Merhaba
Bunu düşününce insanın içinde garip bir his uyanıyor. Hem “ne kadar güçlü olurduk” diyorsun, hem de bir şeylerin geri dönülmez şekilde değişeceğini hissediyorsun.
Zaman makinesi gerçekten olsaydı, evrim dediğimiz şey artık doğanın yavaş ve sabırlı işi olmaktan çıkardı. Şu an doğa, milyonlarca yıl boyunca deniyor, yanılıyor, en uyumlu olanı bırakıyor. Ama biz geleceği görüp geçmişe müdahale edebildiğimiz anda, bu sürecin direksiyonuna oturmuş olurduk. Yani “hangisi hayatta kalacak?” sorusunun cevabını doğa değil, biz verirdik.
İnsan açısından bakınca bu biraz tehlikeli bir güç. Çünkü hastalıkları daha ortaya çıkmadan silebilirdik, kendimizi daha güçlü, daha zeki, daha dayanıklı hale getirebilirdik. Belki de herkes “en iyi versiyonuna” ulaşmak isterdi. Ama içten içe şöyle bir şey var. Herkes mükemmele yaklaşmaya çalıştıkça, aslında o küçük farklılıklar kaybolur. Oysa bizi ayakta tutan şey tam da o farklılıklar. Bir noktadan sonra insan, kendi çeşitliliğini azaltarak kendini zayıflatabilir.
Diğer canlılar için durum biraz hüzünlü bile olabilir. Çünkü onlar seçim yapmaz ama bizim seçimlerimizin sonuçlarını yaşarlar. Mesela gelecekte en verimli bitkiyi görüp geçmişte sadece onu yetiştirdiğimizi düşün. Ya da sadece en hızlı büyüyen hayvanları seçtiğimizi. Doğa yavaş yavaş tek tipe doğru itilir. Ama işin ilginç tarafı şu: bakteriler, virüsler gibi küçük canlılar buna yine de bir yol bulur. Ne yaparsak yapalım, onlar bir şekilde değişir, uyum sağlar. Sanki doğa “tamam sen kontrol ettiğini san, ben yine yolumu bulurum” der gibi.
Evrim durur mu diye sorarsanız bence durmaz. Çünkü hayatın içinde hep bir rastlantı var. Ne kadar plan yaparsak yapalım, küçük bir değişiklik her şeyi baştan yazabilir. Biz geçmişi düzeltsek bile, yeni hatalar, yeni ihtimaller ortaya çıkar. Yani evrim belki yavaşlamaz bile, sadece bizim elimizde şekil değiştirir. En ilginç düşünce ise şu. Eğer zamanla sürekli oynarsak, belki de canlılar buna alışmaya başlar. Çok uç bir fikir ama düşünmesi güzel. Belki bir gün, değişen zaman akışına dayanıklı canlılar bile evrimleşir. Yani evrim sadece çevreye değil, zamanın kendisine uyum sağlamaya başlar.
Ama bütün bunların içinde en çok şu düşündürüyor beni. İnsan gerçekten her şeyi kontrol edebilecek güce ulaşırsa, hâlâ insan kalır mı? Çünkü biraz da belirsizlik, biraz da kontrolsüzlük bizi biz yapan şey. Her şeyi önceden bilmek, her şeyi düzeltmek kulağa mükemmel geliyor ama belki de hayatın ruhunu elinden alıyor. Bazen sanki mesele evrimi kontrol etmek değil de, onunla birlikte akabilmek gibi. Çünkü doğa acele etmiyor ve belki de bu yüzden bu kadar uzun süredir ayakta.[1]
Teşekkür ederim.
Kaynaklar
- Hatice Kutbay. (). Kendi Fikrim.