Yeni Soru Sor
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Sorulara Dön
Berk Boz
Üye
5

Neden neredeyse her konuda yanlış bilgi var ve insanlar bunlara inanıp aşırı bir şekilde savunuyorlar?

528 görüntülenme
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Soruyu Takip Et
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Tüm Reklamları Kapat
1 Cevap
Egemen Sak
Egemen Sak
41K UP
Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Günümüz dünyasının aslında en büyük sorunu, Bilgi Kirliliği...

İnsanlar eğitim sistemlerinin kötülüğünden ve kolaya alışmaktan dolayı, okumak ve araştırmak yerine birini veya bir ideolojiye bağlı kişileri dinlemeyi tercih ediyorlar.

Bu hemem hemen her konuda var. Hatta bazı yanlış bilgi, ideolojiye sahip olanların kıdem ve makamı yüksek olmakla birlikte bazıları bilim insanları.

Tüm Reklamları Kapat

Bu konuyu birçok açıdan değerlendirelim.

Öncelikle eğitim sistemleri tüm dünyada kötü. Sistemin biraz daha iyi olduğu yerlede de aile eğitimi kötü. Birçok sistem çocuklara ve gençlere; hap bilgi vererek hatta fikir, ideoloji öğreterek ilerliyor. Bu büyük bir hata. Çünkü herkesin fikri aynı olacak diye birşey yok. Hatta bunun dozunu arttırıp ahlak öğretimine giden süreçler bile var. Doğru da kime göre doğru?

Eğitimde, şahsi fikrimce temeli oluşturmak dışında asla özellikle de hap bilgi veya salt bilgi verilmemeli. Eğitim süreci, evet istendik kültürleme işlemidir. Lakin bunu eğitim sürecinde; en azından, belirli çizgilerin içerisinde bilgiyi hatta ahlakı öğrencilerin bulması gerekir. Bu şekilde yaparak ve yaşayarak öğreneceği gibi öğrenme düzeyi ve kalıcılığı da artacaktır. Modern eğitim sistemlerinde malesefki teorikte kalmış ve umursanmayan çok önemli bir detay var. Öğretmen rehber olmalıdır.

Kısacası bir öğretmen, en fazla öğrencilerine nereye bakacağını göstermeli, orada öğrencilerin ne göreceği, ne bulacağı onlara, onların yaratıcılıklarına bırakmalı

Tüm Reklamları Kapat

Bu konuda bazı araştırmalar da var. Örneğin okulöncezi düzeyde veya daha erken dönemde çocuklardan basit kelimeleri resmetmeleri istediğinde (örneğin: dağ, çiçek, su, yiyecek ve balık) çok güzel bir tablo ortaya çıkar. Oldukça farklı, subjektif sonuçlar. Lakin, ilkokul 1. Kademe hatta sınıftan itibaren bu deneyi aynı çocuklara tekrarlattığınızda korkunç bir sonuç ortaya çıkar. Artık aynı kelimeler oldukça standartlaşmıştır. Çünkü çocuğun, aklındaki resim ile (örneğin dağ) öğretmenin herhangi bir şekilde çizdiği yahut betimlediği bir resim çelişir ve farklı olursa çocuklar, öğretmenin sınıfta otorite olmasından mütevellit aklındaki resim ile öğretmenin gösterdiği resimi değiştirir. Bu da çocukları hatta hayal dünyalarını standartlaştırır.

Bunlar çocuk, robot değil. Hepsi özel.

Tabi bu durumun ortaya çıkmasının da bazı nedenleri var. Tabiki de tesadüf değil.

En büyük neden siyasilerin, bir vatandaş istemesi. Birey görevlerini, sorumluluklarını bilmeli mümkün olduğunca haklarını bilmemeli, savunmamalı aramamalarını istemesi. Bu sayede kanunsuz birçok iş birçok ülkede yapılır.

Yine politikalar ve politikacıların ayrıca da halkın, eğitimin meyvesini almak hatta bir an önce almak istemesidir. Çocuk iyi bir mühendis olmalı. Farklı görüş açısına sahip olması önemli değil(!)

Bu yüzden entellektüel kişiler bunlara takılmaz. Çünkü mali bir sorunu ve derdi yok. Çalışmasa bile hayatı boyunca kendisine yetecek hatta sonraki nesillere bırakacak mal varlığı vardır.

Diğer nedenlerden biri de ailelerin yanlış çocuk yetiştirmeleri. Türkiye'de de en çok görülen durumlardan biri bu. "Aman ben yokluk gördüm çocuğum görmesin" diyerek her istediği yapılan ve yine evde tek çocuk olmasından dolayı çok kıymetli olan çocuklar, elleri sıcak sudan çıkarılmadığı, gerçek hayatta zorluklarla karşılaştığında işi hemen aileleri devraldığı için hayatın zorluğunun ve ciddiyetinin tam manasıyla farkında değiller. Çünkü kişilik gelişiminde özerk olamadılar, çünkü aileleri, onların yapması gereken herşeyi yaptılar. Bu yüzden de kimlik statüleri genelde ipoteklidir.[1]

Bir de üstüne özellikle son 3-4 yıldır sağolsun bazı uzman veya uzman görünümlü kişilerin sosyal medyada yaptığı "sen biriciksin, sen yaparsın, yapanlardan neyin eksi, onlar da kaybetti, risk al, o da üniversiteyi bıraktı, o da battı" gibi tamamen kapital sisteme hizmet eden saçma bir fikre kaptırdı başta gençler olmak üzere birçok bireyi.

Tabiki de her birey özeldir. Lakin kendini geliştirirse. Tecrübe ederse, okursa, bilirse kıymetlidir.

Bilmese de kıymetlidir. Ancak biricik değildir. Bilgisiz çok kişi var piyasada.

Tüm Reklamları Kapat

Örnek aldığı kişilerşn karşılaştırma şartlarının yanlış olduğunun farkında değil birçok insan. Milyaderleri örnek alıp, "o da battı, o da risk aldı, o da üniversiteyi bıraktı veya atıldı " diye savunma yapıyorlar. İyi de üniversiteyi bırakan adam, dünyanın ilk bilgisayarına sahip üniversitesini bıraktı, o bilgisayarı bağışlayan da ailesiydi. Senin babanın bir evi yok. Sen kimle kıyas ediyorsun kendini...

Tüm bu şartlar oluşurken insanlar okuma ihtiyacı duymadı. Araştırma ihtiyacı da. Çünkü tüm ihtiyaçları aileleri tarafından karşılandı. Leb demeden leblebisi hatta fındığı alındı.

Böyleyken de birey sosyal medyadan bir bilgi aldığında onun doğruluğunu sorgulamadan kabul ediyor. Yaşam koçu tutuyor kendine, günlük planlarını bile yapmaya zorlamıyor kendine.

Tüm Reklamları Kapat

Bizler öğretmen olarak sizlere o yüzden çok okuyun diyoruz. Çünkü şöyle bir durum var. Sizler okumazsanız bir bilginin doğrusunu bulamazsınız. Bir kitapta doğru bilgi bulunmaz. Bir konu hakkında birçok kitap okuyup hepsinden az çok bilgi alarak kafanızda sentezleyeceksiniz ki bilginiz doğru olsun. Bu yüzden çok okuyun diyoruz. Yine bu yüzden ki çok okuyan kişiler yaşlarına rağmen çok daha aklı başında, emin adımlarla ilerleyebiliyor. Çünkü tecrübesi var. Tecrübe sadece yaşantıyla değil, okuyarak da kazanır. Yaşayarak her şeyi öğrenebilir misiniz, buna ömrünüz yeter mi bilmem lakin okuyarak her alanda tecrübeli olabilirsiniz...

Kişinin bir konuda hiç bilgisi olmayınca, ilk öğrendiği bilgiyi doğruluğunu düşünmeden bile kabul ediyor. Bunu ülkemizde de yaşadık.

Hatırlanır mı bilmem ama, "Atatürk, İsmet İnönü'ye git dedeağacı al demiş ancak İsmet paşanın kulakları iyi duymadığı için onu Karaağaç anlamış " diye bilgi vardı. Kimse de demedi ki yav Karaağaç savaşla alınmadı ki. Savaş tazminatı olarak alındı diye. Bunu bilmeyen adamlar da sorguladı. Veya işte şehzade Mustafa olayı. Hala birçok kişi Hürrem Sultan'ın parmağı var sanıyor. Ve bunu savunuyor. Bilgisizliğin daniskası bu olay Hürrem dediğiniz kadının bırakın bir vezir ile görüşmeyi karaağa dışında birini görsün hatta böyle bir olayda adı geçsin şüpheli olsun kuşkusuz ve sorgusuz infaz edilirdi...

Kişiler az bildikleri şeyleri bilinç altında o durumun yıkılmasında korktuğu için inatla, ısrarla hatta yıkıcı ve kırıcı şekilde savunur. Hatta bazen bazı kişilerin hayat felsefelerinin mantığa sığmadığını, yaşamıyla alakası olmadığını ancak buna rağmen inancını sürdürdüğünü görürsünüz. Bu da garip bir şekilde doğaldır. Çünkü kişisel başlayıp, daha sonra topluma da yansıyabilen ve başta toplumsal norm, ahlak, fikir, bakış açısının yıkılmasına neden olabilir. Buna sosyolojide anomi diyoruz. Anomi, kısacası kaosun, yani fırtına öncesi sessizliğin son saniyeleridir. Bu durumun yaşanmaması için, birey kendini bir yere bir gruba ait olması için bu durumu genellikle sert ve ısrarlı şekilde korur.

Tüm Reklamları Kapat

Bir de üstüne 1929 yıllarında yapılan hayatı tekrardan yaptık. Tüm insanlık olarak refaha çok alıştık, çok fazla kendimizi zengin hissettik, zengin gibi yaşadık bu yüzden de küresel olarak krizden kaçamıyoruz. Çünkü insanlar gelirinin çok üstünde harcıyor. Ekmek almaya parası yokken araba kredisi çekiyor. Siyasilerde şahsi menfaat ve koltuklarını korumak için sessiz kalıyor ve günü kurtarmaya çalışıyor. Gidip kendiniz bakın günümüz dünyası tam anlamıyla 1929 yılının hemen öncesi. Her an kara perşembeye uyabiliriz lakin hala araba alıyoruz biz :) Çünkü şımarığız. Neredeyse tüm toplumlar olarak. Ve fakirleştikçe de sinirleniyor ve fanatikleşip sempatizan haline geliyoruz... Ve bu haldeyken yeni bilgi öğrenmek yerine mevcut bilgileri nedense korumaya çalışıyoruz...

Tüm bunları üst üste koyduğunuzda ise gerek günümüz dünyası canlanıyor gerek ise sizin sorunuzun cevabı çıkıyor.

Sanırım biraz uzun anlatmışım. Sürç-ü lisan ettiysem affola

111 görüntülenme
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
2
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Daha Fazla Cevap Göster
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Kafana takılan neler var?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close