Ruhu madde olarak ele almıyoruz aslında çünkü ruhun ne olduğunu, neyi işaret ettiğini ya da nasıl bir şey olduğunu net olarak tanımlamıyoruz. Farklı disiplinlerde farklı tanımları var ruhun ve hiç biri pek de net değil. Hemen herkes ruh derken başka bir şeyi kast ediyor ya da başka bir şeye vurgu yapıyor.
Ama şunu biliyoruz ki ruh denen belirsiz olgudan kaynaklandığı söylenen her şey beyinde süregidiyor. Karakter, duygu, canlılığın temeli, hayat gücü, sevgi, kişilik, bedene üflenen hayat enerjisi gibi olgular hep beyinden gelen nitelikler. Yani insan bedenindeki herhangi bir organı çıkarıp yerine o organın görevini yerine getirebilecek bir makine taksanız (ki örnekler var) o insan yine aynı kişi olur ve aynı ruha sahip olur. Ancak, beyni görevini yerine getirecek bir makine yapabileceğimizi varsaysak o makinenin takılacağı kişi aynı kişi mi olur, bu şüpheli. Ya da organ naklini düşünün. Kim kime bir organ verse bu bir kişilik nakli olmaz. Ama birinin beyni diğer bir kişiye nakledilecek olsa yüksek olasılıkla o kişi artık beynini aldığı kişiye dönüşecektir. Buna göre de ruh adını verdiğimiz soyut olgular toplamı her şekilde beyinde var oluyor. E beyin de maddi bir varlık olduğundan ruhu da haliyle fiziksel bir yapının içinde olarak görüyoruz.
Ama aslında bu sohbette yapmamız ve akıldan çıkarmamamız gereken nokta şu ki, ruh diye bir şey yok aslında. Biz, insanla ilgili bazı soyutluklara bu ismi vermişiz. Bütün, parçaların toplamından öte bir anlam içeriyor ise ruh da kişilik, karakter, anlam, amaç, huy, niyet, ilgi, sevgi, öfke gibi duygusal ve kişisel soyut niteliklerin bütününe verdiğimiz bir isim. Oysa insan bedeninde ruh diye ayrı bir yapı yok. Konuya böyle bakmak çok daha doğru olur.