Evrimi Anlayarak Kanseri Yenebiliriz!

Yazdır Evrimi Anlayarak Kanseri Yenebiliriz!

Evrimsel biyoloji dahilindeki bilimsel gerçeklerle ve genel olarak bilimle baş edemeyeceğini anlayan her bilim karşıtı, nihayetinde şu soruya varacaktır: "İyi peki ama, evrimi bilsek ne olur, bilmesek ne olur! Ne işimize yarayacak ki?" 

Daha önceden hazırladığımız şu yazımızda, evrimin çok sayıda bilim ve insanlığın geleceği için ne kadar büyük öneme sahip olduğunu göstermiş; buraya tıklayarak okuyabileceğiniz röportaj yazımızda, evrimin günümüzde mühendisliğin bile önünü açmakta kullanılan kilit bir doğa yasası olduğunu anlatmıştık. Bu yazımızda ise, insanlığın (ve genel olarak canlılığın) gelmiş geçmiş en büyük problemlerinden biri olan kanseri yenmekte evrimin ne kadar kritik bir role sahip olduğunu çok kısaca anlatacağız.

17 Şubat 2015'te Dünya'nın 1 numaralı akademik bilim dergisi olan Nature'da yayınlanan bir makalenin başlığı şöyleydi: "Onkoloji, Paleontolojiyi Tekrarlayabilir Mi? Türlerin Yok Oluşundan Alınacak Dersler" Onkoloji, tıbbın kanser üzerine çalışan bilimidir. Paleontoloji ise, antik yaşamı, fosilleri, yer katmanlarını, evrimi araştıran bilim dallarından birisidir. İlk bakışta, kanser bilimi ile fosil bilimi arasında hiçbir ilişki görülemeyecektir. Ki yazımızın başındaki soru da, bu sınırlı dünya görüşünden kaynaklanmaktadır. Fakat bilim, ufuk açıcı bir deneyimdir. Bilim insanları, geleceği inşa eden, aydın görüşlü, açık fikirli insanlardır ve neredeyse her zaman bu tür insanlar arasından çıkarlar. Kanseri paleontolojiyi ve evrimi anlayarak yenme fikri de, San Fransisco'da bulunan Kaliforniya Üniversitesi'nde "Evrim ve Kanser Merkezi"nden bilim insanlarının parlak fikridir. Nature Reviews dergisinde yazılan makale içerisindeki bir paragraf, konuyu herkesin anlayabileceği bir dille, harika bir şekilde özetliyor:

"Kanserli hücreler ile organizmaların evrimsel biyolojisi benzerdir. Her iki duruma da, genetik çeşitlilik bakımından geniş bir popülasyon mutasyona uğrar ve doğal seçilim yoluyla evrimleşir. Dahası, hem türleri hem de kanserli hücreleri yok olmaya sürüklemek aşırı derecede zordur. Buna rağmen, bugüne kadar Dünya'da yaşamış olan tüm türlerin %99.9'unun soyu tükenmiştir. Tümörler ile organizma evrimi arasındaki benzerlikler, paleontoloji yoluyla türlerin yok oluşunu anlamanın, kanseri yok etmek konusunda bize önemli fikirler verebileceğini göstermektedir. Bu inceleme araştırmasında, türleri yok olmaya iten seçilim baskılarını ve yok olmaya direnebilen türlerin temel özelliklerini inceliyoruz. Bunlardan yola çıkarak, bu özellikler ve seçilim baskılarının kanserlere nasıl uyarlanabileceğini, bunların terapi ve tanı konusunda nasıl fayda sağlayabileceğini tartışıyoruz."

Kanser dediğimiz olgu, çok hücreli organizmaları oluşturan hücrelerden bazılarının mutasyonlar sonucu bölünme döngülerinin farklılaşmasıyla kontrolsüz olarak çoğalmalarıdır. Bu tür bir çoğalma, tümör denen hücre yığınlarını oluşturur. Aslında bu tür hatalı hücreler, vücudumuzda sıklıkla oluşur. Çoğu zaman bu hücreler savunma sistemimiz tarafından hemen yok edilirler. Ancak bazıları, bu savunma sisteminden kaçabilecek kadar farklıdır veya hızlıdır. Bu durumda, hızla çoğalarak çok kısa bir sürede çok miktarda nesil atlar. Bu noktadan sonra kanserli dokunun sıradan bir canlı popülasyonundan farkı yoktur: her bir hücre birbirinden az miktarda farklıdır, bu hücreler bir popülasyon oluşturur, bu popülasyon üzerine çok sayıda seçilim baskısı işler, bazıları buna diğerlerinden daha iyi direnir, hayatta kalırlar ve çoğalmayı sürdürürler. Böylece kanser popülasyonu, her bölünmeyle birlikte yeni bir nesil atlar, her nesille birlikte biraz daha evrimleşir. Bunun bir aslan, insan, at, pamuk, şeker pancarı ya da koli basili popülasyonunun evriminden hiçbir farkı yoktur (bu sayılanların bir kısmı mitozla değil, mayozla bölünür ve ürer, tek fark budur ki bu fark, sonuca doğrudan etki etmez).

Vücudumuzun kanseri yenemiyor oluşunun 1 numaralı nedeni, tıpkı bir virüs ya da bakteri gibi kanser hücrelerinin de müthiş hızla evrimleşiyor olmasıdır. Üstelik bu süreçte, normalde kendimize ait olan hücrelerimizin, normalde kendilerini savunmak için kullandıkları mekanizmalar, artık kanserli olan hücrelerde vücudun savunmasına karşı kullanılır. Kanser, bir nevi "başkaldırıdır". İsyandır. Vücudun bazı hücreleri, vücudun kendisine isyan ederek bağımsızlığını ilan eder. Ancak sonrasında parazit olarak ve bütüne zarar vererek yaşarlar. Fakat bu önemsizdir. Zira evrimsel süreçte organizmalar "geleceği planlayamazlar". Sadece hayatta kalmaya ve üremeye çalışırlar. Ola ki kanserli dokular, bazı hayvanlarda olduğu gibi bulaşıcı olacak şekilde de evrimleşmeyi başarırlarsa, bir organizmadan diğerine sıçrayarak çok daha uzun soluklu bir evrimsel yolağa girebilirler. Evrim, budur.

Dolayısıyla eğer ki kanseri yenmek istiyorsak, evrimi anlamak zorundayız. Evrimsel değişimlerin nasıl yaşandığını, organizmaların yeni özellikleri nasıl kazandığını, var olan özellikleri nasıl yitirdiklerini, evrimin ne gibi alt başlıkları olduğunu ve daha nicesini bilmek zorundayız. Bugüne kadar kanserle hep "kaba kuvvet" yöntemiyle baş ettik: onları radyasyon bombardımanına tuttuk, baktık ki kendi sağlıklı hücrelerimize de zarar veriyor, ilaçlarla yok etmeye çalıştık. Ancak kanserli hücreler kendilerini o kadar güçlü savunuyorlardı ki, ilaçlarımız kanserli dokulara ulaşamıyordu. Bu nedenle nanoteknolojiye başvurduk, çok katmanlı ilaç kapsülleri geliştirdik, kanser hücrelerini ayırt edip yok edebilecek nano ve mikro mekanizmalara hatta robotlara başvurduk. Ancak belki de gereğinden fazla düşünüyor, korkudan ne yapacağımızı şaşırıyoruzdur? Belki de kanseri yenmenin anahtarı, kaba kuvvet değil, onu anlamaktır? Nasıl evrimleştiğini, nasıl farklılaştığını, nasıl çeşitlendiğini, nasıl yayıldığını anlamak ve bu evrimsel sürece müdahale etmek... Kanseri bu şekilde yenmemiz çok daha muhtemel gözükmektedir.

Evrim, sahip olduğumuz her şeyi bize vermiş doğa yasasıdır. İnsan türü olarak tüm fiziksel özelliklerimiz onun eseridir. Hatta şu anda bu yazıyı yazmamızı sağlayan, sizlerin bunu okumasını sağlayan teknolojileri geliştiren kültürümüz ve bu kültürün içini dolduran beynimiz ve davranışlarımız bile onun eseridir. Dolayısıyla biyolojik bir sorunun özüne inmek gerekiyorsa, evrimini anlamamız şarttır.

Evrim başka ne işe mi yarar?

İşte, "Nereden geldik?" ve "Biz kimiz?" gibi binlerce yıl öncesine giden, milyonlarca filozofun kafasını kurcalamış, sayısız şiirin, kitabın, tezin konusu olmuş, insanlığın en temel sorularına sağlam, test edilebilir, tekrar edilebilir, sınanabilir bir cevap vermeyi başaran, bilim tarihinin gördüğü en güçlü açıklamalardan ve bilimsel teorilerden birisidir.

Öyle...

Görsel: Genetik biliminin en önemli akademik dergilerinden olan Trends In Genetics dergisinde yayımlanmış "Kanser Genomunun Evrimi" başlıklı bir makalede, kanserin nasıl evrimleştiğini gösteren bir görsel.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Nature Reviews Clinical Oncology
  2. Nature Reviews Facebook Sayfası
0 Yorum

Giriş




Tavsiye Edilenler

Bilim Eğlencelidir!

En Aktif Yazanlar

İnsan Türüyle İlgili Gerçekler