Smilodon: Kılıç Dişli Kedi

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Smilodon ya da nam-ı değer kılıç dişli kedi. Kuzey Amerika'da neredeyse 2 milyon yıl hüküm sürmüş, doğasına uygun, sağlam yapılı bir etçil avcı. Varoluş hikayesi 10 binlerde sona ermiş olsa da, hakkında konuşmaktan büyük keyif alıyoruz (bana kalırsa öğlen arası çay molasında harika bir sohbet konusudur).

Günümüz aslanları ile kıyas mı yapmak istiyorsunuz? Doğrudan ataları değiller. Yaklaşık 20 milyon yıl önce ayrılmış yırtıcı memelier. Yani uzak kuzenleri. Afrika bunun için en iyi bölgelerden biri olacaktır ve 3 metre boyları, 200 kilogram ağırlıkları ile tükenmenin eşiğindeki o büyük ihtişam sahibi yırtıcılar sizi selamlayacaktır. 3 milyondan itibaren ise, 350 kilograma varabilen (bu en iri erkek aslandan yüzde 25 daha ağır olduğunu gösterir) Smilodon, selam vermeden önce düşünülmesi gereken bir diğer hayvan türüdür.

Dönemini mamutlarla, antik bizonlarla, dev tembel hayvanlarla (tembel tanıH. sapiens bakış açısı ile konmuş zırva bir tanımdır) ve diğer hayvan türleriyle paylaşıyordu.

Smilodon'un mamut dahil, birçok diğer hayvan türünü alt etmeyi başardığını düşünüyoruz. Muhtemelen kısa suratlı dev ayı ile başedebilen, yegane yırtıcı idi. Darwinci doğal seçilim cimridir, veriyorsa ''çoğu zaman'' gerektiği ve adapte olabilmesi için vermiştir. Bunun belki de kas yapısına yansıyan en ihtişamlı örnekleri arasına, en azından H. sapiens sapiens bakış açısı ile, ilk beşe girer. Çok kalın ön ayaklarının üzerinde geniş bir göğüs yükselir. Göğüsün üzerinde yer alan çok gelişkin boyun kasları, çok etkili ısırabildiğine işaret eder. Arka ayakları, ön ayaklarına kıyasla görece daha kısadır. Derisi nasıldı? Bu sorunun cevabı için günümüz türlerine bakmak ve Smilodon'un yaşadığı iklimsel coğrafi izolasyonu temel almak yeterli olacaktır. Smilodon, büyük bir ihtimalle, leke tarzında göz alıcı desenlere sahipti. Bu durumda Borneo bulutlu leoparının kendisine bir göz atmanızda fayda var diye düşünüyoruz. Kısa kuyruğuna bakarak iyi bir koşucu olmadığını söylebiliriz (hatırlayın, çitanın kuyruğunu adeta bir dümen gibi kullanışını). Bundan dolayı daha yavaş ve dolayısıyla daha iri hayvanları hedef alıyordu (başka bağlamda kayırılmış bir kısa kuyruk ve doğaya yansıyışı). Kuzey Amerika, Buzul Çağı süresince, iri diğer hayvan türleri ile doluydu. Darwinci doğal seçilimin bu bağlamdaki cömertliği, Smilodon'a kısa bir kuyruk ve güçlü kas yapısı olarak avantaj sağlamıştı. Büyük ön pençeleri ile, koşucudan çok güreşçiyi andırıyordu. 

Smilodon
Smilodon
Sideshow Collectibles

Diğer yandan günümüz aslanları sürü avı yaparlar ama leoparlar yalnız avcıdır. Güreşçi Smilodon, büyük bir ihtimalle, sürü avı yapmış olmalıdır. Bu büyük bir ihtimaldir; çünkü, elimizde kalçası çıkmış, kalçasının etrafındaki kasları parçalanmış, enfeksiyona maruz kalmış bir Smilodon fosilimiz var. Aşıklı Höyük Neolitik yerleşiminde karşılaştığımız, kafatasına açılan deliğin etrafında süreci ve iyileşmeyi tanımlayan bir yapılanma söz konusu olduğu gibi, Smilodon'da belli bir iyileşme yapılanmasına sahip olmuştur (Aşıklı Höyük kadınını iyileştiren etmenlerden biri şüphesiz aldığı destek olmuştur). Yalnızlık ölüm getirirdi ama Smilodon sürüsünden yardım almış ve belli bir süre daha yaşamayı başarmıştır. Sosyal bir diğer hayvan türü ile karşı karşıyayız. Başka bir görüş, kurtlara benzer yaşamış olabileceklerini söylüyor; yani, tek eşliliğe sadıktı ve bu onu iyileşmeye götürdü.

Smilodon'un günümüz aslanlarından ayrıldığı önemli bir konu vardır. Smilodon'un erkeği ve dişisi aynı ebatlara sahiptir.

Beslenme

Nasıl beslendiklerini iyi biliyoruz:

Smilodon'un ne yediğini iyi biliyoruz; çünkü, kemikler zift gölleri sayesinde o kadar iyi korunmuştur ki (paleontolojiye anahatları ile girişte bahsetmiştik bundan), kemiklerdeki protein hala duruyor. 

Santa Cruz Üniversitesi'nden Kena Fox-Dobbs prehistorik beslenmeyi çalışıyor. Durağan izotop yöntemini kullanıyor. Çoğunlukla at, bizon, mamut, dev tembel hayvan gibi daha yaygın otoburları yedikleri sonucunu çıkarıyor. Aslında genel olarak düşünüldüğünde, neredeyse 1 ton gelen prehistorik bir bizon, esaslı bir rakip olarak karşısına çıkmıştır. 

Alaska Üniversitesi'nden Dr Paul Matheus ise Homotheriumlar'ın (Smilodon'un bir tür akrabası), mamutlar ile beslendiğini gösterdi. Bu çalışmadan hareketle Doktor, Smilodon'un kalın derili diğer hayvan türlerini avladığını söylüyor. Unutmayın, bir Smilodon ön dişi Homotherium dişlerinden daha büyüktür ve Smilodon, Homotheriumlar'a kıyasla cüsse bakımından daha iridir.

Smilodon Dişleri

Manyetik rezonans ile tüm kafatası tarandı. Aynı yöntem günümüz aslanlarına da uygulandı. Çıkan taslak dijital ortama aktarıldı ve her ikisi de ısırık yarışına tabi tutuldu. Sonuç şaşırtıcı (bana kalırsa beklenmedik hiç değil). Sonuçta günümüz aslanlarının yarısı kadar ısırık gücüne sahip olduğu ortaya çıktı. Eh, işi sağlama almak gerekiyordu ve bunun için günümüz aslanının ısırığının gücü Smilodon'a verilmeliydi. Bu yapıldı. Sonuç: Smilodon'un çenesi kırıldı!

Kılıç tarzındaki dişler yukarıdan aşağıya doğru yapılacak bir harekette güçlü olabilir ama yandan yana harekette bunu nasıl düşünürdünüz? Büyük bir ihtimalle zayıf ve kırılgan olur derdiniz. 

Tüm bunlardan hareketle bir görüş: Önce avını yere devirdi, sonra ısırdı diyor. Ekliyorlar; Smilodon'un kalça çıkıkları buna işaret eder. Çünkü avı yıkmaya çalışmak demek, arka ayaklar üzerinde müthiş bir baskı ile dengede durmaya çalışmak demektir.

Darwinci evrim, zayıf bir çeneye ve ısırığa rağmen Similodon'a, çok kuvvetli bir boyun vermiştir. Bu boyun kasları ile dişlerini avına geçirdi ve hasar verdi. Diğer yandan günümüz kedigillerinin sahip olmadığı bir avantajı daha vardı; alt ve üst çenesini aynı anda açıp kapatabiliyordu.

Avlanma Tipi

Boyun kasları ve dişler ile çene konusunda araştırmalar sürerken bir soru yöneltildi: Smilodon dişlerini avının neresine saplıyordu? Saplıyor muydu?

Şu an için cevapların iki başlık altında yoğunlaştığını görüyoruz:

1 - Dişleri ile avının boynuna saldırıyor ve kesiyordu.

2 - Dişleri ile bağırsakları deşmeye çalışıyordu (bu durumda günümüz Afrika köpeklerini düşünün).

Görüşlere bakalım:

Görüşlerden önce Smilodon'un diş yapısına tekrar bakmakta fayda olabilir. Smilodon dişinin keskin ve tırtıklı kısmı, dişinin iç kısmında yer alıyor. Günümüz suikast bıçaklarının doğal düzeydeki benzeridir.

Idaho Doğal Tarih Müzesi'nden Dr. William Akersten, Smilodon'un alt çenesinin deriyi iyi kavrayabileceğini söylüyor. Daha sonra ise sahip olduğu üst çeneyi bunun üzerine indirirdi diye ekliyor.

Kansas Üniversitesi'nden Dr. Larry Dean Martin, bizon gibi iri hayvanların karnına saldıramazlar diyor.

Günümüzde ise birçok bilim insanı ''şu an için'' Smilodon'un gırtlağı hedef alarak saldırıya geçtiğini düşünüyor. Çünkü boyun, karna göre daha kolay ulaşılır bir bölgedir. Bu durumda ana atar damar ya da soluk borusu parçalanarak daha hızlı ölüm sağlanabilir. Kısaca boyunda daha fazla yaşamsal damar yer alır.

Dr. Frank Mendel, Smilodon ısırığını anlamak için, biyonik bir model inşa etti. Bunun için bir ineği kullandı. Karın ısırığı deneylerinden, her açıdan derin ısırık sağlanamadığı sonucu çıktı. Boyun deneyi ise, alt ve üst çene geçişinin daha kolay olduğunu gösterdi. Aslında bana kalırsa bu deney, hassasiyetin ne derece önemli olabileceğini de göstermiştir.

Neden böylesine uzun dişler?

Bu konu hakkında çalışmalar, hala, devam etmektedir. Benim şahsi kanaatim, dişlerin böyle olmasını cinsel seçilimle açıklamaya itiyor (sonuçlar bu yönde çıkarsa, hiç, şaşırmazdım). Cinsel seçilim uzun dişlileri, kıyasla daha kısa olanlara karşı kayırmış olabilir. Dişiler daha uzun dişlileri tercih etmiş olabilirler (tavus kuşu kuyruğu örneğimiz, bizi ne kadar çok yönde toparlıyor doğrusu demekten kendimi alıkoyamıyorum).

Muhtemelen oradan şu tarz sorular da yükseliyor: Smilodon ile Homo sapiens sapiens arasında herhangi bir karşılaşma yaşandı mı?

Açıkçası ben yaşanmış olacağını düşünüyorum. Ortak avlar üzerinden bir yaşam söz konusu olduğu gibi, ortak coğrafi izolasyonlar da mevcut.

10 binler ve sonları:

Dramatik yok oluşun sebebi, büyük bir ihtimalle, iklimdi. İklimsel ısınma büyük av hayvanlarını ve ormanları iyice azalttı. Smilodon'un dişlerini doğal seçilim, tavşan kovalasın diye oluşturmadı. O büyük bir avcıydı ve büyük oynamalıydı.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

Zipf Yasası: Şehir Büyüklüğü ve Kelime Kullanım Sıklığını Öngören Gizemli Yasa!

Sinapomorfi ve Türemiş Özellikler: En Yakın Balık Kuzenlerimiz Akciğerli Balıklar

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim