Yanlış bilmiyor isem..!
Evrim; Neden temelli ve bugünden ileriye doğru bir sonuç arayışının değil, aksine sonuç temelli ve bugünden geriye doğru neden arayışının bilimidir.
Haliyle oluşların (evrimsel süreçlerin) maruz kaldığı-kalacağı etkiyen yelpazesi, atom altı parçacıklardan devasa yapılara, karadeliklere ve ötesine değin çeşitlidir. Etkinin az ya ad çok olması bir şeyi değiştirmez.
Çeperi biraz daraltıp dünyamız ile sınırladığımızda bile durum değişmez: Sayısız etken ve kesintisiz devinim. İşte evrim tüm bu süreçlerin devam edegelen not-seyir defteridir ve bu defterde dinozorlar ile türümüz için ayrılan sayfada; dinozorların yok oluşu memelilerin önünü açmıştır yazar fakat tersini, yani türümüze gelen yolda memelilerin hükümranlığı için dinozorların yolu açtığı söylenemez. Te-sa-düf-tür…
Bu tesadüfte türümüzün bugüne gelebilmesi onun seçilmişliğine, üstün meziyetlerine değil, aksine değişen koşullara uyum sağlayışına bağlıdır. Bir börtü böcek, ot yahut solucan kadar, hepsi bu…
Ki evrim teorisini geliştirenin insan olması, evrim teorisinin merkezinde insan olacağı- olduğu anlamına da gelmez.
Bugün dünya üzerindeki hükümranlığımız da bizi yanıltmasın. Dinozorlar 170 milyon yıla yakın bir zaman hüküm sürmüştür. İnsan (homo sapiens) olarak bu dünyadaki görece egemenliğimiz; var oluşumuzdan itibaren 300 bin, doğaya hükmedişimizden itibaren ise sadece 12 bin yıldır.
Bir de otların dili olsa… Sevgiyle…