Amerikalılar ve İngilizlerin Aksanları Neden Farklıdır?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Diller de, canlılar gibi evrimleşirler. Hatta tıpkı canlılarda olduğu gibi, dillerde de taksonomik gruplandırmalar yapılabilir. Bazı diller diğerleriyle daha yakın kuzendir, bazı diğerleriyle çok daha uzak bir ortak atayı paylaşırlar, dolayısıyla uzak akrabadırlar. Bazı diller evrimsel süreçte elenerek yok olmuşlardır; bazı diğerleri ise günümüze kadar birçok alt türe ve yeni türe (yeni dillere) evrimleşerek varlığını korumuştur. Hatta tıpkı biyolojik evrimde gördüğümüz gibi, dil evriminde de birden fazla noktada bağımsız olarak benzer "özellikler" evrimleşebilmiştir (bkz: yakınsak evrim). Her nasıl olursa olsun, ortak bir atadan yola çıkan diller, onlarca aileye ve yüzlerce türe ayrılarak bugüne kadar gelmişlerdir. Bazı görüşlere göre dillerin tek bir ortak atası yoktur ve dil, birden fazla noktada evrimleşmiştir. Bu tartışma bile, bugünlerde büyük oranda sonuca bağlanmış olsa da, "İnsan sadece Afrika'da mı evrimleşti, yoksa birden fazla noktada mı evrimleşti?" tartışmasını andırmaktadır! Günümüzde diller evrimleşmeyi sürdürmektedir. Örneğin bundan 30 sene kadar kısa bir önceki Türkçe ile bugünkü Türkçe arasında bariz bir şekilde görülebilir farklar bulunmaktadır (bunu görmenin en güzel yolu, eski gazeteleri okumaktır, iki örneği buradan ve buradan görülebilir). İşte Amerikan İngilizcesi ile İngiliz İngilizcesi de bu şekilde birbirinden ayrılarak evrimleşmiştir. Ancak birçok kişinin sandığının aksine, muhtemelen bu iki İngilizcenin atası, İngiliz İngilizcesine daha yakın değildi!

1776 senesinde, ister Amerika'nın bağımsızlığı için yemin eden tarafta olun, ister Kral 3. George önünde diz çöken tarafta olun, ağzınızdan çıkacak sözler birbiriyle tıpatıp aynı aksana sahip olacaktı. O zamanlarda Amerikan ve İngiliz aksanları henüz ayrışmamıştı (bunu evrimdeki "türleşme" olayına benzetebiliriz). Ancak bu konuda genel kanının aksine, Amerika'nın bağımsızlığını ilan ettiği zamanlarda İngilizler'in kırmızı paltolu askerleri ile Amerika'nın özgürlük savaşçıları, İngilizler'in ağır ve şaşaalı aksanını konuşmuyorlardı! Tam tersine bu atasal aksan, bugünkü Amerikan aksanına daha yakındı!

Sanılanın aksine Amerikan aksanı, İngiliz aksanından ayrılarak evrimleşmedi. İngiliz aksanı, son 2 asır boyunca Amerikan aksanına daha yakın olan "atasal aksan"dan ayrılarak çok ciddi bir evrimsel süreçten geçti. Buna karşılık Amerikan aksanı, atasının özelliklerini büyük oranda korudu ve pek fazla değişmeden bugüne kadar geldi.

İster İngiliz Adaları'nda olsun, ister Amerikan kolonilerinde olsun, geleneksel İngilizce büyük oranda "rotik" idi. Rotik aksana sahip olanlar, "hard" (sert) ya da "winter" (kış) gibi sözcüklerdeki "R" harfini net bir şekilde söylerken, "rotik olmayan" aksana sahip olanlar bu harfleri es geçerler. Ancak günümüzde, İngiltere'deki aksanın büyük bir kısmı rotik olmayan aksandır. Yani bugünkü Amerikalılar büyük oranda "hağrd wintağr" derken, İngilizler "hağd winta" şeklinde söylerler. Benzer şekilde Amerikalılar "water" (su) sözcüğüyü "voadır" şeklinde söylerken, İngilizler daha ziyade "vo-a" şeklinde ifade ederler. Tüm bunlar fonoloji dahilinde özel ifadelere ve belirteçlere/işaretlere sahiptir (bununla ilgili bilgiye yazımızın "Not" kısmında ulaşabilirsiniz); ancak burada daha kolay anlaşılabilir şekilde örneklendirmek istedik. 

Amerikan Devrimi sırasında güney İngiltere'de bulunan Londra ve çevresindeki üst sınıftan olan insanlarda rotik olmayan aksan yaygınlaşmaya başladı. "İngiliz Dilinin Cambridge Tarihi" başlıklı kitabın yazarı John Algeo'ya göre bu dil evrimindeki farklılaşma, Endüstri Devrimi sırasında insanların "bayağı halk"tan ayrı gözükmek için giriştikleri çabaların sonucunda oluştu. Rotik olmayan aksanda konuşmak, üst sınıfın bir göstergesi haline geldi. Algeo şöyle yazıyor:

"Londra ağzı bu konuda ortepistler (telaffuz uzmanları) ve hitabet ustaları gibi özelleşmiş insanların simgesi haline geldi. Telaffuz uzmanları, kelimelerin söylenişini düzeltme kararı aldılar. Bunun için sözlükler hazırladılar ve hatta çok pahalı olan özel konuşma dersleri verdiler. Böylece üst tabakadan olan halka nasıl konuşmaları gerektiğini öğrettiler."

Dilin bu uzmanlar tarafından özelleştirilmiş hali bir süre sonra standart hale geldi. Buna, resmi olarak "Edinilmiş Söyleme Biçimi" adı veriliyor. Bu, kısa sürede tüm Britanya'da yayıldı. Ancak Kuzey İngiltere'de ve özellikle İskoçya'da yaşayan insanlar, kendilerine has rotik aksanı korudular.

Birçok Amerikan aksanı da rotik olarak kaldı; ancak bazı istisnalar var: New York ve Boston bölgeleri, rotik olmayacak şekilde evrimleşti. Algeo'ya göre, Devrim Savaşı'ndan sonra "İngiliz elitlerinin güçlü etkisi altında kalan şehirlerde" bu şekilde bir dil evrimi yaşandı.

Not: Yazımızın önceki bir versiyonunda Amerikan İngilizcesindeki "r" okunuşunu Türkçedeki "r"ye benzetmemizden ötürü bir yanlış anlaşılma olmuştu. Bunu yeni versiyonda düzelttik; ancak yine de okurlarımızdan Sn. Özlem Şentürk'ün konuyla ilgili hoş açıklamasını buraya eklemek istiyoruz: 

"Fonoloji dilbilimin bir alt dalıdır ve ben de buna göre açıklama yapacağım. Türkçedeki ''r'' sesi manner of articulation'a (yani sessiz harflerin (consonants) üretilişlerindeki akciğerden itibaren ses borusu ve ağız boyunca uğradıkları değişikliklere göre sınıflandırılışı) göre flap/tap olarak adlandırılır ve IPA (International Phonetic Alphabet) sembolü /ɾ/ dir. Oysa English 'r' sesi manner of arcitulation'a göre alveolar central approximant sestir (Türkçeye çevirecek olursak orta yarıünlü diş ünsüzü) ve IPA sembolü /ɹ/ dir. Buna göre İngilizcedeki ''r'' sesi ile Türkçedeki ''r'' sesi birbirinin aynı değildir. Flap /ɾ/ ayrıca Amerikan İngilizcesinde de bulunur; fakat sadece bir kelimenin ortasında aynı sessizlerin olduğu durumda 'latter' veya 'ladder' kelimesindeki gibi. Yani Türkçedeki 'r' sesi ile İngilizcedeki 'r' sesinin aynı olabileceği tek yer budur. 

Şimdi gelelim işin biraz karışık gelebilecek yerine: Türkçe /ɾ/ sesi bir kelimede bulunduğu yere göre de farklı üretilir, misal kelime başındaysa 'voiced fricated alveolar flap' (sesli sürtüşmeli titrek dişünsüzü) olarak adlandırılır, örneğin resim, rahat, rende vs. Kelime sonunda bulunan flap /ɾ/ ise voiceless fricated alveolar flap'tir, ilkinin sessiz olanıdır: bir, dar, ber vs. Bir de kelime ortasında olan flap vardır: ara, sıra, kere gibi. Bunu daha önce açıklamıştım zaten. Türkçede bile birbirinin allophone'u üç 'r' sesi varken Amerikalılarla aynı 'r' sesine sahip olduğumuz söylenemez.Yani Amerikalılar hard winter kelimelerini Türkler gibi okumaz. Çünkü Amerikalıların 'r' sesinin çıkış ve üretiliş biçimi ile Türklerin 'r' sesinin çıkış ve üretiliş biçimi birbirinden farklıdır. Biraz karışık gelebilir bu açıklama, lakin elimden geldiğince basite indirgemeye çalıştım."

Kaynak: LiveScience

Plüton, Hala Bir Cüce Gezegen!

Bizi İleri Götüren 2 Temel Düşünce...

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim