Sorulara Dön
0
Evrim & Abiyogenez

Evrimsel süreçte bilgi nasıl aktarılır?

Bu videoda şu an insanların 30 bin yıl önceki korkularla aynı korkulara sahip olduğu söyleniyor. Peki bu korkular nasıl aktarıldı?

1
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
Reklamı Kapat
1 Cevap

Bütün canlılar için biyolojik olarak 2 amaç vardır: hayatta kalmak ve üremek. İnsan için bu durum biraz daha karmaşık. Çünkü hayatta kalma yolumuz diğer canlılara göre daha farklı. Sadece beslenmek ve üremek yetmiyor bize. Ancak bu konuyu başka bir yazımda aktarmıştım zaten. Kısacası bu, hiç de kolay bir görev değildir, birçok yazımda değindiğim seçilim mekanizmalarına karşı mücadele etmeyi gerektirir. Üstelik doğanın şartlarından ötürü, bu mücadele, en az enerji harcayacak şekilde yapılmalıdır (bkz: trade-off ilkesi). İşte bu yüzden, genler canlıların davranışlarında belirleyici bir rol üstlenmektedir. Bir davranışı genetik taban ile sınırlandırmanın artıları ve eksileri vardır. En büyük artısı, enerji bakımından çok ciddi bir fayda sağlamasıdır, çünkü ne olursa olsun o davranışın sergilenmesi hedeflenir. En büyük eksisi ise, alışık olunmayan ya da seçilim süreci boyunca genlerin tepki vermek üzere özelleşmediği durumlarda, canlıya dezavantaj sağlayabilecek davranışların uygulanmasıdır. Yani içgüdüsel davranışlar, sabittirler ve çevreden çok az etkilenmeye meyillidirler.

Evrimsel süreç, buna da bir çözüm bulabilmiştir. Farklı durumlarda farklı içgüdüsel davranışlar sergileme yoluna gidilmiş, böylece farklı durumlar karşısında en doğru tepkiyi verebilenlerin hayatta kalmasıyla, ortama en adaptif durumlara ulaşılabilmiştir. Fakat bu yazı bir evrim yazısı olmadığı için bu konulara çok girmeyeceğim. Biyoloji okuyan arkadaşlar o yüzden “aa bundan niye bahsetmedin?“ diye sorabilirler. Sormadan söylemiş olayım.

İçgüdüsel davranışlar dendiğinde, akla sadece otomatiğe bağlanmış davranışlar gelmemelidir. Çünkü içgüdüsel davranışların tetikleyicisi kimi zaman algısal/düşünsel zeka olabilir. Yani bir canlı, algısal zekasını kullanarak bir karara varabilir ve bu kararın sonucu, içgüdüsel bir davranış olabilir. Tam da mantıklı olacak şekilde, içgüdüsel davranışların büyük bir kısmının, düşünsel zeka ile tetiklendiği keşfedilmiştir. Meşhur bir örnek olarak, yumurtadan çıkan Caretta caretta türü kaplumbağaların denize gitme içgüdüsü verilebilir. Bu içgüdü, evrimsel süreçte kazanılmıştır. Ancak bu içgüdünün tetikleyicisi, her içgüdüsel durumda olduğu gibi, duyu organlarından alınan bilginin biyokimyasal süreçlerle işlenmesi sonucu üretilen tepkidir.

Yukarıda bahsettiğim İnsan ve Hayvan zekası arasındaki fark hakkında beyin denen organımız hakkında ilginç bilgileri kaleme aldığım ayrıntılı başka bir yazı için bkz: Buraya tıklayınız.

Ayrıca beynimiz, loblarımız ve bizi insan yapan şeyler hakkında daha ayrıntılı ikinci bir yazı içinse bkz: Buraya tıklayınız.

İçgüdülere dönersek… Kimi zaman içgüdüler düşünsel zekaya dayalı olmadan, çevresel faktörlerle tetiklenmektedir. Örneğin bazı martı türlerinin dişilerinin yetişkinlerinin gagalarında kırmızı bir nokta bulunur. Yavrular, bu noktayı gagalarlar (ki bu içgüdüsel bir davranıştır ve genlerle belirlenir) ve bu gagalama, annenin beynini uyararak midesinde sakladığı yiyecekleri dışarı çıkarmasına (kusmasına) ve yavrusuna yedirmesine yarar. Yavrular, bu gagalamayı düşünerek yapmazlar, beyinlerindeki biyokimyasal tepkimeler, kırmızı noktayı gördükleri anda bu şekilde bir davranış göstermesine sebep olur (kırmızı noktayı görmekten kaynaklanan sinirsel bilgiler, beyni tetikler ve buna göre bir davranış oluşturacak şekilde genler okunur). Yapılan deneylerde, anne gagası olmamasına rağmen, herhangi bir cismin üzerindeki benzer kırmızı noktaları da gagaladıkları ortaya çıkarılmıştır.

Atlanta’daki Emory Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırma, DNA’da oluşan kimyasal değişimler yolu ile bazı bilgilerin biyolojik olarak aktarılabilmesinin imkanı olduğunu göstermektedir. Yapılan testler süresince denek olarak kullanılan fareler bir sonraki nesle, edindikleri travmatik ya da stresli deneyimlerini aktardıklarını göstermiştir.

Dolayısıyla her içgüdünün arkasında fizyolojik bir sebep vardır ve bu sebep, deneysel metotlarla ortaya çıkarılabilir.

İçgüdüler, genel olarak karşımıza Sabit Hareket Desenleri (Fixed Action Pattern) olarak çıkmaktadır. Sabit Hareket Desenleri, belirli durumlar karşısında gösterilen belirli davranışlar zinciridir. Bu, içgüdünün bir diğer tanımı olarak görülebilir. Örneğin kuşların çiftleşme mevsimlerinde yaptıkları danslar, her zaman aynı şekilde yapılmaktadır ve tamamen sabit hareketler zinciri şeklindedir. İşte bu bir Sabit Hareket Deseni’dir ve bu hareketlerin oluş sırası, genetik kaynaklarla belirlenmektedir. Bunun getirdiği avantaj, yukarıda belirttiğimiz gibi tek bir genetik materyal üzerinden, biyolojik amaçlardan biri olan üremenin başarısının maksimuma çıkarılabilmesidir. Dediğim gibi, bunlar Evrim Mekanizmaları’na tabi davranışlardır; örneğin dişilerin en beğendiği hareketler zincirine sahip bireyler avantajlı olacaklardır.

İşte bu mekanizmalar sonucunda içgüdüler popülasyon içerisinde sabitlenirler ve yavruların büyük bir kısmı doğuştan itibaren bazı davranışları sabit olarak gösterirken, yetişkinlerin de büyük bir kısmı ömürleri boyunca farklı durumlar karşısında farklı sabit davranışları gösterebilmektedir. Çevre koşulları sabit tutulduğu sürece, bu davranışı sergileyemeyenler eleneceği için, canlıya avantaj sağlayan içgüdülerin, daha doğrusu bu içgüdülere sebep olan genetik materyalin seçilimi, Evrim’e sebep olmaktadır.

Yapılan deneylerden birinde, örnek vermek gerekirse, denek olarak kullanılan farelere ne zaman gül kokusu koklatılsa, hemen sonrasında şok verilerek acı çektirilir. Bu birkaç kez tekrar edildikten sonra, fareler artık otomatik olarak ne zaman gül kokusu alsalar, şok verilmese bile korkmaya ve kaçışmaya başlarlar. Çünkü acı çekeceklerini düşünürler. Bu kabul edilebilir, ancak bu deneylerin sonunda görüldü ki, bu farelerden doğan yeri fareler, onlara hiç gül kokusu koklatılıp şok verilmediği halde, gül kokusu kokladıkları zaman korkmaya ve paniklemeye başlamıştır. Bu çok basitçe, atadan gelen bir çok şeyin sizin bünyenize kazındığını ve hareketlerinizde etkili olduğunu gösterir. Tabii ki ben bu alışkanlık ve korkunun sadece bir nesilde değil, yıllarca tekrarlanan bir deney sonucu doğan bilmem kaçıncı nesilde kendini göstermeye başladığını da belirtmek durumundayım. Yoksa işler öyle tek seferde gelişiyor olsaydı her doğumda farklı adaptasyonlar görmemiz gerekirdi.

Emory Üniversitesi Psikiyatri Bölümü’nden Dr.Brian Dias’a göre; “Dönüşümsel bakış açısından, bizim sonuçlarımız ebeveynlerin deneyimlerinin, sonradan gelen nesillerin, hatta hamile kalmadan önce, sinir sistemlerindeki hem yapıyı hem de fonksiyonlu önemli derecede etkilediğini anlamamızı sağlıyor. Bunun gibi bir fenomen, fobiler, endişe, ve post-travmatik stress bozuklukları gibi nöropsikiyatrik rahatsızlıkların etiyoloji-nedenbilim ve potansiyel aktarım riskine katkıda bulunabilir.”

Bu deneyimlerin beyinden genoma bir şekilde aktarıldığı, ve daha sonraki nesillere geçtiği gözükmektedir.

Araştırmacılar, daha ilerki çalışmalarında öncellikle DNA’daki bilginin nasıl depolandığını anlamaya yer vermeyi umut ediyorlar.

Londra Üniversitesi’nden çocuk genetisyeni Profesör Marcus Pembrey, bu çalışmanın hafızanın biyolojik aktarımı için inandırıcı bir kanıt sunduğunu ifade ediyor ve şunu ekliyor: “ Bu çalışma, fobiler, endişe, post travmatik stres bozuklukları ve ataların deneyimlerin yer aldığı hafızasının bir sonraki nesile aktarılması ile oldukça ilgili bünyesel ve esaslı bir korkunçluğa işaret ediyor ve şunları söylüyor:

“Halk sağlığı araştırmacılarının insan kuşaklararası tepkileri ciddiye almalarının tam zamanı. Genel anlamada çok kuşaklı, çok aşamalı yaklaşım olmadan nöropsikiyatrik rahatsızlıkları ya da obeziteyi, şeker hastalığını ve metabolik bozuklukları anlayamayacağımızı düşünüyorum.”

Cambridge Babraham Enstitüsü’nden Epigenetik Bölüm Başkanı Profesör Wolf Reik, bunun gibi sonuçların insanlara uygulanması için daha ileri çalışmalar yapılması gerektiğini şu şekilde ifade ediyor:

“Epigenetiğin aracılık ettiği kuşaklararası mirasın mevcut olduğunu gösteren bu tarz sonuçlar ümit verici ve heveslendiricidir. Ancak, bu bulguların insanlar üzerindeki etkisini ortaya koymak için daha dikkatli mekaniksel hayvan model çalışmaları yapılmalıdır. Bizim bulgularımız davranışsal, nöroanatomiksel ve epigenetik seviyede çevresel bilginin nasıl kuşaklararası aktarıldığını işaret eden bir çatı oluşturuyor.”

DNA, atalarımızdan bize aktarılan genlerdeki sipiritüel ve mistik hafızayı taşıyor olabilir mi? Sipiritüel evrim genetik dizim içerisinde bozulup, bir sonraki nesle taşınıyor mu? İşte, bu sorulara cevap verecek bilimsel bir taslağa artık sahibiz.

Tüm bunlar ele alındığında, insanın diğer hayvanlardan hiçbir farkı olmadığı kolayca görülebilir. (İdrak kabiliyeti ve şahıslık olgusu hariç bırakılırsa) Her hayvanın davranışları, içgüdüler ile düşünsel zekaya dayalı davranışların bir karışımıdır. Canlılar, öğrenirler, hatırlarlar, bilirler ve uygularlar. Bunu, zekaları dahilinde yaparlar. İnsan, bu konuda diğer canlılardan birkaç adım öndedir. Bu da ona birçok avantaj sağlamaktadır (ki bu yüzden Evrim Mekanizmaları tarafından desteklenmiştir). Bu evrimin yan etkilerinden biri, davranışlardaki karmaşıklaşmadır. Ancak Evrimsel Biyoloji ve davranış bilimleri sayesinde, hayvanların davranışları çözüldükçe, insanların karmaşık davranışlarının kökenleri ortaya çıkarılabilmekte ve bilim kararlı adımlarla gerçeklerin üzerine yürümeye devam edebilmektedir.

https://medium.com/@diamondtema/i̇çgüdünün-diğer-nesillere-dna-ile-aktarılması-c77ede61d87

0
Teşekkür
Paylaş
0
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Sorulara Dön

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Sizi Takip Ediyor

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın