Elbette değil. Hayatta insanı tanımlayan şey yalnızca sınav sonuçları ya da okul ortalamaları değildir. Ben çok iyi okullardan mezun olup iki cümleyi bir araya getiremeyen, kendini ifade etmekte zorlanan birçok insan tanıdım. Aynı şekilde akademik olarak çok parlak görünmeyip, tutkuyla sarıldığı alanlarda büyük işler başaran insanlarla da karşılaştım.
Biz de kuzumla onlardan ikisiyiz belki. Öğrencilik yıllarımızda notlarımız çoğu zaman sadece dersleri geçebilecek seviyedeydi. Ama sevdiğimiz, merak ettiğimiz ve kendimizi ait hissettiğimiz alanlarda çalışmaktan hiç vazgeçmedik.
Kızım misal, hiç parlak bir ortalamaya sahip değildi ama İTÜ Matematik Mühendisliği’ni kazandı. Üniversite boyunca çalıştı, mücadele etti; yüksek bir ortalamayla değil, emeğiyle ve sabrıyla mezun oldu. Bugün ise yapay zekâ ve Mars araştırmaları üzerine yürüttüğü özgün projelerle uluslararası düzeyde dikkat çeken çalışmaların içinde yer alıyor. Akademik ortalaması belki birçok kişinin başarı ölçütü olarak gördüğü seviyelerde değildi ama ortaya koyduğu emek, merak ve üretim sayesinde dünyanın en prestijli üniversitelerinden kabul alabilecek bir noktaya geldi.
Bu yüzden bir insanın potansiyelini tek bir sınav sonucu ya da birkaç rakamla ölçmek “en çok da kendimden örnekle” bana hep eksik gelmiştir. Bazen insanın gerçek hikâyesi not çizelgesinde değil; merakında, azminde ve yıllar boyunca vazgeçmeden yürüdüğü yolda saklıdır.
Hele ki bizim eğitim sistemimizde…