Puan Ver
-3
Puan Ver

Yaratılışın olmadığını nasıl ispatlarız?

Evrimle uğraşan bilim insanları canlılığın nasıl başladığını ve canlıların geçmişten günümüze nasıl değiştiklerini bulabilir, ispatlayabilir ve bizlere anlatabilirler. Burada problem yok. Ancak bazı kitaplarda olduğu gibi "yaratılış yok! " dedikleri zaman şu sorun çıkıyor: yaratılışın olmadığını bana nasıl ispatlayacaksınız? Yani tanrı'nın varlığını bilimsel olarak konuşamıyorsak, o zaman tanrı'nın yokluğunu nasıl oluyor da bilimsel ağızlar söyleyebiliyor?

3
Anonim -3
3 Cevap

Aslında burada bilimsel yöntemin temelini tartışmış olacağız. Zira “yokluk” kanıt konusu değildir, “varlık” kanıt konusudur. Çünkü bilimsel yöntem içerisinde bir “şeyin” olmadığını ispatlayamazsınız. İspat yükü, var olduğunu öne süren kişinin sorumluluğudur. Yani bilimsel olarak, önerme sahibinin yüküdür. Aksi takdirde “yok” sayılmalıdır. 

Bertrand Russell’dan Carl Sagan’a birçok düşünür bu konu hakkında kafa yormuştur. Russell’ın “yörüngedeki çaydanlık” yazısı ve Sagan’ın “garajımdaki ejder” yazısı hep bu konuyu özetlemek içindir. Yorum uzun olmasın diye Sagan’ınkini eklemeyeceğim Google’dan ona da bakmanızı öneririm; ancak Russell’ınki şöyle:

“Eğer ben Dünya ve Mars arasında eliptik bir yörüngede Güneş'in etrafında dönen porselen bir çaydanlık olduğunu öne sürseydim ve bu çaydanlığın en güçlü teleskoplarımızla bile tespit edilemeyecek kadar küçük olduğunu ekleyecek kadar da dikkatli olsaydım, kimse bu görüşümün tersini kanıtlayamazdı. Ama devam edip de bu savımın yanlışlanamaz nitelikte oluşundan dolayı insan aklının ondan kuşku duymasının kabul edilemez bir küstahlık olacağını söyleseydim, herkes haklı olarak saçmaladığımı düşünürdü. Ancak, eğer böyle bir çaydanlığın varlığı eski kitaplarca onaylansaydı, her pazar günü kilisede kutsal gerçeklik olarak öğretilseydi ve okullarda çocukların beynine kazınsaydı, onun varlığından kuşku duymak bir gariplik belirtisi olarak görülür ve o kuşkuyu duyan kişi, yakınçağda bir ruh doktoruyla, daha önceki çağlardaysa bir Engizisyon yargıcıyla görüştürülürdü."

Sagan’ın değimi ile bu porselen çaydanlığın varlığını hiçbir şekilde ispat edemiyoruz. Ama asıl soru neden olsun ki?

4

Kaynaklar

  1. CPFP Russell'ın "Bir Tanrı Var Mı?" başlıklı makalesinin tümüne buradan bakılabilir.

Pedram'ın anlattıklarına ekleme yapayım: Bilimin "boş hipotezi", bir şeyin "olmadığı" yönündedir. Yani bu tutumun bilim insanlarının Tanrı veya yaratılışa kıl olmasıyla falan bir alakası yok. Yaratılışçı gericiler, bu şekilde yansıtıyorlar, halkı bilime karşı dolduruyorlar.

Çaydanlık örneğinden ziyade, daha gerçek bir örnek verelim. Düşünülen şu olsun: "Kanserin asıl nedeni ekmektir."

Bilim insanı, bu tip bir tartışmada otomatik olarak, Pedram'ın da dediği gibi "Neden olsun ki?" sorusunu sorar ve tarafını otomatik olarak belirler: "Kanserin asıl nedeni ekmek DEĞİLDİR!" İşte bu, boş hipotezdir. Bir şeyin, aksi yönde kanıt olmadığı müddetçe, VAR OLMADIĞINI varsayarız.

Sonra bilim insanı, bu boş hipotezi ÇÜRÜTMEYE çalışır. Neden? Çünkü boş hipotezi çürütmek için, kanserin ekmek olduğuna dair kanıt bulması gerekir. Ve boş hipotezi çürütebilirse, gerçekten de ekmeğin kansere neden olduğunu göstermiş olacaktır.

Bu çaba sonucunda kanıt bulunursa, boş hipotez çürütülür ve konu açığa kavuşur.

Peki, bilim insanı aksini yapsaydı? Argüman sunulduğu anda ayağa fırlayıp: "EVET! Kanserin asıl nedeni kesinlikle ekmektir!" deseydi? Bilim bugünlerine gelebilir miydi? Kanserin asıl nedenleri tespit edilebilir miydi? Araştırmaya herhangi bir meyil olur muydu?

Uzun lafın kısası... Şu anda sahip olduğumuz her türlü "gerçek" bilgiye, bilimin bu tutumu sayesinde ulaştık. Ve bilim, Tanrı'nın ve yaratılışın yok olduğunu varsayarken, ateistik bir tavır takınmıyor. Çünkü hem Tanrı'yla ilgili, hem de bir yaratılış olayıyla ilgili bugüne kadar hiçbir kanıt tespit edilemedi. O zamana kadar, bilimsel olan tutum, boş hipotezden yana olmaktır. 

Not: İşin komik tarafı, bu perspektiften bakacak olursanız, bilim insanlarının Tanrı ve yaratılışın doğru olduğunu ispatlamaya çalıştıklarını bile düşünebilirsiniz. Zira boş hipotezi çürütmenin tek yolu budur. Ancak bilim insanları, din-bilim tartışmasında sıkışıp kalacak kadar dar görüşlü değiller. O nedenle tek olasılığın "yaratılış veya kaos" olmadığını biliyorlar. Başka olasılıklar olabileceğinin (Çoklu Evrenler gibi, bilmediğimiz üst düzey fizik gibi) farkındalar. Buna göre araştırmalarını çok yönlü sürdürüyorlar. Zira "Tanrı yaptı." deyip çekilmek en kolayı. Belki doğrudur, bilmiyoruz! Ama bilim, kanıt ister. 

3

Kaynaklar

  1. Open Textbook Boş hipotez kavramının istatistiki altyapısıyla ilgili bilgi için güzel bir derleme.
  2. Rational Wiki Daha temel düzeyde okuma ve çok basit bir giriş için bu kaynağı tavsiye edebilirim.
  3. Journal of Sports Science and Medicine Konuyla ilgili hoş bir felsefi tartışma burada yapılmış.

    Burada "Yaratılış yok!" ile kastedilen şeyin ne olduğu önemli. Evrimsel biyolojiyle ilgili bir kitapta bu yazıldığı zaman söylenen şey genelde evrimin gerçekleştiğinden başka bir şey değildir. Yani çoğu zaman kitaplarda bu tarz şeylerin yazması Tanrı yok iması taşımaz. Yaratılış yok ile canlıların şu anda olduğu şekilleriyle "pat diye" ortaya çıkıvermedikleri, evrimin bildiğimiz mekanizmaları tarafından üretildikleri kastedilir. Burada yaratılışla kastedilen şey Tanrı'nın evrimsel sürece şu ya da bu şekilde dahil olması ya da süreci bir şekilde planlaması değil, evrimin yanlışlığını ima eden türden bir "bir anda, hiçbir evrimsel süreç geçirmemiş şekilde yaratma" türü bir şey. Dolayısıyla evrim kitaplarında ve evrimle ilgili kaynaklarda yaratılış yok dendiği zaman bunu Tanrı'nın yokluğunun ima edildiği şeklinde değil, belli türden bir yaratılışın yokluğu şeklinde anlamalıyız. Yoksa yaratmayı nasıl tanımladığınıza göre Tanrı'nın yaratmasıyla evrimi bağdaşır kılmanızın çeşitli yolları mevcut. 

Yine de dediğiniz türden, evrimin yaratmanın herhangi bir türünün gerçekleşmediğini ve Tanrı'nın var olmadığını "kanıtladığını" söyleyen evrimsel biyoloji kaynakları da var. Bu tür kaynakların evrimsel biyoloji anlatmanın ötesine geçip kendi felsefi yorumlarını evrimsel biyolojiye yamamaya çalıştıklarını düşünüyorum. 

2
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Johannes Kepler, kendisinin yaptığı son derece hassas gözlemlerin, uzun yıllardır beslediği inançları ile uyuşmadığını gördüğünde, rahatsız edici olan gerçekleri kabul etti. Zorlu gerçeği, en kıymetli hayallerine tercih etti. Bilimin kalbinde yatan budur.”
Carl Sagan
Geri Bildirim Gönder