Bu güçlü soru ve her kalemden gelecek olan farklı yanıt, felsefi bir tartışma için halihazırda en iyi başlangıç noktalarından biridir gibi görünüyor. Fazla zorlanmadan geçmişi, şimdiyi ve gelecek zamanı bir arada tutabiliyor, bu yönüyle de ayrıca ilham verici.. Ölümsüzlük hakkında farklı disiplinlerde (din, sosyoloji, psikoloji, edebiyat hatta sanatın farklı dalları vb.) birçok farklı perspektif mevcut. Konu hakkında çok disiplinli anlayıştan ziyade tekil arayışlar ve sonrasında kazanılan aktarımların birbiri ile paylaşımının daha verimli bir gerçeklik kavrayışı getireceği fikrindeyim.
Düşünen sorulara paralel cevaplar :
Eğer zaman, her birey için kendi yaşam alanı ve süresiyle sınırlı olsaydı; neler olurdu ? İçsel keskinlik dış katmanlara ulaşmakta kendine farklı yollar açardı, zaman serbestisi mevcudiyet bilgisi ise elde ne varsa onu zaten fazlasıyla desteklerdi. Belki sadece kötü daha kötü ve daha çok, iyi daha iyi çok... Daha az, ya da hiçlik benzeri bir oluşuma dair varsayımlara yakın yaklaşımlar eklemek tıpkı uzaylı zeki bir medeniyetin varlığının keşfi gibi yankıları büyük, etkileşimleri her yönden çok derin bilimsel ya da direkt varoluş anlamında bir başlangıç ve bitiş serüveni tadında. Yine de uygunsuz bir gerçek olarak hep var olan iyilik ya da kötülük zemini kırılgan veya bazen kaygan olabilir, buna karşın levhaları dikkatli okumak gereklidir.
Farklı döngü süreçleri devam eder veya kısmi tekrarlama yönünde ilerler birbirini yeniler; yineledikçe gelir-gider tamlaması gibidir, varoluşa ait pek çok soru ile beraber.
Anlamlı hatta daha da anlamlı bir cevaba yönelmeyi işaret edecek belirli şekillere ait bitip tükenmeyen uzanma arzusu zamansal ölçekli faktörlerden geçerken; ayrıca anda belirtilmeyen ya da gizlilik örüntüsü veya kurgusu içine hapsolmuş olan ne varsa; işte tümünün toplamı olan bir kişisel bir de toplumsal bilince bakıldığında ölümsüzlüğün bilinmesi durumda zincirleme reaksiyonlar kendi iradesiyle yine görünür olabilirdi.
Yaşam ve ölüm birbiri için yaratılmış gibi görünse de birbirini destekleyip desteklemediği eylemlerin sonuçları ile ilintilidir.
İnsan doğasında kötülük ya da kötülükler nitelik ve nicelik bakımından hem tarif edilebilir hem de öznelliği nedeniyle bazen tarif edilemez. Ölümün karşıtı olan tanımında ise yaşam mı yoksa ölümsüzlük mü olmalı? Belki iyi bir ipucu olarak sorunun özünde yer alan farklılık burada yer alıyor.
Neden ve nasıl soruları birbirine bağlanmış olmakla beraber, bağlılık üzerindeki etki-tepki dengeyle adaletle tarafsız olarak yönetebilmek, böyle eşsiz güzel düşünen soruların zaman-mekan ile eşsiz uyumunu da ayrıca takip etmek gerekir.
Saygılarımla
Banu M Arpalı
Ölümsüzlük, insanlığın en eski ve en merak ettiği konularından biridir. Farklı kültürlerde, dinlerde ve felsefelerde bu konuya dair farklı inanışlar ve mitolojiler bulunmaktadır. İşte ölümsüzlük temasını işleyen bazı örnekler:
Yunan Mitolojisi: Tanrılar ve bazı kahramanların ölümsüz olduğu inancı
Frankenstein: Mary Shelley'in romanında, ölümden döndürülen bir canavarın yaratılması.
Dr. Jekyll ve Mr. Hyde: Robert Louis Stevenson'ın romanında, iyi ve kötü kimliğin bir arada var olması ve ölümsüzlük arayışı.
Highlander: Birbirleriyle savaşan ölümsüzlerin hikayesi.
Lucy: İnsan beyninin %100 kullanılmasıyla elde edilen ölümsüzlük arayışı.
2001: A Space Odyssey: Yapay zekanın ve insanlığın geleceği hakkında düşündürücü bir film.
Pink Floyd - Time: Zamanın akışı ve ölümlülük teması üzerine bir şarkı.
Immortal Technique - Dance with the Devil: Ölüm ve yaşam arasındaki dengeyi sorgulayan bir rap şarkısı.
Stoacılık: Ölümün korkusunu yenerek yaşamayı öğreten bir felsefe.
Epicureanizm: Mutluluğun ve hazların peşinde koşarak ölüme hazırlanmayı savunan bir felsefe.
Hinduizm: Reenkarnasyon ve karma kavramlarıyla ölümsüzlüğe farklı bir bakış açısı sunar.
Hristiyanlık: İsa Mesih'in dirilişi ve ruhun ölümsüzlüğü inancı.
İslam: Ahiret inancı ve cennet tasviriyle ölümsüzlük kavramını ele alır.
Mısır Piramitleri: Firavunların ölümsüzlüğünü sağlamak amacıyla inşa edilmiş mezarlar.
Rönesans tabloları: İnsan vücudunun ve ruhun ölümsüzlüğünü konu alan birçok tablo bulunmaktadır.
Klonlama: Genetik olarak aynı bireylerin üretilmesi ve ölümsüzlük arayışıyla ilişkilendirilmesi.
Kriyonik: Düşük sıcaklıklarda insan vücudunun dondurulması ve gelecekte canlandırılması umudu.
Kötülük bir zorunluluk değil tercihtir!
Bu tercihe vesile olan elbette zorlayıcı, teşvik edici veya hazırlayıcı koşullar olabilir. Ancak aynı koşulu yaşayanlar arasında biri dahi kötülüğe yönelmiyorsa hipotezimiz çöker.
Nitekim bugün küresel ölçekte (kötü olanlar dahil) hiç kimse “yaşasın kötülük” demiyorsa, kötülük mantık ile ve masumane bir şekilde gerekçelendirilemez demektir.
Tabi her şeyden önce insanın özünü inkar etmesi olarak tanımlanan yabancılaşmaya bağlı olarak ve egemen güçler eli ile yalanın, manipülasyonun, tersyüz etmenin bu denli olağanlaşıp sıradanlaştığı dünyamızda takdir edersiniz ki önce kötülüğün tanımında ortaklaşmalıyız ki ne dediğimiz anlaşılsın. Çünkü herkes bulunduğu konum üzerinden kötülüğü tanımlamaya kalkıştığında yer yüzünde kötü olmayan hemen hemen tek bir kişi bile kalmaz.
Nitekim gerek felsefi gerekse etimolojik açıdan kötülüğün birden fazla tanımı olduğunu söyleyebiliriz. Buna teolojik, sosyolojik vb. alanlar üzerinden de tanımlama yapmaya kalkıştığımızda işin içinden çıkamayız. Ancak ortaklaşılan temel şey bir tutumun, düşünüşün, yönelimin ve özellikle eylemsel netice itibarı ile iradi olarak bir başkasına zarar vermeye yönelik olması şeklinde özetlenebilir.
Bunun ahlakla olan ilgisi bilindiği dinsel tanımı üzerinden değil aksine kelimenin kökeni olan “hulk” (doğuş) üzerinden ve doğuşa , doğasına uygunluk şeklinde ele alındığında ; insan olarak doğamızın, sonradan türlü araç ve yöntemlerle beslenen ve açığa çıkmaya teşvik edilen fakat zaten donanım olarak kendisinde saklı olan bir anomali-kusur olarak kötülüğün karşımıza çıktığını görürüz.
Dayanağımız, insanın özünde iyi bir varlık oluşudur. Fakat ister bu iyi varlık oluşun isterse kötülüğün ortadan kaldırılması çabasının ancak ve ancak bilinç ile mümkün olduğunu bilmeliyiz.
Bilinç bize sihirli bir değnek sunmayacak elbette. Ancak kötülüğün en önemli yetişme alanı olan bencilliğin varlığını sürdürebilmesinin bile bizcil olma zorunluluğuna ve gönüllü olarak (Gönüllülük=zorunluluğun kavranmasıdır) bağlı olduğunu kavratması açısından en önemli araçtır.
Ölümsüzlük bunu sağlar mı bilemem. Fakat bunun sağlanabilmesi için illaki ölümsüzlük olmasına gerek olmadığını hem biliyorum hem de kanıtları ile sunabilirim.
Bizdeki tüm kusurları sürekli besleyen, üstüne yapay kusurlar ekleyen ve ( sömürü daha sorunsuz sürsün diye) bunun farkına varmamamız için , eğitimden siyasete, dinden felsefeye, ekonomiden medyaya, her tür araç ve yöntem ile ve kesintisiz olarak bizlerin beyinlerini dumura uğratan bu ceberrut düzenden ( kapitalizm) kurtuluşumuz, yeni, özlenen insana giden yolda adımlarımızın hızlanmasına vesile olacaktır. Sevgiyle…
Eğer ölümsüzlükgerçek olsaydı yüksek olasılıkta yüksek paralar ile satılırdı ve sadece zenginler ölümsüz olabilirdi.Hadi diyelim ki bir anda herkez ölümsüz oldu kötülük asla durmazdı,hatta artardı bir düşünün "sonuçta bu adam ölümsüz onu kaçırır fidye ister bırakırım , hatta ona işkence dahi edebilirim zaten ölümsüz" diyebilecek kötü niyetli birçok insan olurdu en başta siyasi amaçlar içinde kullanılırdı.Bir düşünün hitler gibi bir insanın sosuza kadar yaşadığını hem o kişinin yatalak kalmayacağı ne malum.Ölümsüzlük hem lanet hemde ödül olurdu aslında herkez bi 400-300 yıl yaşamalı bence ama bunu nasıl kullanacağına bağlı mesela gidip 300 yılın 100 yılını instagramda harcayan insanlar olur yada 300 yılın tamamını güzel,kötü veya hayatı dozunda yaşayanlar olurdu. SÖZÜM ONA Kİ ÖNEMLİ OLAN SONSUZA DEK DEĞİL MUTLU ÖLMEK peki ben nasıl mutlu ölürüm ne zaman ölüceğimi bile bilmiyorum diyorsanızda hergün kendinize şunu sorun "yarın ölseydim hayat buna deydi dermiydim" saygılar
Iyilik ve kotuluk goreceli iki durumdur. Olumsuzlugun bununla bir alakasi oldugunu dusunmuyorum, sebebini biraz daha acmam gerek. Olumsuzluk ise baska bir durumdur, olmeme veya olmeyeceginden emin olma durumu ki bunu da detaylandirmak gerekir, eger hicbir sekilde olmeyecek isek veya biri gelip kafamiza silahla ates ettiginde olecek isek bunlar farkli senaryolardir. Fantastik sorular sorarken detay vermek her zaman onemlidir, fakat iyilik ve kotuluk kavramlari bundan bagimsizdir. Oncelikle iyilik ve kotuluge yol acan seyleri dusunmeniz gerekiyor, bunlar insan olmanizin otesinde, doganizda var olan seyler. Insan olarak sadece bu dogal durtulere daha kompleks dusunceler insa edip yeni davranislar sergiliyorsunuz bunun temeli dogal ic gudulerdir. Eger dogal icgudulerinizden bir tanesi olan hayatta kalma ve soyunu devam ettirme ic gudusunden bahsediyorsak, cevabin basinda belirttigim gibi, nasil bir "olumsuzluk"den bahsettigimizi iyi belirlememiz gerekiyor, eger yine bir sekilde oluyorsak bu ic guduler bizi yine kontrol etmeye devam edecektir. Biraz da iyilik ve kotuluk kavramindan bahsedeyim, 1347 yilinda " The Black Death" olarak bilinen kara olum pandemisi avrupada 30 milyon insanin olumune sebep oldu. Covid de neden bu kadar panik oldugumuzu gecmiste yasanan pandemilere bakarak az cok anlamaniz gerekiyor. Ote yandan bu durum gelecek nesiller icin bir avantaja donustu. Bu gun Avrupa'da is gucunun degerli olmasi, ronesans ve yasam kosullarinin iyilesmesinde bu pandeminin buyuk rolu oldugu dusunuluyor. Avrupayi 2. bir cin olmaktan kurtaran sey gibi dusunebilirsiniz. Iyilik ve kotuluk olaylara bakis aciniza gore degiskendir. Cogunluk sizinle ayni seyleri dusunuyor diye bir seye iyi veya kotu demeniz sizi hakli veya haksiz yapmaz. O yuzden dikkatli olmaniz tavsiye edilir, inandiginiz seyler aslinda gercek olmayabilir :) .
Ölümsüzlük olsaydı suç oranları bencede büyük oranda artardı. İnsanları genellikle engelleyen iki şey var. Dinleri ve yatarından korkmaları-insanların idam edilmediğini veya kolunun vb. Kesilmediğini var sayıyorum ki zaten ölümsüzlük olduğunu varsayıyoruz- ikiside engel olmaktan çıkardı ölmek yoksa dinlere göre hesap günü de yok. İçeri girme olarakta müebbet olmayacağı için kimsenin gözü korkmuyor. Zaten ölüm varken suç bu seviyedeyse ölüm olmadığında bayağı nüyük bir sıkıntı olurdu