Muhtemelen etraftan gelecek itirazları da öngörerek şöyle bir cevap verirdim: "Kardeşim, sana sonuna kadar hak veriyorum. Şimdi bunu duyanlar hemen o meşhur 'Ama anne sevgisi tamamen karşılıksızdır!' romantizmini masaya sürecekler. Kusura bakmasınlar ama o işin özü de tamamen biyolojik bir yatırıma, yani çıkara dayanıyor. Doğanın bize kodladığı evrimsel algoritmalar sağ olsun, o 'kutsal' dediğimiz sevgi, kendi genetik kopyamızı hayatta tutma ve geleceğe aktarma telaşından ibaret. Richard Dawkins'in Bencil Gen'inde anlattığı gibi; asıl patron genlerimiz ve biz sadece onlara hizmet eden, kendi soyunu sürdürmeye programlanmış hayatta kalma makineleriyiz. Sonra biri mutlaka daha dramatik bir ses tonuyla, 'Peki vatanı için canını verenler, tarih boyunca inançları uğruna kendini feda edenler ne olacak?' diyecektir. İşin aslı şu ki; insan kendi vicdanını rahatlatmak, kafasındaki o 'doğru ve onurlu insan' imajını tatmin etmek için ölüme bile seve seve gider. O en büyük, en destansı fedakârlıkların altında bile omuzlarımızdaki psikolojik yükten kurtulma, iç huzuru sağlama ve 'ben üzerime düşeni yaptım' diyebilme egosu yatar. Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'ındaki o huysuz adamın da bas bas bağırdığı gibi, insan sırf kendi bencil, kaprisli iradesini ve egosunu tatmin etmek için aklına esen en mantıksız şeyi bile yapar. Bizler kendi iç huzuru ve hayatta kalma güdüsü için hareket eden epey bencil yaratıklarız. Sadece bu bencilliği 'fedakârlık' ambalajına sarıp satma konusunda evrimsel olarak çok ustalaşmışız. O yüzden kimse kimseye 'ben senin için yaptım' masalı okumasın; bu hayatta herkes kendi filminin başrolünde, kendi egosunun karnını doyuruyor.
Ha, bir de bu bencilliği hemen ahlaki bir suçmuş, çok "kötü bir şeymiş" gibi yaftalamayı da bırakmak lazım. Sürü psikolojisi, boyun eğmeyi ve başkaları için yaşamayı yücelterek kucaklar. Halbuki Nietzsche'nin Üst İnsan felsefesine göre; kendi değerlerini yoktan var eden, o sürünün uyuşukluğundan sıyrılıp kendi potansiyelinin zirvesine çıkan adam doğası gereği bencil olmak zorundadır. Kendini inşa edebilmek için başkalarının o sığ beklentilerini ezip geçecek kadar net ve kendine dönük olmalıdır. Başkalarının ahlak kurallarını reddetmek dışarıdan bir tür delilik gibi görünebilir; ama kendi yolunu çizen bir 'Üst İnsan' olmak için gerekiyorsa delirmek lazım, yaşasın delilik! Kısacası, kendi hayatının efendisi olmak istiyorsan, o bencil ve yırtıcı özünü gizlemek yerine onu kucaklayacaksın.