Puan Ver
0
Puan Ver
130
Arjin Acar
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kataliz aktivasyon enerjisini yükseltebilecek bir işlevde bulunabilir mi? Bu teoride mümkün müdür?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Ahmet Kerem Algüzey , Kimya mühendisliği lisans öğrencisi Onaylı Kullanıcı

Katalizörler kimyasal dengeyi değiştirmeden, reaksiyon hızını etkileyen maddelerdir. Esasen, aktivasyon enerjisi daha düşük bir "yol" açarak, istenilen reaksiyonun daha hızlı gerçekleşmesini sağlarlar. Katalizörler aktivasyon enerjisini yukarı çıkartmazlar, daima indirirler. Aksi hâlde katalizör olmazlardı. Kataliz olayının işlevi tamamen aktivasyon enerjisini düşürmekten ibarettir.

Ancak reaksiyonu durduran veya yavaşlatan maddeler de vardır. Bunlara inhibitör adı verilir ve kimya, biyoloji gibi dallarda karşımıza çıkarlar. İnhibitörler kimyasal reaksiyonları yavaşlatıp durdurabileceği gibi, biyolojik faaliyetleri de enzimlerin yapısına katılarak durdurabilirler. Nitekim enzimler de bir biyolojik faaliyet için gereken enerjiyi azalttığından, esasında katalizördürler. Aktivasyon enerjisini artırmak için ortamdan katalizörü çıkartmak veya ortama katalizörün etkisini azaltacak inhibitör maddeler eklenmesi gerekir.

Bu konuda çok genel anlamda bilgi sahibi olmak için Vikipedi'deki kimyasal kinetik sayfasına bakılabilir. İleri okuma için Chemistry LibreTexts sitesindeki The Arrhenius Law: Activation Energies adlı yazıya bakabilirsiniz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
240
İhtiyar Hu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Geri dönüşüme getirme imkanımız olmadığında yakmayı tercih edelim yoksa olduğu gibi kalmasını mı?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Ahmet Kerem Algüzey , Kimya mühendisliği lisans öğrencisi Onaylı Kullanıcı

Hiçbiri.

Plastik atıklarınızı lütfen yakmayın. Plastik atıkları yakmak çevreye oldukça zararlı bir eylemdir. Doğadan direkt olarak alıp kullandığınız odunları ısınma amaçlı yakarken bile polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) adı verilen, sağlığa zararlı, kanserojen maddeler açığa çıkar. Plastik atıkları yaktığınızda ise dioksin, furan, civa ve klorlu bifenil bileşiklerini doğaya salmış olursunuz. Bu bileşiklerin sağlığa olan zararlarını kelimelerle ifade etmeye kalkmak dahi oldukça güçtür. Üstelik açığa çıkan karbondioksit gazı da, küresel ısınma etkilerini artıran başlıca sera gazıdır.

Özellikle dioksin adı verilen kimyasal kansere yol açar, üreme organlarına zarar verir, vücudun gelişimini bozar ve bağışıklık sistemine zarar verir. Plastiği yaktığınızda açığa çıkacak olan bu ve bunun gibi gazların çevreye, insan sağlığına olan zararları çok fazladır. Plastik atıklarınızı geri dönüşüme verme imkanınız yoksa lütfen yakmayın. Biriktirip çöpe atın veya temizlenebilecek durumdaysa lütfen tekrar kullanın.

"Faydalılık" sorunuza gelince, plastiği ne yakmak faydalıdır, ne de olduğu gibi doğaya bırakmak. İkisi de inanılmaz derecede zararlıdır. Plastik doğada binlerce yıl bozunmadan kalabilir. Yaktığınızda da üstte bahsettiğim gazları atmosfere yayarak, hem kendinizin hem sevdiklerinizin sağlığı ile oynarsınız. Nerede yaşadığınızı bilmediğimden, eğer plastik atıklarınızı geri dönüşüme vermek istiyorsanız en azından ÇEVKO'nun ücretsiz danışma hattını bir deneyin derim. Kırsal bir yerde yaşıyorsanız yardımcı olurlar mı bilemiyorum, ama şehirde yaşıyorsanız atıklarınızla zaten belediyenizin ilgileniyor olması gerekir. Bu konuda yerel belediye ve ÇEVKO ile iletişime geçmeniz daha doğru olur. Sağlıcakla kalın.

Yanarken zehirli gazlar yayan plastik atıklar.
Yanarken zehirli gazlar yayan plastik atıklar.
The Conservation
Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
48k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
benimsiyor acaba? Bu ilkel bir tanrı modeli değil mi. Bir ağacın elmasını bile tanrı yapıyorsa, tanrı bu sistemi eksik mi kurgulamış...
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Tanrıya ne yapması gerektiğini söylemeyi kes! :)

Kendilerini özel gördüklerinden sanırım varoluşlarını özel hissettiklerinden olabilir tanrı onları özel yaratmıştır ve onlarla ilgilenir.

deistlere atıfta bulunmamışsın herhalde çünkü onlara göre ya da genel olarak deistlere göre tanrı vardır ama evrene müdahalesi yoktur.

"Bu ilkel bir tanrı modeli değil mi" demişsin fakat tanrının bir şey yapıp ona müdahale etmemesi hikmetsiz başıboş olduğunu gösterir eğer tanrı mükemmelse hikmetsiz bir iş yapmaz da olabilir veya evrenle ilgilenmeyedebilir ilgilenmeyince mükemmel nasıl olur bilmiyorum ya da neden mükemmel? olmak zorunda? her iki olasılıkta mümkün.

Bilemediğimiz bir şey hakkında yapacağımız yorum yine bilemeyeceğimiz bir şey olacaktır.

"Bir ağacın elmasını bile tanrı yapıyorsa, tanrı bu sistemi eksik mi kurgulamış..."

Tanrıyı kendimiz gibi düşünüyoruz bir insanın bir robot yapmasına benzetiyoruz mesela robotun kolunu hareket etmesini onu kodlayan kişi yazmıştır ama robot kolunu kendi(mi?) hareket ettirmiştir onu kodlayan değil (çünkü robot onu kodlayan kişi değildir ikisi ayrı ayrı şeylerdir) nerede ve ne zaman o kolunu hareket ettireceğini de kodlamıştır yani robot hiç bir şey yapmıyor(mu?) esasında kısaca kodları fiiliyata dönüşüyor

Belki ileride çok iyi algoritmalarla kodlanmış robotlar bizler gibi olacak alternatif seçeneklerden kendi istediğini seçecek özgür iradesi olacak ama bizim özgür irademiz var mı ve robotlara bunu yapabilir miyiz bilmiyorum.

Bizde robot muyuz?

Ağacın elmasının ne zaman ve nerede, nasıl olacağını tanrı nasıl yapıyor?

Sorduğun soruya göre cevaplamaya çalışıyorum çok saçma şeyler yapıyorum ama mesela arabayı çalıştırıyoruz motoru kendi dönüyor ama biz gaza basıyoruz vites değiştiriyoruz falan...

Belki o böyle istemiştir.

tanrı nedir? = BİLMİYORUZ

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
150
Alper Alper
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
(sade bir anlatım olursa çok memnun kalırım teşekkürler)
Puan Ver
0
Puan Ver
245
Murat Yılmaz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yaratılışçı görüşün sık sık Behe'den alıntı yaptığını görüyoruz. Acaba Behe'nin evrim görüşünü Darwinizmden ayıran nedir? Ayrıntılarda mı temelden mi?
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Anıl Ketenci
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yarasalar bir memeli ama nasıl uçabiliyorlar ? Yıllar içinde hangi ortak canlıdan ayrılmışlar ve neye adapte olmuşlar merak ediyorum
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Onur
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Aslında crispr ve bazı bebeklerin bile bazı geninin değiştiğini bu sitede okudum, çok güzel yazılardı. Virüsler için de aynısı mümkün mü?
Puan Ver
1
Puan Ver
245
Murat Yılmaz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Tür içi evrim reddedilemez çünkü açıktır. Ancak türler arası geçiş ve türlerin ortak atadan geldiğini savunan makro evrim ispatlanamaz iddiası...
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Yazının video hali için: https://youtu.be/vx1SLKZL5Ls

Konuyu anlamak için, size şunu soralım: Bize Dünya'nın döndüğüne dair gözlenebilir bir kanıt sunabilir misiniz? Hadi ama, hemen şimdi! Gösteremiyor musunuz? Güneş'e mi işaret edeceksiniz? Ya Güneş, Dünya'nın etrafında dönüyorsa... Ne bileceğiz?

Peki, kıtaların hareketinin gözlenebilir bir kanıtını sunun! Hadi, bekliyoruz! Jeolojik kayıtlardan, kıtaların birbirine bakan taraflarındaki fosillerin örtüşmesinden, uydulardan çekilen uzun dönem fotoğraflardan mı söz edeceksiniz? Üzgünüz, bunlar gözlenebilir kanıtlar değiller. Ya eskiye aitler, ya da uydurma fotoğraflar olabilirler.

Peki, iklim değişikliğinin kanıtlarını gösterin? Hani, dışarı bakıyoruz, iklim değişmiyor? Buzulların merkezinde hapsolmuş oksijen izotoplarından mı bahsedeceksiniz? Fosil polenlerden mi? Göl ve okyanus birikintilerinden elde edilen kanıtlardan mı? Üzgünüz, onlar milyonlarca yıl öncesine ait, yani gözlenebilir değiller.

Peki, bir yıldızın oluşumunun gözlenebilir bir kanıtını sunun... Sonuçta yıldızların süpernova sonucunda oluşan bulutsulardan arta kalanlar olduğunu iddia ediyorsunuz. Hadi, nerede kanıtınız? Teleskoptan bakacağız da, milyonlarca yıl öncesinin ışığını göreceğiz de... Büyük Patlama'ya da kanıtınız, milyonlarca yıl öncesinden kalma radyasyondur kesin. Reziller, bilim dedikleri şeye bak!

Ne yaptığımızı (daha doğrusu yaptıklarını) görüyor musunuz? Bilimin "gözlenebilir ve test edilebilir olmasıyla" ilgili temel ilkesini kullanıyoruz, evet. Ama bu "gözlenebilirliği", şu anda, anlık olarak gözleyebileceğimiz şeylerle kısıtlıyoruz. Test edilebilirliği de, sadece şu anda olup biteni test etmekle sınırlandırıyoruz. Böylece tek bir hamleyle jeolojiyi, kozmolojiyi, kuantum fiziğini, iklimbilimi, paleobiyolojiyi, minerolojiyi ve daha nice bilimi silip atmış olduk.

Neden? Çünkü bu bilim dallarında, örneğin kütleçekiminin etkilerini gözlemek istediğimde yaptığımız gibi, anlık olarak bir topu yere bırakıp da düştüğünü göremiyoruz. Demek ki bunların hiçbiri kanıt değil! Bilimlerin yarısı çöpe gitti!

Böyle bir şey elbette ki söz konusu değil. Evrim, popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içerisindeki değişimi olarak tanımlanmaktadır. Yani tanımı, bir türün diğerine dönüşmesi değildir. Ancak popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içerisindeki değişimi, uzun vadede türlerin yeni türlere evrimleşmesiyle de sonuçlanır, evet. Ancak bu tip bir makroevrim, tanımı gereği uzun zaman dilimlerinde olan bir süreçtir. Tıpkı yıldız ve galaksilerin oluşumu gibi... Diğer kozmolojik olayların uzun zaman dilimlerinde gerçekleşmesi gibi.... Tıpkı iklim değişikliğinin, kıtaların hareketinin, astronomik cisimlerin hareketinin aşırı uzun zaman dilimlerine yayıldığında net bir şekilde gözlenebilmesi gibi... Ancak örneğin birkaç gün boyunca Dünya'nın Güneş'e ve diğer yıldızlara göre olan konumunu bir teleskopla takip edecek olursanız, yörüngesinin ufak bir kısmını gözleyebilirsiniz. Bu demek değil ki yörüngenin tamamını bilemeyiz. Sadece çok uzun zaman dilimlerinde gözlemeniz gerekmektedir.

Dolayısıyla size "Evrime gözlenebilir tek bir kanıt sunabilir misiniz?" diye sorulduğunda, fosil kayıtlarından, genlerden, laboratuvar deneylerinden, doğadaki gözlemlerden örnekler vermenizde hiçbir sakınca yok. Yani verdiğiniz cevap doğru! Karşı taraf, sözcüklerin anlamlarını değiştirip, gerçeklerin içini boşaltarak sahtekarlık yapıyor. Ya da bir laboratuvar deneyinde ya da doğa gözleminde bir türün diğerine dönüşmüyor olması, evrimin olmadığı anlamına gelmiyor.

Kıtaları uyduyla gözlerken de 2-3 santimetrelik hareket görüyoruz. Hiçbir zaman kıtaların bundan 200 milyon yıl önce Pangaea denen tek bir kıta olduğunu uydu verilerine bakarak görmeyeceğiz. Bu konuda daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Benzer şekilde, bundan 10 milyon yıl sonraki kıta konumlarını da, 10 milyon yıllık bir gözlem haricinde doğrudan bilmenin bir yolu yok. Ya da bundan 20 milyon yıl öncesinin ikliminin neye benzediğini... Ya da Samanyolu Galaksisi oluşurken tam olarak olan her şeyi...

Zaten bilim, işte burada devreye giriyor. Zeki ve çalışkan insanlar tarafından sürdürülen analizler sayesinde, bugünkü ufak değişimlere bakarak, doğadan ve laboratuvarlarımızdan elde ettiğimiz verileri inceleyerek, geçmişe ve geleceğe dair çok isabetli tespitlerde bulunabiliyoruz.

Daha önceden ele aldığımız üniformitaryanizm ilkesi çerçevesinde, günümüzde gözlediğimiz doğa yasalarının, milyonlarca yıl önce de bu şekilde olduğunu, milyonlarca yıl sonra da bu şekilde olacağını öngörüyoruz. Şu anda topu bıraktığımızda yere düşüyor. 200 milyon yıl öncesine gidip topu bıraksanız da yine yere düşecekti. Çünkü bu tip yasalar, Evren'in dokusundan kaynaklanan doğa yasalarıdır. Evren'in dokusu ve yapısı değişmedikçe, bu yasalar da değişmeyecektir.

Evrimi laboratuvarda şu anda gözleyebiliyoruz. Bakteriler, yepyeni özellikler kazanıyor. 2012 senesinde Minnesota Üniversitesi'ndeki bir laboratuvarda, tek hücreli maya mantarları yapay seçilim yoluyla olan evrim sayesinde çok hücreli yapılara evrimleşti! Hem de sadece 60 günde! Bu tip yepyeni özellikler, uzun vadede bir araya gelerek yepyeni canlı türlerini yaratmak zorundadır; çünkü canlı türleri ve çeşitleri, birbirinden genetik, ekolojik ve eşeysel gibi çeşitli biçimlerde ayrılan canlılar olarak tanımlanırlar. Yeterince özellik bir bakteri türü üzerinde ufak ufak ama kademeli bir biçimde biriktiğinde, yeni bir canlı türü türleşmiş olacaktır. Çünkü o yeni özelliklerle donanmış canlı, deneyin başlangıcındaki atasından genetik, ekolojik ve eşeysel olarak farklı yapıda olacaktır. Bu yüzden laboratuvar deneylerinde gözlediğimiz değişiklikler, evrimin gözlenebilir kanıtlarıdır.

Benzer şekilde... Doğaya bakıp, hem günümüzde süregelen evrimsel değişimleri görebiliyoruz, hem de geçmişte olanları... Örneğin dikensırtlı balıklar, gölün farklı bölgelerinde farklı balık türlerine evrimleşiyorlar. Galapagos Adaları'ndaki ispinozlar, bundan milyonlarca yıl önce farklı kuş türlerine evrimleştiler. Fosil kayıtlarına bakıp, balinaların karasal memelilerden nasıl evrimleştiğini tespit edebiliyoruz. Aynı zamanda balinaların iskeletlerine bakarak, bu evrimin izlerini halen vücutlarında bir damga gibi taşıdıklarını görüyoruz. İnsanın genlerine bakıyoruz ve 48 kromozomlu atalarından kalma izleri sentromerlerinde görebiliyoruz. Canlıların davranışlarına, fizyolojilerine, anatomilerine, genlerine, fosil kayıtlarına bakıyoruz ve bu farklı kanıt tipleri, aynı tarihi, bambaşka açılardan doğruluyor. Eğer ki bu kadar farklı açıdan, her seferinde aynı sonuca ulaşamıyor olsaydık, belki de tekil benzerlikler yüzeysel kalacaktı. Ancak daha önceden de işlediğimiz üzere, bu benzerlikler yüzeysel değil! Tutarlı ve birbirini bütünleyen bir biçimde...

Hatta tüm bunları geçtik, canlıların vücutlarına bakıp da görebileceğiniz her bir özellik, evrimin gözlenebilir birer kanıtıdır! Zira, örneğin bundan 375 milyon yıl önceki atalarınızda görülen 5, 6 ve 7 parmaklılık arasından 5 parmaklılık seçilmemiş olsaydı, bugün bir elinizde 5 parmağınız olmayacaktı. Tıpkı tüm karasal omurgalı kuzenlerinizde olduğu gibi... Ancak amfibilerde, balıklarda veya bitkiler gibi diğer alemlerde bu özelliğe rastlamıyoruz, çünkü ortak atamız 5 parmaklılığın ortaya çıkmasından öncesine dayanıyor, sonrasına değil! Bu konuda daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Sonuç

Unutmayın! Bilim sadece şu anda, anlık olarak, sürecin bütünün bir anda gözleyebildiğiniz şeylerle ilgili değildir. Bilim, gerçekte var olanı sistemli bir şekilde gözleyerek, deneye tabi tutarak, inceleyerek ortaya çıkarma sanatıdır. Bunun metodolojisi, yüzlerce yıllık bilim tarihinde, milyonlarca bilim insanının zorlu emekleri sayesinde geliştirilmiştir. Sahip olduğumuz her şeyi, sadece telefonlarımızı, internetimizi, arabalarımızı değil, evrimsel tarihimize dair tüm bildiklerimizi bilime ve metodolojisine borçluyuz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
75
Mert Arslaner
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bu duruma östrojenin fazla olması mı neden olur? Eğer böyleyse ve feromonun 'özelliklerinin' belirlenmesinde cinsiyet hormonlarının etkisi varsa, bu duruma sahip olan bir erkeğin karşi cins üzerindeki etkisinde 'normal' olandan farklı bir durumla karşılaşılabilir mi?
Puan Ver
0
Puan Ver
103
Ertugrul Zeytin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
ve ileriki yıllardaki yabancı dildeki dersleri tam olarak anlayıp yorumlayabilecek düzeye geliniyor mu ?
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Ethem Bera Sönmez
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Birkaç yıl önce Evrim Ağacı'nın da yayınlamış olduğu bakteri evrim deneyindeki kaplarda bakteri geçişi sağlanırken nasıl antibiyotik oranı korunuyor?
Puan Ver
2
Puan Ver
855
Fırat Oğhan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Felsefeci ve filozof arasındaki fark tam olarak ne? Kime filozof denir, filozof olmak için ne yapmak gerekir?
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Oktay Cevik
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Evrim milyonlarca yıl süren bir süreç ise yumurtlamadan doğurarak üremeye geçiş nasıl olmuştur?Balinalar nedn yumurlayacak şekilde evrimleşememiştir?
Puan Ver
1
Puan Ver
130
Tarık Yıldırım
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Dünyanın şekli geoittir ve basık bir şekli vardır. Dünyanın en geniş çevresi ekvatordadır. Bu yüzden en uzak 2 nokta ekvator çizgisinde olmalıdır. Bu bilgilere dayanarak en uzak noktaların rastgele bir boylamın kestiği 2 ekvator bölgeleri arasıdındaki mesafe olmalıdır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
125
Zehra Demir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Yetişkinler için en az 7-8 saat, çocuklar için ise en az 8-9 saat uyku yeterli olacaktır, uyku hakkında farklı türde araştırmalar mevcut. Ama bir yetişkinseniz en az 7 saat uyumanızı öneririm. Eğer yaşınız küçükse de en az 8 saat uyumalısınız. Bununla ilgili Evrim Ağacının birkaç makalesi var alta bırakıyorum.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
48k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
nin evrimsel sürecinde özerk yapısı, 2. beyin tanımı açısından benzerlik söz konusu olabilir mi?
Tüm Sorular
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Rasyonellikte keyif, zihinsel berraklıkta mutluluk vardır. Özgür düşünce heyecan verici ve tatmin edicidir. Zihinsel sağlık için olmazsa olmazdır.”
Dan Barker
Geri Bildirim Gönder