Afrika'dan Çıkış Kuramı vs. Çok Bölgelilik Kuramı: İkisi De Doğru Olabilir Mi?

Yazdır Afrika

Geçtiğimiz yarım yüzyılda insan evrimini kavrayışımız önemli ölçüde değişti. Şimdi, Homo sapiens hakkında halen süregelen tartışmalardan bir tanesi daha da karmaşıklaşmış görünüyor, zira her iki taraf birden haklı olabilir.

Afrika ve ötesinde ilk insan kalıntıları bulunduğundan beri antropologlar yıllar içinde daha da tuhaflaşan bir muamma karşısında afallamış durumdalar. On binlerce yıl önce yeryüzünde yasayan diğer insan türlerine Homo sapiens ile karşılaşmalarının ardından neler oldu?

Otuz yıl önce antropologlar iki gruba ayrılmışlardı: İnsanların Afrika'dan gelip Neandertal'leri yok ettiklerine inananlar (“Afrika'dan gelme” kuramının yandaşları) ve Homo sapiens ile Avrasya'da yaşayan diğer insanların çok benzer olduğuna, dolayısıyla insanın uzun bir süre içinde Afrika'da ve Afrika dışında evrimleştiğine inananlar (“çok bölgelilik” kuramının yandaşları). Görünen o ki her iki grup da hem haklı hem de haksızmış.

 

Büyük “Afrika'dan Gelme” Tartışması

1960'larda yeryüzünde atalarımızla birlikte yaşamış tek bir farklı insan türünün farkında idik: Neandertaller ya da Homo neanderthalensis. Homo sapiens'in Afrika'yı yaklaşık 80 bin yıl kadar önce büyük gruplar halinde terk ettiğini ve bu dönemde Neandertallerin Avrupa'da birkaç yüz bin yıldır yaşıyor olduğunu biliyorduk. Ve ilk Homo sapiens ile karşılaşmalarından yaklaşık on bin yıl kadar sonra, ya da günümüzden 35 ile 40 bin yıl kadar öncesinde Neandertal'lerin soyları da tükenmiş gözüküyordu.

Günümüzde yeni buluşlar sayesinde bu Neandertal'e karşı Homo sapiens hikayesi çok daha karmaşık bir hal aldı. Günümüz insanlarının Afrika'yı terk ettikleri dönemde ortalıkta en az iki insan türünün daha bulunduğunu biliyoruz: Avrasya'da yasayan Denisova insanı ve Endonezya'da yaşayan Hobitler (Homo floresiensis). Çin'den yeni fosil bulguları geldikçe orada da Homo sapiens'in ulaşmasından öncesinde yüz binlerce yıldır yaşayan insan türleri hakkında daha çok şey öğrenebileceğiz. Kısacası Homo sapiens oralara ulaşmadan önce Afrika dışında yaşayan birçok farklı insan türünün bulunduğunu bilemekteyiz.

Ancak bu hala bize Afrikalı ilk insanın bu farklı gruplarla karşılaşması sonucunda neler olduğunu söyleyemiyor. Neden hala ortalıkta Denisova insanı ya da Hobitler yok? Bu ilk Avrasyalıların yerini tamamen Afrikalılar mı aldı, yoksa hepsi birlikte modern insana doğru mu evrimleştiler?

1987 yılında sanki bu sorunun yanıtını alır gibi olduk. Biyokimyacı Rebecca Cann ve meslektaşları insan genetiği ve evrimi üzerine kapsamlı bir çalışmanın sonuçlarını yayınladılar. Araştırmacılar hücre çekirdeği dışında yasayan ve anneden çocuğa hiç değişmeden aktarılan mitokondriyal DNA (mtDNA) adlı küçük DNA parçacıklarını incelemişlerdi. Sonuçlar inanılmazdı: tüm insanlardaki mtDNA'nın kökeni Afrika'da yaklaşık 200,000 yıl önce, yani Neandertallerin Afrika'yı terk etmesinden çok sonra yaşamış tek bir kadına dayandırılabiliyordu. Bu da “Afrika'dan gelme” ve “çok bölgelilik” tartışmasını kesin şekilde sonuçlandırıyor gibiydi. Eğer herkeste bu aynı mtDNA varsa hepimiz bu Afrika'yı 80 bin yıl kadar önce terk etmiş Homo sapiens grubundan geliyor olmalıydık. 

Bu güçlü kanıt parçası Afrika'dan gelme kuramının modern bir şekli olan ve Afrikalı Homo sapiens'in dünyayı ele geçirirken diğer tüm insanları da yok ettiğini daha usturuplu bir şekilde dile getiren “yakın zaman Afrikalı yer değiştirme kuramını” da tamamlıyordu. İnsanlar soyu tükenen rakiplerinin “yerini aldılar”. Tam da bu yüzden herkes genetik soy ağacını medyanın Mitokondriyal Havva olarak adlandırdığı bu tek bir kişiye dayandırabilirdi. 

 

Çok Bölgelilik için Genetik Kanıt

Ancak son on yıl içinde çok bölgelilik kuramını yeniden geçerli kılan ve Mitokondriyal Havva'yı Avrupa ve Asya'daki insan türleri ile çok daha karmaşık bir ilişki içerisine iten yepyeni genetik kanıtlar elde edildi. Çok-bölgelilik kuramının yaratıcılarından antropolog Milford Wolpoff 1980'lerin başlarında “modern toplumların farklı coğrafi alanlarda Homo sapiens'in (ya da Homo erectus'un) çoktandır farklılaşmış atasal gruplarından evrimleştiğini” iddia ettiği bir makale yayınladı. Ancak yeni bin yılın başlangıcına dek elinde bu fikrini destekleyecek herhangi bir genetik kanıtı yoktu.

2000'lerin başlarında bilim insanları her iki ebeveynden de alınan genetik materyali temsil eden ve mitokondriyal DNA'dan farklı koca bir DNA yığını olan insan genomu dizinini çözmeyi amaçlayan büyük bir projeyi sonuçlandırdılar. Sonrasında, 2000'lerin ortalarında, bilim insanları bu kez de 40 bin yıl öncesine kadar uzanan fosillerden elde edilen genomların dizinini de çözümleyecek teknikler geliştirdiler. Son birkaç yıl içinde Neandertallerin ve Denisova insanının genom dizinlerini çözümledik. Sonucu tahmin edebilir misiniz? Afrika dışından gelme insanların genomlarında Neandertal DNA'sı var. Birçok Asya'lı grupta ise Denisova DNA'sı bulunuyor.

Birdenbire bu tüm Afrikalı yer değiştirme kuramı çok daha tuhaflaştı. Görünüşe göre Homo sapiens diğer insanların yerini almak şöyle dursun, onlardan çocuk sahibi bile oldu. Şu an yeryüzündeki insanların çoğunluğu bu melezleşmenin bir ürünü. Belki yerlerini almaktansa atalarımız bu insanları özümlediler. Yakın dönemdeki bu genetik bulgular çok bölgelilik kuramını biraz daha inanılır kılıyorlar zira bulgulara göre Avrupa ve Asya'daki gruplar Homo sapiens Afrika'dan ayrıldığı dönemde zaten insan idiler. Afrikalı ilk insanlarla tamamen aynı gözükmüyor olsalar da onlarla çiftleşebiliyorlardı. O halde insanlar Afrika dışında da evrimleşmekte idiler.

Afrika yer değiştirme kuramının benimsenmesini sağlayanlardan Chris Stinger bile geçenlerde hikayenin bir zamanlar düşündüğünden çok daha karmaşık olduğunu söyledi. Kuramın bir diğer savunucusu Ian Tattersall'da geçtiğimiz yıl bana elbette ortalıkta bir miktar “Pleistosen aşna fişne” döndüğünü söyledi. Bu Tattersall'un bugünkü insanlar arasında Afrikalı ilk insanlarla Avrasya yerlilerinin çiftleşmesinin çocuklarının da bulunduğunu saka yollu da olsa kabul edişi idi.

 

Özümleme ve Melezleşme

Günümüzde Afrikalı yer değiştirme kuramı ile çok bölgelilik kuramı bütünleşmeye başladılar.

Neandertaller Homo sapiens ile çocuk sahibi olduktan sonra Neandertal genleri Homo sapiens gen havuzuna girdi ve yayılmaya başladı. Bu da Neandertallerin soyunun tükenmediğini ancak yavaş yavaş Afrikalı Homo sapiens nüfusu içine dahil edildiklerini ima ediyor. Homo sapiens'e oranla o derece az Neandertal vardı ki her yeni nesil ile Homo sapiens ve Neandertallerin çocukları daha çok Homo sapiens'e ve daha az Neandertallere benzemeye başladılar. Sonunda Neandertallerden geriye kalan birçok insanın DNA'sında taşıdığı birkaç genden fazlası değildi.

Görülüyor ki hem Afrikalı yer değiştirme kuramı hem de çok bölgelilik kuramı doğru. Yeryüzündeki tüm insanlar kökenlerini 80 bin yıl kadar önce Afrika'dan dünyaya akın etmiş o büyük Homo sapiens grubuna dayandırabilecek. Ancak bu Homo sapiens grubu o dönemde yeryüzündeki tek insan grubu değildi. Diğer insanlarla karşılaştıklarında ise onlarla çocuk sahibi oldular. Bu da Avrasya'daki insanlarla aynı türden olduklarının oldukça kesin bir kanıtı.

Durumun çok dostça ya da barışçıl olduğunu iddia etmiyorum. Belki bu melez çocukların epeycesi savaşların istenmeyen sonuçları idiler. Bütün bildiğimiz şu anda yeryüzünde yaşayan birçok kişinin yaşamını Avrasya'daki erken insanlarla çiftleşen ilk Afrikalı insanların çocuklarına borçlu olduğu. Genetik bulgular çok bölgelilik kuramını yankılar şekilde insanların dünyanın çeşitli yerlerinde evrimleşmekte olduğunu ve aynı zamanda Mitokondriyal Havva'nın halkının da Afrika'da evrimleştiğini gösteriyor.

Bir başka şekilde söylersek Mitokondriyal Havva Denisova insanlarıyla ve Neandertallerle çocuk sahibi oldu. Hepimiz Afrika'dan çıkan insan grubunun çocuklarıyız. Aynı zamanda çoğumuz değişik bölgelerdeki erken kültürel harmanlamaların da çocuklarıyız.

Kaynak: io9

6 Yorum