Ay Görevleri - 1: Yolculuk Başlıyor

Yazdır Ay Görevleri - 1: Yolculuk Başlıyor

Yazıdaki Ana Konular:

  1. Komplo teorisyenlerin konuya yaklaşma şekli.
  2. Başkan Kennedy’nin konuşması ve Apollo görevlerin kısa geçmişi.
  3. İddiaların çıkış sebepleri.
  4. NASA’nın Ay’a tekrar gitme planları.
  5. Apollo 11’in yolculuğu.

Komplo teorilerinden söz ettiğimiz zaman aklımıza ilk gelenlerin arasında Ay Görevleri olmaktadır. Bilimsel gelişmelere önem veren bireyler olarak amacımız insanları bir şeylere inandırmak değil, aksine bilgilendirmektir. Tıpkı Carl Sagan’ın "inanmak istemiyorum, bilmek istiyorum" sözü gibi bizler de sırf düşüncesi hoş diye Ay Görevlerine inanmayı tercih etmiyor, aksine gerçekten gidilip gidilmediğini bilmek istiyoruz.

Farklı ortamlarda Ay Görevlerini tartışma masasına taşıdığımız zaman hep aynı iddialara rastlamaktayız ve her zaman "bu konuda daha fazla araştırmalısın!" türünden eleştirileri duymaktayız. Bazen de sorulan soruya gerekli cevabı sunduğumuz zaman "teşekkür ederim, bu konuyu da anladım" demek yerine direk bir sonraki soruya geçtiklerini görüyoruz, öyle ki sanki bizi kenara sıkıştırmaya çalışıyorlar. Sık sık bizlere 15 Şubat 2001 tarihinde FOX kanalında yayınlanan "Komplo Teorisi: Ay’a Gittik Mi?" videolarını da göstererek "alın ve izleyin!" gibi bizi bütünüyle alt ettikleri düşüncesinde olmaktadırlar. En çok üzüldüğümüz durum ise "sorunuza olan cevap burada yer almaktadır" diyerek paylaştığımız kaynaklara hiç göz atmadan ısrarla kaynakta cevabı yer aldığı halde soru sormaya devam etmeleridir. Bu yüzden, bütün bu tarz iddiaları inceledikten sonra Ay Görevleri konusunda sizler için bu yazı dizisini yazmak istedik. İkinci yazıda bütün iddiaları tek tek ele aldık.

İkinci Makale: Ay Görevleri -2: "Houston, Bir Sorunumuz Var!"

Konunun içerisinde Siyaset de yer alsa bile Evrim Ağacı olarak bu konunun siyasi yönlerine fazla değinmek istemiyoruz ancak biraz anlaşılması açısından birkaç şey de söyleyeceğiz. Şuna da eminiz ki bütün bu yazdıklarımızı okumalarına rağmen yine de "ben hala gerçek olmadığını düşünüyorum" diyenler olacaktır. Doğrusu, bir tartışmada eğer yeni bilgi edinmeyi ve hatalı olabileceğiniz olasılığını göz önünde bulundurmuyorsanız o zaman tartışmanın bir anlamı kalmamaktadır. Şunu da bilmenizi isteriz ki bu konuyu araştırırken iddialara tarafsızca göz atmaya çalıştık ve sonrasında da buraya edindiğimiz bilgileri özetleyerek yazmaya çalıştık. Bu hiç de kolay bir görev olmadı bizim için, çünkü Ay Görevleri konusu sadece Apollo 11 ile ilgili bir konu değildir, bizzat uzay programların tümünü kapsamaktadır ve detay sayısı o kadar fazla ki, sırf bu konu için apayrı bir sayfa bile açılabilir. Merak edenler Ay'a yapılan bütün başarılı ve başarısız, insanlı ve insansız uçuşları da bu listeden okuyabilir.

"Piramitler" dediğimiz zaman nasıl akla direk "Mısır" geliyor ise, "Komplolar" dediğimiz zaman da akla her zaman ilk önce "Amerika"gelmektedir. Komplo teorisyenleri birçok konuda şüphe duyabilirler, ancak kendilerine skeptik (şüpheci) dememiz doğru değildir. İklim Skeptiklerine (Climate Skeptics) de skeptik kelimesi yakıştırılamaz, çünkü iklimin değiştiği ve insan kaynaklı olduğu araştırmalarla doğrulanırken bu tarz kişilere daha çok İklim İnkarcıları (Climate Deniers) denilmektedir. Bir skeptik eleştirisel düşünen, bilimsel gelişmeleri takip eden ve doğruların peşinden koşan bir bireydir. Aynı zamanda hatalı olduğu durumlarda da bu hatalarını kabul edebilmektedir, sonuçta amaç doğruların peşinden gitmektir. Bir komplo teorisyeni ise bir skeptik insanın yapmayacağı şekilde şüpheciliğini fazlasıyla abartıp öne sürdüğü iddiayı giderek renklendirebilir, bu sebeple eleştirisel düşünce konusunda başarısız kalabilmektedir.

Yıllar geçtikçe bazı komplo teorilerin doğru olduğu ortaya çıkabilir (ki sayıca bu oldukça azdır), bu her iddianın diğer iddialarla aynı geçerlilikte olduğunu göstermez, çünkü bariz bir şekilde bazı iddialar fazlasıyla abartılı ve bilim-dışıdır. Bunları ele almak yerine kenara itmek bilim insanların bunları görmezden gelip gerçeklere karşı kör oldukları anlamına gelmemektedir, çünkü bilimsel araştırma sanıldığının aksine zor bir süreçten oluşmaktadır. Türkiye’de bilimin değeri birçok durumda yeterince anlaşılmadığından ve "Eleştirisel Düşünce" (Critical Thinking) diye bir ders işlenmediğinden, en basit iddialara bile inanabilme oranımız yüksektir ve bunu her zaman televizyonlardan, internet'ten ve dergilerden görebiliyoruz. Bu durum sadece Türkiye için geçerli değildir, ancak şunu neredeyse emin bir şekilde söyleyebiliriz ki Ay’a ayak basan ilk insan bir Türk olsaydı, Türkiye’de bundan şüphe edecek kişi sayısı yok denilecek kadar az olurdu. Tıpkı Evrim Kuramının herkes tarafından anlaşılmaması gibi ve bir düşünceden öte olup onca kanıtın var olmasına rağmen bunları görmezden gelen bir sürü kişiye rastladığımız gibi, maalesef Ay Görevleri konusunda da insanlara "gidildiğine inanmıyorsan, bu senin tercihindir" cümlesini rahatlıkla söyleyemiyoruz, çünkü Ay'a gidildiğine dair elimizde sağlam kanıtlar bulunmaktadır.

Ay Görevlerin bir stüdyoda çekildiğini ileriye süren bazı kişilerin İngilizce dilinde yetersiz olduklarını öğrendikten sonra, her türlü yeteri sayıda kaynağa göz atmadıklarını anladık, bu sebeple böylesine tarihi bir konuyu eleştirmeden evvel çok sıkı bir araştırma yapmanız ve özellikle yabancı kaynaklara göz atmanız gerekmektedir. Yerli kaynaklarda hep aynı bilgilere rastlıyoruz ve maalesef çoğu komplo teorileri içermektedir. Birçok insan kulaktan dolma bilgilerle hareket ettiğinden ve birçok insan işin içinde Amerika’nın olduğunu öğrenip çoğu kişinin Ay Görevlerinin gerçek olmadığını düşündüğünü gördüğünden "Çoğunluğu Başvurma" (Argumentum ad Populum, yani "bunca kişi buna inanıyorsa, vardır bunda bir doğruluk" düşüncesi) safsatasına başvurduğunu da rahatlıkla görebiliyoruz.

Eğer fark ettiyseniz, burada "Ay Görevi" yerine "Ay Görevleri" kelimelerini kullanıyoruz. Bazı insanlarla tartışırken Ay’a sadece bir kere gidildiğini düşündüklerini öğrendik. Akıllarında sadece 1969 tarihi, Neil Armstrong ve söylediği o meşhur söz bulunuyordu. Tıpkı Mısır Piramitlerini ele alınca bir insana "Mastaba nedir?" sorusunu sorduğumuz zaman yüzlerindeki anlaşılmaz ifadeyi gördüğümüz gibi, Ay Görevleri konusundaki detaylardan bahsettiğimizde de yeteri kadar bilgiye sahip olmadıklarını açık bir şekilde gördük. İnsanları bilgisizlikle suçlayamayız, ancak bir konu eleştirildiği zaman o konuya hakim olunmasını isteriz.

 

Uzay Yolculuğu Başlıyor

Dünya’nın ilk yapay uydusu olan Sputnik 1’den sonra tarihe geçen en önemli olaylardan birisi de 12 Nisan 1961 tarihinde uzaya çıkan ilk insan Sovyet kozmonot Yuri Gagarin’in olmasıdır. Bununla beraber 16 Haziran 1963 tarihinde Vostok 6 ile uzaya çıkan ilk kadın da Valentina Vladimirovna Tereşkova olmuştur (Görsel 1'e bakınız).

Görsel 1

 

Bunun üzerine ABD teknoloji konusunda kendilerinden geri kaldığı endişesini yaşadı. ABD’nin ilk insanlı uzay uçuşu olan Freedom 7’den (Mercury-Redstone 3) 21 gün sonra 25 Mayıs 1961 tarihinde ABD başkanı John F. Kennedy kongrede şu sözleri dile getirdi:

"Bu ulusun bu on yıl bitmeden evvel bir insanı Ay'ın üzerine koymayı ve onu sağ salim Dünya’ya geri getirme hedefini başarabilmek için gayret etmesi gerektiğine inanıyorum. Hiçbir uzay projesi tek başına bu dönem içerisinde insanoğlu için daha etkileyici ya da uzayın geniş keşfi içerisinde daha önemli olamaz ve hiç biri bunu başarabilmek için bu kadar zorlayıcı ve pahalı olmayacaktır."

Bu sözleri söyleyen Kennedy’nin hayali Apollo 11’in başarısıyla gerçekleşmişti. 20 Temmuz 1969 tarihinde Neil A. Armstrong ve Edwin E. "Buzz" Aldrin Jr. "Lunar Module" (LM) olarak bilinen Ay Modülünü Ay’ın yüzeyine indirdiler ve Michael Collins de yörüngede kaldı. Üç kişi de 24 Temmuz tarihinde Dünya’ya sağ salim döndü. Bu insanlık tarihi açısından önemli bir simge haline geldikten sonra 5 ayrı görev daha yer aldı ve en sonuncusu olan Apollo 17 de 1972 senesinin Aralık ayında gerçekleşti. Toplamda 6 tane Ay Görevinde 12 adam Ay’ın yüzeyinde yürümüş oldu. Böyle bir deneyimi birçok sözlerle ifade etmeye çalıştılar, ancak elbette sahip oldukları duyguyu biz de anlamayı çok isterdik. Neil Armstrong’un bir sözünde yer aldığı gibi Dünya’yı gözünüzün önünde başparmağınızla üzerini örtebileceğinizi bir hayal edin. Gerçek anlamda küçük yuvamıza baktığımız zaman bu insanda farklı bir etki yaratmaktadır, işte Carl Sagan’ının da "Soluk Mavi Nokta" (Pale Blue Dot) adlı kitabını yazmasının da sebebi bu olmuştur.

ABD’nin Apollo insanlı Ay’a iniş programın ilk insanlı görevi olması planlanan Apollo 1, 21 Şubat 1967 senesinde kalkışa geçecekti, ancak Ocak ayının 27’sinde test uçuşu sırasında kabinde oluşan bir yangın sebebiyle bütün mürettebat hayatını kaybetti. Maalesef tartışmalarda bazen iddia sahiplerinin "başarısız" olan görevleri de unuttuklarını sanıyoruz, çünkü insanlar daima bir şeyleri başarabilmek için deneme-yanılma yolunu kullanmıştır ve bu birçok kez insanların ölmesine sebep olmuştur. Kısacası Ay’a gidebilmek için bir sürü çalışma yapılmıştır ve bu çalışmalar sırasında da hayatlarını kaybedenler olmuştur. Amerikan Apollo Uzay Programına ait yedinci insanlı uçuş olan Apollo 13 bile 11 Nisan 1970 tarihinde Kennedy Uzay Merkezinden (Florida) kalkış yaptıktan sonra Ay’a gidilmesi hedefleniyordu fakat görev ertelenmişti çünkü oksijen tankı patlamıştı. Tüm zorluklara rağmen ekip 17 Nisan tarihinde sağ salim bir şekilde Dünya’ya geri dönüş yaptı.

Bu gerçek Apollo görevlerinin dışında, bir de kurgu olup da insanların gerçek olduğunda inandıkları Apollo 18 var. Apollo 18 bilim-kurgu/korku karışımı olan bir Hollywood filmidir. Bu sebeple bilimsel bir makalede bahsetmeye bile değmez; ancak bunu bir belgesel tadında izleyenlerin de olduğunu görünce şaşırdık doğrusu. Çünkü film "Ay’a gizli bir görev daha yapıldı, fakat bir daha geri dönmedik, çünkü orada ölümcül uzaylılar var." temasına sahipti, ancak bildiğiniz gibi Ay, bildiğimiz anlamıyla yaşam için uygun bir gök cismi değildir. Dolayısıyla film, her zaman olduğu gibi "fantastik uzaylı" imgeleri yaratmak zorunda kalmıştır (taş gibi gözüküp de arada bir canlanan yaratıklar). Zaten orada canlılar bile yaşasa, bunu ilk bilim insanları bilmek isterdi. Böylesine bir keşif "yalnız mıyız?" tartışmasına bir son getirirdi.

 

Terk Edilen Ay

"Neden Ay’a tekrar gitmedik?" diye bir soru sorulmaktadır. Güzel ve mantıklı bir sorudur, ancak bazıları bunun cevabını "çünkü orada ölümcül uzaylılar var!" ya da "orada zaten uzay üsleri var, gizli projeler yürütülüyor!" demektedir. Gerçekler ise bundan daha farklıdır. Hele Ay'ı inceleyen binlerce amatör astronomun ve Ay'ı görüntüleyen LRO'nun sözde gizli üsleri görmemesini de anlayamıyoruz. Buna "çünkü Ay’ın karanlık tarafındalar!" diye yanıt verirler. Bu da hatalı bir bilgidir, çünkü Ay’ın karanlık yüzü diye bir tarafı yoktur. Ay’ın her tarafı belirli bir süreliğine tıpkı Dünya gibi Güneş tarafından aydınlatılmaktadır. Öyle ki bugün Ay’ın bütün haritasını dahi çıkarttık (Görsel 2'ye bakınız).

Görsel 2 (Kaynak: Spudis Lunar Resources)
 

Peki sorumuza geri dönersek, neden Ay’a onlarca senedir geri gitmedik? Birincisi, uzaya gitmek için para gerekir. 1961 ile 1972 arasındaki Apollo görevlerin toplam maliyeti 25 milyar dolar idi (o zamana göre bu miktar çok yüksekti). Ayrıca gitmek için bir tür sebep olmalıdır. Hele NASA gibi önemli ancak bütçesi düşük olan bir merkez için öylesine Ay’a ikidebir gidip gelmek maddi sıkıntılara sokabilir. 1970 senesinde Central Missouri Astronomical Association başkanı olan ve Missouri Columbia Üniversitesinde 20 senedir Astronomi üzerine dersler veren Van Germann "dönmek için bir sebep yoktur" diye belirtmiştir. Bir de “(Ay’a gidilmesi planlanan) üç tane görevi bütçe sorunlarından dolayı iptal etmişlerdi. Açıkçası Ay büyük bir park alanı gibidir, orada fazla bir şey yoktur. Uzay tehlikeli bir yerdir. Radyasyon oranı yüksektir. Ve insanlar düşük yerçekimi olan bir ortamda rahatsızlanabilmektedir. Konforlu bir şey değildir, gidip yaşamak isteyeceğiniz bir yer değildir” diye de eklemiştir. [Kaynak: Christina Caron, Refuting the Most Popular Apollo Moon Landing Hoax Theories, abcnews, 19 Temmuz 2009].

Ay’a ayak basan ikinci insan olan Buzz Aldrin de “Ay’ı hallettik zaten, onun hakkında diğer şeylerden daha fazla bilgimiz var” ve “Kısa dönemlik heyecanları unutup uzun dönemli yatırımları düşünmeye başlamalıyız” demiştir. NASA’dan John Olson ise konuya farklı bir açıdan yaklaşarak “bu birkaç bayraktan ve adımdan fazlasıdır” ve “insanların uzayda kalıcı bir yaşamları olabilmesi için gidiyoruz” dedi. Yine de 2020 gibi bir tarihte tekrardan Ay’a gitmek isteyen NASA bu işi daha ucuz ve güvenli bir şekilde yapabilmek için Ares I ve Ares V gibi roketleri geliştirmektedir. Bunlar öncekilerine oranla daha büyük ve yüksek olduğu için daha fazla ağırlık taşıyabilecektir. Zamanında federal bütçesinin %5’ine sahip olan NASA günümüzde ise sadece %1’inden daha azına sahiptir (bu da yaklaşık olarak 16 milyar dolardır). Sadece Orion ve Ares I’in yapımı için 35 milyar dolar harcamaktadırlar ki NASA’nın hayalleri Mars’a yerleşmek bile olsa da maalesef bütçe konusunda zorluklar çekmektedirler. Ünlü astrofizikçi Neil deGrasse Tyson bunu birçok kez konuşmalarında dile getirmiştir. SpaceX programından umut verici gelişmeleri görebilmekteyiz ancak herkesin tanıdığı NASA’nın da daha büyük başarılara imza atmasını isteriz. Bu bağlantıdaki makale uzay keşiflerine duyduğumuz ilginin azaldığını anlatmaktadır, buraya tıklayarak okumanızı tavsiye ederiz.

NASA uzay için yeni araçlar da geliştiriyor.
 

Açıkçası Ay'a tekrardan gidilmesi düşünülüyor, ancak eski teknoloji ve astronot giysileri daha da geliştirilerek sadece birkaç saat kalmak yerine birkaç gün, hatta hafta ya da aylarca kalınması planlanıyor (Bakınız: NASA - The Next Generation of Suit Technologies)

 

İddialar Yayılıyor, Şüpheler Artıyor

1999 senesinde yapılan bir Gallup anketine göre Amerikan halkının %6'sı Apollo Ay İnişlerin sahte olduğunu düşünmektedir. Apollo görevlerinden 2 yıl sonra 1974 yılında Bill Kaysing tarafından yazılıp yayınlanan "Ay'a hiçbir zaman gitmedik: Amerika’nın 30 Milyar Dolarlık Dolandırıcılığı" bu konuyla ilgili ilk kitaptır. Düz Dünya Topluluğu (Flat Earth Society), NASA'yı Walt Disney sponsorluğuyla Ay görevlerin sahte olduğunu iddia eden ilk organizasyonlardan birisi olmuştur. İlerleyen yıllarda bu iddialar daha da büyüyerek insanların Ay görevlerinden şüphe etmesi sağlanmıştır. Bu tarz şüphelerin artmasında birçok faktör olmuştur. Bunlar:

  • Uzay Yarışı: Soğuk Savaşta uzay yarışın kazanılması büyük bir başarı olurdu. Fakat Sovyet Birliğine karşı olan Amerika'nın tüm bunları bir stüdyo da çekmesi ve Rusya'nın bunu fark edip açığa çıkarması kendileri için bir zafer haline gelebilirdi, ama 1959 senesinden beri Ay'a insansız araç yollayan Rusya, gerçekleştirilen Ay Görevlerini takip edip, sahte olduğuna dair bir şey öne sürememiştir.
  • Para Kaynağı: NASA'nın Ay görevlerini sanki gerçekmiş gibi gösterip rezil olmamak için ve daima para alabilmek adına bütün görevleri bir stüdyoda çektiği iddia edilmiştir.
  • Vietnam Savaşı: Amerika Vietnam'daki sürecini bitirmesiyle beraber yakın bir zamanda Ay görevlerini de bitirmiştir. Bu da insanların Ay görevleriyle Vietnam Savaşından dikkati çekmek için yapılan bir şey olduğunu sanmalarına yol açmıştır. Bunu düşünmek mantıklı gelebilir, ama her şey illa birbiriyle bağlantılı olmak zorunda değildir.


 

Bazı insanlar Ay Görevlerin baştan sona kadar sahte olduğunu, bazıları da Ay'a inildiğini fakat anlatıldığı şekilde gerçekleşmediğini iddia etmiştir. Özellikle birçok insanın o zamanın teknolojisine göre ve uzayda olan Van Allen radyasyon kemerleri, Güneş patlamaları, Güneş rüzgarları, büyük koronal atılmaları (CME) ve kozmik ışınlar sebebiyle böyle bir yolculuğun imkansız olduğunu vurgulamışlardır. Komplo teorisyenlerin sorularına karşı Argonne Ulusal Laboratuvar’dan olan Vince Calder ve Andrew Johnson adında iki bilim adamı cevapları sunmuştur ve neden komplo teorilerinin geçersiz olduklarını göstermişlerdir. Apollo Görevleri üzerinde 400,000'e yakın kişi çalışmıştır. Bunlar Astronotlar, Bilim insanları, mühendisler, teknisyenler ve diğer çalışanlardır. Ay üzerinde yürüyen tüm o insanlar, gerçekleşen 6 Ay görevindeki tüm astronotlar ve Ay'ın yörüngesinde bulunan diğer astronotlarla beraber bütün o çalışanlar bu görevler üzerinde 10 yıldır çalışmıştır ve hepsinin böylesine ciddi bir şeyi bir sır olarak tutması pek de mümkün değildir. Bu kişilerden hiçbiri Ay görevlerin sahte olduğunu söylememiştir ve hükumetin bu kişileri susturması da olası bir şey değildir, çünkü bunun üzerinde çalışan kişi sayısı oldukça fazladır.

Lunar Reconnaissance Orbiter (LRO, yani Ay Tanıma Mekiği) adlı uzay mekiğinin çektiği bazı görüntüler bulunmaktadır. Güvenli iniş yerlerini ve potansiyel kaynakları belirleyebilecek olan bu misyonda Apollo görevlerinin iniş yaptığı yerler açıkça ortaya koyulmuştur. Görüntülere şuradan bakabilirsiniz.

 

Apollo 11’in İnanılmaz Macerası

Tarih 16 Temmuz 1969 ve Apollo 11 onu taşıyan Saturn V roketiyle Kennedy Uzay Merkezi Fırlatma Kompleksi 39A’dan kalkış yaptı (Görsel 3'e bakınız).

Görsel 3

 

Dünya’nın yörüngesinde 2 saat 33 dakika geçirdikten sonra yörüngeden kurtulabilmek için S-IVB motoru yeniden çalıştırıldı ve 20 Temmuz 1969 tarihinde fırlatılıştan 102 saat 45 dakika 40 saniye sonra LM (Lunar Module) CM’den (Command Module) ayrıldı ve Ay yüzeyine (Mare Tranquillitias) iniş yapılarak "Eagle iniş yapmıştır" sözleri söylendi.

 

Komutada bulunan Neil Armstrong çıktığı zaman üzerine televizyon kamerasının yerleştirildiği MESA (Modularized Equipment Stowage Assembly) serbest bırakıldı ve bütün Dünya yüzeye ilk adımın atılmasını izledi ve “bir insan için küçük bir adım, insanlık içinse büyük bir sıçrayış” (İngilizcesi "One small step for man, one giant leap for mankind") olan meşhur sözlerini dinledi. Bazı kimseler Neil Armstrong'un bu sözü Ay'ın yüzeyine ulaştığında değil de, önceden düşünmüş olduğunu söylemektedirler. Fakat öyle olsa bile bu sözün güzelliğini değiştirmemektedir. Ardından Buzz Aldrin de Ay yüzeyine indi ve SMC (Solar Wind Composition) ile LRRR (Laser-Ranging Retroreflector) ve PSEP (Passive Seismic Experiment Package) kuruldu, bölgenin panoramik fotoğrafları çekildi, yüzeydeki materyallerin yakın görüntüleri çekildi ve yüzeyden örnekler toplandı.

Görsel 4

 

Siyah-beyaz olan görüntü Neil Armstrong’un ilk adımlarını gösteren videoya aittir ve altındaki renkli fotoğraf da birkaç dakika sonra inen Buzz Aldrin’in Armstrong tarafından çekilen fotoğrafıdır (Görsel 4'e bakınız). "Neden bu kadar canlı görünüyor?" sorusuna yanıt ise, fotoğrafın üzerinde her fotoğrafta yapıldığı gibi düzenlemelerin olmasıdır.

Neil Armstrong’un Ay’ın yüzeyinde iken çektiği ilk fotoğraftır.

 

Ay’ın yüzeyinde 21 saat 38 dakika 21 saniye kalındıktan sonra 21.7 kilo ağırlığında Ay taşı toplandı ve 21 Temmuz’da yeniden kalkış yapıp 24 Temmuz tarihinde Dünya’nın atmosferine saniyede 11,032 metre hızıyla giriş yapıp Pasifik Okyanusuna düşerek sağ salim bir şekilde geri dönüş yapıldı. Görevin toplam süresi 195 saat 18 dakika 21 saniye sürdü.

 

Ay inişini gösteren bilgi içerikli bir animasyonu izleyebilmek için bakınız. Eğer yazılanları okuyamıyorsanız, orijinal boyutlarını görebilmek için sağ tıklayıp yeni bir sekmede açınız.

 

26 Kasım 2011'de fırlatılan ve 6 Ağustos 2012 tarihinde Mars yüzeyine inen Mars Curiosity robotun sahte değil gerçek bir olay olduğu herkesçe kabul edilmesine rağmen bize daha yakın olan Ay'a (ortalama 384,000 kilometre uzaklıkta) insanların gittiğine dair şüphelerin olması biraz düşündürücüdür. Mars’ın uzaklığını anlayabilmek için şöyle bir uygulama da bulunmaktadır.

Bir sonraki yazımızda ortaya atılan neredeyse bütün iddiaları ele aldık ve fotoğraflarla beraber bunlara verilen cevapları da paylaştık. Aynı zamanda bu yazıyı ortaya koyabilmek için kullandığımız kaynakları da gözden geçirmenizi tavsiye ederiz. Ek olarak da ilginç bir bilgiyi paylaşmak isteriz: Buzz Aldrin "Buzz" lakabını küçük kız kardeşi ona “brother” (kardeş) yerine “buzzer” dediğinde aldı, aile de daha sonrasında bunu "buzz"a kısalttı.

Not: Bu yazıyı bitirdiğimiz gün bütçe anlaşmazlığından dolayı kapanan ABD hükumetiyle beraber kapanan NASA siteleri de yeniden açıldı. Kendilerine "hoşgeldiniz" demek isteriz.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. JFK Library (25 May 1961)
  2. Michael Shermer "Moon Hoax Debunk" Makalesi
  3. Space.com "TV's Mythbusters Tackle Moon Landing Hoax Claims" Makalesi
  4. Space.com "8 Worlds Where Life Might Exist" Makalesi
  5. Space.com "40 Years After Moon Landing: Why Is It So Hard To Go Back?" Makalesi
  6. Space.com "The Case Against The Moon: Why We Shouldn't Go Straight Back" Makalesi
  7. Space.com "Moon Suits Of The Future" Makalesi
  8. Space.com "The Moon Still Beckons, But Does Anyone Care?" Makalesi
  9. Space.com "NASA's 21st Century Moon Car" Makalesi
  10. Space.com "Apollo 11 Moon Rocket's F-1 Engines Explained" İnfografik
  11. Space.com "How The Apollo 11 Moon Landing Worked" İnfografik
  12. Space.com "Introducing NASA's Future Spacesuit, The Z-1" İnfografik
  13. LiveScience "Faked Moon Landing? Conspiracy Beliefs Fall Along Party Lines" Makalesi
  14. LiveScience "Apollo Moon Landing Flags Still Standing, Photos Reveal" Makalesi
  15. How Stuff Works "How Lunar Landings Work" Makalesi
  16. How Stuff Works "Why Do Some People Believe The Moon Landings Were A Hoax?" Makalesi
  17. Skeptic's Dictionary "Apollo Moon Landing Hoax" Makalesi
  18. ABC News "Refuting The Most Popular Apollo Moon Landing Hoax Theories" Makalesi
  19. James Oberg "Lessons Of The 'Fake Moon Flight' Myth" Makalesi
  20. NBC News "Debunking Myths About Neil Armstrong" Makalesi
  21. NASA "The Great Moon Hoax" Makalesi
  22. NASA "Pristine Sample Laboratory Display Cabinet" Makalesi
  23. NASA "A Hitchhiker's Guide To The Moon" Makalesi
  24. NASA "The Apollo Program" Bağlantıları
  25. NASA "Apollo Lunar Surface Journal" Bağlantıları
  26. NASA "Apollo Landing Sites Revisted" Arşivi
  27. NASA "Flight Summary" Makalesi
  28. Bad Astronomy "Fox TV And The Apollo Moon Hoax" Makalesi
  29. Jim Scotti "Non-Faked Moon Landings" Makalesi
  30. Jim Scotti "Comments On The FOX Moonlanding Hoax Special" Makalesi
  31. Jim Scotti "Exploring The Apollo Landing Sites" Makalesi
  32. Planetary Seminar "The Apollo Moon Hoax" Sunumu
  33. Steven Dutch "Conspiracy Theory: Did We Go To The Moon?" Makalesi
  34. Robert A. Braeunig "Did We Land On The Moon?" Makalesi
  35. Keith Mayes "Did We Land On The Moon?" Makalesi
  36. CollectSpace "One Small Show, One Giant Danger" Makalesi
  37. Clavius Sitesi
  38. Ian Goddard "Are Apollo Moon Photos Fake?" Makalesi
  39. Straight Dope "Was The Apollo Moon Landing A Hoax?" Makalesi
  40. National Space Centre "Apollo Moon Landings" Sunumu
  41. Spudis Lunar Resources Bağlantıları
  42. We Choose The Moon Sitesi,
  43. Smithsoinan National Air And Space Museum "Apollo 11" Bilgileri
  44. ScienceDaily "NASA's Dirty Secret: Moon Dust" Makalesi
  45. ScienceDaily "Neil Armstrong" Makalesi
  46. NewScientist "Apollo Moon Mission Engines Rise From The Ocean Floor" Makalesi
  47. Distance To Mars Sitesi
  48. AeroSpace Guide "Apollo Missions" Bilgileri
  49. DebateWise "Did Neil Armstrong Actually Walk On The Moon?" Makalesi
  50. Astronomy "The Moon" Makalesi
  51. L-Dopa "Destination Moon" İnfografik
  52. Silodrome "Apollo 11" İnfografik
  53. NING "Man On The Moon" İnfografik
  54. Wikipedia "List of Missions to the Moon" Makalesi
  55. Wikipedia "Space Exploration Vehicle" Makalesi
  56. Wikipedia "Apollo Program" Makalesi
  57. Wikipedia "Moon Landing Conspiracy Theories" Makalesi
  58. Pale Blue Dot, Carl Sagan, Published By: The Random House Publishing Group (1994)
  59. Uzayın Keşfi, Felicity Trotman (Çevirmen: Kerem Keskiner), Basım: Yazın Matbaacılık (2010)
6 Yorum