Evrim Ağacı Soru & Cevap
Reklamı Kapat
Puan Ver
6
Puan Ver

Ölümden sonra ne var? Başka bir boyutta yaşam mı yoksa bir hiçlik mi? Ölüm korkusunu nasıl yenebilrim?

Ölümü ve ya ölmeyi düşününce korkunç bir depresyona giriyorum.. Sevdiklerimi kaybetmek de buna dahil. Bu kaygı , korku veya endişe hali hayatımı belli noktalarda olumsuz etkiliyor.. Herhangi bir dini inanca sahip değilim ve bir yaratıcı olup olmaması konusunda hala sorguluyorum. Bu endişeden nasıl kurtulabilirim. Ve ölümden sonrası var mı?

4
1,807 görüntülenme
Teşekkür (4)
Hatırla (1)
Takip
Paylaş
Reklamı Kapat
4 Cevap

Merhabalar Selen Hanım,

Sizin sorduğunuz soru metafiziksel bir soru. Yani fiziğin ötesinde bir soru olduğu için herhangi bir kanıtlama sunmamız mümkün değil fakat yorum yapabiliriz. "Ölümden sonraki hayat", "ruhun ölümsüzlüğü" gibi konular çeşitli filozofların da zihinlerini meşgul etmiş ve bir cevap bulmaya çalışmışlardır. Aynı sorulara dinler de inanç temelli bir cevap aramışlardır. Fakat bu sorunun cevabını vermek çok kolay olmasa gerek. Çünkü henüz biz "yaşayanlar" olarak ölme deneyimini yaşamadık ve bir kanıt sunamıyoruz buna. Yani ölümden sonrasını bilemiyoruz.

Platon, birçok filozofu derinden etkilemiş isim, ölümsüzlük konusu üzerinde düşünür. İdealar Kuramı adlı o ünlü kuramıyla temellendirdiği felsefesi içinde ruha ölümsüzlük addeder. Çünkü ruh bedenden önce de vardır ver gerçeğin bilgisini yani ideanın bilgisini, epistemenin bilgisini beden var olmadan önce deneyimlemiştir. Onun felsefesinde bedenin pek bir fonksiyonu yoktur asıl önemli olan ruhtur ve ölümsüzdür. Semavi dinlerde de ruhun ölümsüzlüğü fikri mevcuttur ki gerek Hristiyanlık gerekse İslamiyet Platon'un felsefesinden etkilenmiştir. Bu dinlere göre cennet ve cehennem vardır ve varlıklar eylemlerin niteliklerine göre ya cennete ya da cehenneme giderler.

Peki ölümden neden korkarız? Çünkü varlık halinden yokluğa geçiş insanları ürkütür. Bilmiyorum kaç insan ölüm anının acısından korkar ama kanaatimce birçoğu var olmamaktan korkar. Çünkü bu dünyaya çok alışırız ve bırakıp gitmek çok zor gelir. Zihinlerimizde hep bir "ölümsüzlük" fikri dolanır durur. Ama bu ölümsüzlüğün bedenen sağlanması şart değildir. Fikirlerimiz ve yapıp ettiklerimizle de bu ölümsüzlüğü kazanabiliriz. Dostoyevski'yi, Atatürk'ü, Newton'u, Yunus Emre'yi konuşuyorsak hâlâ ölümsüzlüğü yakalamışlardır. Ve son olarak Epiküros'un şu sözünü söylemek isterim: "Ölümden korkmaya gerek yoktur. O geldiğinde 'ben' olmayacağım, ben varken zaten ölüm yoktur."

1,295 görüntülenme
Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Teşekkür (1)
Paylaş
1

Yaşama yüklenen anlam, onu kaybetme durumuna verdiğimiz tepkiyi belirliyor gibi. Yaşama anlam yükleyebilmek için de onu güncel bilim düzeyinde anlamış olmamız gerekiyor. Henüz canlılığın tanımını bile yapamamış olsak da, yaşamın bütününü anlamaya çalışmak, ona yüklenecek anlamı zenginleştirecek temel bir yaklaşım olacaktır.

Yaşamın tek hücrelilerden başladığını kabul ediyoruz. Mitoz bölünme, tek hücreli en yaygın yaşam formunun merkezinde durmakta. Canlı bölünerek ölüyor, yerine 2 tane yeni canlı geliyor ve bu oldukça hızlı gerçekleşmekte. Fermentasyon, çürüme vs bir çok şekilde bizzat görüyoruz. Üremeleri o kadar hızlı ki, hiç biri ben biraz daha fazla yaşayayım, vaktim gelince ölmeyeyim gibi bir yaklaşımda değil. Tabii ki varlık bilinci ve biyolojik yapısı da buna uygun değil, ancak burada anlaşılması gereken şey, CANLILIĞIN İŞLEYİŞİ. Hiçbir bireyin yaşamı diğerinden değerli değil. Beyin hücresi yıllarca yaşarken, bağırsak hücresi belki 1 -2 gün yaşıyor. Ancak bu zaman farkı, hücreler arasında hiçbir şekilde değer - anlam farkına hiyerarşiye dönüşmüyor. Sistemin varlığı için eşit miktarda gerekli ve önemliler. Yine APOPTOZİS, hücrede enerji üretimi bozulduğunda, bozulma kontrolden çıkıp kanserleşme gerçekleşmemesi için hücrenin intihar etmesi de yine işleyişin bir parçası. İnsan yanlış kaynaklardan besin olmayan zararlıları vücuduna aldığında, onu oluşturan hücreler, enerji üretim sistemleri bozulduğu için kendi yaşamlarından vazgeçiyorlar.

Biz ise, kendi varlığımızı sürdürmek için öldürdüğümüz hayvanların yaşam haklarını ellerinden alırken hiç rahatsızlık duymuyoruz. Canlılık paydasında buluştuğumuz diğer varlıkları, bizim yaşamımızı devam ettirmede öldürülmesi gereken ARAÇlar olarak görebilecek düzeydeyiz. Buna rağmen kendimizi daha değerli görüyoruz. Hayvanın diğer hayvanın bedenini avlamasında bizim gibi etik kavramsal yorumlama olmadığı için sorgulamak mümkün değil. Ancak kendi yaşamımızı neden üstün algıladığımız, bitmemesi gereken bir hak gibi gördüğümüzü sorgulamak zorundayız. (Hayvanları yemek yanlıştır demek değil amacım. Bizim bakış açımızı ele almak)

Yani yaşam değer karşılığında verilmiş bir hak olmadığı için, onu elden çıkarmama arzusu tamamen ego, kendini beğenmişlik ile alakalı. Biz kendimizi o kadar değerli zannediyoruz ki, hiç ölmemeliyiz, ölsek de bir şekilde farklı biçimde yaşama devam etmemiz gerektiğine dair yargılarımız var. Günümüzde bilincin kaybolmadığına dair bilimsel bulgular var, ancak bizim ölümle barışmamız öldükten sonra yaşamak üzerine değil, yaşamı doğru anlayıp değerlendirmek üzerine temellenmeli. Yaşamından tatmin olmuş bir birey için ölüm çok büyük bir sorun olmayacaktır.

Konuyla ilgil, Sultan Tarlacı'nın Ölümsözlük adlı kitabı ölüm ü okumanın doğru yollarının da olabileceğini anlatıyor.

1,649 görüntülenme
Puan Ver
8
Puan Ver
Teşekkür (5)
Paylaş
8

zaman cizgisinde başlangıcının olduğu an'a kadar "ölü" olarak tarif etmek yanlış olmaz sanırım. zaman cizgisinde ilgili tüm aksiyonlarının sonuçları gerçekleştiği an'a kadar ise "canlı" ve bitiminde tekrar "ölü".

yani farklı bir uzay-zaman'da tekrar "sen bilgisi(bilgileri bütünü)"'nin ortaya çıkması, şu anki uzay-zaman içinde ortaya çıkması ile aynı. buna da "ölüm"den sonra ki "hayat" diyebiliriz sanıyorum. tekrarında ise (belki de şu anki budur dersek) önceki birikiminin, diğer uzay-zaman içindeki "sen bilgisi"nin bir parçası olması iyi olurdu.

çok şey etmemek gerek :)

667 görüntülenme
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür (1)
Paylaş
0

Bu konu üzerine çok şey yazılabilir.Ama insan basit olanı tercih eder.Ben ölümü düşünmüyorum.Nasıl oluyor dersen hayatla ilgili güzel hayaller kur ve bunları detaylandır.Ayrıca kendini farklı ve hoşuna giden uğraşlarla meşgul et.Zamanla bu gerçeğin psikolojik etkisi azalacak.Ve şunu da unutma öldüğünü zaten bilmeyeceksin, ayrıca sevdiklerin, sevmediklerin, sen yani herkes ölecek.Ölüm olarak değil bitiş olarak bunu adlandır.Ölümden sonrası var mı?Bilmiyoruz ama kimimizin inançları var.Doğumumuzdan öncesi nasıl pek merak ettiğimiz bir konu değilse ölümden sonrası da merak edilmeyebilir.

646 görüntülenme
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür (1)
Paylaş
0
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bilimde duyduğumuz en heyecan verici olan ve bir keşfe en çok kapı aralayan laf, 'Evreka!' değil, 'Hmm, bu çok tuhaf.' lafıdır.”
Isaac Asimov