Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Yeni Soru Sor
Paylaşım Yap
Sorulara Dön
Elanur Çetin
Elanur Çetin
106.6K UP
Üye 2 gün önce
10

Ödüllü Soru Ölümün dehşetiyle nasıl başa çıkabilirim?

Bilimsel olarak ölünce yok olacağız yani hiçliğe döneceğiz. Bu son zamanlarda beni derinden etkilemeye başladı. Bu gerçeğe rağmen nasıl hayatıma devam edebilirim? Siz nasıl başa çıkıyorsunuz. Benim korkudan uykularım kaçıyor. Sürekli kafamda. Korkuyorum.
4 Cevap - 651 görüntülenme
Cevap Ver 1,000 UP
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
4 Cevap
Mehmet Emre Arslan
Her insan gibi bende bu soruları sordum/soruyorum. 2 saat önce

Öncelikle merhabalar.

Bu sorun her aklı başında insanın düşününce hissettiği bir durumdur. İnsanın biyolojik durumundan kaynaklıdır. Bu durumdan çıkmak için net bir yol yoktur, nasıl olsa bu adı üstünde felsefe.

Peki bu sorular can yakmayı nasıl kesebilir ?

Tüm Reklamları Kapat

Şimdi ölüm için idda edilen 2 tane büyük seçenek vardır, birisi ölümden sonra yaşam, diğeri ise hiçliğe karışmaktır.

1-) Eğer ki inaçnlı bir kişiyseniz ve bir sonraki yaşamda cezalandırılcak bir hayat yaşadığınızı düşünmüyorsanız ölüm korkunç değildir.

2-)Eğer sonraki yaşam için bir inancınız mevcut değilse. Hiçliğe karışıcağımıza inanıyorsanız, bu durumda da ölüm var olduğunda siz zaten var olmayacaksınızdır. Yani var olduğunuz müddetçe ölüm olmayacak, ölüm var olduğunda ise siz olmayacaksınızdır. Siz olmazsanız eğer ne korku kalır ne düşünce. Bundan dolayı (öznel olarak) ölümden korkulmamalıdır. Sadece yaşadığımız anların tadı çıkarılmalıdır. Ölümden korkulmamalı ve onu yaşamın bir parçası olarak kabul etmelidir. Kabullenmek insan için en güzel ilaçtır. Yani özeti korkmayın bunalmayın ölüm size, siz varken gelemez ! Tadını çıkartın ve değerini bilin!

Bu düşüncemi en güzel şekilde açıklayan Epikuros'un şu cümlesi : ''Ben varken ölüm yok, ölüm varken ben yokum''

Tüm Reklamları Kapat

Hatta bana sorarsanız hiçlik var olmaktan daha iyi bile olabilir. Düşünsenize bir hiçsiniz, öyle ki hiçliğinizin farkında dahi değilsiniz. Hiçbir etken yok zaman,düşünce,duygular,boyutlar vb.

Bu benim ölüm üstüne düşünmelerim, bu düşünceler kesinlikle subjektif ve özneldir.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mehmet Orakcı
Mehmet Orakcı
102.9K UP
Bu konuya ilgiliyim. 2 gün önce

Merhaba,

Öncelikle şunu söylemek isterim: Bu korkuyu hissetmen çok insani. Ölümü düşünmek, özellikle bilinç ve hiçlik fikriyle yüzleşmek, birçok insanı hayatının bir döneminde derinden sarsıyor. Yalnız değilsin.

Bilimsel açıdan baktığımızda, evet; ölümden sonra bilincin devam ettiğine dair elimizde doğrulanmış bir kanıt yok. Doğmadan önceki hâlimizi hatırlamıyor oluşumuz gibi, ölümden sonra da bir farkındalık deneyimi olmayacağı düşünülüyor. Bu yüzden bazı düşünürler ölümü “büyük uyku”ya benzetir: Bilinç kapanır ve artık bir deneyim yaşanmaz.

Tüm Reklamları Kapat

İlginç olan şu ki, bu bakış açısı aslında korkuyu azaltabilecek bir potansiyele de sahip. Çünkü acı, pişmanlık, yalnızlık gibi duygular da bilince bağlıdır. Bilincin olmadığı bir durumda “korku”yu deneyimleyen bir özne de olmaz.

Korkunun kaynağı çoğu zaman ölümden çok, ölümü düşünürken hâlâ hayattayken hissettiğimiz kaygıdır. Yani problem ölümün kendisi değil, onunla yüzleşen bilinçtir.

Dini ya da felsefi inançlar bu noktada kişiden kişiye değişebilir. Ancak bilimsel perspektiften bakıldığında, elimizde kesin olan tek şey şu: Şu an buradayız ve bu hayat bizim tek kesin deneyimimiz. Bu da yaşamı daha değersiz değil, aksine daha anlamlı kılıyor.

Eğer bu hayat tek şansımızsa, anlamı dışarıdan beklemek yerine onu kendimiz inşa edebiliriz: Sevdiğimiz insanlarla bağ kurarak, merak ederek, üreterek, iz bırakarak…

Tüm Reklamları Kapat

Bu konularda farklı bakış açıları duymak istersen, Efe Aydal’ın Soramazsın programındaki ilgili bölümü de faydalı olabilir.

Umarım bu düşünceler korkunu biraz olsun hafifletir. Zamanla bu hislerin dalga gibi gelip geçtiğini görebilirsin.

6
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
151.9K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 7 saat önce

Merhaba

Bu korkuyu herkes yaşıyor ve bunu yaşamak insanın elinde olamayan bir durum.Ölümün kesinliğiyle yüzleşmek, insan zihninin taşıyabileceği en ağır düşüncelerden biri. Çünkü biz sadece yaşayan bir organizma değiliz; aynı zamanda geleceği hayal eden, kendimizi zaman içinde devam eden bir “ben” olarak kurgulayan varlıklarız. İşte ölüm düşüncesi bu süreklilik hikâyesini bir anda kesiyor. Bu yüzden sarsıcı.

Evrimsel açıdan bakarsak ölüm korkusu bir hata değil, bir adaptasyon. Doğal seçilim, hayatta kalma eğilimini güçlü olan organizmaları seçti. Tehlikeden korkmayan, riskleri umursamayan canlılar genlerini aktaramadı. Bu yüzden beynimiz tehdit algısına karşı aşırı hassas çalışır. Ölüm düşüncesi en büyük tehdit olduğu için, zihin onu büyütür. Ama burada kritik nokta şu, Evrim bizi “ölümü düşünerek” hayatta kalacak şekilde tasarlamadı; anlık fiziksel tehlikelere tepki verecek şekilde şekillendirdi. Modern insan ise soyut düşünme kapasitesi sayesinde kendi yok oluşunu zihninde simüle edebiliyor. Yani biyolojik donanımımız ile bilişsel kapasitemiz arasında bir gerilim var. Bu gerilim kaygı üretiyor.

Tüm Reklamları Kapat

Sosyal psikolojide Terror Management Theory olarak bilinen yaklaşım, insanın ölümlü olduğunu bilmesinin derin bir varoluşsal kaygı yarattığını söyler. Greenberg ve arkadaşlarının çalışmalarına göre insanlar bu kaygıyla başa çıkmak için kültürel dünya görüşlerine sarılırlar; din, ulus, ideoloji, bilim, sanat gibi yapılar bir tür “sembolik ölümsüzlük” sağlar. Ernest Becker’in dediği gibi, “İnsan, ölümün bilgisine sahip tek hayvandır ve bu bilgi onu anlam üretmeye zorlar.” Yani kültür biraz da ölüm bilincine karşı kolektif bir savunma mekanizmasıdır.

Antropolojik açıdan baktığımızda da hiçbir toplum ölümü sadece biyolojik bir son olarak bırakmamıştır. En eski Homo sapiens gömülerinde bile ölülerin yanına eşyalar konduğunu görüyoruz. Bu, ölümün sosyal bir olay olarak işlendiğini gösterir. Robert Hertz ölümün sadece bireyin biyolojik sonu değil, aynı zamanda toplumun sembolik düzeninde bir geçiş olduğunu söyler. İnsan bedeni ölür ama sosyal kimliği, anlatıları ve etkisi kolektif hafızada yaşamaya devam eder. Kültür, bireysel faniliğe karşı türün geliştirdiği bir süreklilik mekanizmasıdır.

Bilimsel olarak bireysel bilinç sona eriyor olabilir. Ama evrimsel perspektifte baktığında, sen tamamen yok olmuyorsun; genetik olarak atalarının devamısın ve senden sonra gelenlerin olası kaynağısın. Richard Dawkins’in ifadesiyle biz “genlerin hayatta kalma makineleriyiz.”[1] Bu cümle mekanik gelebilir ama başka bir açıdan bakınca şunu gösterir: Hayat birey üzerinden değil, süreç üzerinden akıyor. Sen milyarlarca yıllık kesintisiz bir yaşam zincirinin şu anki halkasısın. Hücrelerinin içindeki moleküller yıldız patlamalarından geliyor. Carl Sagan’ın dediği gibi, “Hepimiz yıldız tozuyuz.” Yani yokluk sandığımız şey bile kozmik dönüşümün bir parçası.

Neden yine de korkuyoruz? Çünkü bilinç kendini merkez alır. “Ben” dediğimiz yapı dağılacak fikri egoya tehdit gibi gelir. Epikuros’un söylediği “Biz varken ölüm yoktur; ölüm geldiğinde biz yokuz” sözü mantıksal olarak rahatlatıcıdır ama duygu düzeyinde yeterli olmayabilir. Çünkü korku rasyonel argümanlardan çok, bağlanma ve süreklilik ihtiyacından beslenir. Şunu fark etmek önemli. Ölüm korkusu çoğu zaman hayat sevgisinin ters yüz olmuş hâlidir. Eğer yaşam senin için anlamsız olsaydı, yokluk fikri bu kadar sarsmazdı. Bu kaygı aslında yaşama tutunduğunu gösterir. Araştırmalar ölüm düşüncesinin insanları daha anlamlı seçimler yapmaya, ilişkileri derinleştirmeye ve değerlerine daha sıkı bağlanmaya yönelttiğini gösteriyor. Yani ölüm bilinci paradoksal biçimde yaşamı yoğunlaştırabiliyor. Uykularının kaçması ise zihnin kontrol edemediği bir düşünceyi sürekli döndürmesinden kaynaklanıyor olabilir. Beyin belirsizliği çözmeye çalıştıkça daha fazla düşünür, düşündükçe kaygı artar, kaygı arttıkça düşünce güçlenir. Bu bir döngüdür. Bu noktada mesele felsefi olmaktan çıkıp fizyolojik bir stres yanıtına dönüşebilir. Böyle durumlarda bedeni sakinleştirmek (nefes düzeni, uyku hijyeni, fiziksel hareket) zihni de sakinleştirir. Eğer bu düşünceler günlük işlevini bozuyorsa, varoluşçu terapi ya da bilişsel davranışçı terapi gerçekten işe yarayabilir.

Tüm Reklamları Kapat

Evrimsel açıdan son bir şey daha var: Doğada hiçbir şey “yok” olmuyor, dönüşüyor. Bireysel bilinç sona eriyor olabilir ama madde ve enerji korunuyor. Sen şu an yaşayan bir süreçsin. Ölüm, yaşamın karşıtı değil; onun tamamlayıcı koşulu. Eğer organizmalar ölmeseydi evrim de olmazdı. Yeni yaşam formlarının ortaya çıkması için eski formların yer açması gerekiyor. Bu sert ama aynı zamanda biyolojik olarak anlamlı bir gerçek.

Belki de mesele sonsuza kadar sürmek değil, sınırlı olduğunu bilerek yaşamak. Albert Camus’nün dediği gibi, “Absürdü kabul etmek ona boyun eğmek değildir.” Ölüm gerçeği değişmeyecek. Ama onunla kurduğun ilişki değişebilir. Şu an korkuyor olman, hayata bağlı olduğunun kanıtı. Korku geçmeyebilir ama onunla yaşamayı öğrenmek mümkün. Ve bu öğrenme süreci, çoğu insanın sandığından daha derin bir olgunluk getiriyor.

Kaynaklar

  1. Richard Dawkins. (1976). The Selfish Gene. Yayınevi: Oxford University Press.
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Muhammed Erkalp
Ziraat Mühendisi, Bilgi teknolojileri Uzmanı, İstanbul 1 gün önce

Ölüm korkusuyla başedilemez. Ancak ölüm doğru anlaşılırsa, ölüm korkusu da kalmaz.

Bugün bilim kavramı, labaratuvar deneylerine sıkıştırılmış, matematikle sınırlandırılmış ve felsefeyi dıslayarak kısırlaştırılıyor. Geçmişte görmediğime inanmam diyen bilim, bugün görmediği karanlık maddeye inanıyor. Ölüm sonrasını deneyimleyemeyen bilim, ölüm korkusuna çare bulamaz.

Ölümü doğru anlayabilmek için ölümü en güzel şekilde anlatan Kur'an Kerim'i ve tefsirlerlni okumakla ise başlamak lazım.

Tüm Reklamları Kapat

Kur'an,ölümü özet olarak sonsuz hayata geçiş kapısı olarak bildirir. Bunun bilim ile anlamanız imkânsızdır ama akıllı anlamanız çok kolaydır. Asıl sorular burada başlıyor.

Ölüm sonrası hayat nasıl olacak? Bu sorulara da bilim cevap veremez. Ancak,

Kur'an Dünya hayatı ve ölüm sonrası hayatı en detaylı şekilde bildirir. Şimdiden söyleyeyim ki Hayatı ve Ölümü yaratan Allah'ı Kur'andan tanıdığınızda gerçek aydınlanma nedir anlarsınız. Hatta hayatı ve ölümü başka türlü seversiniz.

Karanlık bir yok oluşu kabul etmek zorunda değilsiniz. Zaten insansanız da inanmazsınız da yok olmayacaksınız emin olun. Önemli olan yeniden diriltildiğinde nasıl bir hayat bekliyor seni? Aradığınız soruların bütün cevapları var. Hem de son derece detaylı. Bilim dediğimiz kavram Dünyada 5 duyu ile hissetimiz olayların ve materyallerin labaratuvar deneylerine dayalı sonuçlarından ibarettir. Bilim insana sonsuzluk yolculuğunda rehberlik edemez.

Şimdilik selamlarımla.

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla Cevap Göster
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close