Öncelikle belli bir inanç çerçevesinden yorumlayan bakış açıları, bu çerçeveyi ulaşacakları gerçek ve derin bilgilere engel haline getiriyorlar. (Ya inancıma zarar gelirse vs)
Salt bilim (ki öyle bir şey ancak yapay zeka-makinede olabilir) bakış açısına sahip olduğunu düşünen zihinlerse, bilimin kendi kıstaslarıyla ortaya koyamadığı herşeyi yok saymayı ilkeli bir yaklaşım zannediyor. Bu ikisi de uç bakış açıları. Dengeye gelmesi gereken bakış açıları.
İnsan, yapı olarak yaşama - varoluşa anlam yükler. Bundan kaçamaz.
Bu açıdan baktığımızda rasyonel bakarak bilimsel veriyi -yorumlayan- bir gözlemciyiz. Yani insan bakış açısı olarak "salt bilimin yaklaşımına sahibim" diye bir şey yok. Bu satırı okurken düşünmeyenler olacak biliyorum. Bir kez daha yazıyorum.
Bu açıdan baktığımızda rasyonel bakarak bilimsel veriyi -yorumlayan- bir gözlemciyiz. Yani insan bakış açısı olarak "salt bilimin yaklaşımına sahibim" diye bir şey yok.
Bilimsel veri tarafsız literatüre eklenir. İnsan zihni kendi yaklaşımına bakış açısına göre yorumlar değerlendirir.
Bu açıdan baktığımızda BİLİNÇ kavramını henüz açıklayamadık. Nasıl oluştuğu bilinmiyor. Sadece var olduğunu kabul etmek zorunda kalıyoruz. Zorunda kalmasak salt bilim yaklaşımı zaten baştan reddederdi hiç düşünmeden sorgulamadan malum. İşte sonuçlarını görerek kabul ettiğimiz, kökenini bilemediğimiz bir sürü konu var. Bu açıdan ruh detay kalır. Biz, bedenin yönetiminin beden kökenli olmadığını biliyoruz. Bu açıdan baktığımızda çoğu ortodoks bakış açısı geçersizleşiyor.
Bilimsel olarak "ruh yoktur" demek, bilimsel bakış açısına etiğine sahip olmamaktır. Bilimin ruh un varlığını doğrulamak ya da yanlışlamakla ilgili görevi yaklaşımı yoktur. Alanı değildir.