Yeni Soru Sor
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Sorulara Dön
Dinçer Arslan
Üye
6

Sosyalleşmenin sanal hale bürünmesi insan psikolojisine ne gibi zararlar verebilir?

1,509 görüntülenme
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Soruyu Takip Et
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Tüm Reklamları Kapat
1 Cevap
Gülnur A
Gülnur A
28K UP
Okul Öncesi Öğretmeni

Bilişim çağında internet ile beraber düşünce, duygu ve davranışlarda değişerek sanal yaşam, sanal kültür ve sanal davranışlar ortaya çıkmıştır. Teknolojik gelişmelere paralel olarak sosyal yaşantıdaki değişikliğin birey davranışına yansıdığı görülmektedir. Bu yansıma bireyi yalnızlığa sürükleyerek yabancılaşma sürecine götürmektedir. Sanal iletişimin yaygınlaşmasıyla yüz yüze görüşme oranının azaldığı, insanların birbirinden uzaklaştığı, bilgisayar ve televizyon başında vakit geçirildiği, her türlü rezervasyon, alışveriş vs. için sanal kanalların tercih edildiği anlaşılmıştır.

Her teknoloji, toplumlar üzerinde sosyal ve toplumsal dönüşümler meydana getirmektedir. Özellikle iletişim teknolojileri, toplumların alışkanlıklarında, kültürlerinde, iş yaşamlarında, eğitim sistemlerinde değişimler yaratmaktadır. Modernleşmeyle birlikte ortaya çıkan yaşam tarzları, geleneksel toplumsal düzenin tamamen ortadan kaybolmasına yol açmaktadır. Modernliğin getirmiş olduğu dönüşümler, önceki dönemlere özgü olan değişim biçimlerinden daha etkili olmuştur

Bireyler arzularını, isteklerini, dertlerini, sıkıntılarını başka insanlarla paylaşarak rahatlamak isterler. Anlatılmak istenenin karşı tarafa istenen kanaldan iletilmemesi halinde, düşüncelerin bir başka kimlik ve kişilik altında maskelenerek verildiği ortaya çıkmaktadır. Sanal ortamda hiçbir sansüre ihtiyaç hissedilmeden başkalarının düşünceleri aktarılıyormuşçasına deşarj ortamlar olarak kullanılmaktadır.

Tüm Reklamları Kapat

Sanal iletişim araçları insanlara gerek bedenen gerekse zihnen zarar vermektedir. Fizyolojik olarak hareketsizliğe bağlı gelişen kireçlenme, göz bozuklukları, ışınlanmanın verdiği halsizlik, bel ve boyun fıtıkları gözlemlenebilir. Uzun süre bilgisayar, televizyon vs. önünde kalan insanlarda uykusuzluğa bağlı olarak gerginlik, huzursuzluk, iş performansında düşüş, unutkanlıklar gibi durumlar ortaya çıkmaktadır. İnsanların sosyal, ekonomik, başarısına olumsuz etki eden aile içi huzursuzluk ve çatışma, okul, iş yaşamının performans düşüşünün temelinde sanal faktörler yatmaktadır.

Enformasyon ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler, yalnızlaşmanın boyutlarını arttırmaktadır. Bu durum mekan sorunsalı ile yakından bağlantılı görülmektedir. Zamanının tamamına yakınını bilgisayar başında, internete girerek geçiren özellikle genç bireyler, geleneksel eğlence mekanlarını terkederek yeni sosyalleşme mekanları olan sosyal paylaşım ağlarına yönelmektedir. Bununla birlikte gençler, “internet cafe kültürü” olarak adlandırılan mekanlarda, aynı mekanı paylaştıkları halde birbirleriyle tek kelime konuşmadan, bilgisayarlarla etkileşim içinde olmaları yalnızlaşmanın boyutlarını vahim derecede arttırmaktadır.

Erich Fromm’a göre; modern toplumlarda yabancılaşma olgusu toplumun her alanına yayılmış vaziyettedir. Bu nedenle de insan, korkak ve yabancılaşmış bir halde yer almaktadır. Fromm’a göre, tüketim ve yabancılaşma durumunu, bireyin kendi benliği ile olan ilişkisinde görülmektedir. Bu düşünce çerçevesinde bireyin özgüveni, “benliğini hissetme” durumu başkalarının kendisi hakkında biçtikleri değerden başka bir şey değildir. Yani kişi kendi değerini kendisi belirlememektedir. Günlük yaşamda, kişinin başarısı popüler olup olmadığı ile yakından bağlantılıdır. Bu durumda, birey kendi dışındaki güçlerin elinde bir araç haline gelmektedir.

İnternet kullanımında aşırıya kaçan bireyler, ruhsal yalnızlaşma sorununun yanı sıra çevresine hatta ailesine yabancılaşarak; yalnızlaşan toplumlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle iletişim teknolojilerinin yalnızlaştırıcı etkisi, insanı toplumdan soyutlayarak, hayattan uzak tutan bir özellik taşımaktadır. Bu durumun neticesinde de sosyal, psikolojik sorunlar baş göstermektedir

Tüm Reklamları Kapat

Sonuç olarak sanal sosyalleşme bireyi yalnızlığa sürüklemekte, olumsuz benlik algısı geliştirebilme, kendine yabancılaşma gibi durumların baş rolüdür diyebiliriz. İnsan, sosyal bir varlıktır. Farklı insanlar görmeye, onlarla etkileşime geçmeye muhtaçtır. Bir bireyin "ben yaşamak için kimseye ihtiyaç duymuyorum." demesi de yanlıştır çünkü Abraham Maslow, ihtiyaçlar hiyerarşinin 3. basamağına "Ait Olma/Sevgi" duygusunu koymuştur. Bu basamaktaki ait olma ve sevilme/sevme ihtiyacı minimum düzeyde doyurulmadıkça insanlarda içsel bir huzursuzluk başlar. Teknoloji aracılığıyla uzaktan görüştüğümüz insanlar her zaman yalnızlığımızı gidermez, bizi görmeyen bir kişi her yüzümüzü bilmez. Bu da bireyin içine kapanmasına neden olur. Ayrıca bireyin olumsuz benlik algısı geliştirmesi de sosyal medyada dayatılan "güzellik algısı" ile ilgilidir. Hepimiz birbirinin aynısı olan yüzler görüyoruz internette. Bir şekilde bize bu fikirler empoze ediliyor. Birey, kendisini bu algıdaki şekilde göremeyinde daha da çok içine kapanıyor ve kendine dair olumsuz benlik algısı geliştiriyor. Kendisine olan sevgisizliğini sanal ortamda gidermeye çalışıyor. Sanal ortamın bir diğer yanı da insanlar gerçek yaşamdan uzaklaşıyor. Sanal ortam, bize bin bir türlü imkan sağlıyor ancak bazı insanlar hayal alemine kapılıp hayattan kopma derecesine gelebiliyorlar. Ayrıca sanal ortamda çok fazla zaman geçirmek çeşitli bağımlılıklara da neden olabiliyor.

Küçük yaş gruplarının sanal ortamda vakit geçirmesi ise kesinlikle aile tarafından denetlenmesi gereken bir durum çünkü kötü zihniyetli insanlar tarafından çocuklar çok fazla istismar ediliyor bu sanal ortamda. Ayrıca şiddet içerikli oyunlarla bir nevi bu duyguyu tadıyorlar ve içselleştiriyorlar. Temiz zihinleri kötü bilgilerle kirleniyor. Çocuklar, yetişkinler, yaşlılar... Her yaş grubu sanal alemde zorbalığa, tacize, hakarete maruz kalabiliyor.

Sanal ortamda vakit geçirmek tamamen zararlı değil tabi ki. Zararlı olan; sanal ortam ve gerçek ortamdaki dengeyi sağlayamamak. Her şeyin fazlası zarar derler. Sanal aleme dalmanın fazlası da bireyleri ciddi anlamda tehdit eden bir durum. Yararları var mı bu ortamın? Elbette. Ama dediğim gibi, ortamı nasıl kullandığınıza göre zarar ve yarar oranı değişir.

Daha detaylı bilgi için kullandığım kaynakları ekliyorum, gerçekten güzel iki makale. Okumanızı tavsiye ederim ve iyi günler dilerim :)

290 görüntülenme

Kaynaklar

  1. Yazar Yok. Bilişim Çağında Sanal Yaşamın Gerçek Yaşama Yansıması. (28 Ağustos 2020). Alındığı Tarih: 28 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
  2. Yazar Yok. Ağ Toplumunda Sosyalleşme Ve Yabancilaşma. (28 Ağustos 2020). Alındığı Tarih: 28 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
1
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Daha Fazla Cevap Göster
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close