Bilincimizi ve Anılarımızı Bir Başka Bedene Aktarabilir Miyiz?

Yazdır Bilincimizi ve Anılarımızı Bir Başka Bedene Aktarabilir Miyiz?

Kısaca cevaplamak gerekirse, hayır. Fakat şimdilik hayır! Self/Less gibi kurgu filmlere konu olan ve yüzyıllardır felsefeyi meşgul eden bu soruya bilimin yakında bir çözümü olacak. Amerika’da ve Avrupa’da İngilizce ismiyle “shedding”, Türkçe çevirisiyle “dökme” adı verilen yöntemi mümkün kılacak araştırmalar yapılıyor.

Fakat araştırmalar onlarca yıl alacak; zira beyin dediğimiz ve 1,4 kg kütleye sahip organımız, 86 milyar nörona ve bu nöronlar arasında Samanyolu galaksisindeki toplam yıldız sayısının 1000 katına denk bağlantıya sahip. Beyinbilim alanında attığımız birkaç adım, nöronlar arasındaki bağlantıları saptayarak basit bir anıyı kaydedebilmemize olanak veriyor. Birçok bilim insanı, bağlantı saptama yöntemlerini kullanarak “connectome” adı verilen tam bir anı haritası çıkarabileceğimize inanmakta. Yanı sıra “optogenetik” adı verilen bir yöntem ile alglerden alınan özel bir tip biyolojik öğeyi ışığa duyarlı proteinlerle donatıp belli nöron bağlarının arasına yerleştirmemiz sonucu anı “üretebiliyoruz”. Birey, her ışık gördüğünde belli bir anıyı “hatırlayabiliyor”.

Bütün bunlar “Theseus’un gemisi” adı verilen Antik Yunan felsefi dilemmasına kapı açan bir tartışmayı da beraberinde getirmekte. Optogenetik ve connectome yöntemleriyle bilincimizi gerçekten bir başka bedene ya da bir bilgisayara aktardığımızı düşünelim. Aktarıldığımız öğe “biz” mi olur ya da bizden bir parça mı?

 

Kaynak: YouTube

6 Yorum