Kaslar bir motor gibi "ileri doğru itiş gücü" üretmez. Kaslar yalnızca kasılıp kemikleri birbirine yaklaştırarak çekme kuvveti oluştururlar. Yani vücudumuzdaki yüzlerce kasın önemli bir kısmı zaten birbirine zıt yönlerde çalışır. Örneğin kolunu büken kas ile açan kas aynı anda maksimum güçte kasılırsa daha güçlü hareket etmezsin; tam tersine hareketin zorlaşır.
Bir de beynimizin kasları kullanma biçimi var. Normal şartlarda tüm kas liflerimizi aynı anda devreye sokamayız. Bunun nedeni kaslarımızın daha güçlü olmaması değil, sinir sistemimizin dokulara zarar vermemek için güvenlik sınırları koymasıdır. Çok ağır yük kaldırırken veya aşırı stres anlarında insanların beklenmedik derecede yüksek kuvvet üretebildiği durumlar da bu sınırların kısmen aşılmasıyla açıklanır.
Dolayısıyla "vücuttaki bütün kasları tek yöne yönlendirebilirsek muazzam bir itiş gücü elde eder miyiz?" sorusunun kısa cevabı: Hayır, çünkü kaslarımızın anatomik yerleşimi ve çalışma prensibi buna izin vermez. Teorik olarak tüm kas liflerini aynı anda aktive etmek mümkün olsa bile bu durum bizi bir roket gibi ileri fırlatmazdı; büyük olasılıkla tendon, kas ve eklemlerde ciddi hasar oluşurdu.
Aslında insan vücudunun sınırı kasların üretebileceği kuvvetten çok, o kuvveti güvenli şekilde taşıyabilecek kemik, tendon ve eklem sistemidir. Bu yüzden evrimsel olarak amaç maksimum güç üretmek değil, yeterli gücü uzun süre ve hasar oluşturmadan kullanabilmektir.