Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Hiç düşündünüz mü, neden gün içerisinde genellikle en fazla 8 saat boyunca çalışıyoruz? Neden 10, 15, 20 değil de 8? Bunu kim belirledi? Peki ya neden 7 günün 6'sında ya da 7'sinde birden çalışmıyoruz da, sadece 5 gün çalışıyoruz?

Belki sandığınızın aksine bunların her ikisi de, sistem içerisinde kendiliğinden gelişen şeyler değildir. Yani işverenler, "Yazık bu insanlara, çok da fazla çalışmasınlar." diyerek haftanın 2 gününü tatil etmemiş, bir gün içerisindeki çalışma süresini 8 saatle sınırlandırmamıştır. Tam tersine, özellikle de "Dışarıda senin işini yapacak kaç insan var, biliyor musun?" ve "Eğer ki değerini gösteremezsen, elbet bir makina senin yaptığın işi yapacaktır." korkusuyla çocuktan yaşlıya kadar insanlar inanılmaz uzun süreler çalıştırılmışlardır. Bir çalışma gününde normalde 8 saatin bulunması gerekmesi, sistemin zenginlerden yana değil, işçilerden yana çalışması gerektiğine inananların ortak emekleriyle kazanılmıştır.

Endüstri Devrimi Sonrası İşçiler

Özellikle de Endüstri Devrimi sonrasında kapitalistlerin (sermaye sahiplerinin) bünyesindeki işçiler üzerindeki zulüm ve baskısı artmaya başlamıştı. Çocuk işçilik sıradan bir uygulamaydı ve insanlar, makinaların işlerini çalmasından ve gelir kapılarını kaybetme korkusuyla günde 16 saate, haftada 7 güne varan süreler boyunca çalıştırılıyordu! Bu son derece normaldir; zira zulme uğrayanlar birleşip mücadele etmezse, zulümden kâr elde edenleri durduracak hiçbir şey yok demektir. Neden işçilere iyi davranmak istesinler ki? Ne de olsa dışarıda onlar gibi binlerce işsiz var... Ne de olsa biri gider, biri gelir...

Bu akıl almaz çalışma miktarını kırmak için ilk olarak Avustralyalı işçiler arasında birkaç grev ve protesto denemesi oldu; ancak hepsi başarısızlıkla sonuçlandı. Bunların en meşhuru, 21 Nisan 1856 yılında yapılan grevdir. Onlardan hemen sonra, günde en fazla 8 saat çalışmanın yasalaştırılmasını talep edenler, Amerikalı işçiler oldu. Nihayetinde Uluslararası İşçi Birliği, 1866 senesinde Cenevre'deki toplantısında 1 gün içerisinde işçilerin en fazla 8 saat çalıştırılması gerektiği konusunda karar aldı.

Ancak işçiler karar aldı diye "para babaları" (kapital/anapara sahipleri) kabullenecek değiller elbette... Bu yükselen sesi bastırmak adına kapitalist sınıf elinden geleni ardına koymadı. Dünya'nın dört bir tarafında bunu görmezden gelmek için sayısız girişim oldu. Proleter sınıfı da, buna cevaben, hak ettiğini almak için mücadeleye başladı.

1 Mayıs'ın Doğumu: Haymarket Katliamı

1 Mayıs 1886 tarihinde, kapitalizmin kalbi olan Amerika Birleşik Devletleri genelindeki 13.000 işyerinden 300.000 işçi, tarihin ilk 1 Mayıs kutlaması ve işçi haklarının savunulması için greve başladı. Grevin dördüncü gününde, yani 4 Mayıs 1886 tarihinde, ABD'nin Chicago kentindeki Haymarket Meydanı'nda toplanan 40.000 işçi, protestoların başını çekmekteydi. Talepleri, hak ettikleri 8 saatlik iş günüydü (her ne kadar bazı anarşistler 8 saat veya 10 saat fark etmeksizin, "işçilerin köle olduğu"nu iddia ediyorsa da). Günler boyunca öfkeli, coşkulu, heyecanlı birçok marş söylendi, konuşmalar yapıldı, bildiriler okundu. Gazeteler günlerce yıkım ve kaos öngörmüş olsa da, dört gündür devam eden protestolarda bandolar, marşlar, danslar ve yürüyüşler haricinde, on binlerce kişi sokaklara dökülmüş olmasına rağmen hiçbir dikkate değer şiddet olayı yaşanmadı. Chicago'da greve katılan işçi sayısı 100.000'e yaklaşmaktaydı.

4 Mayıs akşamı, Haymarket Meydanı'nda konuşmalar yapılıyordu. Konuşmaları dinlemeye 600-3000 arası işçi gelmişti. Konuşmacılar arasında anarşizm tarihçisi Paul Avrich, radikal The Alarm dergisinin Alabamalı editörü Albert Parsons ve İngiliz sosyalist Samuel Fielden vardı. Çok sayıda anarşisti barındıran toplantı öylesine barışçıldı ki, Chicago valisi Carter Harrison konuşma meydanına gelip, etkinliği gözleyip, bir sorun yaşanmayacağını öngörerek alandan erkenden ayrılarak evine dönmüştü. Hatta havanın kötüleşmesiyle birlikte grup da dağılmaya başlamıştı.

Olan, saat 22:30 civarında oldu. Samuel Fielden'in konuşması devam ederken, polis göstericileri dağıtma kararı aldı. Polis şefi John Bonfield, Fielden'ın "kanun namına, konuşmasını sonlandırıp, göstericileri dağıtmasını" emretti. Fielden ise etkinliğin tamamen barışçıl olduğunu ve bittikten sonra dağılacaklarını söyledi.

Bu sırada, gösterici grup arasına ev yapımı, kırılgan metal yüklü bir dinamit fırlattı. Bombanın patlamasıyla birlikte 12 kişi hayatını kaybetti. Bunlardan 1 tanesi polisti. 6 polis de ölümcül düzeyde yaralandı. O anda polis ile grup arasında silahlı çatışma yaşandı; ancak kimin ilk önce ateş ettiği tam olarak bilinmiyor. Bu silahlı çatışma sırasında 4 kişi öldü, 70'ten fazla kişi yaralandı. Tüm meydan, ölüler hariç, sadece 5 dakikada boşalmıştı. Toplamda kaç kişinin yaralandığı bilinmiyor; çünkü birçokları tutuklanma korkusuyla hastaneye gitmedi. The New York Times, olayları "Chicago'da isyanlar sırasında kan aktı: 12 polis öldü veya ölüyor" başlığıyla duyurdu.

Gösteriler sonrasında 100'den fazla kişi tutuklandı, bunlardan 7 tanesi bomba yapımıyla ilişkilendirildi. Bu kişilerin bomba yapımında görev aldığı tespit edilse de, kimin bombayı fırlattığı tespit edilememişti. Tutuklananlardan 6'sına idam cezası verildi, 1'i ise idam edilmektense intiharı yeğlediğini belirterek kendi canını aldı. Sonradan 1 kişiye ise 15 yıl hapis cezası verildi; 2 katılımcının cezası ise ömür boyu hapse çevrildi. Haymarket Katliamı olarak bilinen bu olay, 1 Mayıs'ın da temellerini atmış oldu.

Mücadelenin Küresel Sonucu

Bu olaylar ve yargı süreci boyunca çok sayıda protesto yaşandı. Birçok ünlü isim, haksız adalet dağıtıldığını iddia etti. Bunlar arasında küresel ölçekte tanınan romancı William Dean Howells, avukat Clarence Darrow, şair ve oyun yazarı Oscar Wilde, oyun yazarı George Bernard Shaw, şair William Morris de vardı. Baskılar sonucunda, kendisi de Alman göçmeni olan yeni Illinois (Chicago'nun başkenti olduğu eyaletin) valisi John Peter Altgerd, 3 gösterici/konuşmacının affedilmesine karar verdi. Af metninde, bu isimlerin "histerinin, sıkışık ve önyargılı jürinin kurbanı olduklarını" ve "bombayı atanın kim olduğunun asla tespit edilemediğini, bombayı yaptığı iddia edilenlerle atan arasındaki ilişkiyi gösteren hiçbir kanıta ulaşılamadığını" yazdı.

1887 yılında işçiler ile kapital sahipleri arasındaki gerilim giderek artıyordu. Çok sayıda işçi birliği, daha iyi çalışma şartları için mücadeleye katılıyordu. Özellikle Avrupa'da işçi hareketleri giderek daha gür bir ses kavuşmaya başlamıştı. 1888 yılında düzenlenen Amerikan İşçi Federasyonu toplantısında daha kısa iş günleri yeniden gündeme alındı. 1889 yılında Paris'te toplanan birinci İkinci Enternasyonel toplantısında, 1 Mayıs'ın İşçi Bayramı olarak kutlanması kararı alındı. ABD'de de grevler durulmuyordu: 1 Mayıs 1890'da başlayacak şekilde yeniden grev kararı alındı. ABD Kongresi bir günlüğüne bu grevin aynı zamanda uluslararası işçi bayramı olarak kutlanmasını kabul etti. Ancak bir sonraki sene bu kutlama tekrarlanmadı. Buna rağmen tüm Dünya, işçi hareketleri ile çalkalanıyordu.

Devletler bu talebe kulak tıkamakta zorlanmaya başlamıştı. Politikacılar, halkın taleplerine boyun eğmek zorunda kalmaya başlamıştı. Dahası, daha halkçı yönetimlere sahip ülkeler çoktan bu talebi yasalaştırmaya başlamıştı bile! İlk olarak 17 Kasım 1915 tarihinde Uruguay'da 8 saatlik iş günü yasalaştırıldı. 1917 senesinde, kuruluşunun 4. gününde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği 8 saatlik çalışma gününü kabul etti.

Nihayetinde, bu konuyu ilk defa uluslararası bir boyutta ele alan Versay Antlaşması ile, öncelikle Uluslararası İşçi Örgütü kuruldu, sonrasında ise bu örgütün 1919 tarihli Mesai Konvansiyonu sayesinde 8 saatlik çalışma günü ve haftanın 5 günü çalışmak (ya da haftalık 40 saat çalışmak) uluslararası kabul edilirliğe kavuştu. 2016 itibariyle bu kuralı yasalaştırmış 52 ülke bulunuyor. Bu süreci ilk başlatan Avustralyalı işçilerin 8 saatlik çalışma gününe kavuşması ise ancak 1 Ocak 1948 günü olabildi.

Tabii ki izin verilen maksimum çalışma saati ile, gerçek ortalama çalışma saatleri arasında da uyumsuzluk mevcut: İzin verilen "maksimum çalışma saati"ni aşağı çekme konusunda lider, haftada 35 saat ile Fransa. Bu konuda en sert uygulama ise, çalışma kampındaki işçileri haftada 112 saat çalıştıran Kuzey Kore'de. İşçi başına "gerçek ortalama çalışma saati" konusunda OECD ülkeleri arasında geniş bir dağılım görmek mümkün: 2016 yılı itibariyle haftada 43 saat ile Meksika en önde; en düşüğü ise haftada 24 saat ile Almanya. OECD'nin genel ortalaması ise 34 saat civarında. Türkiye'de bu ortalama haftada 35 saat civarında...

Sonuç

Uzun lafın kısası... Bu hayatta neredeyse hiçbir şeyi talep etmeden alamazsınız.

Hele ki haklarınızı...

Israrla isteyiniz.

1 Mayıs
1 Mayıs

1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı dayanışma dolu olsun!

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • A. Trachtenberg. The History Of May Day. (2002, Mart 01). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: Marxists
  • E. Chase. The Brief Origins Of May Day. (1992, Ocak 01). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: Industrial Workers of the World
  • OECD. Average Annual Hours Actually Worked Per Worker. (2019, Mayıs 01). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: OECD
  • J. Ryall. Up To 20,000 North Korean Prison Camp Inmates Have 'Disappeared' Says Human Rights Group. (2013, Eylül 05). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: The Telegraph
  • Wikipedia. Eight-Hour Day. (2019, Nisan 13). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: Wikipedia
  • History. Haymarket Riot. (2018, Ağustos 21). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: History
  • B. Nelson. (1988). Beyond The Martyrs: A Social History Of Chicago's Anarchists, 1870-1900. ISBN: 0813513448. Yayın Evi: Rutgers University Press.
  • The New York Times. Rioting And Bloodshed In The Streets Of Chicago.; Police Mowed Down With Dynamite. Strikers Killed With Volleys From Revolvers. The Slaughter Following An Anarchist Meeting--Twelve Policemen Dead Or Dying--The Number Of Killed Or Injured Civilians Unknown But Very Large--The Bravery Of The Police Force. (1886, Nisan 05). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: The New York Times

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder