Milliyetçilik milletinin çıkarını kendi çıkarlarından üstün görmektir, bu sayede boynunda ölüm fermanı olan bir adam ülke kurdu. Ülkeyi bu değerler üzerine inşaa etti. Kendi canı ile komşusunun canı ortak kaderi paylaştığı için onun peşinden giderek ordu toplandı ve bu olmasaydı Türk adı yabancı gazeteler ve İstanbulda elit gayrimüslimlerin tanımlarına bakacak olursak çirkin suratlı Türk, barbar gibi tanımlarla aşağılanacak ve ya Türk adı kalmayacaktı. Türk aşagılanmak yerine savaşıp ülkesini tüm barbar diyenlere inat kuruluşundan kısacık bir süre sonra kadınlara seçme seçilme hakkı verdi, halkın ağzından kelimeler derleyip yozlaşmış elit dili terk edildi ve nüfusu hızla okuma yazma öğrendi, müzik kültürü, tarihi resmi bir anlatıya döküldü. Yazı dili standartlaştı ve ağıza göre, harfi tek sesle okunacak şekilde belirlendi. Diğer Türk halkları ile Sovyetler engellediyse bile ortak alfabe için iletişime geçildi. Tüm Türk dünyasının kültürü tek tek araştırma ile derlendi. Türkiye içinden kültür araştırmaları yapılıp elbise, motif, oyun gibi şeyleri kayda geçti. Kadınlara yemek tarifleri ve eğitimleri verilip mutfağımızın tanımı saray mutfağından çıktı halkın yöreleriyle tanımlanacak ve Türk mutfağı günümüz biçime gelecekti. Ağaların isyanları ve dış destekleri sorunları ile cebelleştik ama toprak dağıtmaya girişildi. Çünkü milliyetçi bir adamın kurduğu ülkede istediği köylünün milletin efendisi olmasıydı. Kadınların savaşta cepheye katılması, yol göstermiş gibi yapan kadın düşmanı dolaştırıp yorarak sayıca az olsak bile yenmemizi sağladı, cepheye mühimmat götüren kadın bebeğinin üzerine örtmediği battaniyeyi cephaneye örttü. Anasının kafasına kına yakıp gönderdiği oğlanla, oğlu hainlik yaptı diye oğlunu vuran kadınlar kendi ailem demedi. Bu sayede kurulan ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal kendisi aleyhinde propaganda yapanlara bakıp halka kin duymadı, Türk halkının uğruna değecek olduğundan bir an bile kuşku duymadı, milletine milliyetçi olunacak bir halk için ölümü göze aldı. Kuruluş döneminde yaşananlar sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu liderinin inançlarını yalanlamayan bir tarihe sahip oldu. Türk adı aşagılanmasın diye verilen mücadele ile yüceldi. Yani Türk milleti yücedir. Bu yüceliğin kaynağı başka milletlerin aşağılık olması değil Türkün kendi adını yüceltmesindendir. Ben Türk olarak adımı yücelten geçmişim ile yüce var oldum. Ama bu benim gelecek için yüce tutmam gereken bir şey. Ayrıca Türk tarihte kültürel alışverişe en açık olan milletlerden biridir. Rengi kara, adı başka, dini başka diye olumlu olanı aşagılamaz. Kendisine saldırmıyorsa yabancıya kötü davranmaz hatta meraklı diye ilgi bile gösterir. İstisnalar kaideyi bozmaz. Türk milleti sırf kendinden diye bir suçluyu hoş karşılamaz çünkü yarın kendisine yapılabilir bir şey olduğunu düşünmek iyi/kötü doğru/yanlış anlayışının temelidir. Seninde anan bacın yok mu diye çok klasik bir cümle vardır. Sana yapılsa hoşuna gider mi derler mesela. Osmanlı azınlıkları hoş görmesi ile bir imparatorluk kurmuştur. Yahudi diye sığınanı almamazlık etmeyen, hristiyan diye fethettiği toprağın dinini zorla değiştirmeyen Türk imparatorluğu üstün ırk iddiasında bulunmadı. Yetimhanelerde öncelik Türk olmadı. Kolonici Osmanlı asla sömürgeci olmadı. Ama Avrupa'nın sömürgeci ve insan hapishaneleri ile meşhur toplumları, Topraklarına kattığı Türkleri asla eşiti saymayıp eziyetle Türk asimilasyonunu politika haline getiren Rus kar tarafından desteklenen azınlıklar Türklere saldırınca tehcir edildi diye ırkçılıkla suçlandık. Her toplumda ayrımcılık vardır fakat Türklerin ayrımcılığı ırk üzerinden yapabilecek bir zemini bulunmayan kültür ve tarihe sahip. Orta Asya'dan buraya gelirken her renkte ten rengi çeşidi edindik. Sarı kuzenlerim bana ırkçılık yapıp ben esmer olanlara yapacak değilsem mümkün değil. Annem Arap kökenli olmasına rağmen babam Türk iken başka bir Türk bana belki yapmayacak ama anneme mi yapacak. Öte yandan Arap dedemin ülkücü olduğunu ve iş icin gittiği Arabistan'da araplar ve temizlik, yemek yeme şekilleri hakkında hiç hoş olmayan düşüncelerini kendine ırkçılık mı sayacağız. Benim düzensiz sığınmacı göçü ve kaçakların ülke güvenliği, demografisi ve ekonomisi için karşı olmamın Türk babam tarafından ilk önce ırkçılık yapma olarak algılanması sonucu tartışmamı benim kendime yüzde elli ırkçılık yapmam mı sayacağız? Milletimin 10milyon nüfusu alıp ekonomik sorunlar ile açlık sınırının altında protein eksikliği yaşamasına karşı gelip adlı sicili belirsiz insanları almanın küçük yaşta taciz edilen ben ve kız arkadaşlarıma rağmen güvenlik endişesi duymamam mı lazım? Anama bacima yapılsa hoşuna gitmeyecek şey onların ve benim başıma onlarca kez geldi dediğimde benim ırkçı olmadığımı a[1]nlayan Türk babam bana hak verdi diye Arap ırkçılığı mı yaptı? Hala Beyaz Sünni Türk erkeğiyle(babam) mücadele edeceğini söyleyen siyasiler komisyon kurup bir etnik adın sorununu çözmek için aynı etnik adı taşıyan şehitlerimiz ve onlarında içinde bulunduğu Türk milletinin çektiği açlık ekonomi ve güvenlik sorununa milliyetçi ve önce milletimin varlığı ve iyiliği demem beni ırkçı yapmaz. Yüce Türk milleti varlığı için kanla kurdu diye bu ülkede onun iyiliği her şeyin üstünde demem ırkçılık mı? Türkiye için avrupa beyaz ırkçılığını babama uyarlayan "Beyaz Sünni Türk erkeği" denilerek sosyalist vekil tarafından utandırılan babam ekonomi yüzünden ter akıtırken aynı vekil Ege ve Akdeniz sahillerine çöken bir etnik grubun ten rengi esmer diye mi konuşmuyor. Yolsuzluğu ve mafyayı etnigin adının tamamı için asla geçerli olmadığını söylemek zorunda hisseden Türk ben milliyetçi olduğum için mi sahil mafyasına karşı geliyorum? :) Türkiye ırkçılık zemini olamayacak bir millettir. Bizim sorunumuz öz nefret ve öz utançtan kaynaklı sindirilme ve aşağılanmaya rağmen aman başkası alınmasın derecesinde hassas ve duyarlı bir yapıdayız diye canımızdan olmayacaksak hiçbir şeye tepki vermememizdir. Çünkü Suriyeli bir çocuğun başka bir Suriyeli tarafından cinsel saldırıya uğraması yüzünden ayaklanan halkımız ilk önce ırkçılık ile suçlandı sonra suçlamayı yapanlar çocukta yabancı diyerek Halkı sakinleştirmeye çalıştı. Halk aciklamaya da tepki gösterdi. Çünkü kendi çocuğuna yapılmasını istemediği şey başka çocuğa yapılınca da kötüdür. [1][1]
Kaynaklar
-
Sümeyye Ulusoy, et al. (2022). Https://Www.researchgate.net/Publication/366722853_Osmanli_Devleti_Nde_Gayrimuslimlerin_Temel_Hak_Ve_Hurriyetleri_Baglaminda_Vakif_Kurma_Hakki. NEÜHFD10.51120/NEUHFD.2022.42, sf: 1. | Arşiv Bağlantısı