Virüslerle Bakteriler Arasındaki ''Kayıp Halka'' Keşfedildi!

Yazdır Virüslerle Bakteriler Arasındaki

10 sene kadar önce keşfedilen Mimivirüs'ten sonra, daha güncel adıyla Megavirus chilensis türünden sonra, bilim insanları virüs dünyasındaki en büyük şekil ve genetik komplekslik düzeyine ulaştıklarını düşünüyorlardı. Mikrometre boyutundaki çapları ve 1.100'den fazla genleriyle bu devasa virüsler, Acanthamoeba cinsi amipleri enfekte etmektedirler ve daha önceden bakteriler alanına özel olduğu düşünülen özelliklerin birçoğuna sahiptirler. Kıyaslama açısından, grip veya AIDS virüslerinin sadece 10 civarında geni olduğunu söyleyebiliriz.

Science dergisinde yayınlanan makaleye göre araştırmacılar 2 yeni devasa virüs keşfettiler:

- Pandoravirus salinus: Şili'nin sahillerinde keşfedildi.

- Pandoravirus dulcis: Avusturalya'nın Melbourne kentinde bir tatlısu havuzcuğunda keşfedildi.

Yapılan detaylı analizler, bu iki Pandoravirüsün daha önceki dev virüslerle hiçbir bağlantısının olmadığını gösterdi. Dahası, Pandoravirus salinus türünün genlerinin sadece %6'sı, şimdiye kadar keşfedilen diğer virüsler veya hücresel organizmalar ile ortak proteinleri sentezliyor. Bu boyutlardaki bir genom ile P. salinus, virüslerin ökaryotik hücrelerden bile karmaşık olabileceğini göstermiş oldu. Pandoravirüslerin bir diğer sıradışı özelliği ise, alışılagelmiş virüslerin temel yapıtaşı olan kapsid proteinlerini salgılayan genlerinin olmamasıdır.

Tüm bu yeni özelliklerine rağmen Pandoravirüsler diğer virüslerin temel özelliklerini taşıyorlar: ribozomları yok, enerji üretmiyorlar ve bölünmüyorlar.

P. salinus türünün proteomu (tüm proteinleri) üzerinde yapılan bu sarsıcı çalışma, virüste üretilen proteinlerin, virüsün genomuna bakarak tahmin edilenlerle ile uyumlu olduğunu gösterdi. Dolayısıyla Pandoravirüsler de gezegenimizdeki tüm diğer türler tarafından paylaşılan aynı genetik kodu kullanıyor.

Bu çalışma, yeni yaşam alanları düşünülecek olursa, mikroskobik biyoçeşitlilikten öğrenebileceklerimizin sınırsızlığını gösteriyor. Birbirinden 15.000 kilometreyle ayrılan, farklı bölgelerde ama eşzamanlı olarak keşfedilen bu iki Pandoravirüs türü, bugüne kadar hiç keşfedilmemişti ve pek de nadir bulunan virüslere benzemiyorlar.

Bu türler, virüsler ile bakteriler arasındaki boşluğu kesin olarak dolduruyorlar: modern virolojinin 1950'lerde ileri sürdüğü bir dogma olan bu boşluğu...

Ayrıca bu çalışma, daha önceden tahmin edilen hücre-öncesi yapılara göre, canlılığın çok daha geniş bir çeşitlilikle başlamış olabileceğini gösteriyor. Çünkü bu devasa virüsler, bilinen üç yaşam alanından hiçbirine eşdeğer değiller: ökaryotlar, bakteriler ve arkeler.

Teşekkür: Emre Oral

Kaynak: ScienceDaily

6 Yorum