Gece Modu

Bu yazı, Business Insider isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Üçlü karanlık kişilik (DTP) bozukluğunun ana özellikleri narsisizm (kendine hayranlık), Makyavelcilik ve psikopatidir. Bu özellikler insanlarda aşırı kendini beğenmişlik, çıkarcı bir tutum ve empati eksikliği olarak kendilerini gösterir. İnsan nüfusunun ne kadarının bu özellikleri barındırdığı belli değil; fakat yapılan çeşitli çalışmalar ve tahminler, oranın yüzde 1 ile yüzde 10 arasında bir yerde olduğunu gösteriyor. 

Akademil çalışmalar, DTP'lerin genellikle kendileriyle bir takıntıları olduğu ve diğer insanların duygularındaki anlamı görmekte zorlandıklarını gösteriyor. Bu yüzden, bu kişilerin ilişkileri genelde kötü davranış ve kontrol içerir. Romantik partnerler (eşler), bu kişilerin gözünde birdenbire değerlerini yitirirler ve nihayetinde terk edilirler; ancak öncesinde DTP'li kişiler bu partnerleri kötüye kullanır ve deli olduklarına inanmaları için manipüle edilirler. 

DTP'li birinin çocuklarına, romantik partnerlerinden farklı şekilde davranıp davranmayacağı yaygın şekilde tartışılan bir sorudur.

Narsistler "herhangi birini asla gerçekten sevemezler"!

DTP alanında uzman psikolog ve terapist Perpetua Neo'ya göre cevap, hayır. Kendisi Business Insider'a şöyle diyor:

Narsistler, psikopatlar ve sosyopatlar, empati duygusuna sahip değillerdir, empati duygusu geliştirmezler ve geliştirmeyeceklerdir. Bu yüzden herhangi birini asla gerçekten sevemezler.

Bu durum, çocuk sahibi olduklarında da değişmiyor. Çocuklarını korumak ve desteklemek konusunda diğer insanlarda olan temel içgüdülere sahip değiller; çünkü onları ayrı bir varlık olarak görmüyorlar. Onlara göre çocuklar, sadece kendi tasarrufunda olan bir araç niteliği taşıyor. Neo şöyle söylüyor:

DTP hastaları, çocukları kendilerinin bir uzantısı ve mülkü olarak görmeye eğilimlilerdir. Bu yüzden, "Sana bakacağım ve böylelikle büyüyüp muhteşem bir insan olabileceksin." demek yerine, "Büyümen gerekiyor ve bunu benim ganimetim olduğun için yapman gerekiyor." diyorlar.

Bu, sağlıklı bir çocuğun büyüyeceği sağlıklı bir aile ortamından çok farklı. Bir DTP'linin çocuğu, Dünya'nın nasıl çalıştığı konusunda yetiştirilmek ve eğitilmek yerine, kendi benlik algısını bilmeden yetişiyor. Neo şöyle diyor:

DTP'liler "Telefonunu kontrol edebilirim, istediğim her şeyi yapabilirim, aslında senin mülkiyet bilincine saygı göstermeyerek odana birdenbire dalabilirim." şeklinde inançlara sahipler. Duygusal sınırlar da yok. Bu yüzden çocuklar, sınırların ne olduğundan gerçekten emin olmadan büyüyorlar.

DTP'liler, bir çocuğun normalde zorunda olmaması gereken her türden sorumluluğa sahip olmasını bekliyorlar. Örneğin narsistler, düşük öz saygıya sahip, çok mutsuz insanlar olmaya yatkınlardır. Bu yüzden çocuklarına bol miktarda gereksiz duygusal yük yüklerler. Narsistler çocuklarını kendilerinin dertlerini dinlemek için var olan bir "kulak" gibi görüyorlar ve onları bir duygusal açıdan rahatlama kaynağı olarak kullanıyorlar. Bu, yıllar boyunca devam ediyor ve Neo, müşterilerinden bazılarının, ebeveynlerinin onlara söylediği şeyleri aktarıyor:

"Seni yapmamın tek sebebi, hayatının geri kalanı boyunca bana bakabilecek olman. Çocuk yapmaya iznin yok ve evlenmeye iznin yok." Ebeveyn, çocuklarının romantik ilişkileri olmasın diye her türlü ilişkilerine durmaksızın karışır ve her türlü dalavereyi yapar.

Çocuğun Bir "Kum Torbası" Olması Bekleniyor!

Hayatları boyunca çocuğun da fiziksel veya duygusal olarak bir "kum torbası" olması beklenir. Çocuk büyüdükçe bu daha zor hale gelir; çünkü daha güçlü hale gelirler ve farkındalıkları artar. Bu yüzden DTP'li ebeveyn, onların özsaygısını kırarak buna karşı koyar. Neo şöyle diyor:

Ebeveynler yaşlandıkça ve sağlıkları bozuldukça, özsaygı bilinçleri ciddi anlamda sallanmaya başlar. Sonra çocuklar büyür, güçlü olur, dayanıklı olur, daha fazla özsaygı bilincine sahip olurlar ve ebeveyn için bunu izlemesi çok zor olur. Bu yüzden çocuğun eleştirildiği, çocuğun şişman, faydasız, çirkin olduğunun söylendiği bu sağlıksız yarış ortaya çıkar.

Aynı zamanda, çocuk ne zaman bir şey başarsa, ebeveynin de ondan pay alması lazımdır. Örneğin, çocuğun çok iyi trompet çaldığından bahsederler ama bunun tek sebebi, DTP'li ebeveynin çocukları ders alabilsin diye para harcamayıp tasarruf yapmasıdır. Halbuki bu doğru değildir! Neo şöyle diyor:

Ebeveynin katkı sağladığı her bir şey, durmaksızın çocuklara hatırlatılır. Bu yüzden, çocuk şöyle düşünerek büyür: "Benim benlik bilimcim yok, ben söz sahibi değilim ve önemim yok."

"Altın Çocuk" ve "Günah Keçisi"

Ebeveyn-çocuk dinamikleri, DTP'nin kaç çocuğu olduğuna göre değişiyor. 

Bazen DTP'lerin birden fazla çocuğu olur ve Neo, aynı güç dinamiklerinin bu ailelerde oldukça ilginç bir şekilde yaşandığını söylüyor. Çoğu durumda çocuklardan biri, hiç yanlış yapmayan "altın çocuk" haline geliyor. Neo şöyle izah ediyor:

Çocuk korku içinde yaşayabilir çünkü yapmak istediği tek şey, annecik ve babacığı memnun etmek ve bu sayede hiçbir sorun olmaması; o zaman sevileceklerdir, Bu yüzden bu ödülü alıyorlar. Bu, adeta bir ticaret gibi.

Ardından ikinci çocuk bir günah keçisi olarak kullanılır ve her suç ona atılır. Bu o kadar fazla olur ki, DTP'li ebeveyn çocukları birbirine düşürmekten zevk alır ve gereksiz bir rekabet oluşturur. Eğer üçüncü bir çocuk varsa, Neo bunların "kayıp çocuk" veya "kayıp erkek" haline geldiğini, ihmal edildiklerini veya neredeyse tamamen görmezden gelindiklerini söylüyor. Şöyle anlatıyor:

Eğer aileleri izlerseniz ve narsistik ebeveynlerin özelliklerini görürseniz, sık sık meydana gelen şey budur. Aslında amaç, çocuğun özsaygını düşürmektir ve bu sayede çocuk her zaman önemsiz kalacak ve bir mülk olacaktır. Ayrıca bir çocuğun neyi yapıp neyi yapamayacağı konusunda ciddi bir diktatörlük vardır; çünkü her şey ebeveynlerin özsaygı duyusu ile ilgilidir.

Canavarlar, Canavarları mı Doğuruyor?

DTP çocuklarının bir korkusu da, büyüyüp anne veya babalarına dönüşecek olmalarıdır. Ancak, psikoterapist Michelle Piper tarafından yazılan NarcissisticMother.com bloguna göre bu, sadece vakaların ufak bir miktarında geçerlidir. 

Piper, narsistik ebeveynlerin çocuklarının büyümesi fikrinden nefret ettiklerini ve susamış fakat kırılgın olan egolarının mümkün olduğunca uzun süre okşanması için onları büyümekten alıkoymak istediklerini yazıyor. Şöyle diyor:

Narsistik ebeveynlerin yetişkin bir çocuğu olarak siz, büyüdüğünüz zaman bir şeylerin yanlış olduğunu hissedebilirsiniz; fakat onun ne olduğunu belirleyemeyebilirsiniz. Sevgi ve takdiri her zaman ebeveynlerinizin taleplerine uymakla ilişkilendirmiş olabilirsiniz ve bu yüzden her şeyin böyle işlediğini varsayabilirsiniz.

DTP'lerin çocuklarının daha az yaygın olan tepki gösterme şekillerinden birisi de, bir "kuşatma tepkisiyle" birlikte büyümeleridir. Bu; daha az hassas hale gelmek, duvarlar örmek ve son derece özgür davranarak kendinizi koruma çabasıdır. Piper şöyle yazıyor:

Diğerlerini yönlendirmek için ne yapmanız gerekiyorsa yaparsınız ve onlara, sanki her beklentisini karşılamanızı isteyen ebeveynlermiş gibi davranırsınız. Bu üç aşağı beş yukarı, narsistik ebeveyninize yapmış olmayı dilediğiniz şeyi diğer insanlara yaparak, diğer insanlar üzerinden ebeveynlerinize gerçekleştirdiğiniz pasif-agresif bir saldırıdır.

Ancak, "itaat tepkisi" daha da yaygın bir tepkidir. Burada kendi ihtiyaçlarınızı bir tarafa koymaya alışırsınız ve tanıştığınız herkesi memnun etmek için her yolu denemek istersiniz. Neo şöyle diyor:

Narsistlerin çocukları, bu diğerlerine hizmet etme dürtüsünü üstlenmeye yatkındır. Tamamen empatik, aşırı verici hale gelirler ve hayatlarındaki daha narsistik ve daha karanlık üçlü insanlar tarafından kullanılırlar.

Bunlardan hangisi olduğunuz, bazen aile düzeninde hangi çocuk olduğunuza bağlıdır. Altın çocuklar kötü davranışların büyük çoğunluğundan korunmuş olabilir, fakat sonunda gerçekten günah keçisinden daha kötü durumda olabilirler. Neo şöyle diyor:

Çocuk, anneciği ve babacığının istediklerini yaparsa, 'her şeyin yoluna gireceğine, sevileceğine' inanır. Ve bir şeyi yapmadığınız anda, değerinizin tamamen düşeceğini, aşağılanacağınızı ve azarlanacağınızı düşünürsünüz. Bu yüzden görüşlerinizin ve ideallerinizin önemsiz olduğunu öğrenirsiniz.

"Günah keçisi", büyürken asla "altın çocuğun" düzeyine ulaşamaz, fakat genellikle hayatlarında, aslen "ebeveynin kuklası" olan kişiden daha iyi şeyler yaparlar. Büyürler ve dünyaya atılırlar ve özgürlüğü keşfederler. Bu kişiler, DTP'li ebeveynleriyle ilişkili olan daha belirgin olumsuz hislere sahip oldukları için, serbest kalmak ve bütünüyle yeni, sağlıklı bir yaşam kurmak konusunda daha beceriklidirler. 

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 5
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 1
  • Umut Verici! 2
  • Merak Uyandırıcı! 2
  • Üzücü! 1
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 2
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 18/02/2020 02:20:21 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/5168

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Günümüzde bilim insanları dilenciler gibi görülmektedir. Ellerindeki teneke kutular, devletin fon ajanslarına ısrarla doğrultulmuştur.”
J. Doyne Farmer
Geri Bildirim Gönder