Yapay Seçilim Yoluyla Evrimleştirdiğimiz Türlerin Kısa Bir Listesi

Yazdır Yapay Seçilim Yoluyla Evrimleştirdiğimiz Türlerin Kısa Bir Listesi

Doğal Seçilim'in yönlendirilmemiş, doğal süreçlerle yepyeni türler yaratma becerisini anlamanın en iyi yolu, Yapay Seçilim'i incelemektir. Zaten Charles Darwin'in yaptığı da tam olarak buydu: İnsanlar tarafından çeşitli özelliklerine göre nesiller boyunca seçilen kuşların, birkaç nesil içerisinde bile  ne kadar farklı özellikler kazanabildiğini gördü. Darwin'in tespitinin kalbinde yatan şuydu: Belli özelliklere göre yapılan seçme ve eleme işlemi, o özelliklerin seçilen türlerde daha çok "vurgulanmasına" neden oluyordu. Yani tür, seçilen özellikleri daha çok yansıtacak, elenen özellikleri ise daha az yansıtacak şekilde nesilden nesle değişiyordu. Hele ki bu seçme ve eleme işlemi sadece bir özelliği göre değil, birçok özelliğe göre, bir arada yapılacak olursa ve yeterince süre tanınırsa, tür, atasından bambaşka görünümlü bir canlıya değişebiliyordu. Yani seçilen ve elenen özellikler nedeniyle meydana gelen ufak değişimler, uzun vadede türün soy hattı içerisinde birikerek onu baştan sona değiştiriyor, hatta yepyeni türler yaratıyordu. Charles Darwin bunu bu sözcüklerle ifade etmemişse de, 21. yüzyıl modern evrimsel biyolojisinin kullandığı terminoloji çerçevesinde keşfettiği şuydu: Mikroevrim, uzun vadede makroevrimi yaratıyordu. İnsan atalarımız, bunu "Damlaya damlaya göl olur." şeklinde basit bir cümleyle özetlemiştir. Daha sonradan Darwin, Beagle yolculuğu sırasında, insanın tercihleri yerine değişen doğa şartlarının da "seçme ve eleme" etkisine sahip olduğunu fark etti. Canlılar belli özelliklerine göre çevreye daha uyumlu veya daha uyumsuz oluyorlardı. Buna bağlı olarak daha kolay hayatta kalıyor ve ürüyorlar veya hayatta kalamayıp ölüyorlardı. Böylece, kendilerini daha uyumlu kılan özelliklere sebep olan şey her neyse (Darwin'in zamanında "genetik" henüz bilinmiyordu), o şey gelecek nesillere daha çok veya daha az aktarılıyordu. Böylece tür, çevrenin yarattığı baskılara bağlı olarak yeni özellikler kazanıyor, var olan özelliklerini kaybediyor, yepyeni türlere evrimleşebiliyordu. İşte Darwin, Yapay Seçilim'den yola çıkarak, doğal gözlemleri ve son derece titiz incelemeleri sonucunda Doğal Seçilim kavramına ulaştı. Bir diğer deyişle, şu anda evlerimizde ve sokaklarımızda bulunan köpeklerin, kurtlardan seçilim yoluyla farklılaşarak var oluşunun nedenlerini anlayan birinin, evrimi anlamaması imkansızdır. Çünkü evrim, son derece basit bir doğa yasasıdır.

Peki, doğanın türleri değiştirme gücünün (evrimin) temelinde olan Doğal Seçilim zaten çok meşhur, bu nedenle onu şimdilik bir kenara bırakalım. Sizce biz insanlar, evrimi bilerek ya da bilmeyerek yönlendirerek, yani Yapay Seçilim yoluyla, doğada hiç var olmamış veya atalarından tamamen farklı özellik, nitelik, yapı ve şekillerde olan ne tür canlılar yarattık bugüne kadar? Şu anda sofralarımızda veya evlerimizde bulunan canlıların kaç tanesi sizce bundan sadece birkaç bin yıl önce doğada hiç bulunmayan ya da çok farklı şekillerde bulunan canlılardı? Köpekler, kediler, muz gibi canlılar, insanlar tarafından evrim yoluyla yeniden yaratıldığı bilinen en meşhur örnekler. Sizce evrim sadece bunlardan mı sorumlu? Bir düşünün: İnsan tarafından evrimleştirilen başka kaç canlı sayabilirsiniz?

Liste aslında epey uzun. Sayfalarca gidecek kadar uzun! Ancak size basit bir örnek verelim. Aşağıdaki listede, insanların Yapay Seçilim yoluyla evrimleştirdiği canlıları ve bunların yaklaşık olarak günümüzden ne kadar zaman önce evrimleştirildiklerine ait verileri bulacaksınız. Tüm zaman birimleri, "günümüzden bin yıl önce" (BYÖ) cinsinden verilmiştir.

Buğday (11 - 9 BYÖ),

Arpa (10.5 - 9),

Mercimek (10.5 - 9),

Bezelye (10 - 8.5),

Nohut (10.5),

Bakla (10.5),

Keten (9.5),

Zeytin (6),

Koyun (9.8 - 8),

Keçi (9.8 - 8),

Domuz (10.2 - 9),

Sığır (10.1 - 8),

Kedi (4),

Ağaç Pamuğu (4.5),

Pirinç (4 - 2.5),

Ufak akdarı (4.5),

Kahverengi darı (4),

Maş fasulyesi (3.5-3),

Güvercin bezelye (3.5),

Zebu sığırı (8-6.5)

Bufalo (4.5),

Boz darı (8),

Soya fasulyesi (5.5-3.5),

Kavun (4-3.5),

İpek böceği (5.2),

Yak (4.3),

At (5.4-4),

Ördek (1.1),

Tavuk (4),

Muz (4),

Eşek (5.5-3.5),

Kabak (5),

Hindi (2),

Kırmızı biber (6),

Fıstık (5),

Pamuk (6),

Gine domuzu (5-4),

Ayçiçeği (4.6),

Palm yağı (3.4)

Liste böyle uzayıp gidiyor... Bu liste, daha çok basit bir şekilde devam ettirilebilecek olan listenin yaklaşık üçte birini içeriyor. Listenin tamamı ise, insanların evrimleştirdiği türlerin ufacık bir kısmına denk geliyor. Görebileceğiniz gibi tarımda "ehlileştirme" ya da "kültür bitkisi" denen canlılar ile, hayvancılıkta "ehlileştirme" veya "evcilleştirme" olarak tabir edilen kavramların hepsi, evrimin Yapay Seçilim mekanizmasının alt başlıklarıdır. Canlılar nasıl ki doğada, değişen çevre şartlarının getirdiği zorunluluklara bağlı olarak belli özelliklerine göre seçilmekte veya elenmektedir, biz insanlar da kendi keyfî istek ve ihtiyaçlarımıza bağlı olarak canlıları Yapay Seçilim yoluyla evrimleştirmekte ve değiştirmekteyiz.

Bu listedeki canlıların birçoğunun evrimleştiği ataları, bizim bildiğimiz hallerine benzemiyor bile! Daha önceki yazılarımızda muzun, şeftalinin, karpuzun ve mısırın atalarından bahsetmiştik. Örneğin bir muzun, günümüzde halen yaşayan atasını yemeye kalksanız ya dişinizi kırarsınız ya kusarsınız. Son derece tatsızdır, serttir, etli kısmı yok denecek kadar azdır. Listedeki diğer birçok meyve-sebze için durum aynıdır. Sofralarımızda bulunan yiyeceklerin neredeyse tamamı, Yapay Seçilim yoluyla evrimleştirilmiş türlerdir! Bunun ötesinde evrimleştirdiğimiz hayvanların da sayısı epey fazladır. Bu canlılar, günümüzde atalarından oldukça farklı görünümlüdür. Örneğin atın atası ya da eşeğin atası üç aşağı beş yukarı günümüzdeki haline benzer; ama davranışları, tıpkı kurt ile köpeğin davranışlarının farklı olması gibi bambaşkadır.

Yapay Seçilim'in ilginç bir özelliği, türü çok hızlı bir şekilde değiştirmesidir. Çünkü canlılar, bir bilinç tarafından (bu durumda "insan" tarafından) çok spesifik özelliklerine göre seçilirler ve durmaksızın çiftleştirilirler. Dahası, o özellikleri taşımayan canlıların çiftleşmesine izin verilmez; hatta kimi durumda bu arzulanan özellikleri taşımayan bireyler öldürülerek popülasyondan ayıklanır. Bu yüzden, Yapay Seçilim yoluyla evrimleştirilen canlılar doğada serbest bırakıldılarında, atasal formlarına hızla geri evrimleşirler. Bu bile evrimin doğrudan gözlenebilir bir kanıtıdır! Çünkü Yapay Seçilim ile yaptığımız evrim, belirli çevresel koşullar altında Doğal Seçilim yoluyla canlıların kazandıkları özelliklere müdahale etmek anlamına geliyor. Dolayısıyla eğer ki bu canlılar, koparılıp alındıkları doğaya geri bırakılacak olurlarsa (ya da kendi başlarına bırakılacak olurlarsa), Doğal Seçilim'in devam eden etkisi altında atasal özelliklerine hızla geri evrimleşiyorlar; Yapay Seçilim yoluyla kazandıkları yeni özellikleri yitiriyorlar. 

Yani anlamamız gereken şudur: Günümüzdeki tarım ve hayvancılık nimetlerinden faydalanıp da, aynı zamanda evrime ve evrim eğitimine karşı çıkmak kabul edilemez bir çelişkidir. Türümüzün son 10.000 yıldır yeniden şekillendirdiği sayısız tür, evrimin mekanizmalarından biri olan Yapay Seçilim sayesinde yaratılmıştır. Unutmamak gerekiyor ki tarım ile hayvancılığın geleceği; hem modern genetik bilimine, hem de onunla sıkı sıkıya ilişkili olan evrimsel biyolojiye bağlıdır. Böyle bir durumda evrimi öğretmemek, insanın sofrasının ezici bir çoğunluğunun nereden geldiğini ve nereye gittiğini öğretmemek anlamına gelmektedir. Evrimi öğrenip, soframızdaki ve yanıbaşımızdaki canlıların nereden ve nasıl geldiklerini anlayacağız ki, geleceği şekillendirebilelim. Gençlerimiz, evrimsel biyolojiye ve diğer doğa yasalarına aşina olarak büyüyecekler ki, geleceğin teknolojilerini yaratabilsinler, insanlığın sorunlarını çözebilsinler.

Bu bağlamda, şu tespit yapılmalıdır: Evrim eğitimini insanların elinden almak, onların sadece geçmişini değil, geleceğini de çalmaktır. Modern bilimin mihenk taşı olan evrim, karikatürize edilen bir şekilde "insan-maymun meselesi"nden ibaret değildir. Evrimi bu avam anlayışın ötesinde öğrenmemiz, öğretmemiz ve anlatmamız gerekmektedir. Zira bilim bir bütündür ve gerçekleri, şahsî isteklerimize göre seçip, ayıklayamayız.

Kaynak: Evolution, Carl Bergstrom ve Lee Alan Dugatkin, sf. 7

6 Yorum