Uzun Dönem Pokemon İzleyen ve Oynayan İnsanların Beyinlerinde, Pokemonları Tanıyan Özel Bir Bölge Gelişiyor!
Bu haber 4 yıl öncesine aittir. Haber güncelliğini yitirmiş olabilir; ancak arşivsel değeri ve bilimsel gelişme/ilerleme anlamındaki önemi dolayısıyla yayında tutulmaktadır. Ayrıca konuyla ilgili gelişmeler yaşandıkça bu içerik de güncellenebilir.
- İndir
- Dış Sitelerde Paylaş
Eğer bir Pokemon tutkunuysanız, gördüğünüz bir Pokemon'un sadece silüetine bakarak bile ismini hatırlamanız tuhaf gelmeyebilir; tabii ki bileceksiniz, sizin çocukluktaki hobiniz buydu - hatta kim bilir, belki hala hobiniz bu! Ama bilmeniz gereken bir şey var: Pokemonları bilme biçiminiz, örneğin bir kalemin şeklini bilme biçiminizden farklı. Çünkü eğer 90'lar boyunca Pokemonu takip ettiyseniz, muhtemelen beyninizde, Pokemonları tanımak üzere özelleşmiş bir bölge var! Yani Pokemonlar, özellikle de 90'lıların beyinlerini, eski haline dönmeyecek biçimde değiştirdi.
Aslında bebeklerin ve çocukların beyinlerinde, çok sık gördükleri nesnelere yönelik özel beyin bölgeleri oluştuğunu uzun bir süredir biliyoruz.[3] Doğumdan yaklaşık 10 yaşına kadar olan sürece, "kritik pencere" deniyor. Bu süreçte beynin gelişimi büyük oranda tamamlanıyor; ancak tabii ki durmuyor. Beyin, ömrümüz boyu gelişmeyi sürdürüyor. Ama bu gelişim, beyin bölgelerinin büyümesinden ziyade, halihazırda var olan sinir düğümlerinin yepyeni bağlantılar kurarak, yeni işler yapacak biçimde özelleşmesi gibi düşünülebilir.
Bu süreçte, örneğin yüz tanıma bölgemiz hızla gelişiyor, çünkü kritik pencerede en çok gördüğümüz şey, insan yüzleri oluyor. Bu yüz tanıma mekanizması beynimize o kadar derin kazınıyor ki, ilerleyen süreçte yüz olmayan şeylerde bile yüzler görmeye başlıyoruz. Ama bunun detayları bir başka videonun konusu, bunları kaçırmak istemezseniz, abone olup, zihinlerimize kazınmış bir başka nesne olan o zil tuşuna basmanın tam zamanı. Sadece yüzler de değil. Örneğin okulda kelimeleri görüyoruz ve bunları oluşturan harflerin şekilleri beynimize kazınıyor.
Aslında bu kadar özelleşmiş sinir ağları sadece çocukluk çağlarında oluşmuyor;[4] daha önceden detaylıca işlediğimiz gibi, yetişkinlerin beyninde de Türkan Şoray veya Jennifer Aniston gibi meşhur simaları ve bu simaların yüz hatlarını tanıyacak biçimde özelleşmiş beyin bölgeleri bulunuyor. Yani beyninizde Türkan Şoray nöronları veya Jennifer Aniston nöronları var demek çok yanlış olmaz! Benzer şekilde Julia Roberts, Halle Berry ve Kobe Bryant gibi isimler de adeta beyin hücrelerimize kazınmış halde.
Pokemonların yeri ise, hem beynimiz için, hem de bilim için bambaşka... Çünkü yeni simaların beyinde yeni sinir ağları oluşturup oluşturamayacağını kitlesel olarak test etmenin pek yolu yok. Yüzlerce çocuğu alıp, onlara yıllarca aynı kişilerin görüntülerini gösterip, sonra düzenli aralıklarla beyinlerini tarayamazsınız. Bu, hem aşırı maliyetli olacaktır, hem de birçok etik sorunu barındırır.
Ama bu, 90'ların çocuklarına ister istemez yapıldı! Ceplerimizde taşıdığımız Gameboylarımızdaki Pokemonlar, bir deney düzeneğinde bile bulamayacağımız bir hassasiyet ile, her seferinde ekranın aynı köşesinde, aynı siyah-beyaz piksellerle, aynı genişlikte, aynı şekilde, yıllar yılı bize gösterildi. Daha doğrusu biz, kendi isteğimizle bunlara durmadan bakmayı seçtik. Ve biz o ekranlara kilitlenip kaldıkça, beynimizdeki sinirler bu küçük karedeki karakterleri tanıyacak biçimde şekil değiştirmeye başladılar. Birbirleriyle yepyeni bağlantılar kurdular ve bugün, 90'larda büyümüş bir çocuğu bir fMRI makinasına yatırıp, ona bir Pokemon gösterdiğinizde, beyninde sadece Pokemonları tanımak üzere özelleşmiş çok özel bir sinir grubunun ateşlendiğini görüyoruz.[7]
Pokemon, Beyinlerimizi Değiştirdi!
Nature Human Behavior dergisinde yayınlanan bir makalesinde Princeton Üniverstiesi'nden Jesse Gomez, beyindeki "Pokemon Bölgesi"nin ventral temporal kortekste olduğunu gösterdi.[1] Bu, sıfırdan oluşan bir beyin bölgesi değil; ancak oradaki belirli sinir dokularının, Pokemonlara özgü görsel uyaranların etkisi altında yeniden düzenlenmesiyle oluşuyor. Örneğin bir yüz gördüğünüzde fusiform girus isimli bir bölgedeki nöronlar ateşleniyor.[2] Bir koridora bakıyorsanız, kollateral sulkustakiler ateşleniyor. Pokemonlara bakıyorsanız, ventral temporal korteks[5] içindeki oksipitotemporal sulkus isimli o özel doku ateşleniyor. Yüzlere veya koridorlara özgü nöronların özelleşmesi anlaşılır, ama Pokemonlar gibi hayal ürünü varlıklara yönelik bir beyin bölgesi... İnanılmaz!
Peki Pokemonlarla büyümemiş olanlarda bu bölge ne işe yarıyor? Onlarda aynı bölge hayvanlara, karikatür çizimlerine ve kelimelere tepki veriyor. Onlara Pokemonlar gösterildiğinde, bu bölgede fazladan bir sinirsel hareketlilik görülmüyor .Pokemoncularda ise, bu temel özelleşmelere ek olarak, buradaki sinir hücrelerinin Pokemonları ayırt edecek biçimde şekillendiği görülüyor.
Bu konuda da maymunlardan farklı değiliz. Harvard Üniversitesi'nin daha önceden yaptığı bir çalışmada, genç maymunlara daha önce aşina olmadıkları şekiller 3 kategoriye ayrılıp, sürekli gösterildiğinde, bu üç kategoriyi ayrı ayrı ayırt edebilen beyin bölgeleri oluştu.[6] Ve bu beyin bölgeleri, beynin rastgele yerlerinde oluşmadı, maymunların hepsinde, aynı anatomik bölgede oluştular.
Hatta sadece bu da değil. Sinirbilimde, eksantriklik önyargısı denen bir kavram var. Eksantriklik, bir şeyin merkezden ne kadar saptığının bir ölçüsü. Yani bir uyaran, görüş alanınızın merkezinde mi yer alıyor, yoksa çevresel görüş dediğimiz, odağın etrafında kalan bölgede mi? Bilim insanları buna bakarak, beynin neresinde özelleşmenin gerçekleşeceğini tahmin edebiliyorlar. Uzmanlar, Pokemonların beyinde özelleşeceği bölgeyi bu teori çerçevesinde doğru bir şekilde tahmin ederek, sinirbilimsel bir teoriyi de test etmeyi başardılar.
Tüm Bunların Anlamı Ne?
Beyin gelişimi büyük oranda çocuklukta olsa da, çocuklukta bitmiyor. Gençlik ve hatta yetişkinlik boyunca maruz kaldığımız uyaranlar, beyinlerimizde yeni özelleşmelere neden olabiliyor. Pokemon da, yazı dediğimiz olgu da, evrimsel tarihimizde çok yakın geçmişte ortaya çıkmış şeyler. Ama bu tür unsurlar bile beyinde özelleşmeye neden oluyorsa, çeşitli öğrenme bozukluklarının ardındaki nedenleri çok daha iyi anlayabiliriz ve bu tür sorunları olan çocuklara çok daha etkili bir şekilde yardım edebiliriz.
Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.
KreosusKreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.
Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.
PatreonPatreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.
Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.
YouTubeYouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.
Diğer PlatformlarBu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.
Giriş yapmayı unutmayın!Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.
Ayrıca her şey bir yana, bu tür detayları keşfettikçe, beynimizi daha iyi tanıyabiliyoruz ve böylece kim olduğumuzu, nasıl düşündüğümüzü çok daha iyi kavrıyoruz. Bilim, gerçekten heyecan verici.
İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.
Soru & Cevap Platformuna Git- 12
- 6
- 5
- 4
- 3
- 2
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- ^ J. Gomez. (2019). Extensive Childhood Experience With Pokémon Suggests Eccentricity Drives Organization Of Visual Cortex. Nature Human Behaviour, sf: 611-624. doi: 10.1038/s41562-019-0592-8. | Arşiv Bağlantısı
- ^ J. A. Bourne. (2010). Unravelling The Development Of The Visual Cortex: Implications For Plasticity And Repair. Journal of Anatomy, sf: 449-468. doi: 10.01275.x. | Arşiv Bağlantısı
- ^ O. Braddick. (2011). Development Of Human Visual Function. Vision Research, sf: 1588-1609. doi: 10.1016/j.visres.2011.02.018. | Arşiv Bağlantısı
- ^ A. M. Rosa. (2013). Plasticity In The Human Visual Cortex: An Ophthalmology-Based Perspective. BioMed Research International. doi: 10.1155/2013/568354. | Arşiv Bağlantısı
- ^ K. Grill-Spector. (2014). The Functional Architecture Of The Ventral Temporal Cortex And Its Role In Categorization. Nature Reviews Neuroscience, sf: 536-548. doi: 10.1038/nrn3747. | Arşiv Bağlantısı
- ^ K. Srihasam. (2014). Novel Domain Formation Reveals Proto-Architecture In Inferotemporal Cortex. Nature Neuroscience, sf: 1776-1783. doi: 10.1038/nn.3855. | Arşiv Bağlantısı
- ^ Stanford University. Q&A With Jesse Gomez: How The Brain Learns To Recognize Faces. (30 Ağustos 2017). Alındığı Tarih: 21 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Stanford University | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 03/12/2024 21:56:10 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/9189
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.