Gece Modu

Bu yazı, Scientific America isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Neredeyse on yıl boyunca temizlik ritüelleri Kathrine’ın hayatına hükmetmişti. Norveç’in güney sahil kasabasında bulunan Bergen’in orta yaşlı sakini Kathrine Mydland-aas, mikrop ve hastalık bulaşması korkusu ile sonu gelmeyen bir toplama, süpürme ve yıkama döngüsü içinde tükenmişti. 41 yaşındaki Kathrine Mydland-aas şöyle söylüyor:

Bir felakete doğru sürüklendiğimin farkındaydım. Çocukların ev ödevlerine yardım edemiyor, onlar için yemek yapamıyor ve onlara sarılamıyordum. Temizlikten başka herhangi bir şey yapamazdım. Üstesinden gelmeyi denedimse de bu ritüeller her zaman galip geldi.”

Temizlik ritüellerinin başladığı zamandan dokuz yıl sonra, bir psikolog tarafından kendisine obsesif-kompulsif-bozukluk (OKB) tanısı konuldu ve Kathrine Mydland-aas Bergen’deki Haukeland Üniversitesi Hastanesindeki bir kliniğe sevk edildi. Orada bir ekip, sadece dört gün süren bir davranışsal terapi uyguluyordu ve tedavinin süresi Mydland-aas’i şaşkınlığa uğratmıştı: “Dört gün içerisinde ne yapabilirler ki diye düşündüm. Fakat bu tedavi hayatımı değiştirdi.”

Mydland-aas, ekspozür (maruz bırakılma) terapisinin daha ufak bir versiyonu olan ve iki Norveçli psikolog Gerd Kvale ve Bjarne Hansen tarafından tasarlanmış Bergen usulü dört günlük OKB tedavisine kabul gören 1200'ün üzerinde hastadan biriydi. Dört-gün protokolü son zamanlarda etkinliği ve verimliliği yönünden uluslararası ölçüde dikkat çekmiştir. Hatta geçen ay Time dergisi Haukeland Üniversitesi Hastanesi ve Bergen Üniversitesine bağlı olan ikilinin adını, sağlıkta yılın en etkili 50 kişisinden ikisi olarak duyurmuştur.

Weill Cornell Medicine ve NewYork Presbyterian’da anksiyete ve OKB üzerine yoğun tedavi programı yürüten bir klinik psikoloğu olan Avital Falk, “Bu kadar kısa sürede böylesine çok şey yapmış olmak inanılmaz bir şey” diyor. OKB tedavisi rejimleri, genel olarak, birkaç ay boyunca her hafta gerçekleşen ve saatler süren seanslardan oluşmaktadır fakat artık çoğu klinisyen yoğunlaştırılmış terapiyi benimsemektedir. Falk yoğun tedavi ve Bergen yöntemi ile ilgili olarak şunları söylüyor:

Yoğun tedavi genellikle haftalık üç saatten, on, on iki saate kadar değişen formatlara sahip olduğundan -hatta buna her şeyi dört gün içerisinde halledebilen Bergen metodunu da katarsak- özellikle dikkat çekmektedir.”

Kvale, 1990’ların başından beri fobiler ve kronik yorgunluğu da içeren çeşitli bozuklukların tedavisi için yoğunlaştırılmış terapiler uygulamaktadır. Norveç'te OKB hastalığına sahip insanlar için etkili psikolojik tedavi eksikliğinin uzun yıllardır farkındaydı ve bu durum, onu OKB için yoğunlaştırılmış bir terapi metodu geliştirmeye teşvik etmişti. 2010’da, bu metodu geliştirebileceği bir klinik açma konusunda Haukeland Üniversitesi Hastanesi yöneticilerinden yardım istedi ve bu isteği kabul gördü. Bunun üzerine Kvale derhal, LET tekniği denilen bir metodu yıllarca uygulamış biri olan Hansen’i işe aldı. (LET tekniğinin adı, anlamı "Anksiyetenin üzerine git" demek olan "LEan into The anxiety"den gelmektedir. OKB'li bireyleri, özellikle kaygı veren anlar üzerine odaklanmaya yönelten ve nihayetinde Bergen tedavisinin temel dayanağını oluşturan bir yöntemdir.) İkili, dört-gün protokolünün tasarımını 2011 güzünde tamamlayarak takip eden yılın Haziran ayında ilk hasta grubu üzerinde uygulamışlardır. Kvale, tatbik ettikleri tedavinin tam olarak istedikleri gibi ilerlediğini ve dört günlük süreç boyunca büyük bir değişim gözlemlediklerini belirtmişlerdir.

OKB'li bir birey, örneğin, ellerini sürekli yıkamak dürtüsüne engel olamayabilir.
OKB'li bir birey, örneğin, ellerini sürekli yıkamak dürtüsüne engel olamayabilir.
Pixabay

Bergen metodu üç fazda gerçekleşmektedir: İlk gün, terapist hastalara OKB hakkında bilgi verir ve onların sonraki iki gün boyunca tabi tutulacakları ekspozür fazına hazırlanmalarını sağlar. Ekspozür fazında bireyler doğrudan korkularıyla yüzleşir. Örneğin birey kirlenme korkusu taşıyorsa, terapist tarafından anksiyetesini ya da rahatsızlığını tetikleyecek bir cisim yahut yüzey seçmeleri ve ona dokunmaları istenir. Hastalar, anksiyeteyi veya rahatsızlığı azaltacak otokontrolü sağlama dürtüsünü hissettiklerinde dikkatlerini bu anlara vermeleri ve bunları değişimin dönüş noktası olarak kullanmaları konularında teşvik edilir. Son günde ise katılımcıların, terapi esnasında kazandıkları davranışsal değişimi gündelik hayatlarına döndüklerinde nasıl sürdürecekleri üzerine düşünmeleri sağlanır.

Kvale ve Hansen’e göre, ortadaki iki gün, Bergen metodunu birçok yönden verimli kılan uzatılmış bir terapi seansı olarak işlev görmektedir. Diğer temel özellikler, ekspozür fazı boyunca LET tekniğinin kullanımını ve terapistlerin üç ila altı kişilik gruplar halinde, aynı sayıda hasta üzerinde bir ekip olarak çalıştığı tedavi yöntemini içerir. Kvale bu planlamanın, her bir hastaya hususi bakım şansı tanımasının yanı sıra, bir hastanın diğerlerinin de aynı değişim sürecinden geçtiğini gözlemlemesini sağlaması bakımından önemli olduğunu belirtir.

Bu senenin başlarında Kvale, Hansen ve iş arkadaşları, tedavinin etkilerinin uzun vade analizini içeren bulguları rapor olarak sunmuşlardı. Ağustos ayında Cognitive Behaviour Therapy’de yayımlanan çalışmalarına göre, tedaviyi takiben dört yıl içerisinde 77 hastadan 56’sında ilerleme kaydedilmiş ve bu 56 kişinin 41’i tamamen iyileşmiştir. Tedavi sonuçları, katılımcıların önceden bir tedavi görmüş olması veya OKB ilaç tedavisinde yaygın olarak kullanılan Cipralex gibi seçilimli serotonin geri alım inhibitörleri (SSRIs) kullanıp kullanmamalarından bağımsızdı. Ekip üyeleri bulgularını, diğer düşük-yoğunluklu ekspozür tedavilerin yayımlanmış analiz sonuçlarıyla karşılaştırdıklarında Bergen tekniğinin hastalığı hafifletme ve iyileştirme konusunda belirgin ölçüde yüksek bir başarı oranına sahip olduğunu gördü. 

Norveçli psikologların yakın çalışma arkadaşı olmasına karşın çalışmaya katılmayan Pennsylvania Üniversitesinde klinik psikolog olan Martin Franklin sonuçlardan çok etkilendiğini ve insanların kazanımlarını dört yıllık evrede korumasının hayli ilgi çekici olduğunu söylüyor. Fakat Franklin, Bergen metodunun görece daha uzun süren diğer ekspozür formlarından ve tepki önleme (response prevention, ERP) terapilerinden daha etkin olup olmadığını söylemek için henüz çok erken olduğunu da belirtiyor. Evvela, ekibin analizi, tedavi edilmemiş bir kontrol grubundan yoksun olduğundan incelenen hastaların terapiye cevap vermesinin sadece daha muhtemel olduğu ihtimali gözardı edilmemelidir. Buna ek olarak çalışma, Bergen metodunu, sadece, önceki uzun vade izleme değerlendirmeleri olan OKB çalışmaları ile karşılaştırmaktadır. Buna istinaden Franklin, nihayetinde, çalışmanın en iyi örneklerle karşılaştırılmamış olabileceğini söylemektedir.

Franklin'e göre, Bergen metodunun Birleşik Devletler ya da diğer belirgin şekilde farklı kültürlere sahip ülkelerdeki hastalarda işe yarayıp yaramadığı meselesi, cevaplanmamış ama yakın gelecekte cevaplanabilecek bir başka sorundur. Kvale ve Hansen kısa bir süre önce İzlanda ve İsveç’te çalışma grupları oluşturdu ve gelecek sene Houston’da ekipler halinde çalışmalar başlatacak. İkili, tedaviyi farklı ülkelerde büyük çapta yaygınlaştırmadan önce, yeni kültürel ortamlarda tedavinin ne kadar iyi gittiğinin değerlendirmesine yönelik rastgele yapılmış kontrollü denemeler ile çalışma yürüteceklerine dikkat çekiyor. 

Falk, sağlık hizmetlerindeki farklılıkların Bergen tekniğinin geniş ölçekli kullanımına yönelik engel teşkil edebileceğine dikkat çekiyor. Norveç hükümeti Bergen tedavisini, günümüzde ABD’de bulunmayan genel sağlık sistemi aracılığıyla mümkün kılmaktadır. Amerikan kliniklerindeki yoğun tedavi programları, kimi zaman binlerce dolar kadar pahalı olabiliyor ve sigorta şirketleri bu maliyetleri her zaman karşılamayabiliyor. Bir hasta, haftada bir yapılan uzun dönemli tedaviyi tercih etmiş başka bir hastayla aynı seans süresine sahip yoğun bir terapi görüyor olsa bile, Falk “ön ödemeler tedaviye erişim konusunda engel teşkil edebilmektedir.” diyor.

Tedavi daha geniş çapta kullanılmaya başlandıkça, Norveçli ikili ayrıca, hastanın dört-günlük Bergen tedavisine başlanıldığında meydana gelen genetik, epigenetik ve nörobiyolojik değişimleri çeşitli ülkelerin araştırmacılarıyla beraber inceleyebilecek. Massachusett’deki McLean Hastanesi bilim şefi ve projeye katılım gösteren bilim insanlarından biri olan Kerry Ressler, Bergen protokolünün yoğun yapısının, beynin yeni bir duygusal süreci nasıl çabucak öğrenebildiğini incelemek için bu tedaviyi ideal bir örneklem haline getirdiğini söylüyor. Ressler'e göre, çalışmanın diğer amaçları arasında, biyolojik işaretleyiciler (kan, tükürük veya nörogörüntüleme) yoluyla bu tür tedaviye en iyi tepki verebilecek olan hastaların tespit edilip gelecekteki tedavilerin gidişatı için yeni bilgiler edinilmesi de var.

Bu arada Bergen usulü dört-gün tedavisi, Mydland-aas ve diğer birçok hasta için, hayat değiştirecek türden bir deneyim olduğunu ispatladı. Mydland-aas, aşırıya kaçan temizlik ritüellerinden kurtulduğunu ve halka açık havuzlarda yüzmek gibi daha önceden yapamadığı aile aktivitelerinde bulunabildiğini söyleyerek OKB’sinden eser kalmadığını şu sözlerle ifade ediyor:

“Önceden hayatım bir mücadeleydi, her gün hayatta kalmaya çalışıyordum; şimdi ise yapabildiğim şeylerden haz alıyorum. Arkadaşlarım ve ailem ile oldukça sağlıklı bir ilişki içerisindeyim.”

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Çeviri Kaynağı: Scientific America
  • Diana Kwon. 4 Days Of Intensive Therapy Can Reverse Ocd For Years. (2018, Aralık 08). Alındığı Tarih: 08 Aralık 2018. Alındığı Yer: Scientific American

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 14/12/2019 14:36:41 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7480

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Doğrunun peşinden aşkla gidin; ancak hatayı da affedin.”
Voltaire
Geri Bildirim Gönder