Kanser, anormal hücrelerin hızla bölünerek diğer doku ve organlara yayılıp onları istila etmesiyle ortaya çıkan geniş bir hastalık grubudur. Bilinen 200’den fazla kanser türü vardır ve hızlı büyüyen kanser hücreleri tümörlere sebebiyet vererek vücudun düzenli işleyişini de engeller. Hücrelerin hızla büyümesi sonucu meydana gelen iyi huylu, kötü huylu ve prekanseröz tümörler söz konusudur.
İyi huylu tümörler genellikle diğer dokulara yayılmaz ve tehlike oluşturmaz. Ancak kötü huylu tümörler, metastaz adı verilen vücudun diğer dokulara ve organlarına yayılmasıyla kişide hayati tehlike meydana getirebilir.
Prekanseröz ise kansere dönüşebilecek (veya gelişmesi muhtemel) anormal hücreleri içeren durumu tanımlar. Yaygın görülen ve ölümcül olabilen kanser türleri akciğer, lenf, lösemi prostat, meme ve kolon kanseridir.
Kolon (Bağırsak) Kanseri Nedir?
Kolon kanseri ya da yaygın olarak bilinen adıyla bağırsak kanseri, kalın bağırsakta gelişen ve genellikle polip adı verilen küçük, iyi huylu hücre büyümelerinden kaynaklanan bir kanser türüdür. Bu poliplerin çoğu zararsızdır, ancak bazıları zamanla kansere dönüşebilir. Kolon kanseri tedavisi için genelde bulunduğu evreye bağlı olarak cerrahi müdahaleler yapılır. Çünkü kolon kanserinde temel amaç, tümörlü bölgeyi vücuttan tamamen uzaklaştırmaktır.
-Kemoterapi
Cerrahi sonrası veya bazen cerrahi öncesi uygulanır.
Adjuvan (Ameliyat Sonrası): Ameliyattan sonra geride kalmış olabilecek mikro düzeydeki kanser hücrelerini yok etmek ve nüks (tekrarlama) riskini azaltmak için kullanılır.
Neoadjuvan (Ameliyat Öncesi): Özellikle tümör çok büyükse veya rektum (bağırsağın son kısmı) kanserlerinde, tümörü küçültüp ameliyatı kolaylaştırmak için ameliyat öncesinde verilebilir.
-Radyoterapi
Kolon kanserinde nadir kullanılır (daha çok rektum kanserinde tercih edilir), ancak tümörün küçültülmesi veya ağrı kontrolü için uygulanabilir.
1. Damarlarda (Özellikle Böbrek Damarlarında) Daralma Nedenleri
Kanser tedavileri, damar yapısını birkaç farklı yoldan etkileyebilir:
Radyasyon Fibrozisi (Doku Sertleşmesi): Radyoterapi, tümörlü dokuyu yok ederken çevredeki sağlıklı damar hücrelerine de zarar verebilir. Bu hasar, zamanla fibrozis adı verilen bir doku sertleşmesine ve damar duvarının kalınlaşmasına yol açar. Eğer radyasyon karın bölgesine (retroperiton) uygulandıysa, böbrek atardamarları (renal arterler) bu sertleşmeden etkilenerek daralabilir (renal arter stenozu).
İlaç Yan Etkileri (Nefrotoksisite): Bazı kemoterapi ilaçları (örneğin; Sisplatin gibi platin bazlı ilaçlar veya bazı hedefe yönelik akıllı ilaçlar) damar iç yüzeyindeki (endotel) hücreleri tahriş edebilir. Bu durum damarlarda inflamasyona (iltihaplanma) ve daralmaya neden olabilir.
Vasküler Hasar ve Tansiyon: Damar daralması sıklıkla böbreğe giden kan akışını azaltır. Böbrek bu durumu "vücutta kan basıncı düşük" olarak algılayıp tansiyonu yükselten hormonlar salgılar; bu da damarlar üzerindeki baskıyı daha da artırarak bir kısır döngü oluşturabilir.
2. Bağırsaklarda Daralma ve Tıkanma (İleus)
Evet, tedavilerin bir yan etkisi olarak bağırsaklarda daralma veya tıkanma yaşanabilir. Bu durum iki ana sebebe dayanır:
Cerrahi Sonrası Yapışıklıklar (Adezyon): Kolon kanseri ameliyatı geçiren hastalarda, iyileşme sürecinde karın içinde bant şeklinde yapışıklıklar oluşabilir. Bu bantlar bağırsağı dışarıdan sıkıştırarak daralmaya veya tam tıkanmaya neden olabilir.
Radyasyon Enteriti: Karın veya pelvik bölgeye alınan ışın tedavisi, bağırsak duvarında kronik iltihaba ve sonrasında daralmaya (striktür) yol açabilir. Bu, gıdaların geçişini zorlaştırır.
3. PET Temiz Olmasına Rağmen Sürekli Kusmanın Nedenleri
PET-CT'nin temiz çıkması, vücutta aktif bir kanser odağı olmadığını gösteren harika bir haberdir. Ancak PET, "fonksiyonel" veya "mekanik" sorunları her zaman göstermez. Sürekli kusmanın arkasındaki olası nedenler şunlardır:
Parsiyel (Kısmi) Tıkanıklık: Bağırsak tamamen tıkanmamış olabilir, ancak çok daralmış olabilir. Bu durumda sıvı gıdalar geçerken katı gıdalar geçemez ve birikerek kusmaya neden olur. Bu durum bazen PET'te değil, ilaçlı (kontrastlı) tomografi veya enteroklizis ile saptanabilir.
Gastroparezi (Mide Felci): Özellikle kemoterapi veya cerrahi müdahale, mideyi hareket ettiren sinirleri (vagus siniri) etkilemiş olabilir. Mide boşalamadığı için içerik geri gelir (kusma).
Elektrolit ve Metabolik Dengeler: Böbrek damarlarındaki daralma veya ilaç etkileri nedeniyle kalsiyum, sodyum veya potasyum dengesizlikleri yaşanıyor olabilir. Vücuttaki bu kimyasal dengesizlikler beyni uyararak şiddetli bulantı/kusmaya yol açar.
Anticipatory (Beklenti) Kusması: Uzun süreli ağır tedaviler sonrası beyindeki kusma merkezi hassaslaşmış olabilir. Bazen psikolojik veya nörolojik bir refleks olarak vücut kusma tepkisini sürdürür.
Yapışıklıklara Bağlı Fonksiyon Bozukluğu: Ameliyat sonrası bağırsakların normal hareket dizisi (peristaltizm) bozulmuş olabilir. Bağırsak açık görünse de "tembel" çalıştığı için gıdalar yukarıda birikir.
NOT: Bir doktor değilim ama bu yazıyı yazarken bilgileri olabildiğince güvenli kaynaklardan derlemeye çalıştım. Uzantılarına ve site sahiplerine, bilgilerine dikkat ettim. Edinmiş olduğum bilgiler doğrultusunda bu cevabı verdim, umarım faydalı olmuştur.[1][2]