Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tüm Reklamları Kapat
Utku Derin
Utku Derin
414.2K UP
Çeviren 10 Temmuz 2024
Küresel yıldız kümesi Omega Centauri, Güneş'ten çok daha yaşlı yaklaşık 10 milyon yıldızı 150 ışık yılı çapındaki hacmine sığdırıyor. NGC 5139 olarak da bilinen ve bizden 15.000 ışık yılı uzaklıkta olan küme, Samanyolu galaksimizin halesinde dolaşan bilinen 200 kadar küresel kümenin en büyüğü ve en parlağıdır. Çoğu yıldız kümesi aynı yaş ve bileşime sahip yıldızlardan oluşmasına rağmen bu gizemli yıldız kümesi, farklı yaşları ve kimyasal zenginlikleri olan farklı yıldız popülasyonlarına sahiptir. Aslında Omega Centauri, Samanyolu ile birleşen küçük bir galaksinin kalıntı çekirdeği olabilir. Sarımsı bir renge sahip olan Omega Centauri'nin kırmızı dev yıldızlarını bu keskin teleskopik görüntüde kolayca fark edebilirsiniz. Bu yoğun yıldız kümesi yirmi yıl boyunca Hubble Uzay Teleskopu ile incelendiğinde, Omega Centauri'nin merkezine yakın bir yerinde devasa bir karadeliğin olduğuna dair işaretler bulunmuştur. 
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Mert Intze Memet
Mert Intze Memet
50.8K UP
Alıntıyı Ekleyen 1 gün önce
Karl Marx
Kaynak: Önemli olan gülü dikeniyle, geceyi gizemiyle, dostu tüm derdiyle sevebilmektir.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 17 Ocak 2014 22 dk.

1769-1832 yılları arasında yaşamış olan ve Berkeley Üniversitesi'nden Dr. Ben Waggoner tarafından tarihin şüphesiz en parlak zekalarından biri olarak nitelenen ve Darwin'in Evrim Teorisi'ni geliştirebilmesini sağlayacak temellerden birini keşfeden Jean Léopold Nicolas Frédéric Cuvier veya kısaca Georges Cuvier, tarihin gidişatını değiştirecek olan, ölümünden 1 sene önce (1831'de) basılan "Yerkürenin Yüzeyindeki Devrimler Üzerine Söylev: Hayvanlar Alemi'ndeki Değişimler" ("Discourse on the Revolutions of the Surface of the Globe and the Changes Thereby Produced In The Animal Kingdom") başlıklı kitabında şöyle diyordu:

Cuvier, neredeyse başka hiç kimseden yardım almaksızın, tek başına, bir bilim dalı olan omurgalı paleontolojisini kurmuş ve organizma biyolojisindeki en güçlü araçlarımızdan biri olan karşılaştırmalı yöntemleri geliştirmiştir. Hatta bazı bilim tarihçileri; omurgalı paleontolojisi, karşılaştırmalı anatomi ve jeolojik tarihlendirme bilimlerinin temellerini atmasından ötürü onu "üç bilim dalının kurucusu" olarak da anmaktadır.

99
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Cemgil Bilici
Cemgil Bilici
164.2K UP
Gözlemi Yapan 4 gün önce Türkiye, Balıkesir
Balıkesir'in Edremit ilçesinde fotoğraflanmıştır.
6
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Yazar 6 gün önce 7 dk.

Efes Antik Kenti kültürel bakımdan çok önemli eski bir Yunan şehri olup Efes'te yerleşimin izleri MÖ 7000'lere kadar dayanmaktadır. Antik kent, halihazırda İzmir'in Selçuk ilçesinde bulunmaktadır. Bölgede Çukuriçi Höyük gibi Neolitik yerleşimin izlerine rastlanmaktadır. Kaystros (Küçük Menderes) deltası ve kıyı çizgisi zamanla değiştiği için hem yerleşim yeri hem de liman alanlarının zaman içinde farklı konumlara kaymıştır.[1]

Efes, Helenistik ve Roma İmparatorluk dönemlerinde oldukça önemli bir liman kentiydi. Bu nedenle çağının önde gelen ticaret ve politika merkezleri arasında yer alıyordu. Ayrıca Anadolu'nun yerel ana tanrıça geleneklerinden etkiler taşıyan Artemis Ephesia kültürünün büyük tapınağı Artemis Tapınağı gibi yapılara sahip olması, Efes'in kültürel bağlamda da özel bir kent olmasını sağlamıştır.

17
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Altay Kenger
Seslendiren 31 Ocak 2020 8:19
Elektrik artık kaçınılmaz bir şekilde insan hayatının bir parçası oldu, en basit işlemlerde bile bağımlı olduğumuz bir kaynak haline geldi. Ancak elektrik...
43
Melike Melek
2 gün önce
🎉 Merhaba!
TÜBİTAK destekli yürüttüğümüz araştırmamıza katılmak ister misiniz?

18–25 yaş aralığındaki genç yetişkinlerde olumsuz yaşam olaylarının depresyon ve duygu düzenleme güçlükleriyle ilişkisini inceliyoruz. Katılım yalnızca yaklaşık 10 dakikanızı alıyor ve bilimsel araştırmalara katkınız bizim için çok değerli 🌸


1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mutlu yıllar Evrim Ağacı ailesi! ♥ Umarız 2026 hepinize daha fazla mutluluk, daha fazla umut, daha fazla sağlık, daha fazla bilim getirir. O getirmese de biz kol kola verir, gidip almasını biliriz! 💪

Bu yılda sizlerle birlikte çok daha geniş bir çeşitlilik ve ilginçlikte içeriğe imza atmak istiyoruz; umarız başarabiliriz. Eğer 2026'daki çalışmalarımıza şimdiden destek olmaya başlamak isterseniz:

-> YouTube Katıl: https://youtube.com/@evrimagaci/join
-> Kreosus: https://kreosus.com/evrimagaci

"Bir sonraki videoda görüşmek üzere, hoşçakalın!" ;)
Şule Ölez
Şule Ölez
1.3M UP
Çeviren 2 Temmuz 2018 16 dk.

Bir zamanlar biyolojik uyumsuzlar olarak görülen melezler başı dertte olan birçok hayvan türünün gizli kurtarıcıları olmuşlardır. Bu gerçeği koruma politikalarıyla uzlaştırmak, bilimin önünde çözülmesi gereken zor bir durum olarak durmaktadır.

2006 yılında Kanada’nın kuzeybatı bölgesinde bir avcı, kutup ayısı sandığı bir hayvan vurdu. Fakat ayrıntılı incelemeler sonucunda hayvanın beyaz kürkünde kahverengi lekeler bulunduğu, pençelerinin alışılmadık biçimde uzun ve sırtının biraz kambur olduğu ortaya çıktı. Hayvan, aslında bir melezdi; annesi bir kutup ayısı, babası ise bir bozayıydı. Bu çaprazlamanın mümkün olduğu bilinse de -iki tür daha önce korumalı yetiştirme programı altında çiftleşmiştir- bu, doğada rastlanan ilk vakadır. Sonradan bu vakanın münferit bir vaka olmadığı anlaşılmıştır. Çevreciler ve diğer doğa koruma grupları, iklim değişikliği nedeniyle bozayıların kutup ayılarının yaşadığı yerlere sokulması devam ederse bu tip melezleşmenin daha da yaygınlaşacağından ve sonunda kutup ayısı popülasyonunu tahribata uğratacağından endişe duymaktadırlar. Hatta türü korumak amacıyla melezlerin öldürülmesini teklif edenler bile olmuştur.

84
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Alperen Karaçor
Alperen Karaçor
64.2K UP
İnceleyen 6 gün önce
Eser, saygın ve varlıklı bir burjuva kadını olan Irene Wagner’ın yasak bir ilişki yaşamasıyla başlar. Ancak hikâye, asıl olarak ihanetle değil, yakalanma ihtimalinin doğurduğu korkuyla ilgilenir. Irene, sevgilisinin evinden çıkarken kendisini tehdit eden bir kadınla karşılaşır. Irene’i mahveden şey şantajın kendisi değil, şantajın gerçekleşme ihtimalidir.

Stefan Zweig, burada korkuyu bir olay olarak değil, bilincin içine sızan ve kişiyi içeriden kemiren bir süreç olarak ele alır.

Okuması kolay ancak etkisi altına alıp üzerinde düşündüren kitaplardan biri olan Korku, benim için Zweig’in başyapıtlarından biridir.
Kitap
9.8/10
(13 Kişi)
Puan Ver
Almanca Aslından Çeviren: İlknur İgan
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ahmet Kerem Algüzey
Yazar 30 Eylül 2021 22 dk.

Çevre ve doğanın korunması, insanlık için hayati öneme sahiptir. Hayatımızın hemen her yerinde kimyasalları ve kimyasallar sayesinde üretilmiş ürünleri kullanırız. Genellikle "kimyasal" sözcüğünü duyduğumuz zaman pek çoğumuzun aklına doğaya ve insan sağlığına zararlı bileşikler gelir. Ancak hayatta gördüğümüz her şey kimyasal moleküllerden oluştuğundan, esasında bu düşünce yapısı bizleri zararlı ve yararlı kimyasallar arasında doğru ayrımı yapmaktan uzaklaştırmaktadır (bu konuda algılarınızı daha isabetli hâle getirmek için buradaki yazımızı okumanızı öneririz).

Örneğin su, 2 hidrojen ve 1 oksijen atomundan oluşan bir kimyasaldır ve hayat için olmazsa olmaz bir bileşiktir. Ancak 2 hidrojene ek olarak 1 yerine 2 oksijen atomundan meydana gelen hidrojen peroksit, antiseptiklerde ve çamaşır suyu üretiminde kullanılan çok önemli bir ticari kimyasaldır ve tüketilmesi hâlinde hızlı bir şekilde zehirlenmeye neden olabilir. Sadece 1 adet oksijen atomu fazlalığı, suya kıyasla çok daha farklı özelliklere sahip bir kimyasal oluşumuna sebep olmaktadır. Su molekülü çevre, doğa ve yaşam için kilit öneme sahipken, hidrojen peroksit çevreye boşaltıldığında canlılığa kalıcı zararlar verebilir, temas hâlinde ciddi cilt yanıkları ve göz hasarına sebep olur. Hidrojen peroksit buna rağmen hayatımızın pek çok alanında sıklıkla kullandığımız, önlem alındığı takdirde zararları kolaylıkla engellenebilecek ve faydaya çevrilebilecek bir kimyasaldır. Bu noktada çevreye ve insan sağlığına görünür düzeyde zararları olan kimyasalların tehlikelerinin önlenmesi, azaltılması ya da alternatiflerinin bulunması konusunda "yeşil kimya" terimi karşımıza çıkmaktadır.

76
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Ali Aldı
Ali Aldı
137.3K UP
İnceleyen10 5 Mayıs 2023
Bu bir film değil, görselleşmiş bir felsefe.
Film
9.8/10
(154 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Doğukan Özcan
Doğukan Özcan
103.1K UP
Ekleyen 6 gün önce 5 dk.

Aort, kalbin sol ventrikülünden çıkan oksijen bakımından zengin kanı vücuttaki dokulara taşıyan ana atardamardır. Kalbin sol ventrikülünden diyaframa kadar olan bölümü torasik aort, diyaframdan aortik bifurkasyona kadar olan bölümü abdominal aort olarak adlandırılır. Torasik aort, çıkan aorta (İng: "ascending aorta"), arkus aorta (İng: "aortic arch") ve inen aorta (İng: "descending aorta") olmak üzere üç bölümden oluşur. Arkus aorta üç dal verir. Bu dallar proksimalden distale doğru sırasıyla brakiosefalik (innominate) arter, sol common karotid arter ve sol subklavian arterdir. Brakiosefalik arter daha sonrasında sağ common karotid arter ve sağ subklavian arter olmak üzere iki dala ayrılır. Mikroanatomik olarak incelendiğinde aort duvarı üç tabakadan oluşur. Bu tabakalar içten dışa; tunica intima, tunica media ve tunica adventitia olarak isimlendirilir. Ayrıca tunica adventitia ve tunica mediayı besleyen vaso vasorum adında küçük damarlar vardır.

Aort diseksiyonu, aortun intima tabakasında bir yırtık meydana gelmesiyle birlikte kanın bu yırtıktan geçerek normalde izlediği yola ek olarak katmanların arasında yeni bir yol oluşturması anlamına gelir. Kanın normalde izlediği yol "gerçek lümen", yeni açılan yol "yalancı lümen" olarak adlandırılır. Yalancı lümenin izlediği yol boyunca yeni bir yırtık oluşursa kan, yalancı lümenden gerçek lümene geri girer ve bu yeni yırtığa "reentry yırtığı" adı verilir. Bazı olgularda re-entry, yalancı lümen basıncını azaltarak malperfüzyon riskini düşürebilir ancak prognoz diseksiyonun tipi ve komplikasyonlara bağlıdır. Ayrıca vakaların çoğunda kan, yalancı lümende proksimalden distale doğru bir yol izlese de kimi zaman tam tersi yönde bir yol izleyebilir. Bu duruma ise "retrograd diseksiyon" adı verilir.

16
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
C. Caner Telimenli
Yazar 20 Ocak 2019 5 dk.

Sicim kuramı popüler bilimde sık bir şekilde ele alınan bir konudur. Kimi zaman bir filmde deus ex-machina* görevi görür, kimi zaman bir dizide figüran misali arka planda bir görünür bir kaybolur. Hakkında zaman zaman sosyal medyada yazılar görürsünüz ama o yazılar da ne olduğu hakkında fazla bir şey söylemez. Bu yazıda buna bir çözüm getirebilmek için olabildiğince basit ve kısa bir şekilde sicim kuramının ne olduğunu açıklamaya çalışacağız. (*Deus ex-machina: Bir kurgu veya dramada karmaşık durumlarda aniden ortaya çıkarak her şeyin çözülmesine yardım eden unsur.)

Öncelikle sicim kuramından önce biraz geriye gidip kuantum alan teorisinden bahsetmeliyiz. Çünkü bu teori her parçacığın bir alanı olduğunu söyler ve basitçe de olsa alanları anlamak sicim kuramını anlamamıza yardımcı olacaktır. Bu alanları matematik kullanmadan anlatabilmek için zihnimizde canlandırmamız gerekmektedir. Bunun için ise alanları birbiri üzerine binmiş denizler olarak hayal edebiliriz. Bu denizlerin her birinin farklı sıvılardan oluştuğunu ve uçsuz bucaksız olduklarını düşünelim. Burada amaç bu dalgalı yüzeylerin birbiri ile nasıl etkileştiğine değinmektir. Bu sıvılardan biri dalgalanınca -eğer dalga yeterince güçlü ise- diğer denizleri de etkileyerek o denizlerde de dalgalanmalara sebep olacaktır. Eğer daha önce birbirinden farklı sıvıların yoğunluğu ile ilgili deneyleri seyrettiyseniz orada kullanılan deney düzeneğini düşünmeniz yardımcı olabilir.

414
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
119.7K UP
İnceleyen 1 gün önce
Paul Lafargue’un Tembellik Hakkı adlı kısa ama sarsıcı metni, modern dünyanın neredeyse kutsal kabul ettiği “çalışma ahlakı”na yöneltilmiş en sert ve ironik eleştirilerden biridir. Lafargue, çalışmayı yücelten ideolojilerin insanı özgürleştirmek yerine onu daha derin bir sömürü ve yabancılaşma döngüsüne hapsettiğini savunur. Kitap boyunca hedef aldığı şey tembellik değil, aksine çalışmanın ahlaki bir zorunluluk gibi sunulmasıdır.

Lafargue’un temel iddiası nettir: Sanayi toplumunda işçi sınıfı, kendi emeğini yücelterek kendi zincirlerini kutsamaktadır. Çalışma, insanın yaratıcı ve insani yönlerini geliştiren bir etkinlik olmaktan çıkmış; insanı makinenin uzantısına dönüştüren bir disiplin aracına dönüşmüştür. Yazar, bu durumu çarpıcı bir ironiyle ifade eder: İnsanlar daha fazla çalıştıkça özgürleşeceklerine inanırlar, oysa gerçekte daha fazla yoksullaşırlar — hem maddi hem zihinsel olarak.

Tembellik Hakkı, tembelliği miskinlik ya da sorumsuzluk olarak tanımlamaz. Lafargue’un savunduğu tembellik, insanın kendine ait zamana sahip çıkma hakkıdır. Dinlenme, düşünme, hayal kurma ve üretken olmayan zamanlar, insanı insan yapan asli unsurlardır. Bu yönüyle kitap, yalnızca ekonomik değil, kültürel ve psikolojik bir eleştiri de sunar. Lafargue’a göre sürekli çalışma ideali, insanın bedeni kadar ruhunu da tüketir.

Kitabın en güçlü yanlarından biri, ilerleme mitiyle kurduğu mesafedir. Lafargue, teknolojik gelişmenin insanı daha özgür kılması gerekirken neden daha uzun çalışma saatlerine yol açtığını sorgular. Makinenin amacı insanı çalışmaktan kurtarmak olmalıydı; fakat kapitalist düzende makine, insanı daha fazla çalışmaya zorlayan bir araca dönüşmüştür. Bu çelişki, metnin politik sertliğini ve güncelliğini bugün bile korumasını sağlar.

Tembellik Hakkı, bir çözüm reçetesi sunmaktan çok bir zihniyet dönüşümü çağrısıdır. Lafargue okuru, çalışmayı kutsayan değerleri yeniden düşünmeye zorlar: Gerçek zenginlik daha fazla üretmekte mi, yoksa daha az çalışarak daha nitelikli bir yaşam kurmakta mı yatar? Bu soru, kitabın yazıldığı 19. yüzyıldan bugünün “tükenmişlik çağı”na uzanan güçlü bir köprü kurar.

Sonuç olarak Tembellik Hakkı, tembellik savunusu gibi görünen ama aslında insanın zamanını geri alma mücadelesini anlatan politik ve felsefi bir metindir. Lafargue’un dili kışkırtıcı, ironik ve bilinçli olarak rahatsız edicidir; çünkü amacı okuru rahatlatmak değil, uyandırmaktır. Bugün hız, verimlilik ve sürekli meşgul olma baskısı altında yaşayan modern birey için bu kitap, hâlâ geçerli ve rahatsız edici bir ayna olmaya devam etmektedir.
8.8/10
(13 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 19 Ocak 2019
Evrimin rastgele olduğu inancı sadece yanlış değildir; aynı zamanda gerçeğin zıttıdır. Şans, evrim tarifinde ufak bir role sahiptir. Aslolan, hiç rastgele olmayan birikimli seçilimdir.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
14
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close