''Taung Çocuğu Fosilinin Yeni Analizi Evrimi Çürüttü, Bilimcileri İnim İnim İnletti'' Yalanı
''Taung Çocuğu Fosilinin Yeni Analizi Evrimi Çürüttü, Bilimcileri İnim İnim İnletti'' Yalanı

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Gün geçmiyor ki güzel ülkemizin güzel "haber" (!!!) kaynakları uydurma haberlerle halkın algısını yönetme çabalarına bir yenisini eklemesin, bilimin teknoloji ya da tıp gibi hoşlarına giden taraflarını pohpohlayıp, hoşlarına gitmedikleri taraflarına "kaka, pis, öğk" demesin. İsimler vererek seviye kaybı yaşamak istemesek de, "haber kaynağı" yerine "ne olduğu anlaşılamayan oluşum" diyebileceğimiz, varlıkları bile çoğu zaman hata olan ekipler, bu defa da Australopithecus africanus fosiliyle ilgili yeni bir analizden yola çıkarak "evrimi çökertmişler". Yazımızı Zaytung haberine çevirmek istemeyiz, çünkü bu "oluşumlar" zaten haberleriyle bunu çok iyi başarıyorlar; ancak sanıyoruz bu haberle birlikte ikinci sınıf ayağa düşmüş medya kaynakları evrim 1 milyonuncu kere "çürürken", akademik camiada evrim yine ve hala 1 kere bile çürümedi. Tam tersine, bu oluşumlar ile düşünmeden bunlara atlayan dünden razı bilim düşmanlarının "çürüttükleri" kadar güçlenmeyi sürdürüyor. Her neyse, konuyla ilgili bilgileri verelim hemen:

 

Haberin Orijinalinin İncelenmesi

Tabii güzel ülkemizde kaynak belirtme gibi bir adet olmadığı için, bu "oluşum"ların nereden temel aldıklarını bilemiyoruz; ancak olası kaynaklardan biri olan ve yapılan sözde "haberlerin" içeriğiyle büyük oranda paralellik taşıyan ScienceDaily haberi aslında şöyle başlıyor:

"Güney Afrika'nın öncül insansılarından olan ve 90 yıl önce Wits Üniversitesi profesörlerinden Raymond Dart tarafından keşfedilen Taung Çocuğu, insanın kökenlerine ışık tutmayı sürdürüyor. Wits Üniversitesi Mikrofokus X-Işını Bilgisayarlı Tomografisi merkezindeki son teknolojileri kullanan uzmanlar, bu ilk australopit canlının kafatasının modern insan çocuklarındaki ve yavrularındaki kafatası adaptasyonlarına sahip oldukları iddiasına yönelik şüpheler doğmasına neden oldular. Böylece, erken insansıların ön beyin lobundaki gelişimin modern insanlarınkiyle aynı olduğuna yönelik güncel görüşü çürütmüş oldular."

Biz mi göremedik bilemiyoruz ama; bu haberin hiçbir yerinde "Evrim yok, bilim yalan." denen bir kısım göremiyoruz. Görebileceğiniz gibi, insanların evrimi sırasında (ki bu tartışılan bir şey değildir, insanlar evrimleşmiştir), beyin gelişiminin eskiden sanıldığı gibi en erken atalarımız olan Australopithecus türlerinde, bizlerinkiyle aynı adaptasyonlara sahip olmadığı keşfedilmiş. İnsanın evriminin çürütülmesiyle ya da evrimsel biyolojinin tamamen çürütülmesiyle ilgili bir durum yok. Zaten böyle bir şey, böyle tekil bir keşifle mümkün değil de... Konuyla ilgili olarak "Bilimsel Yöntem - 3: Evrim Nedir? Evrim Teorisi "Sadece Bir Teori" Mi? Evrim, Çürütülebilir Mi?" başlıklı yazımız okunabilir. Haberin ilerleyen kısımlarında, ek bilgiler verildiğini görüyoruz. Witwatersrand Üniversitesi Evrimsel Araştırmalar Enstitüsü'nden (evet, inanmazsınız ama neredeyse tüm büyük üniversitelerde evrimsel biyolojinin ayrı enstitüleri var; çünkü sadece biyolojiye sığdırılabilecek bir konu değil ve bilim tarihinin gördüğü en güçlü bilim dallarından birisi) makalenin yazarlarından biri olan Dr. Kristian Carlson şöyle söylüyor:

"Yakın zamanda yapılan bir çalışma, 3-4 yaşındaki bir çocuğa ait olan 3 milyon yıl yaşındaki fosilin, insan çocuklarında doğum sonrasındaki beyin gelişiminde, eğer ki yok olmaları gecikecek olursa beyin gelişimini sağlayan metopik sütür ve açık anteriyör fontanel isimli yapıları tanımlamıştır."

Metopik sütür, ya da kimi zaman kullanıldığı adıyla frontal sütür, yüzün gelişiminde kafatasımızın ön iki plakasının birleştiği bölgenin adıdır ve insan çocuklarında 6 yaş civarında bu plakalar tamamen kaynayarak sütürün yok olmasına neden olur. Anteriyor fontanel ise Türkçede kimi zaman bıngıldak olarak da bilinen yapıdır ve 3 büyük birleşme noktası olan sagital sütür, koronal sütür ve frontal sütürün birleşme noktasında yer alır. Bu yapıların gelişime katkı sağlayan işlevlerini elimizde var olan diğer insansı fosillerle ve şempanze varyasyonlarıyla kıyasladığımızda, buna yönelik evrim senaryolarını destekleyen bir kanıt bulunamamış. Buna yönelik evrim senaryoları neydi peki? Bu yapıların doğuma katkı sağlayıcı özelliklerinden ötürü, evrimsel süreçte en erken ortaya çıktıkları zamanın Australopithecus türlerine kadar gittiği düşünülüyordu. Fakat bu çalışma, sanılanın aksine Australopithecus türlerinde bu yapıların bulunmadığını, dolayısıyla bunların evrimsel tarihini australopit atalarımıza kadar değil, Homo atalarımıza kadar takip edebileceğimizdir (çünkü Homo türlerinin hepsinde bu yapıların bulunduğu bilinmektedir).

Yani sorun buradan kaynaklanıyor: evrimin genel olarak varlığıyla ilgili bir konu değil, belli beyin yapılarının, çocuklardaki beyin gelişimini sağlaması konusunda Australopithecus africanus türüne ait fosillerden elde edilen verilerin, diğer kuzen ve torun türlerle uyuşmadığı tespit edilmiş. Evrim neden çürüsün böyle bir durumda? Saçmalık. Bunu haber şöyle anlatıyor:

"Taung fosiliyle ilgili yakın zamanlarda yapılan araştırmalardaki eksikliklere dikkat çeken araştırmacılar, var olan fiziksel delillerin Taung kafatası fosilinin kendisi veya iç dökümleriyle (endokast), birçok modern insanda bulunan prefrontal lobun genişlemesi arasında bağlantı olmadığını ileri sürüyorlar. Ayrıca araştırmacılar, A. africanus türünün adaptasyonlarına yönelik daha önceden ileri sürülen teorik temelleri de tartıştılar. Yukarıda sözü edilen özelliklerin Taung Çocuğu'nda bulunmadığını keşfeden araştırmacılar, bu özelliklerin özellikle australopitlerin evrimsel sürecinde bir avantaj sağladığı konusunu da yanlışlamış oldular. Dolayısıyla, Carlson'ın dediğine göre, yeni araştırma bu tür bir kafatası adaptasyonunun Homo cinsinden önce evrimleştiğine dair halen hiçbir delil olmadığını gösterdi. Benzer şekilde, erken prefrontal lob genişlemesine yönelik teorileri destekleyecek kafatası karakteristikleri de bulunmuyor."

Yine çürüyen bir evrim, çöken bir bilim falan görmedik ama? İnsanın soy hattında binlerce özelliği bizimle uyumlu olan; ancak bizden bir o kadar da farklı olan, en eski atalarımızla modern insanlara giden evrimsel soy hattı arasında öncül köprülerden biri olan Australopithecus türlerinden birinin tek bir özelliğinin, gelişimle alakalı tek bir konusu, yeni bir araştırmayla önceki evrim senaryolarını yanlışladı, olay bu. Yerine kurulacak olan yeni senaryo gidip de bir başka teoriden gelmeyecek, yine evrim teorisinden gelecek. 

Ortada olan tek şey, insanlarda zekanın evrimiyle oldukça yakından ilişkili olan prefrontal lobun çocukların gelişim dönemlerindeki genişlemesinin, erken insanı fosillerde Homo türlerininkine benzemiyor oluşudur. İnsan evriminin en önemli konularından olan neoteni, heterokroni gibi kavramlar göz önüne alınacak olursa, bu tür gelişim desenlerinin farklı atalarda ve kuzenlerde farklı olması son derece beklenirdir. Burada olan, insan evriminin sadece tek bir açısına yönelik önceden var olan teorilerin düzeltilmesi gerektiğini gösteren bir buluştur. Yoksa genel olarak evrim teorisini etkileyen, sarsan, çürüten, parçalayan, yok eden, yerle bir eden, inim inim inleten herhangi bir durum yoktur.

 

Araştırma Makalesinin İncelenmesi

Yine de konuyu daha da iyi anlamak için makalenin kendisine de bakılması gerekiyor elbette. Biz de bunu yaptık ve daha makalenin ilk sayfasında, büyük ve masmavi bir kutu içerisinde "Fosilin Önemi" başlığı altında şu yazıları gördük:

"Taung Çocuğu (Australopithecus africanus), insansı beyinlerinin evrimine yönelik ilk ve en iyi örnek olması bakımından tarihi ve bilimsel öneme sahiptir. Yakın bir zamanda Taung'un adaptif morfoloji (örn: sürekli metopik sütür ve açık anteriyor fontanel) sergilediğine ve bunun doğum sonrası beyin gelişimine katkı sağladığına yönelik bir hipotez ileri sürüldü. Taung Homo-öncesine ait böyle bir adaptasyonu sergileyediği ileri sürülen tek fosil olduğu için, bu özellikleri taşıdığına dair hipotezi test ettik. Yeni yüksek çözünürlüklü fotoğraflar ve in silico araştırmalar sayesinde, bu özelliklerin varsayıldığı gibi (hipotize edildiği gibi) olmadığını gördük. Eğer ki gecikmeli metopik sütür adaptif olsaydı, örneğin, doğum sonrası beyin gelişimine izin verseydi veya obstretik ikilemi rahatlatsaydı bile, bunun Homo cinsinden önce evrimleştiğine dair kanıt bulunmamaktadır."

Bu zaten her şeyi anlatıyor; ancak tüm araştırmayı okuyan biri, özet (abstract) kısmının zaten konuyu net bir şekilde topladığını görecektir. Şöyle ki:

"(...) Yüksek çözünürlüklü görsel veriler ve insanı fosil kayıtlarının incelemesi, daha önceden Falk ve diğerleri tarafından ileri sürülen metopik ve fontanel özellikleri desteklememektedir. Her ne kadar Taung'un kısmî kafatasındaki nasyon-glabella bölgesinde metopik sütüre ait muhtemel bir kalıntı görüldüyse de (ancak bu frontal tepe boyunca değildir), bu özellik Falk ve arkadaşları tarafından tanımlanan metopik kapanmanın fermuar modeliyle uyumlu değildir. Şempanze ve bonoboların kafatası boşluğu kalıplarından (endokast) elde edilen veriler de, Taung'un metopik kapanmasının prefrontal ve frontal korteksinin genişlemesinden ötürü geciktiğini desteklememektedir. Bu sonuçlar, metopik kapanmanın gecikmesinin adaptif değerini ve özellikle de insansıların evriminde ne kadar eski olduğunu (antikliğini) sorgulamamıza neden olmaktadır. Hominoid ve homininlerdeki bu özelliklerle ilgili adaptif argümanlara yönelik daha fazla destekleyici kanıt gerekmektedir; özellikle de obstretik ikilemin Australopithecus cinsinde sinirsel ve kafatasının gelişimine engel olduğunu gösteren yönde kanıtlar gerekmektedir."

Bu cümleler teknik terminolojiden arındırıldığında, basitçe şunları söylemektedir: Falk ve arkadaşlarının 2012 yılında yine PNAS dergisinde yayımladıkları makalede ileri sürdükleri Australopithecus yavrularındaki kafatası gelişim modeli tam olarak gerçeği yansıtmamaktadır, çünkü varsaydıkları 2 özellik (birleşme noktası ve bıngıldak), sanılanın aksine Australopithecus türlerinde keşfedilememiştir. Bu durumda yapılması gereken; ya bu özelliklerin var olduğuna dair kanıtlar bulmaktır, ya bu özelliklerin sağladığı evrimsel adaptasyon gücünü destekleyen başka verileri bulmaktır ya da bu gelişim modelinden vazgeçerek, yeni bir gelişim modeli sunmaktır. Hatta görülebileceği gibi konunu evrimden ziyade, gelişimsel biyoloji ile alakası vardır. Ancak gelişimsel biyolojinin evrimle kesiştiği bir noktada bulunuyor olması, eğitimsiz kalemlerden çıkan hatalı yorumları da kaçınılmaz kılmaktadır. 

 

Yani, Sonuç Olarak Nedir Olay?

Olay şu: Sözü geçen birleşme noktası ve bıngıldak özellikleri, tüm canlıların tüm özellikleri gibi evrimleşmiş özelliklerdir; bunda sıkıntı yok. Bu özellikler türümüze ve atalarına gökten inmedi, elbette evrimleşti. Ancak değişen şey şu: bazı önceki araştırmacılar bu özelliklerin Homo öncesinde, Australopithecus türlerinde de evrimleştiğini düşünüyordu ve A. africanus örneği olan Taung Çocuğu'ndaki bazı kafatası karakterlerini buna örnek olarak ileri sürülüyordu. Yeni yöntemlerle bu özelliklerin (yukarıda sözü geçen sütür ve fontanelin) evriminin Australopithecus cinsine kadar değil, Homo cinsine kadar gittiği gösterildi. Homo cinsi içerisinde de biz Homo sapiens türünden başka 10-15 civarında farklı tür biliniyor; yani sadece Homo cinsi içerisindeki evrim bile dallı budaklı ve 2 milyon yıl öncesine kadar dayanıyor. Dolayısıyla söz konusu keşif evrimsel biyoloji ve antropoloji açısından çok değerli olsa da, evrimi (elbette ki) çürütmemektedir.

Ayrıca araştırma, metopik sütür ve anteriyor fontanel denen kafatası özelliklerinin gecikmeli gelişiminin adaptif olduğu fikrinin de Homocinsinden ziyade, Australoptihecus cinsleri için doğru olmadığını iddia ediyor. Bu da kulağa geldiği gibi evrimi derde sokan bir sorun değil; çünkü ilk olarak, evrim teorisi insan evriminden ibaret değil ve ikinci olarak konunun adaptasyonların gerçek olmadığıyla ilgisi olmaması. Durumu makale şöyle anlatıyor: 

"Australopithecus cinsinden Homo cinsine doğru gelirken kalça kemiği (pelvis) boyutlarının değiştiği doğrudur ve bunun sebebi kısmen Homo türlerinin daha büyük beyinli çocuklarını taşıyabilmeyi sağlamaktır. Ancak australopitlerde doğum öncesi ve sonrası gelişimin, daha yakın insansı türlerde ve modern insanda olduğundan daha yoğun bir seçilim baskısı altında olduğunu düşünmek için sebep yoktur."

Uzun lafın kısası, bu araştırma, daha önceden yapılan bir araştırmanın hipotezlerini, tam da bilimde yapılmasını umduğumuz gibi "akran denetimine" (peer review) sokmak ve yanlışlamak amacıyla yapılmıştır. Bu başarılmış ve önceki hipotez yanlışlanmıştır. Şimdi bilim insanları, Australopithecus türlerinde doğum sonrası gelişimin evrimini daha detaylı olarak çalışarak yeni evrimsel açıklamalar geliştirecektirler. Böylece bu atalarımızdaki evrime yönelik teoriler yeni ve doğrulanmış (daha doğrusu yanlışlanamamış) hipotezlerle güçlenecektir. Bilim böyle işler.

İşte tam olarak bu sebeple evrimin ne olduğunu anlamadan ve belli bir bilimsel araştırma kabiliyetine sahip olmadan makaleleri yorumlamak, bilim haberleri yapmak, evrimle ilgili yargılara varmak akıl dışıdır. Önce bilim öğrenilmeli, ondan sonra eğer ki yeterli olgunluğa erişilirse bilim yorumculuğu yapılmalı. Ülkemizde bolca bulunan bu "oluşum" yapılarının algı ve öz denetim mekanizmalarının kıtlığı, Türkiye'de sürün(dürül)mekte olan bilimin başına daha çok iş açacağa benzer. Yazık, ne diyelim?

 

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Proceedings of the National Academy of Sciences
  2. ScienceDaily

Kırmızı Cüce Yıldızlar, Uzayda Yaşamı Keşfetmek İçin En Uygun Yerler Olabilir!

Bir Boğanın Masa Hazırlaması...

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim