığı görülmektedir. Mantık, bu bilimlerin üstünde bulunan denetleyici mekanizmadır. Aristoteles’in mantığına bakıldığında, en önemli mantık çalışması, tasım öğretisidir.[3] Tasım, Aristoteles’in “her türlü doğru ve geçerli akıl yürütme biçimlerinde ortak olarak var olduğunu düşündüğü yapı”dır.[1] Tasımın oluşturucu ögelerine bakıldığında, tasımın en az iki öncül ve bir sonuçtan oluştuğu görülmektedir. En yaygın tasım örnekleri, aşağıdaki gibidir:

  • Öncül: Bütün insanlar ölümlüdür.
  • Öncül: Sokrates bir insandır.
  • Sonuç: O halde Sokrates ölümlüdür.
  • Öncül: Bütün insanlar ölümlüdür.
  • Öncül: Bütün Yunanlılar insandır.
  • Sonuç: Bütün Yunanlılar ölümlüdür.

Aristoteles, verilen bu iki örnek arasında hiçbir ayrım yapmamaktadır; bu ise Russell’a göre hatalı bir yaklaşımdır.[3] Her iki ifadeyi de sembolik dile döktüğümüzde, fark belirgin bir şekilde görülmektedir.

Tüm Reklamları Kapat

Son olarak tümdengelim ve tümevarıma bakmak gerekir. Yukarıda verilen örnekler, tümdengelim çıkarımlarına örnektir. Tümevarım ise tikellerden yola çıkarak genel bir sonuca ulaşmaktır. Örneğin “Ekmek beni bugün besledi, o halde her gün besler.” bir tümevarım çıkarımıdır. Tümdengelimli çıkarımlarda sonuç öncüllerden doğru bir şekilde kurulduğunda çıkmaktadır. Yani sonucun öncüllerden çıkması kesindir. Tümevarım çıkarımlarında ise bu özellik yoktur. Örneği ele alacak olursak, gördüğüm tüm kuğuların beyaz olması, tüm kuğuların beyaz olduğunun göstergesi değildir. Aristoteles için tümevarım, esas itibariyle bir akıl yürütme işlemi değil, psikolojik olarak özel hallerin bütünsel bir şekilde görülmesini içeren doğrudan bir seziş işlemidir.[1] Aristoteles açısından tümevarımsal çıkarımlarda, söylenen şey o nesnenin özüne ait bir şeyse genel bir sonuca ulaşmak mümkündür. Örneğin, gördüğüm bir kuğunun beyaz olması, beyaz olmak kuğunun özünde varsa “Tüm kuğular beyazdır.” tümcesi doğru olmaktadır.

Aristoteles'in bu görüşleri, uzun yüzyıllar boyu hüküm sürmüştür. Örneğin ontolojisi Orta Çağ'ın en önemli problemlerinden birinde etkin bir taraf olmuştur. Epistemolojisi de ontolojisi gibi uzun yıllar hüküm sürmüştür. Örneğin Frege'ye kadar Aristoteles mantığının hüküm sürdüğünü söylemek yanlış değildir.

Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
44
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 16
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 7
  • Merak Uyandırıcı! 3
  • Güldürdü 1
  • İnanılmaz 1
  • Umut Verici! 1
  • Muhteşem! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 25/05/2024 21:12:11 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/9088

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Tüm Reklamları Kapat
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Karanlık Madde
Veri Bilimi
Uçuş
Dna
Irk
Yiyecek
Göç
Metabolizma
Kitlesel Yok Oluş
Doğa Yasası
Afrika
Araştırma
Böcek
Retrovirüs
Tümör
Taksonomik Sınıflandırma
Bebek Doğumu
Canlılık Cansızlık
Organizma
Elementler
Ekonomi
İlişki
Oyun
Mühendislik
Böcek Bilimi
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Kafana takılan neler var?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
Sosyal
Yeniler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
K. Maral, et al. Aristoteles'in Epistemolojisi ve Ontolojisi: Bilginin Doğası Nedir?. (6 Ağustos 2020). Alındığı Tarih: 25 Mayıs 2024. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/9088
Maral, K., Şahin, D. (2020, August 06). Aristoteles'in Epistemolojisi ve Ontolojisi: Bilginin Doğası Nedir?. Evrim Ağacı. Retrieved May 25, 2024. from https://evrimagaci.org/s/9088
K. Maral, et al. “Aristoteles'in Epistemolojisi ve Ontolojisi: Bilginin Doğası Nedir?.” Edited by Damla Şahin. Evrim Ağacı, 06 Aug. 2020, https://evrimagaci.org/s/9088.
Maral, Kürşat. Şahin, Damla. “Aristoteles'in Epistemolojisi ve Ontolojisi: Bilginin Doğası Nedir?.” Edited by Damla Şahin. Evrim Ağacı, August 06, 2020. https://evrimagaci.org/s/9088.
ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close