Bir Z kuşağı üyesi olarak, Orta Çağ gibi karmaşık bir dönemde yaşayan, o dönemin çeşitli sıkıntılarıyla boğuşan bir gence göre çok daha rahat bir hayat yaşadığımı kolaylıkla söyleyebilirim.
İnsanların adını dahi bilmediği hastalıklardan ötürü öldüğü, halihazırda devam eden savaşlardan dolayı hayallerini gerçekleştiremeden göçüp gittiği, psikolojik olarak bol bol sarsıldığı bir dönemden bahsediyoruz. Bu şekilde konuştuğumu görünce vereceğim cevabın “hayır” olduğunu düşünebilirsiniz ama ben konuya biraz farklı bir açıdan bakmak istiyorum. Evet, böyle bir dönemde hayatta kalmak dahi zor olsa da karşılaştığınız ve mücadele etmek zorunda olduğunuz bu zorluklar, güçlü bir karakter inşa etmek için birebir. Benim gibi rahata alışmış birisinin sadece 1 yıl bile olsa böyle bir dönemde yaşaması, hayata olan bakış açısını ciddi bir şekilde değiştirecektir. Tabii ki böyle bir dönemde yaşamak her açıdan pek çok risk barındırıyor, olgunlaşacağım diye de ölüp gitmek istemem :D
Ancak sonucunda hayata farklı bakmamı sağlayabilecek bu fırsatı da deneyimlemek isterdim. Bu bakış açımı yansıtan, çoğunuzun da eminim duymuş olduğu şu alıntıyı da paylaşmasam olmaz sanırım:
Zor zamanlar güçlü insanlar yaratır, güçlü insanlar iyi zamanlar yaratır; iyi zamanlar zayıf insanlar yaratır, zayıf insanlar zor zamanlar yaratır.
Ayrıca geçmişi Osmanlı mutfağına kadar uzanan soğanlama yemeğini bir Osmanlı hükümdarına yapıp zevkle yemesine şahit olmak istediğimi söylemeden de edemeyeceğim :D