Açıkçası temel fikrim; insanların, 'iyiler' olarak gördükleri ya da başkaları tarafından öyle tanımlanan insanların yaptıklarına katlanamamasıdır. İyi olduğu düşünülen ama senin açından sorunlu olan o karakterin varlığı; 'Senin için iyi buysa, ben kötü olmalıyım' ya da 'İyi olduğu söylenen karakterin karşısındaki kişi benim için iyidir' demenle sonuçlanır; kısaca 'Düşmanımın düşmanı dostumdur' mesajıdır bu.
Diğer bir temel sebep ise kötü karakterlerin tasarımıdır. Sen bir kötü karaktere; insanların hayali olan yakışıklı bir yüz, güzel bir vücut ve onların hayalini tamamlayacak bir endam, fizik, bilgi ve güç verirsen; o karakterin belirli özelliklerine erişimi imkansız olan insanlar, temelde karakterin duygu durumuna ve fikirlerine erişimin basitliğinden kaynaklı olarak o karakterin felsefesini ve ideolojisini kendilerine temel edinirler. Kendilerini o karakter gibi bir duygu durumuna sokup sorunlu veya sorunsuz her şeyiyle kendilerini avutmaya çalışırlar.
İnsanlar, kendilerinden üstte gördüğü insanların hayatlarını ve yaptıklarını temel alır. Çünkü insanlara göre karşısındakinin öyle olmasının temel sebebi genetik şansı ya da hayatı boyunca yaptığı, değişimi zor hatta genel manada imkansız olan şeylerdir. Bunlar onlar için 'olması imkansız' olarak kodlandığından, kafalarındaki şey karakteri basite indirgeyip o hali elde etmek olacaktır. O karaktere bürünmeye çalışan kişiler için söylüyorum; kimse karakterin ideolojisini veya felsefi görüşünü temelin üstünde bir seviyede bilmez. Çünkü onların gözünde popüleritenin artmasındaki asıl sebepler bunlar olsa da, gerekli olan onun kadar zeki olmak ya da bilgi birikimine sahip olmak değildir.
Gelin bir de ek sebeplere bakalım: İnsanlar hayatları boyunca dışa vuramadığı fikirleri —örneğin birine zarar verme, insanların hayatını taciz boyutunda gözlemleme ya da haneye tecavüz ve hırsızlık gibi psikolojik olarak herkese sorun yaratacak fakat onlara dopamin sağlayan isteklerini— genelde kimseyle paylaşamazlar. Ama bu özellikleri gördüğü karakterler ve onları görüp bu kişiliklerini dışa vuran beş on kişinin onlara verdiği o özgüven; 'Onlar yapıyorsa ben de yaparım' durumuna evrilir. Böylece, öyle olmadığını düşündüğümüz insanların toplumdan güç alıp en kötü fikirlerini millete nasıl sunduğunu gözlemleriz. Yani yaptıkları şey; içlerinde saklı olan fikri dayatabilecek bir karakter bulmalarının kendi içlerindeki sevincidir diyebiliriz.
Bir de bunların internet üzerinde yayılmasının temel sebebi, insanların anonimliğe güvenmesidir. Örneğin; Hitler’i seven kaç kişiyi sokakta onun için bağırırken görebilirsiniz? Ama internette videoları, yorumları, çıkartmaları ya da daha farklı birçok şeyi yapabildikleri ve yaparken zarar görmeyeceklerini düşündükleri için bu durum, arkası dolu bir özgüven sağlıyor herkese. Kimse sonucunda zarar göreceği bir şey yapmak istemez ama zarar görmeyeceği güvencesi, onları temelde bağlayan unsur oluyor. İnsanlar kendi zayıflıklarını örtmek için onlardan güçlü kişileri kendilerini koruyacak bir temel olarak almayı çok severler; çünkü beyin kendi eksikliğini doldurmak ister. Bunu kendi başına yapamazsa, insanlara bağlanıp onların kendilerine bu duyguyu kapatacak kadar destek vermesini beklerler.