Puan Ver
1
Puan Ver

Neden varız? Evrende ne işe yarıyoruz?

İnsanlığın veya diğer tüm canlıların varoluş nedeni nedir? Milyarlarcamız doğup ölüyor, böylelikle evrende neye hizmet ediyoruz? Olmasak ne değişirdi? Din olmadan bilimle açıklayabilir miyiz?

4
4 Cevap
Çok fazla soru içeriyor yazdıkların, bir sorular demeti var gibi görünüyor karşımızda. Soruna açıkça tatminkar bir cevap vereceğimi iddia etmeyerek sadece ilk sorun hakkında bir şeyler yazacağım diğer soruların da kendi içinde değerli ancak çok çok uzun bir yazının konusu gibi görünüyor, öyleyse başlayalım; neden varız? 

Fikirler tarihinde bir çok düşünür, bilim insanı, filozof ya da din insanı bu soruya cevap aradı ve birbirlerinden çok farklı açıklamalar sundular. Alman filozof Heidegger "niçin hiçlik değil de varlık vardır?" diyerek bu soruya yönelmiş ancak bence tatminkar bir cevap verememiştir kendi sorduğu soruya. Diğer yandan felsefe tarihinde "neden hiçbir şey yerine bir şey vardır?" sorusu ilk kez açıkça Leibniz tarafından sorulmuş gibi duruyor; Leibniz bunu Tanrı ile açıklamayı tercih edenlerden. Wittgenstein'ın ise "dünyanın var olması ne olağandışı!" dediği söylenir sık sık. 

Kimi Naturalistler; evrenin neden var olduğu sorusunu, var olduğumuz için sorabildiğimizi düşünüyorlar. "Evren neden var?"; çünkü biz varız ve bu soruyu soruyoruz, eğer var olmasaydık bu soruyu soramazdık. Russell'ın bu tarz bir cevap verdiği, felsefe ile ilgilenenler tarafından bilinir.  Evren var olduğu için "neden varız?" sorusu sorulabilir oluyor; ancak bu soru ve bahsettiğimiz cevap kendi varlığımızdan emin olduğumuz varsayımı dışında hiçbir şeye işaret etmiyor gibi görünüyor. 

Diğer yandan evrendeki tekil tekil şeylerin varlığının bir amacı olması (öyle olduğunu tümevarımsal olarak varsayarsak), bizzat evrenin de bir amacı olduğu yönünde bir fikir geliştirilmesine sebep olmuştur. Kimi din felsefecileri için, tekil varlıkların bir amacı olduğuna göre evrenin de bir amacı olmalıdır ve bu amaç Tanrı kavramı ile anlaşılabilirdir. Ancak evrendeki şeylerin bir amacının olması bizzat evrenin de bir amacı olduğu sonucuna bizi götürmüyor gibi görünüyor.

Ancak Craig gibi din felsefecileri kelam kozmolojik argüman ile şöyle bir biçimde soruya cevap vermeye çalışıyor; sonuçta yer alan "neden"i Tanrı olarak görüyorlar.

  • P1: Başlangıcı olan her şeyin bir sebebi vardır.
  • P2: Evrenin bir başlangıcı vardır. 
  • C1: Öyleyse evrenin bir nedeni vardır. ( ayrıntılı bilgi için link; https://evrimagaci.org/din-felsefesine-giris-felsefe-tanrinin-varligina-dair-ne-soyleyebilir-7810)

"Bizzat evrenin amacı yok" veya "evrenin amacının ne olduğunu bilmiyoruz" da denebilir. "Evrenin bir amacı yok" diyen kişi de "evrenin bir amacı vardır" diyen kişi gibi oldukça geniş çaplı açıklama modelleri sunmak zorunda kalacaktır. Evrenin bir amacı var mı yok tartışması bir anlamda tümevarım problemi ile ilgilenmemiz gerektiğini hatırlatıyor bize. Bizzat evrenin kendisi hakkında konuşabilme gerekçemiz nedir?

Ben "evrenin bir amacı vardır" varsayımını kabul etmediğim için ortada gerçek anlamıyla bir soru olup olmadığından emin değilim. "Evrenin amacı olması" bana yeterince anlaşılır bir cümle gibi gelmiyor, bu cümleyi/önermeyi daha anlaşılır kılmak için bir çok ek öncüle ihtiyaç var gibi duruyor.

Sorularımız ya da önermelerimizde yer alan kavramlar ile neyi kast ettiğimizi yeterince belli etmezsek, boşluğu tavaf etmek zorunda kalabiliriz. Bu nedenle biri bana böyle bir soru sorsaydı ilk cevabım "evrenin amacı x,y,z'dir" demek yerine şu olurdu; "amaç" ile neyi kast ediyorsun? "nedensellik" tartışmaları hakkında ne düşünüyorsun? "işe yaramak" derken ima ettiğin şey nedir?

0

Bu haliyle soru muğlak. "Neden varız?" sorusunu anlamamızın birden fazla yolu var. Tanrı'ya inanan birinin bu sorulara vereceği cevaplar farklı olurdu. Ben Tanrı'ya inanmayan biri olarak bu sorulara yanıt vermeye çalışayım. 

İlk olarak bu soruyu bizi neyin ürettiği, yani Aristocu bir şekilde söyleyecek olursak "etken nedenimizin" (efficient cause) ne olduğu, şeklinde anlayabiliriz. Bu soruya verilebilecek birden fazla yanıt var: Anne ve babalarımız, daha "üst" bir düzeyde bakacak olursak evrimsel süreç ve evrimsel süreçteki rastlantısal denebilecek bir takım koşullar, daha da üst düzeyde bakacak olursak Büyük Patlama dahil evrendeki her türden fiziksel süreç bir şekilde var olmamızı nedensel olarak açıklayan şeyler arasında sayılabilir. 

Soruyu anlamamızın bir diğer yolu "amacımızın ne olduğu" şeklinde. Eğer amacı bilinçli bir varlığın bizi yaratma amacı olarak görecek olursak bu türden bir amaca sahip olduğumuzu düşünmüyorum. Öte yandan amacı anlamanın bu tür bir yaratılış amacından bahsetmeden de mümkün olduğunu düşünüyorum. Aristo'nun son neden (final cause) dediği ve amaç olarak çevrilen, ancak amaçtan ziyade bir şeyin "doğrultusu ya da hedefi" olarak yorumlayabileceğimiz bir kavram var. Bir şeyin işlevi/fonksiyonu o şeyin son nedeni, hedefi, ya da doğrultusu oluyor, her ne kadar söz konusu şey "bilinçli olarak dışarıdan yüklenmiş" bir şey olmasa da. Söz konusu hedef/doğrultu bir varlığın sahip olduğu özden/doğadan kaynaklanıyor dışarıdan gelmesi gerekmeyen bir şekilde. 

İnsanların özlerinin/doğalarının hedeflediği bir şey, yani bir "son neden" var mı? Her türden insani kapasitenin "açığa vurulması" ve "serpilmesi" bu türden bir amaç olabilir. Tıpkı bir baltanın "hedefinin" kesmek olması gibi insanlar da özleri itibariyle belli eğilimlere/yeteneklere sahipler ve bunları "açığa vurmaya" eğilimliler. Aristocu anlamda "amacımız" buymuş gibi görünüyor. Biyolojik varlıklar olarak doğamızdaki en merkezi eğilimse soyumuzu devam ettirmemiz, özellikle de evrimsel sürecin gidişatını düşünecek olursak. Dolayısıyla Aristocu anlamda, tekrar ediyorum bunun bilinçli bir amaç olması gerekmiyor, amacımızın soyumuzu sürdürmek olduğunu makul bir şekilde iddia edebiliriz gibi görünüyor. Ancak bu tür bir amaçtan bahsederken dikkat etmemizde fayda var. Söz konusu Aristocu amaçtan "öyleyse bu Aristocu amaca uygun şekillerde hareket etmeliyiz" türü normatif bir yargıya varabileceğimizi düşünmüyorum. Aristo'nun kendisi varabileceğimizi düşünürdü orası ayrı konu elbette.

Evrenin genel gidişatında bir şeye hizmet ettiğimiziyse düşünmüyorum. Çünkü evrenin genelinin bir amaca hizmet ettiğini düşünmüyorum. Kendi amaçlarımız her neyseler bireyler olarak o amaçlara hizmet ediyoruz. Kolektif, bütün insanlığın sahip olduğu ortak bir amaç yok gibi görünüyor.

0
Puan Ver
0
Puan Ver
Bana insanlığın amacı, kullandığı bu bilim yoluyla evrende olup bitenleri çözerek, her seferinde bir bölüm atlayarak sonunda bı anlam çıkarıp zafere ulaşması gibi geliyor. 
0
Puan Ver
0
Puan Ver

Her şeye bir amaç yüklemek insanların doğasında vardır. Ama maalesef yaşamın, hayatın bizim sandığımız kadar önemli bir yeri ve statüsü yoktur. Zîrâ sadece belirli kimyasal tepkimelerin bir araya gelmesinden ibaret protein diziliminden ötesi değiliz. Sevmek üzülmek, sinirlenmek, arzulamak, aşk ve daha nice duygu ve düşünceler...

0
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsan için ileri sürülen en iyi tanım "nankör iki ayaklı"dır.”
Fyodor Dostoevsky
Geri Bildirim Gönder