O Kadar Derin ve Fakat o Derece Yalın Bir Konu ki...
İşe bilimsel temelde ve canlılığın varlığını sürdürebilmek adına zorunlu olduğu enerji transferinin türümüz için zemini olan üretim ve emek ekseninden ve insanlık tarihini şekillendiren ekonomik alt yapının (üretimin) politik üst yapıyı (bölüşümü) nasıl inşa ettiği penceresinden baktığımızda, ki diyalektik-materyalist bakış denir buna, belki de en yalın cevabı 2025 1 Mayısında bir emek örgütü olarak yaptığımız açıklama verecektir kanısındayım. Olduğu gibi aktarıyorum. Sevgiyle...
HEPİMİZ BİRİMİZ, BİRİMİZ HEPİMİZ İÇİN!
Bugün 1 Mayıs. Emeğin, emekçinin bayramı. Bugünü yaratanlara selam olsun. Selam olsun “YARİN YANAĞINDAN GAYRI HER YERDE HER ŞEYDE HEP BERABER” diyenlere…
Bugün sadece, bugünü var eden emekten, dayanışmadan ve mücadeleden bahsetmeyeceğiz.
İstisnasız her yıl; olağan bir dünyada, olağan bir coğrafyada, olağan bir ülkede ve olağan koşullardaymışız gibi ve sanki emeğin sömürüsünün genel kavramları dışında başkaca temel kavramlarımız yokmuşçasına, yaşadığımız, bizlere reva görülen hayatın tek müsebbibi egemenmişçesine 1 Mayıslarda taleplerimizi haykırıyoruz.
Bugün özeleştiri yapmanın ve aslında geç kalınmış bir içe dönmenin tam zamanı...
Biz kimiz ve neden haklıyız, haklıysak neden gücümüzü yansıtamıyor ve neden hakkımız olana sahip olamıyoruz sorularına yüreklice cevap verme zamanı...
Ustalar net adını koymuş. Devrimci mücadele ile beslenmeyen hiçbir hak alma mücadelesinin varacağı bir menzil yoktur. Devrimci mücadele sınıfını, safını bilen emekçilerin, işçi sınıfının, KENDİLİĞİNDEN DEĞİL KENDİSİ İÇİN iradi, bilinçli ve örgütlü mücadelesidir. Ve ne yazık ki bugün ne ülkemizde ne de farklı coğrafyalarda arzu ve hak edilen seviyede değildir.
Çünkü ustaların dediği ve haklı çıktığı üzere içimizdeki düşman bizleri içten içe çürütmektedir. Ki buna istisnasız her ustanın verdiği isim aynıdır. YABANCILAŞMA...
Buna bir açıklık getirmeden ve bizleri içten içe çürüten bu olguya karşı amansız bir savaş açmadan, düşünü kurduğumuz sınıfsız ve sömürüsüz dünyanın inşası mümkün olmayacaktır.
Yabancılaşma insanın varoluşunu inkârıdır. Yaratıcı kendisi olduğu halde yarattığı nesnenin, nesnesi, ESİRİ olmasıdır.
Kâğıttan, kendi bastığı parayı ilahlaştırıp ona tapmasıdır. Ki kapitalizmin temel dayanağı ve sömürüyü sorunsuzca ve sonsuza değin sürdürebileceğine inancının temeli budur.
***Çok çalışıp az kazanıyor fakat sorunu sınıfdaşımız diğer emekçide ve rakibimizmiş gibi görüyorsak yabancılaşmışız demektir.
***Patrona öfkelenip hıncımızı eşimizden, çocuğumuzdan, dostumuzdan alıyor, öfkemizi yoldaşımıza yöneltiyorsak nedenini sorgulamadan, yabancılaşmışız demektir.
***Ben niye az ücret alıyorum demeyip, diğer bir emekçinin aldığı ücrete çok diyorsak, ürettiğimiz ekmeği soframıza koyamıyor, fakat neden sorusunu soracağımıza bunlara ulaşabilmek için daha çok çalışmalıyım, talihsizim, buna da şükür, bizden de kötüsü var, dünyayı ben mi kurtaracağım vb. diyorsak yabancılaşmışız demektir.
***Farklı bir dünyanın var olduğunu anlatana, göstermek isteyene, saflarına davet edene sırtımızı dönüyorsak, haksız menfaat uğruna efendinin maşalığına, uşaklığına soyunuyorsak ve bunu türlü bahanelerle gerekçelendiriyorsak, yabancılaşmışız demektir.
***Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyorsak, her koyunun kendi bacağından asılacağına inanıyorsak ve yalnızca para ile güçlü olma derdini tek ve temel amaç edinmişsek yabancılaşmışız demektir.
***Milyonlar olduğumuzun, haklı olduğumuzun ve bugün tanrı gözüyle gördüğümüz efendilerin aslında biz ve bizim gibi milyonlar olmadan tek başına nefes bile alamayacağının farkına henüz varmamış isek, onları güçlü yapan şeyin sadece ve sadece biz ve biz gibi milyonların dağınıklığından kaynaklandığının farkına varmamış isek yabancılaşmışız demektir.
***Onların, tepeden tırnağa, her alanda örgütlü olduğunu göremeyip, yarattıkları örgüt fobisi üzerinden halen, şimdi, şu anda ümüğümüz sıkılırken, nefesimiz açlıktan kokarken ve geleceğe dair umutlarımız bir pamuk ipliğine bağlı iken bile, örgütlülüğü bir öcü gibi görüyor ve uzak durmaya devam ediyor isek, bizler, tepeden tırnağa özünü yitirmiş, dostu düşmanı karıştıran, dünü olmadığı gibi yarını da olmayacak olan birer nesne, şey, madde olarak yabancılaşmışız demektir.
Üçüncü bir yol yok. Ya biz gibilerle omuzdaş olacak ya da biz gibileri efendinin hizmetine devşirip sokacağız.
Ya kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya da hiçbirimiz diyerek haklı bir mücadelenin neferi olacak ya da sınıfdaşımıza yönelen efendinin sopası olacağız.
Ya hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için diyerek hakkımız olanı talep edecek, ya da AMA' larımızla, hak etmediğimiz sefil bir hayatı mezara kadar taşıyacağız.
Ya terzi kendi söküğünü dikemez yalanına inanmaya devam edecek ya da dikiş makinemize sahip çıkacağız.
Tercih bizim. Özümüze dönmek dışında bir seçeneğimiz yok. Tercih bizim…Bu ceberut, kokuşmuş düzenden kurtuluşun tek bir adı var sosyalizm…
Bu vesile ile Halkımızın, sınıfımızın 1 Mayıs mücadele, emek ve dayanışma gününü kutlarız.
Emekçiyiz, haklıyız ve kazanacağız. 01.05.2025
YAŞASIN 1 MAYIS/YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ
SAMANDAĞ EĞİTİM SEN