Uzayda Yaşam Bulundu Yalanı

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Evet, sonunda bu da oldu. Evrim Ağacı olarak, bilime olan tüm saygımız dahilinde, kendi yazdığımız ve yayınladığımız haberi, yurtdışında yayınlanan benzerleriyle birlikte, toptan bir şekilde yalanlayacağız. Çünkü bilim budur. Bilim, hatayı affetmez. Bilimde hata boldur, hata yapılmıyorsa hata var demektir. Bilim, hata yapmak ve bu hataların düzeltilmesi için verilen çabalarla ilerler. Önemli olan "Hata yaptık." diyebilmektir. Evrim Ağacı, diğer tüm saygın bilim camiasında olduğu gibi, hatasını kabul etmekten asla gocunmamıştır ve gocunmayacaktır da. 

Evrim Ağacı olarak bizler de, biraz aceleci ve heyecanlı bir haber yaptık ve aşağıda görebileceğiniz haberi dün akşam saatlerinde sizlere sunduk:

Uzayda Yaşam Sonunda Bulundu Mu? Yoksa Yine...

Sonradan kaynağın güvenilmezliğini ve diğer muhtemel opsiyonları ekibimiz içerisinde fark ederek, işin diğer boyutlarını haberimize ekledik (yukarıda, haberin altında 2 yorum olarak görebilirsiniz). 

Tabii, Evrim Ağacı'nın minik ve komik bir kopyası konumunda olmaktan kurtulamayan, zaman zaman bizden çalıntı haberlere kendi isimlerini yazarak, kendileri yazmış gibi takipçilerine pazarlayarak prim yapan çeşitli sayfalar, haberi bizden çaldıktan sonra dönüp tekrar bakmadıkları için, bilimsel olarak yapılan karşı analizimizi okurlarına sunmadan heyecana boğdular. Çalıntı haberciliğin, bilimsel hırsızlığın (intihal) ve emek hırsızlığının bir örneğini aşağıda görebilirsiniz:

Yeni Düşen Karbonlu Meteorit Üzerinde Yaşam İzlerine Rastlandı: Fosil Diatomlar! (Yaşamın Kökeni Sayfası)

Her neyse, işin aslı sonradan anlaşıldı. Haberimize sonradan eklediğimiz gibi, makalenin yazarı da, makalenin çıktığı dergi de, son derece güvenilmez kaynaklar olduğu anlaşıldı. Bu haberler tutmakta, çünkü herkes uzayda yaşam bulunmasını istemekte ve arzulamakta. İstemese bile, bu haberler çocuk-yaşlı herkesin dikkatini çekmekte. Bazı sahtekarlar ve bilim insanı ünvanı almış kişiler de, bu heyecanlarına yenik düşerek sahte olduğunu bile bile haber yapabiliyor. Buradaki de bunun bir örneğidir.

Makalenin yazarı ve aynı makalenin çıktığı dergi olan Journal of Cosmology dergisinin kurucusu ve editörü olan Nalin Chandra Wickramasinghe panspermia teorisinin (canlılığın uzayda gök cisimleri ile yayılabileceğini ileri süren teori) ateşli bir savunucusudur. Zaten makalenin, yazarın kendi dergisinde yayınlanması, güvenilirliği yerle bir etmektedir. Hele ki bu kadar önemli bir haberin Science ya da Nature gibi bir dergide çıkmaması akıl almazdır. Panspermia teorisi oldukça güçlü bir teoridir; ancak Wickramasinghe bunun savunuculuğunu biraz abartmaktadır. Kendisi, nezlenin uzaydan geldiğini savunmaktadır. SARS virüsünün uzaydan geldiğini söylemiştir. Ayrıca stratosfer tabakasında bulunan canlı formlarının da uzaydan geldiğini iddia etmiştir. Bunların hiçbirine dair tek bilimsel veri olmamasına karşılık, tam tersine, hepsinin Dünya'dan kaynaklı olduğu net bir şekilde bilinmektedir. Ancak fanatizm, bilimde dahi gözleri kör edebilmektedir. Wickramasinghe'nin durumunda olan da budur.

En kibar tanımıyla Wickramasinghe, bir "sınırbilimci"dir. Daha kaba -ama gerçekçi- bir tabirle ise, bir "sahtebilimci"dir. 

Bunun haricinde, dergi de incelendiğinde, basılı olmayan, sadece sanal ortamda bulunan ve hiçbir ispatı olmamasına rağmen, makalelerin başka bilim insanlarınca denetlendiği (peer-reviewed) bir dergidir. Dergide, daha önce de "uzaydan gelen canlılar" ile ilgili bir makale yayınlanmıştır. Bu, diğer biyologlarca incelenmiş ve sayısız farklı kaynak, makalenin hatalarını ortaya çıkarmış ve tezlerini çürütmüştür. Bunlardan biri, Journal of Cosmology dergisi ve Wickramasinghe için, "acınası halde" kelimesini bile kullanmıştır.

Makalede yayınlanan fotoğraflar gerçekten de baş döndürücüdür. Meteoritin içerisinde bulunan düzgün yapılar, gerçekten de diatomlara benzemektedir. Ancak bunu ancak bir uzman göz tanımlayabilir. Bu sebeple, görseller Boulder'da bulunan Colorado Üniversitesi'nde ekoloji ve evrimsel biyoloji profesörü olan Dr. Patrick Kociolek'e gönderilmiştir. Kociolek'in cevabı çarpıcıdır:

"İlk bakışta bile rahatlıkla söyleyebilirim ki, makalede gösterilen formların tamamı olmasa da, büyük bir çoğunluğu gerçekten de diatomdur. Her ne kadar yazarlar, bazı isimlendirmeleri doğru yapmamış olsalar da... Örneğin filamentli olarak tanımladıkları bir yapı, esasında sadece bir parçacıktır. 

Yayınlanan görsellerle ilgili çarpıcı olan: 

1) Harika bir şekilde korunmuşlar. Bunların fosilize olduğuna dair hiçbir iz görünmemektedir. Aslında, makalenin 8. sayfasında yazarlar 'fosil diatomlar, meteoritlerin düştüğü Dünya yüzeyinde bulunmamaktadırlar' demektedir. Ancak etrafta araştırılması gereken yer değildir, sudur. Çünkü meteoritte olduğu söylenen diatom türlerinin tamamı tatlı suculdur."

2) Meteorit üzerinde bulunan çeşitlilik, çok geniş bir evrimsel geçmişi kapsıyor. Öyle ki, doğru olması için, sözde uzaydaki diatom türlerinin Dünya'dakiyle birebir aynı evrimsel süreçten geçmiş olmaları gerekir. Meteorit üzerinde bulunduğu söylenen diatomların hiçbiri soyu tükenmiş türlere ait değildir. Bana sorarsanız, meteoritin bir tatlı sudan kontamine olduğu kesindir."

Wickramasinghe, bir diatom uzmanı değildir. Üstelik, yazarların hiçbiri fikolog (diatom uzmanı) değildir. Bu durumda, nasıl olur da bu makale bu şekilde analiz edilebilir? Bu, akıl almaz bir bilim hatasıdır. 

Peki, bulunan gerçekten de bir meteorit midir? Bu taş parçasının uzaydan geldiğine dair hiçbir delil bulunmamaktadır. Makalede, "taşın analizinin yapıldığı ve karbonlu kondritik meteorit olduğunun tespit edildiği" söylenmekte; ancak analizlerin hiçbirine ve teknik detaylarına yer verilmemektedir. Tam olarak nerede bulundu? Ne tip bir çevreye düştü? Sokağa mı, nehir yatağına mı, bir binanın çatısına mı, nereye düştü? Neyle tutarak kaldırdılar ve nasıl kontamine etmeden laboratuvara ulaştırdılar? Neden olay yerinin (in situ) hiçbir fotoğrafı bulunmamaktadır? Bunların hiçbiri açıklanmamaktadır -ki makalede açıklanması beklenir.

Makaleye konulan "göktaşı" fotoğrafı, açıkçası pek de karbonlu kondritik meteorite benzememektedir. Zira bu tip göktaşları, oldukça yuvarlaktır, kondrül denen küçük odacıklara sahiptir, daha katı görünümlüdür, sıkışmış şekildedir. Kısaca gösterilenden tamamen farklıdır. Makalede gösterilen şudur:

Karbonlu kondritik bir meteorit ise şöyle gözükür:

Kısaca, makaledeki taş, hiç de bu tip bir meteorite benzememektedir.

Toparlayacak olursak... Ortada ne olduğu belirlsiz bir dergide yayınlanan, ne olduğu belirsiz bir kaya parçasından yola çıkan ve ne olduğu belirsiz analizlere dayalı, ne olduğu belirsiz bir yazarın kaleminden çıkmış, ne olduğu belirsiz bir makale bulunmaktadır. Makaledeki deliller ya çok zayıftır, ya düzgün derlenmemiştir, ya da bazı iddialara hiç ispat dahi sunulmamıştır. Ancak yazarların değimiyle "çürütülmez" bir şekilde, bulunanlar uzayda yaşamı ispatlamaktadır.

Bulunan canlı formlarının Dünya'dakiyle birebir aynı olması dahi bu denli şüpheli iken, hiçbir detaylı analiz verilmeksizin böyle bir ilanın yapılması bilimdışıdır. Bu, hem bilim kaynaklarını hiçe saymak, hem bilime saygısızlık, hem halkı yanlış yönlendirmek, hem de bizler gibi aracı olan sayfaları yanlış bilgilendirmektir. Buna kimsenin hakkı bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, yine de bilimsel tarafsızlığımızı koruyarak, makalenin bilimsel analizlerini talep etmekteyiz ve beklemekteyiz. Ne olursa olsun, gerçeğe yine ulaşan bilim olacaktır. Ve zaman, hangi tarafın haklı olduğunu gösterecektir. Ancak eldeki verilerden yola çıkarak, neredeyse kesin bir biçimde, uzayda bulunan canlılık iddiasının en azından bu makale dahilinde bir yalan olduğu söylenebilir.

Hızlı ve bulgulardan ötürü heyecana dayalı yapılmış bu haberimiz sizi yanılttıysa, özür dileriz. Biz de, muhtemelen sahtekar olan sözde bilim insanlarının ağına düşmüş bulunmaktayız. Bundan sonra kaynaklarımızın çok daha didik didik edileceğini ve size en rafine, en dikkatlice seçilmiş, en özenle hazırlanmış ve en önemlisi, sağdan soldan çalınmamış haberler, çalışmalar ve çeviriler sunmaya çalışacağımızı garanti ederiz. Haberlerimiz, yayınlanmadan önce ve sonra geniş bir ekip tarafından denetlenmekte ve gözden geçirilmektedir. Bu haberin hatası da, bu şekilde arkadaşlarımız, dostlarımız, akademik destekçilerimiz ve okurlarımızın özverili çabalarıyla yakalanmış ve en kısa sürede düzeltilmiştir.

İlginiz ve anlayışınız için sonsuz teşekkürler.


Teşekkür: Seray Eren, İstem Fer, Duvardaki Tuğla, BE

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. "No, Diatoms Have Not Been Found in a Meteorite", Phil Plait
  2. Panspermia.org
  3. BBC
  4. Patrick Kociolek İnternet Sitesi

Kök hücreler!

Tesadüf...

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim