Savaş yaşamın kendisidir.
Canlılığın devamı kesintisiz bir enerji transferine bağlıdır ki buna tüketmek diyoruz. Yani canlılık bir bakıma tükenmemek için tüketmek zorunda.
Aynı doğa yasasına tabi varlık sayısı arttıkça, doğal olan enerji arayışı savaşı bu sefer de rekabet savaşına da dönüşür. Hem de üremenin ta başlangıcından itibaren.
Fakat biz buna daha çok rekabet demeyi tercih ederiz ve savaş kavramını, türümüzün ihtiyaç fazlasına yönelik genetik bir dayatması olmadığı halde gerek kendi türüne gerekse doğaya ve içerdiklerine yönelik amansız kıyımı ile içselleştirdiğimizden hep negatif anlamı ile hatırlarız, oysa savaş evrenimizin varlık sebebidir ve yaşadığımızın en önemli kanıtıdır.
İleride türümüzün evrimi onu bir üst aşamaya taşırsa, en azından kendisi bu savaşı sona erdirir mi, bence tür içinde olabilir fakat yine de bir şeyi tüketmek zorunda ki o gün geldiğinde de adı yaşam-hayatta kalma savaşı olacak. Daimi ve dahili bir enerji kaynakları olmadığı sürece matrix’teki abartılmış haliyle, ne denli bize ve canlılığa yakın gelişirse gelişsin makineler de (robotlar) bunun dışında değildir. Neticede savaş; ardışık var ve yok oluşların kitabi adıdır ve arenası, canlı cansız tüm evrendir. Sevgiyle…