Varoluşu anlama, sonra da anlayabildiğimiz kadarına anlam yükleme açısından, ve insanın bu bütünlükteki yeri, görevi - anlamı açısından net bir cevap vermek, imkansız. Zaten bu nedenle dinler var. Kimsenin cevap veremeyeceği konuları açıkladıklarını öne sürmekteler.
Bir hücre organeli, hücrenin bütününe dair bir öngörüde bulunamayacağı, o bütünlüğü kavrayamayacağı için, hücre için ne anlam ifade ettiğini asla anlayamayacaktır. Ya da organizmaya ait bir hücre, organizmayı asla anlayamayacağı için, organizma bütünlüğü açısından ne ifade ettiğini asla anlayamayacak.
İnsan da hangi bütünlüğü oluşturduğunu hiçbir zaman anlayamayacağı için, kendi varlığı açısından bir anlama ulaşması söz konusu olamayacak. Özellikle felsefe bu konuda oldukça yetersiz, hatta varoluşçuluk bile bu konuda -oldukça derin olmasına rağmen- sınıfta kalmakta. Bir çok insan da, bu anlaşılamazlık, bilinemezlik nedeniyle dinlere başvurmakta. Çünkü önemli temel bir soru.
Kişi bir dine mensub olarak bu ihtiyacını giderebilir, ya da din i felsefeyi yetersiz görebilir. Burada önemli olan şudur, bütünü oluşturan hiçbir canlı düzeyinde -organelden tek hücreliye, hücreden organizmaya-, varoluş nedeni üzerinden bir faaliyet yok. Bütün canlılar, yapmaları gerekeni yapıyorlar.
Yani biz gerçekten bütünlük açısından ne olduğumuzu, görevimizin varoluş amacımızın ne olduğunu anlasaydık, yapacaklarımız değişecek miydi ?
Bu nedenle, bir dine ait öğretiyle anlamaya çalışsak da, hiçbir açıklamayı kabul etmesek de, insan olmanın faaliyet amaç edinilebilecek yönleri var ve bir açıklamayla değişecek gibi görünmüyor.