Neden Dudaktan Öpüşürüz

Yazdır Neden Dudaktan Öpüşürüz

Neden sevdiğimiz birini dudaklardan öperiz? Hazır konusu açılmışken, neden el ele tutuşuruz?

Romantik tutkuyu alınlarımızı birbirine sürterek, dirseklerimizi kenetleyerek ifade edebiliriz. Hatta kulaklarımızı birbirine dahi çarptırabiliriz. Kimi Inuitlerin (Eskimoların) cinsel tutkuyu burunlarını birbirine sürterek ifade ettiğini de duyuyoruz; fakat bu eylem aile ve arkadaşlar için sıcak bir karşılama, cinsel bir tutku gösterisi değil.

Gözümüzün önünden ayıramasak da, -Inuitler için bile!- burunlarımızın da romantik aşkı ifade etmek için tercih ettiğimiz organ olmadığının farkındayız.. Konu aşka gelince dudakları aday olmaya hazır diğer bütün organlarımızdan daha özel kılan şey nedir?

Bu soruyu cevaplamadan önce dudaktan dudağa romantik öpüşmenin evrensel olmadığını vurgulamak önemli. İnsan topluluklarının hemen hemen yarısı dudaktan öpüşüyorlar. Diğer yarısı -çoğunlukla kıyıda köşede kalmış primitif kültürler- bu eyleme "iğrenç" gözüyle bakıyor ve "akşam yemeği paylaşmayla" eşdeğer tutuyorlar.

Fakat halen, insan nüfusunun yarısı dudaklarını birbirlerine yapıştırarak ve sıklıkla dillerini birbirine değdirerek cinsel yakınlık gösteriyor.

Neden?

Bilim bu konuyu kesin olarak cevaplamadı. Fakat benim Figür 1'e bakılarak anlaşılabilecek mantıklı bir açıklamam var.

Figür 1 Kaynak: CC0 Haseltine

Figür 1'in sol yarısı, derinin bir noktasına dokunulduğunda taktil (somatosensöryel - dokunma duyusu ile algılanan) beynin hangi kısımlarının nöral aktivite gösterdiğini betimliyor. Bir başparmağın gövdenin bütünü kadar somatosensöryel korteks alanına sahip olduğuna dikkat edin. Bu, gövdeler başparmaklardan çok daha büyük olmasına rağmen başparmağa yöneltilmiş taktil bir uyaranın (dokunmanın) bütün gövdeden daha fazla beyin dokusu aktifleştirmesi anlamına gelmekte.

Aynı zamanda dudaklar ve dilin ciddi büyük bir miktarda somatosensöryel beyin dokusuna sahip olduğuna da dikkat edin.

Duyusal beyin, dudak gibi bir organa çok fazla nöral doku atadığında bu organın taktil hassasiyeti (deriye temas eden nesnelerin küçük detaylarını vb. fark etme kabiliyeti) artar. Buna bağlı olarak duyusal beyin, kol gibi bir vücut parçasına çok az nöral doku atadığında bu vücut parçası kendisine temas eden objelere karşı hissizleşir.

Figür 1'de gördüğümüz beyin haritasını tam bir insan temsiline çevirdiğimizde Figür 2'de gördüğümüz homunkulüs isimli tuhaf görünümlü karaktere ulaşırız. Homunkulüs beyninizin, en azından somatosensöryel korteksinizin sizi nasıl algıladığını gösterir. Homunkulüs üzerinde ifade edilen bir vücut parçası bu parçanın fiziksel gerçeklikteki boyutu ile eş değildir; homunkulüsün boyutu, Figür 1'de gördüğümüz duyusal korteksteki beyin dokusu oranları ile şekillenir.

Figür 2 Kaynak: CC SA 4.0 mpj29

Ne dediğimi kavramak adına hızlı bir deney yapalım.

Üst dudağınızı alt diş sıranızda gezdirin. Dişlerinizin keskin kısımlarındaki küçük detaylara dikkatinizi verin.

Ardından kolunuzun ön kısmını (tıpkı kolunuzu ısırır gibi) aynı şekilde aynı dişleriniz üzerinde gezdirin.

Dudağınızın duyumsadığı küçük detayların kolunuza tamamen "görünmez olduğunu" fark ettiniz mi? Bunun sebebi nedir? Bunun sebebi, somatosensöryel korteksinizde bulunan nöronların kolunuza göre çok çok daha fazlasının dudaklarınızı okumak adına işlem yaptığıdır. Daha fazla nöron: daha yüksek taktil kesinlik.

Böylelikle öpüşme konusuna dönüyoruz.

Figür 3 iki insan öpüştüğünde neler olduğunu gösteriyor (solda kadın, sağda erkek).

Figür 3 Kaynak: CC SA 4.0 mpj29 Haseltine

Bu figürlerdeki vücut parçalarının boyutunun bu vücut parçalarına ayrılan beyin dokusunu gösterdiğini hatırladığımızda, A kişisinin öpüşme eylemi ile B kişisinin beyin dokusunu büyük bir oranda uyardığını (ve kendisinin de uyarıldığını) görüyoruz. İşin içine dilleri de kattığımızda iki bireyin beyin dokularının etkileyici bir bölümü "bir araya geliyor."

Beynin penceresinden baktığımızda öpüşmek (özellikle dil de rol oynuyorsa) beyinden beyine 'samimiyetin' kurulması ve zengin bir duyusal deneyim için oldukça verimli bir yol.

Daha bitmedi!

Figür 1'e geri dönün. Figürün sağ kısmı farklı vücut parçaları içinde kasları kontrol etmeye ayrılan motor korteksin miktarını gösterir. Motor korteksin belli bir kısmı aktif olduğunda figürde gösterilen bedenin ilgili kasları hareket eder.

Duyusal işlemlemede de olduğu gibi beyin, bir vücut parçasına çok fazla motor korteks alanı atadığında motor hassasiyet (küçük ve keskin hareketler yapabilme kabiliyeti) artar. Bu, dudak ve dillerin mesela sırtımıza göre çok daha incelikli hareket edebilme özelliğine sahip olduğu anlamına gelir. Dilimiz ve dudaklarımızı hassas motor kontrol gerektiren konuşma eylemi için kullandığımızı da düşündüğümüzde bu durum mantıklı bir tablo çiziyor.

Yani, bir başka insan ile dudak kenetlemek yalnızca duyusal beynin büyük bir kısmını uyarmak ile kalmıyor, aynı zamanda iyi motor kontrol ile bir başka beyni zarifçe uyarma imkanı da tanıyor.

Şu noktaya kadar birçoğunuz homunkulüs figürlerinin ellerinin de (hem duyusal, hem de motor beyin alanlarında) çok büyük olduğunu fark etmişsinizdir. Bu özellik parmaklarımızın yüksek taktil kesinliği ve ileri motor kabiliyetleri ile uyumludur.

Benim beyinden beyine yakınlık teorime göre insanların beyin dokusundan beyin dokusuna temas hususunda yalnızca öpüşmek ile kalmayacaklarını, Figür 4'te gösterildiği gibi el ele tutuşacaklarını da tahmin edebilirsiniz.

Figür 4 Kaynak: CC SA 4.0 mpj29 Haseltine

Ve gerçekten, romantik el ele tutuşma eylemi üzerine yapılan araştırmalar seyrek olsa da romantik açıdan birbirine ilgi duyan insanların el ele tutuştuğuna dair anektodal kanıtlar bulunuyor.

Yazımda bir teori olarak beyinden beyine yakınlık teorisini kesin bir gerçekmiş gibi ifade etmekten kaçındım. Çünkü bildiğim kadarıyla alternatif teorilerin (dudakların çekici görünmesi ya da ellerin el altında olması gibi) geçersizliğini kanıtlayan deneysel bir çalışma yok. Fakat iyi teorilerin temelde test edilebilir tahminlerin yürütme imkanı tanıdığını biliyoruz.

Kaynak: PsychologyToday

Not: Yazı Dr. Eric Haseltine'a aittir. Evrim Ağacı yalnızca metni çevirmiştir, fikrin mülkiyeti ile alakası yoktur.

0 Yorum

Giriş




Tavsiye Edilenler

Bilim Eğlencelidir!

En Aktif Yazanlar

İnsan Türüyle İlgili Gerçekler