Dudakların ve Dudak Yapısının Evrimi ve Filtrum Üzerine

Yazdır Dudakların ve Dudak Yapısının Evrimi ve Filtrum Üzerine

Sayfamız üyelerinden Sayın Fehime Boltan bize şöyle bir soru yöneltti:

 

Dudaklarımız neden kırmızı? Siyah,beyaz ve bilumum renk olma olasılığı var mıdır? Hatta neden 'M' şeklindedir? Evrim veyahut bilim bunu mantıklı bir şekilde izah ediyor mu?

 

Evrim Ağacı olarak kendisine vermek istediğimiz cevap şöyledir:

 

Sayın Fehime Boltan,

 

Öncelikle bu ilginç ve orjinal soru için teşekkür ederiz. Hayatta her şeyin sorgulanabileceğine dair güzel bir örnek sizin sorunuz. Bu sebeple elimizden geldiğince bilimsel ve isabetli bir biçimde açıklamaya çalışacağız. Cevabımız, tahminimizce, Evrim'in açıklayıcı gücünü bir kere daha ortaya koyacak, böylesine ayrıntı gibi duran bir soruyu da cevaplandırarak.

 

İlk olarak renk ile cevabımıza başlayalım: Dudak neden pembemsi ve kırmızıdır ve vücudumuzun diğer yerlerinden genel olarak farklı renktedir? Bu sorunun cevabı aslında çok zor değil; sadece şu bilgiyi vermekte fayda var: Dudaklarımızda bolca sinir ucu bulunur ve bunlar yüzeye oldukça yakındır. Örneğin maxillary sinir kolunun infraorbital isimli siniri üst dudağımızı sarmalar. Mandibular isimli sinir kolunun mental isimli siniri ise alt dudağımıza gelir ve buradan bilgileri beyne iletir. Dudaklarımızdaki sinirlerin yüzeye yakın olması gerekir, bu yüzden de dudak derimiz, vücudumuzdaki en ince derilerden bir tanesidir. Sinirlerin yüzeye yakın olmasının tek bir sebebi vardır: Cinsel ilişkide duyulan haz. İnsan beyninin evrimleşmesi sırasında, cinselliğe yüklenen anlamlar da değişmiş ve cinsel seçilim önemli bir hal almıştır. İnsanlar, dudaklarını kullanarak cinsel ilişki sırasında veya gündelik ilişkilerinde pek çok mesaj aktarabilirler. Öpücük, bunların başında gelir. Bunun da verimli ve etkileyici olabilmesi için dudaklar incelmiş ve sinirler yüzeye yaklaştırılmıştır. Kısaca, bu inceliğin oluşmasında cinsel seçilimin rolü büyüktür. Ayrıca sinirlerin yüzeye yaklaşması, ağza girecek olan yiyeceklerin veya diğer cisimlerin sıcaklıklarını önceden hissedebilmemizi sağlar. Böylece, ağzımıza çok sıcak bir yiyecek almadan önce, dudaklarımız bizi uyarır ve dilimizin, yutağımızın ve hatta midemizin yanmasına engel olur. Devam edelim:

 

Derinin incelmesinin sonucunda, dudaklarımızda bulunan kan damarlarına düşen ışık miktarı da artmıştır. Bu sebeple de deri, o bölgede pembe ve hatta kırmızı gözükür. Kısacası, dudaklarımızın pembe/kırmızı olmasının sebebi altından geçen kan damarlarının içerisindeki kanın rengindendir.

 

Peki dudağın anatomisinin (üst dudağın "M", alt dudağın "U" şeklinde olmasının) evrimsel bir açıklaması var mıdır? Aslında temel olarak ağız yapısı çok eskilere dayanmaktadır, bundan 500 milyon yıl öncesine... O zamandan bu yana hemen hemen bütün canlıların ağız yapısı bulunmaktadır ve ağız, en ilkelinden en gelişmişine kadar evrimsel tarihteki tüm canlılarda temel olarak yuvarlak bir açıklıktır. Bizde de aslında bundan fazlası değildir.

 

Zaten dikkat edilirse, alt dudağımızın (Labium inferius) daha yuvarlak olması, ağzımızın temel olarak bir daire veya elips olmasından (sıradan bir açıklık) kaynaklanmaktadır. Peki üst dudağımız neden "M" şeklindedir?

 

Buna sebep olan, filtrum (philtrum) denen, üst dudağımız (Labium superius) ile burnumuz arasındaki gediğin dudaklar üzerinde yaptığı baskıdır. Kısacası o yarığın orada bulunması, üst dudağımızı "ters U" şeklinde olmak yerine "M" şeklinde yapar. Burada can alıcı nokta ve Evrim'in gücünü ortaya koyacak olan nokta şudur:

 

Filtrum (İngiltere'de rabbus olarak da bilinir), çoğu memelide bulunan ve genellikle "rhinarium" denen nemli ve kıllı bölgeyi de barındıran bir yapıdır. Tıpkı burun deliklerimiz gibi bir yarıktır ve atalarımız ile bazı modern kuzenlerimizde (maymun olması şart değil, tüm canlılar ile uzak veya yakın kuzen olduğumuzu hatırlayın) burna girmeden önce havanın nemlendirilmesi gibi bir işlevi vardır. Pittsburgh Üniversitesi'nde Memeli Bilimcisi (mammalogist) olan ve Chicago'nun meşhur Field Doğal Tarih Müzesi'nin eski dönem müdürlerinden Philip Hershkovitz'in 1977'de yayınladığı "Yeni Dünya Maymunları'nı Yaşamak: Primatlara Giriş" isimli kitabında izah ettiği gibi, günümüzde filtrum artık işlevsiz bir organdır ve evrimsel olarak körelmektedir.

 

İnsanda filtrum, embriyolojik gelişimde nazomedyal (üst dudak ve burnu barındıran, embriyoda henüz bunlara ayrışmamış olan yapı) ile maxillary bölgenin birleşmesi sırasında oluşur. Bu birleşmenin düzgün gerçekleşmemesi sonucu "tavşan dudaklılık" dediğimiz hastalık meydana gelebilir. Bu, filtrum ile ilgili tek hastalık değildir: Eğer filtrum düzleşmiş veya yassı olursa, Fetal Alcohol Sendromu (FAS, mental bir hastalık) ve Prader-Willi Sendromu'ndan (15. kromozomda meydana gelen genetik bir hastalık) şüphelenilebilir.

 

BBC'nin Sağlık köşesinde yer alan University Collage London'da tıp doktorluğu yapan Dr. Michael Mosley'in yazısında yer aldığı gibi, filtrum'un görünürde hiçbir işlevi yoktur ve sadece atalarımızdan kalma bir eklentidir. Yüzümüz, annemizin karnındayken henüz bir pirinç tanesi boyundan, bir fasulye tanesi boyutuna büyüyene kadar geçen dönemde oluşur. Bu oluşuma dair yüksek çözünürlüklü ve hızlı kameralarla çekilen "yüz oluşumu" görüntüsünü aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:

 

http://www.bbc.co.uk/news/health-13278255

 

Vücudumuzdaki plakalar, yukarıda anlattığımız gibi birleşirken, hemen hemen hiç iz bırakmadan birleşirler. Bir tek filtrum dediğimiz yarık, bir "emrbriyonik birleşim izi" olarak kalır. Yani atalarımızda işlevsel olan bu yarık, günümüzde onlardan bize kalan bir mirastır ve Evrimsel geçmişimizi bize hatırlatırcasına orada durmaktadır.

 

Umarız faydalı olabilmiştir.

 

Saygılarımızla.

 

ÇMB (Evrim Ağacı)

 

http://www.bbc.co.uk/news/health-13278255

http://en.wikipedia.org/wiki/Philtrum

http://en.wikipedia.org/wiki/Lip

http://books.google.com/books?id=mpGrXMuaJacC&lpg=PA16&dq=philtrum%20mammals%20humans&pg=PR4#v=onepage&q=philtrum%20mammals%20humans&f=false

6 Yorum