Dünya Saati: Saat Dilimlerinden Tamamen Kurtulmak ve Tek Saatli Sisteme Geçiş

Yazdır Dünya Saati: Saat Dilimlerinden Tamamen Kurtulmak ve Tek Saatli Sisteme Geçiş

Türkiye Cumhuriyeti, son derece yerinde ve isabetli bir karar alarak 2016 yılından itibaren yaz-kış saati uygulamasını durdurdu (saatin en doğudaki şehirlere sabitlenmesi konusu tartışılır olsa da, kararın geneli bilimsel anlamda son derece yerindedir ve tarafımızdan Mart 2015'te burada analiz edilmiştir). Bunun Türkiye'de başarılmasında rolümüz var mıdır, varsa ne kadar vardır bilemiyoruz. Ancak şimdi, bir sonraki adımı öneriyoruz: Dünya'yı tek bir saat dilimi olarak görmek ve boylamlar arası saat farkından tamamen kurtulmak! Yani önerdiğimiz şey, örneğin Türkiye'de saat 12 iken, ABD, Avustralya ve Fas'ta da 12 olması! Ve buna, harika da bir isim koymak: Dünya saati! Ya da daha teknik adıyla: Koordineli Evrensel Zaman (KEZ ya da İngilizcesiyle UTC).

Buna birçoklarının reaksiyonel tepkiler vereceğinden eminiz. "Ama öyle olur mu, şimdi her yerde 12 olursa bir yer gündüz olacak, bir yer gece olacak, nasıl olacak?" Bu ve bunun gibi tepkiler, söz konusu tavsiyeye uzun bir süredir verilmektedir. Ancak nasıl ki 100 sene kadar önce Almanya tarafından uygulamaya sokulan "yaz-kış saati uygulaması" savaşlar haricinde pratik olarak tamamen kullanışsızsa (ve bu, bilimsel olarak da ispatlanmışsa), Dünya'yı sırf Güneş'in o andaki konumuna göre saatlere bölmek de aynı derecede anlamsız ve gereksiz olabilir. 

Elbette ki böylesi bir değişim son derece kafa karıştırıcı bir geçiş dönemini gerektirecektir. Sonuçta ABD'de saat 12 iken, Türkiye'de saat akşam 9 olmalıdır. Ama Dünya Saati o anda 5 ise, ABD'de de, Türkiye'de de saat 5 olacaktır. Ama sabah 5 mi, akşam 5 mi, 5 ne anlama geliyor, bunları nasıl bileceğiz?

Açıkçası, bilmeyeceğiz. Bunların birçoğu ya genel kültür olacak, ya da ilginizi özellikle çeken bir ülke varsa o ülkede saatlerin günün hangi ışık miktarlarına (sabah mı, öğlen mi, akşam mı, gece mi) denk geldiğini zaten öğreneceksiniz. Dünya üzerindeki her konum da, Dünya saatine göre günün hangi zaman dilimi içerisinde olduklarını öğrenmeleri gerekecek (örneğin Dünya saati ile 6 ABD'de gündüz, Türkiye'de akşam üzeri olabilir). Benzer şekilde, İstanbul ve o boylamdaki tüm şehirler kahvaltılarını Dünya saatine göre "öğlen" saatinde yapacaklar, akşam yemeklerini ise Dünya saatine göre "gece yarısı" olan 12'de yiyecekler. Buna karşılık Sidney'de Güneş Dünya saati ile 7'de batacak... 

Evet, kafa karıştırıcı, biliyoruz; ancak şöyle düşünün. Şu anda kullandığımız saat dilimlerin, zaten insanlar tarafından yaratılmış ve zaman içerisinde alıştığımız yapılar. Örneğin biz hep "yaz" veya "kış" diye bahsettiğimiz yılın zamanları, aslında Güney Yarımküre için tam tersidir. Biz "yaz ayları" derken, Avustralya'nın "kış ayları"ndan bahsetmekteyiz. Ancak kimse Avustralya'nın ne düşündüğünü umursamaz ve mevsimlerin orada ters olduğunu bir "genel kültür bilgisi" olarak bilir. Bizim önerdiğimiz "tek Dünya saati" sisteminde de bir alışma süreci olacak; ancak sonrasında zaten herkes adapte olacak. 

Hem şu andaki zaman dilimlerinin öyle çok doğal, çok bilimsel, çok mantıklı olduğunu zannediyorsanız da yanılıyorsunuz. Örneğin, 1 günde 24 saat olduğuna göre, Dünya'nın da 24 zaman dilimi olmalı, öyle değil mi? Hayır, tam 39 adet var. Bunların bazıları birbirinin içerisinden geçiyor, bazıları üst üste denk geliyor, bazıları Güneş'in konumunu bile dikkate almadan belirlenmiş, bazıları gerçekte olandan 30-45 dakika arası farklı bir zamanı gösteriyor, bazıları yerel coğrafyaya bağlı olarak değişim gösteriyor ve daha nice sorun! Bunların hiçbirini bilmiyoruz ve umursamıyoruz; çünkü bir, bizi etkilemiyor ve iki, orada yaşayan insanlar da zaten sisteme alışıyorlar ve görmezden geliyorlar. Yani Dünya saati sistemine geçmek de, alıştıktan sonra herhangi bir zorluk yaratmayacak.

Peki neden böyle bir şey yapmalıyız? Bunun ekonomiden bilgisayar sistemlerine, askeri sebeplerden ülkeler arası antlaşmaların detaylarına, gemiciliğe ve ticarete kadar birçok faydası olacağı öngörülüyor. Zaten birçok bilgisayar sistemlerinden havacılığa kadar birçok sektör halihazırda tek bir Dünya saatini çeşitli şekillerde uyguluyor. Ayrıca bu öneri ilk defa yapılan bir şey de değil, 1976 yılında bile Arthur C. Clarke gibi vizyoner bilimkurgu yazarları tarafından ileri sürülmüş bir tavsiye! 

Ancak bu yeni sistemin en sıkı taraftarları, Johns Hopkins Üniversitesi astrofizikçisi Richard Conn Henry ile aynı üniversitede ekonomist olan Steve H. Hanke'dir. Yıllardır bu sistemi savunan ikili, her ne kadar kulağa tuhaf gelse de, bu tuhaflığın çok kısa bir sürede aşılacağını düşünüyorlar. Şöyle söylüyorlar:

"Bizler de dahil olmak üzere ekonomik sistemin içerisindeki her bir unsur, kalıcı bir 'harmonizasyon payı"na sahip olacaktır. Bu, tek bir zaman dilimine ait olmanın getireceği verimlilikten kaynaklanmaktadır. Peki kötü bir tarafı var mı? 'Bir yerlerde saat 5.' yazılı komik t-shirtler gereksiz hale gelecektir."

Peki Dünya saatini neye göre belirleyeceğiz? Muhtemelen Greenwich saatine göre. Neden? Neden İngilizler Dünya'nın saatini belirlesin ki? Belli bir nedeni yok. Geleneksel olarak Greenwich ana meridyen olarak görüldü ve bu muhtemelen yakın zamanda değişmeyecek. 

Bu değişime karşı olan insanlar yok değil. Ancak ne yazık ki bu tip köklü değişikliklere tepki gösteren insanlar genellikle tarihsel derinlikten yoksun bir biçimde konuya yaklaşıyorlar. Halbuki bundan 150 sene önce gezegenimiz üzerinde "saat dilimi" diye bir şey bulunmuyordu. Hatta ilk defa uygulamaya konduğunda, insanların umrunda bile olmadı; hatta birçokları sisteme karşı çıktı. New York, 18 Kasım 1883 Pazar günü ilk defa saat dilimlerini uyguladığında ortaya çıkan kafa karışıklığını şöyle izah ediyor:

"Şu anda The Times gazetesini okuyan birinin kahvaltı yaptığı masa üzerindeki saat sabah 8'i gösteriyorsa, St. John New Brunswick'te saat 9 olacak, Chicago'da 7 olacak... Daha doğrusu St. Louis'te demeliyiz, çünkü Chicago yetkilileri standart zaman sistemini kabul etmediler ve bunun sebebi muhtemelen Chicago'nun ana meridyen olarak seçilmemiş olması. Denver, Colorado'da saat 6 olacak, San Francisco'da ise 5 olacak. Tüm olayın özü bu."

Günümüzde kullandığımız saat dilimlerinin büyük bir kısmı, tren üzerine dayalı ticaretten doğan bir sistemdir. Ancak günümüzde trenlere bağımlı yaşamıyoruz. Artık çok daha sıkı sıkıya bağlı bir gezegen üzerindeyiz ve saat dilimleri tamamen anlamsız bir hal almaya başladı. Twitter, hangi zaman dilimine göre yönetilmektedir? Peki ya Facebook? Evrim Ağacı? Kabul etmeliyiz ki türümüzün "zaman" algısı asırlar içerisinde hızla değişmektedir. Önemli olan, vücutlarımızın Güneş'in konumuyla olan ilişkisidir, belli bir konuma ne isim verdiğimiz değil. Dolayısıyla gezegenimizi bir bütün olarak tek saat sistemine taşımak ve ona gururla "Dünya Saati" adını vermek, gelecek dönemlerde gündeme geleceğini ve dikkatle tartışılacağını umduğumuz bir değişimdir. Fransız roman yazarı Marcel Aymé, "Yaz Saati ile İlgili Problem" isimli, 1943 yılında yazdığı zaman yolcululuğu ile ilgili romanında şöyle söylüyor:

"Göreli zaman, fizyolojik zaman, öznel zaman ve hatta sıkıştırılabilir zaman gibi birçok kavramla ilgili çok fazla muhabbet dönmektedir. Zaman geçtikçe anlıyoruz ki, milenyumlar boyunca atalarımızdan bize aktarılan zaman algısı gerçekte absürt bir saçmalıktan başka bir şey değildir."

 

Kaynak: The New York Times

6 Yorum