Kuşların Evrimi Üzerinden Geçiş Fosillerini Anlamak...

Yazdır Kuşların Evrimi Üzerinden Geçiş Fosillerini Anlamak...

Darwin'in ortaya koyduğu Evrim Teorisi sayesinde, yer altından çıkarılan fosillerin, günümüzde yaşayan canlıların ataları olduğunu artık biliyoruz. Ancak bu açıklamaya göre, atasal formlar ile günümüzde yaşayan formlar arasında geçişleri gözleyebileceğimiz fosiller de bulunmalıdır. En azından, ana gruplar arasındaki evrimsel geçişleri gözleyebileceğimiz fosil kayıtları bulmayı bekleriz. Bu fosillerde, hem atasal türlere ait, hem de torun (günümüzde yaşayan) türlere ait özellikler görmemiz gerekir. Darwin'in Türlerin Kökeni'ni yazdığı zamanlarda bu şekilde çok az fosil bulunmaktaydı ve bu yüzden Darwin, açık yüreklilik ve tam bir dürüstlük ile kaleme aldığı "Teorinin Güçlükleri" başlıklı bölümünde bu geçiş fosillerinin sayısının azlığını teorisi için zorluk oluşturduğunu; ancak bu seyrekliği, fosilleşmenin çok zor olması ve çok az sayıda fosil çıkarabiliyor olmamıza bağladı. Günümüzde, fosilleşmenin gerçekten de çok zor olduğunu ve bulduğumuz fosillerin sayısının, gerçekte var olan fosillere göre aşırı az olduğunun bir gerçek olduğunu anlıyoruz. Ancak Darwin'in zamanının aksine, artık elimizde bu şekilde geçiş özellikleri gösteren sayısız fosil bulunuyor. Dolayısıyla artık, teori için güçlük oluşturacak bir fosil eksikliğinden bahsedemiyoruz.

Bunların en meşhuru, Darwin'in zamanında da oldukça net bir şekilde tanımlanmış olan Archaeopteryx türüdür (görselde a kısmında görülmektedir). Bu hayvan, günümüzden 150-145 milyon yıl önce bugün Almanya olarak bildiğimiz bölgede yaşamıştır ve iskeleti o kadar fazla dinozora benzer ki, çok uzun yıllar boyunca sıradan bir dinozor olarak görülmüş ve Compsognathus olarak anılmıştır. Ancak sonradan yapılan detaylı analizler ve bulunan diğer fosiller, türün tüyleri olduğunu göstermiş ve bu canlının bir kuş olması gerektiğini ispatlamıştır. Dolayısıyla Archaeopteryx, diğer birçok dinozor-kuş geçişi fosili gibi (günümüzde artık 20'den fazla dinozor-kuş geçişini temsil eden fosil tür biliyoruz), bir geçiş örneğidir.

Archaeopteryx'e bir "geçiş türü" dediğimizde, illa ki dinozorlardan kuşlara giden evrimsel dal üzerinde tam bir geçiş noktasında bulunduğunu iddia etmiyoruz. Çünkü fosillerin yaşadıkları zamanı ve ait oldukları taksonomik grupları tam olarak belirlemenin hiçbir yolu bulunmuyor (her ne kadar %100'e yakın isabetle taksonomik sınıflandırmalarını yapabilsek de). Ancak bir "geçiş türü", illa ki tam geçiş noktasında bulunmak zorunda değildir; bu noktaya yakın bir kuzen olabilir veya bu geçiş bölgesinin iki ucundan birine (dinozorlara ya da kuşlara) daha yakın olabilir. Çünkü türler her nesilde fosilleşemezler, bu yüzden eksiksiz bir fosil kaydına ulaşmamız imkansızdır. Elimizdeki fosil kayıtları, milyonlarca ve milyarlarca yıllık evrim sürecinin içerisinden bize bazı kesitler sunar. Noktaları birleştirmek ise bilim insanlarına ve bilimsel yöntemlere kalmaktadır.

Tıpkı Archaeopteryx cinsi gibi, başka fosiller de dinozorlardan kuşlara geçiş örneği göstermektedirler. Bunların en güzel örneklerinden biri Confuciusornis cinsidir (görselde "c" olarak gösterilmektedir). Çin'de bulunan bu fosil de, Archaeopteryx gibi muhtemelen evrimsel süreçte dinozorlardan kuşların evriminde bir yan daldır. Bir "geçiş türü" dediğimizde, iki canlı grubunun tam ortasında ve iki grubun da özelliklerini tam olarak taşıyan canlılardan bahsetmeyiz. Geçiş türünden kasıt, iki büyük canlı grubu arasında, iki gruba ait özelliklerin de bazılarını taşıyan canlıların yaşamış olduğudur; dolayısıyla evrimsel çıkarımların tam olarak doğru olduğunu anlayabiliriz. Örneğin Archaeopteryx'in modern kuşlar gibi tüyleri ve küçük kemikleri olmasına rağmen, bu iskeleti halen bir dinozorunki kadar sert ve güçlüdür; kuyruğunda ise kuşların aksine kemikler bulunmaktadır. 

Dinozor kuş geçişinden devam edecek olursak; eğer ki tüyler, bu geçişi temsil eden ana unsurlarsa, fosillerde -eğer şanslıysak- tüylü olup da Archaeopteryx'e göre dinozorlara ve kuşlara farklı evrimsel yakınlıkta olan diğer türler de bulmayı bekleriz. Gerçekten de, yapılan sayısız çalışma ve çıkarılan onlarca fosil, bu evrimsel geçişi tam olarak göstermektedir. Örneğin 1998 yılında tanımlanan Sinosauropteryx prima türü (görselde "b" olarak belirtilmiştir), şimdiye kadar bulunan en iyi korunmuş dino-kuşlardan biridir. Bu canlının boynunda, kafasında, sırtında ve kollarında günümüz modern kuşlarınkinden çok daha ilkel; ancak diğer hiçbir dinozorda bulunmayan şekilde tüy kalıntıları bulunmaktadır. "d" kısmında ise modern tüylere ait bir fosil görmektesiniz.

Günümüzde, kuşlarda olduğu gibi sayısız canlı grubundaki evrimsel geçiş türleri fosil olarak tespit edilmiş ve sınıflandırılmıştır. Atların evrimi, insanların evrimi, maymunların evrimi, sudan karaya geçiş, karadan memelilerin suya dönüşü, timsahların evrimi, kabukluların evrimi, omurgasızlardan omurgalıların evrimi, yumuşak dokululardan sert kabukluların evrimi bunlardan sadece birkaçıdır. Merak eden okurlarımız, üç kısımlık yazı dizimizi buraya tıklayarak okuyup, bu geçişlere ait 200'den fazla örneği görebilirler. Ayrıca "ara tür" kavramının tam olarak ne olduğunu anlamak için, buraya tıklayabilirsiniz.

Kaynak: Evolutionary Analysis by Scott Freeman and John Herron

6 Yorum